ANA SAYFA

ÖZGEÇMİŞ

KUNDALİNİ REİKİ

REİKİ

RA-SHEEBA

MELEK ÇALIŞMALARI

SİTE HARİTASI FORUM

İLETİŞİM

 
REİKİ DENEYİMLERİ

Reiki deneyimleri, hemen bütün Reiki kitaplarına konu olmuş, hergün yeni heyecanları ve mutlulukları beraberinde getiren deneyimlerdir. Yıllardır Reiki inisieler, birbirlerine deneyimlerini büyük bir keyifle (ve kabul etmek lazım ki biraz da şaşkınlıkla) aktarırlar. Bu paylaşımlar müthiş keyifli ve besleyicidir. Her Reiki deneyimi dinleyenlere yeni ufuklar, yeni görüş açıları ve yeni bilgiler katar. Daha önce düşünülümeyen detaylar ve hayatı daha keyifli kılacak çıkarımlar söz konusudur.

Bu başlıkta amacım forum bölümünde yazışmak üzere Reiki deneyimlerini, bu deneyimlerden çıkan sonuç ya da soruları interaktif şekilde paylaşmaktır. Hepimiz bu oyunda başroldeyiz. Hiç figüran yok. Herkes esas oğlan ve esas kız olduğunu hatırlasın lütfen! Egolarımızı değil filmin senaryosunu nasıl geliştireceğimizi konuşalım.  

Size minik bir hatırlatma...

Üşenmeyin Reiki ile yaşadığınız ilginç deneyimleri bir kenara yazın. Çok faydasını göreceğinize inanıyorum.

Ben Reiki ile tanıştığım günden bugüne birkaç deneyimimi sizlerle paylaşmak istiyorum.  

- Reiki 1. aşama eğitimini aldığım gün eşimin elini arı sokmuştu. Büyük bir hevesle (!) 5 dakika kadar Reiki verdiğimde sonuç bizi gerçekten “şok” etmişti. Balon gibi şişen el sanki o el değildi. Ağrısı ve şişi geçmiş, hiçbir komplikasyon olmamıştı.

- Aynı hafta içinde oğlumun eli kapı arasına sıkışmış ve parmakları gerçekten çok nahoş bir manzara sergileyecek şekilde yaralanmış ve şişmişti. Aynı gün basketbol maçı olduğu için morali de çok bozuktu. 15 dakika kadar Reiki verdiğimi ve ellerimi çektiğimde manzaraya şaşkınlıkla baktığımı çok iyi hatırlıyorum. Neredeyse travmadan eser kalmamıştı ve oğlum bir saat sonra sorunsuz bir şekilde maça gitti!

- Bunlar gibi onlarca olay bitkilere, yemeklere ( ! ) uyguladığımız zaman ki inanılmaz sonuçlar birbirini izledi. Babamın yoğum bakım günleri gerçekten mucizevi olaylara sahne oldu. Reiki uygulamaları sonucu geldiği şifa hali hepimiz için “yine de” şaşıtıcıydı.

- Hoş deneyimler birbirini izledi, bu arada çok önemli bir ayrıntı kendini gösteriyordu.

Başkalarına uygulanan Reiki ile alınan sonuç sanki kendimde o kadar başarılı değildi!

17 yıllık hekimlik evveliyatımdan dolayı başkalarına şifa kodlarımın çok iyi harekete geçtiği ancak kendimi iyileştirebilmemle ilgili tereddütlerim olduğunu farkettim. Kendi dişimi çekemem ya da kendime dolgu yapamam gibi gördüm!..

Bu tereddütün çoğunuza yabancı olmadığını biliyorum. Reiki’nin “önce kendini şifalandır ki başkalarına şifa verebilecek durumda olasın” yaklaşımının farkında olsam da bu defans kolay atlatabileceğim bir şey değil gibi geliyordu

İnsanoğlu’nun en önemli zaaflarından biri güvensizlik.Özellikle kendine güvensizlik. Güveni hep bir yerlerde aradık.Kabul etsek de, etmesek de...

- Reiki ile tanışma nedenim olan sağlık sorunlarımın şifalanabilmesi için bu konuyu çok ama çok ciddiye almalıydım. Boyun, sırt ve bel bölgemde var olan 12 fıtık için rutin MR (Manyetik Rezonans) tetkikleri gerekiyordu. MR tüpünün içine ilk girdiğimde kapalı yerde kalma korkum ( Klostrofobi ) olduğunu farkettim. Her omur seviyesinin kontrolü için bir saati biraz geçen bir süre o tüpün içinde kalmam gerekiyordu ve ben bir dakika bile kalamıyordum. Kaç kez sedatif ilaçlar, refakatçiler vs nafile. Olmuyordu. Taşikardim başlıyor ve çekim erteleniyordu. Reiki ile tanıştıktan sonra ve kendi şifa çalışmalarımı yoğunlaştırdıktan sonra MR merkezindeki doktor beyin sorularını hiç unutmayacağım.

- Turgay bey, ilacınızı aldınız mı?

