|
|
| REİKİ DENEYİMLERİ |
|
Reiki
deneyimleri, hemen bütün Reiki kitaplarına konu olmuş, hergün
yeni heyecanları ve mutlulukları beraberinde getiren deneyimlerdir.
Yıllardır Reiki inisieler, birbirlerine deneyimlerini büyük bir
keyifle (ve kabul etmek lazım ki biraz da şaşkınlıkla) aktarırlar.
Bu paylaşımlar müthiş keyifli ve besleyicidir. Her Reiki deneyimi
dinleyenlere yeni ufuklar, yeni görüş açıları ve yeni bilgiler
katar. Daha önce düşünülümeyen detaylar ve hayatı daha keyifli
kılacak çıkarımlar söz konusudur. Bu başlıkta
amacım forum bölümünde yazışmak üzere Reiki deneyimlerini, bu
deneyimlerden çıkan sonuç ya da soruları interaktif şekilde paylaşmaktır.
Hepimiz bu oyunda başroldeyiz. Hiç figüran yok. Herkes esas oğlan
ve esas kız olduğunu hatırlasın lütfen! Egolarımızı değil
filmin senaryosunu nasıl geliştireceğimizi konuşalım. |
|
Size minik
bir hatırlatma... Üşenmeyin
Reiki ile yaşadığınız ilginç deneyimleri bir kenara yazın. Çok
faydasını göreceğinize inanıyorum. Ben Reiki ile
tanıştığım günden bugüne birkaç deneyimimi sizlerle paylaşmak
istiyorum. |
|
-
Reiki 1. aşama
eğitimini aldığım gün eşimin elini arı sokmuştu. Büyük bir
hevesle (!) - Aynı hafta
içinde oğlumun eli kapı arasına sıkışmış ve parmakları gerçekten
çok nahoş bir manzara sergileyecek şekilde yaralanmış ve şişmişti.
Aynı gün basketbol maçı olduğu için morali de çok bozuktu. 15
dakika kadar Reiki verdiğimi ve ellerimi çektiğimde manzaraya şaşkınlıkla
baktığımı çok iyi hatırlıyorum. Neredeyse travmadan eser kalmamıştı
ve oğlum bir saat sonra sorunsuz bir şekilde maça gitti! - Bunlar gibi
onlarca olay bitkilere, yemeklere ( ! ) uyguladığımız zaman ki
inanılmaz sonuçlar birbirini izledi. Babamın yoğum bakım günleri
gerçekten mucizevi olaylara sahne oldu. Reiki uygulamaları sonucu
geldiği şifa hali hepimiz için “yine de” şaşıtıcıydı. - Hoş
deneyimler birbirini izledi, bu arada çok önemli bir ayrıntı
kendini gösteriyordu. Başkalarına
uygulanan Reiki ile alınan sonuç sanki kendimde o kadar başarılı
değildi! 17 yıllık
hekimlik evveliyatımdan dolayı başkalarına şifa kodlarımın çok
iyi harekete geçtiği ancak kendimi iyileştirebilmemle ilgili tereddütlerim
olduğunu farkettim. Kendi dişimi çekemem ya da kendime dolgu
yapamam gibi gördüm!.. Bu tereddütün çoğunuza yabancı olmadığını biliyorum. Reiki’nin “önce kendini şifalandır ki başkalarına şifa verebilecek durumda olasın” yaklaşımının farkında olsam da bu defans kolay atlatabileceğim bir şey değil gibi geliyordu İnsanoğlu’nun
en önemli zaaflarından biri güvensizlik.Özellikle kendine güvensizlik.
Güveni hep bir yerlerde aradık.Kabul etsek de, etmesek de... - Reiki ile
tanışma nedenim olan sağlık sorunlarımın şifalanabilmesi için
bu konuyu çok ama çok ciddiye almalıydım. Boyun, sırt ve bel bölgemde
var olan 12 fıtık için rutin MR (Manyetik Rezonans) tetkikleri
gerekiyordu. MR tüpünün içine ilk girdiğimde kapalı yerde kalma
korkum ( Klostrofobi ) olduğunu farkettim. Her omur seviyesinin
kontrolü için bir saati biraz geçen bir süre o tüpün içinde
kalmam gerekiyordu ve ben bir dakika bile kalamıyordum. Kaç kez
sedatif ilaçlar, refakatçiler vs nafile. Olmuyordu. Taşikardim başlıyor
ve çekim erteleniyordu. Reiki ile tanıştıktan sonra ve kendi şifa
çalışmalarımı yoğunlaştırdıktan sonra MR merkezindeki doktor
beyin sorularını hiç unutmayacağım. |
|
- Turgay bey,
ilacınızı aldınız mı? - Hayır... - Yanınızda
refakatçiniz de yok - Hayır
yok... - Nasıl
yani? - Hiç kendim
geldim ve hazırım... İnanın tüpün
içinde şarkı söylediğimi bile hatırlıyorum...( Zafer şarkısı
!...) |
|
|
Daha sonra fıtıklara
sıra geldi... Burada özellikle şunu vurgulamak istiyorum, fıtıklara
savaş açmadım. Onları dinlemeye ve ne anlatmak istediklerini öğrenmeye
çalıştım. Savaşı yıllar önce açmıştım ve hep yenilmiştim.