- Hayır...

- Yanınızda refakatçiniz de yok

- Hayır yok...

- Nasıl yani?

- Hiç kendim geldim ve hazırım...

İnanın tüpün içinde şarkı söylediğimi bile hatırlıyorum...( Zafer şarkısı !...)  

Daha sonra fıtıklara sıra geldi... Burada özellikle şunu vurgulamak istiyorum, fıtıklara savaş açmadım. Onları dinlemeye ve ne anlatmak istediklerini öğrenmeye çalıştım. Savaşı yıllar önce açmıştım ve hep yenilmiştim. Daha doğrusu öyle zannetmiştim. Ağrıdan nefret etmek, beni engellemelerinden nefret etmekle geçti yıllarım. Ama onların sağlığıma değil, yaptığım yanlışlara engel olmak istediklerini hiç düşünmemiştim. Şimdi onları çok seviyorum, herşeyden önce beni Reiki ile tanıştırdıkları için...

MR’larda fıtıkların küçülmeye ve kaybolmaya başlaması benim en büyük ödülümdü. Aslında bana beni anlattıkları için bu ödülü onlar hakediyor...

- Panik atak yine bir dönem karşıma çıkan “sözde” düşmanım oldu. Yine 12 adet ileri derecede fıtıktan dolayı 6 ay yatalak kalmam hiç kuşkusuz meşhur “depresyon” denen dosta ( ! ) da davetiye çıkarmıştı. Yüksek dozda ağrı kesici iğneler ve antidepresanlarla geçen 8-10 ay...

Mesleğim olan dişhekimliğine dönmem bir yana normal sosyal ilişkileri bile sürdürebilecek yaşam enerjisi bulamadığım zaman tanıştım Reiki ile. ”Dibe vurma”  denilebilecek bir dönemde “ denize düşen yılana sarılır” misali merhaba dedim. İnanarak, anlayarak, bilerek dersem doğru olmaz. Hatta hiç bir ön bilgim olmadan “ hadi bir de bunu deneyelim” düşüncesiyle 1.derece eğitimimi aldım. Serde hekimlik olunca ha deyince inanamazdım elbette!..Mutlaka bir defans geliştirmeliydim.  

Ta ki Reiki’nin benim tıbbi geçmişime bir “antitez” olmadığını anlayıncaya kadar.

Sonra diş hekimliğine bir katkısı olur mu, düşüncesiyle, konuyu paylaştığım ve müsade aldığım hastalarıma müdahale öncesi ve sonrası Reiki uyguladım.

Diş hekimi muayenehanesi geri adım atılan bir mekandır, malum!.. Müdahale öncesi hastayı rahatlatan, stresinden uzaklaştıran sonuçları görmek memnun ediciydi. Bir anlamda psikolojik destek olarak zaten kabul edebileceğim bir durumdu. Ancak bir diş çekimi sonrası yara yeri iyileşmesine katkısını yani somut bir süreci gözlemleyince bunun sadece “ kendini iyi hissetme sanatı”’ndan ibaret olmadığını anladım. Artık neredeyse rutin hale gelmişti, Reiki’yi dental tedavi ile birlikte, entegre kullanmak.

Bu hoş sentez, tam anlamıyla “holistik tıp” adı verilen bütünleyici tıbbın bir örneği idi.

Hastamıza sadece fiziksel düzeyde değil, zihinsel ve  ruhsal düzeyde de şifa desteği  veriyordu. Dünyaca ünlü kalp cerrahımız Profesör Dr.Mehmet Öz’ün “sadece kalbin ameliyatını yapmak yeterli değildir, yüreğin şifası olmadan organ olarak kalp şifasından söz edemeyiz” dediği gibi. Sanki yüreği şifalandırarak bedeni şifalandırıyordu. Bu sankiler daha sonra Reiki’nin önkoşulsuz sevgi enerjisi olduğu gerçeği ile yerini sorgulamayan, egoyu doyurmaya çalışmayan doğal günlük seyirlere bıraktı.

Bugün itibarı ile dayanılmaz ağrılardan, depresyondan, panik ataktan, klostrofobiden uzak Reiki’nin güven, sevgi, şefkat veren enerjisinin desteği ile yaşamımı sürdürüyorum. Şükrediyorum...

Sizlerin Reiki deneyimlerinizi, varsa sorularınızı forum bölümüne beklediğimi hatırlatıyor, hepinize sevgilerimi sunuyorum...

Sevgi, ışık hep sizlerle olsun...

Dt.Turgay Köyağasıoğlu

REİKİ BİLGİLERİNE ERİŞİM TABLOSU
Reiki Tarihçe Doğu Geleneği Reiki Tarihçe Batı Geleneği Uygun Reiki Ortamı Reikinin Hayatımıza Aktarımı Ve Kullanımı
Reiki Eğitimleri Kendimize Şifa Uygulaması Reiki Deneyimleri
Temel Çakra Bilgisi Başkalarına Şifa Uygulaması Sorularla Reiki
 

copyright © turgayreiki.com