Daha doğrusu öyle zannetmiştim. Ağrıdan nefret etmek, beni
engellemelerinden nefret etmekle geçti yıllarım. Ama onların sağlığıma
değil, yaptığım yanlışlara engel olmak istediklerini hiç düşünmemiştim.
Şimdi onları çok seviyorum, herşeyden önce beni Reiki ile tanıştırdıkları
için... MR’larda fıtıkların
küçülmeye ve kaybolmaya başlaması benim en büyük ödülümdü.
Aslında bana beni anlattıkları için bu ödülü onlar hakediyor... -
Panik atak
yine bir dönem karşıma çıkan “sözde” düşmanım oldu. Yine
12 adet ileri derecede fıtıktan dolayı 6 ay yatalak kalmam hiç kuşkusuz
meşhur “depresyon” denen dosta ( ! ) da davetiye çıkarmıştı.
Yüksek dozda ağrı kesici iğneler ve antidepresanlarla geçen 8-10
ay... Mesleğim
olan dişhekimliğine dönmem bir yana normal sosyal ilişkileri bile
sürdürebilecek yaşam enerjisi bulamadığım zaman tanıştım
Reiki ile. ”Dibe vurma” denilebilecek bir dönemde “
denize düşen yılana sarılır” misali merhaba dedim. İnanarak,
anlayarak, bilerek dersem doğru olmaz. Hatta hiç bir ön bilgim
olmadan “ hadi bir de bunu deneyelim” düşüncesiyle 1.derece eğitimimi
aldım. Serde hekimlik olunca ha deyince inanamazdım
elbette!..Mutlaka bir defans geliştirmeliydim. Ta ki
Reiki’nin benim tıbbi geçmişime bir “antitez” olmadığını
anlayıncaya kadar. Sonra diş
hekimliğine bir katkısı olur mu, düşüncesiyle, konuyu paylaştığım
ve müsade aldığım hastalarıma müdahale öncesi ve sonrası Reiki
uyguladım. Diş hekimi
muayenehanesi geri adım atılan bir mekandır, malum!.. Müdahale öncesi
hastayı rahatlatan, stresinden uzaklaştıran sonuçları görmek
memnun ediciydi. Bir anlamda psikolojik destek olarak zaten kabul
edebileceğim bir durumdu. Ancak bir diş çekimi sonrası yara yeri
iyileşmesine katkısını yani somut bir süreci gözlemleyince bunun
sadece “ kendini iyi hissetme sanatı”’ndan ibaret olmadığını
anladım. Artık neredeyse rutin hale gelmişti, Reiki’yi dental
tedavi ile birlikte, entegre kullanmak. Bu hoş sentez, tam anlamıyla “holistik tıp” adı verilen bütünleyici tıbbın bir örneği idi. |
|
Hastamıza sadece fiziksel düzeyde değil, zihinsel ve ruhsal düzeyde de şifa desteği veriyordu. Dünyaca ünlü kalp cerrahımız Profesör Dr.Mehmet Öz’ün “sadece kalbin ameliyatını yapmak yeterli değildir, yüreğin şifası olmadan organ olarak kalp şifasından söz edemeyiz” dediği gibi. Sanki yüreği şifalandırarak bedeni şifalandırıyordu. Bu sankiler daha sonra Reiki’nin önkoşulsuz sevgi enerjisi olduğu gerçeği ile yerini sorgulamayan, egoyu doyurmaya çalışmayan doğal günlük seyirlere bıraktı. |
|
|
Bugün
itibarı ile dayanılmaz ağrılardan, depresyondan, panik ataktan,
klostrofobiden uzak Reiki’nin güven, sevgi, şefkat veren enerjisinin
desteği ile yaşamımı sürdürüyorum. Şükrediyorum... Sizlerin
Reiki deneyimlerinizi, varsa sorularınızı forum bölümüne beklediğimi
hatırlatıyor, hepinize sevgilerimi sunuyorum... Sevgi,
ışık hep sizlerle olsun... Dt.Turgay
Köyağasıoğlu |
| REİKİ BİLGİLERİNE ERİŞİM TABLOSU |
|
copyright © turgayreiki.com |