fantastic
25-06-2009, 23:21
Bugün doğum günüm evet ,insan böyle günlerde de hayatın anlamını daha ii anliyor , 30 yaşıma girerken hayatımın en zor yılları gibi gözükse , bazen umudum birazcıkta olsa kırılsa , arınma sürecimi bitürlü bitmez gibi gözüksede , bugun haziran ortasinda yağan dolu ve yağmur ayni gün okuduğum bir kitap , Küçük Mutluluklar - Gündelik Yaşamın Sessiz Armağanları (http://www.ilknokta.com/urun/73096/Kucuk-Mutluluklar--Gundelik-Yasamin-Sessiz-Armaganlari--Kent-Nerburn.html) (mutlaka okunmasi gereken , hayatın anlamına dair muhteşem bir kitap) ve hayatla ilgili pek çokdaha derin şey , beni herzaman yeniden umutla hayata bağlamıştır.
Gerçekten insan en zor durumdada bile olsa görmek isterse her zor durumda kendine güzel şeyler görebiliyor.Ve düşündüğüm diğer şey 5 yıldan beri makinaya bağımlı olarak yaşasam,bütün bu zorluklara rağmen hayattan ,doğadan ,kendimden , öğrendiğm herşeyin güzelliği ve hayatın kendisinin içtenliği için yeniden yaşadığım için Tanrı'ya şükrettim.Bu gerçekten önemli birşeydi.Yaşamdaki zorlukların , tartıştığım , mücadele ettiğim her olayın her kişinin benim yaşamımda önemli bir yeri , öğrendiğim çok değerli şeyler oldu.Gerçeken insanın kendiyle olan savaşı ve değişimi gerçekleştirmesi zorda olsa imkansiz değil,ve herşey hayatı kendimizi varoluşu anlamakta yatıyor:)
Bedenimi arındırken zihnimde mutlaka arındırıp , ruhumun üzerindeki gereksiz pası almam gerektiğini iyice anladım.
Ve hergün kendime bu hayattan ne öğrendiğimi soruyorum , bu bir kediden ,bir çocuktan , yada yaşlı bir adamdan olabilir.Gerçekten öğrenmek isteyene hayatta pek çok şey var , ve bu öğrenmede hiç bitmiyor :)
Bu günle ilgii olarak yine beni duygulandıran en önemli şeyin 60'ından sonra gözleri kör olan yaşlı adamla yaptığım sohbetin , sinema tutkusunun ve uzun geçen bir yaşamın ardından ,yıkılmış bedenin içinde bir sinema filminden bahsederken hala çocuk gibi gülümsemesi muhteşemdi.Casablanca, bir zamanlar amerika , pariste son tango , yaban çilekleri v.s daha pek çok filmden (http://www.time.com/time/2005/100movies/) bahsettim.
Onun için hayatın anlamı olan sinemayı izlememek dünyanın en kötü şeyiydi , ona Yeşil yol filiminde hayatında hiç sinema filmi izlememiş ve ölmeden önce tek arzusu film izlemek olan Jonn caffey'den bahsettim.Sen yine şanslısın ölmeden önce izlemen gereken neredeyse bütün filmleri izlemişsin dedim : )
http://duasfridas.files.wordpress.com/2008/05/bc420.jpg
Jonn caffey doğuştan bir şifacı, o koca kimine göre korkunç görüntüsüne rağmen,içindeki çocuk kalbini yönetmen çok iyi anlatmıştı.Ve caffey katil olmamasına ve tamamen yanlış anlaşılma üzerine idam edilmesine rağmen , hayatta gördüğü zorluklar ve insanların acısını derinde hissetmesi , bu idam kararına hiç itiraz etmeden onaylamasına yol açmış.Son bir isteği sorulduğunda ise hayatında hiç sinema izlemediğini ve bir kez olsun ölmeden izlemek istediğini söylemişti.Bu gerçekten hayata dair,filmin en önemli sahnelerinden biriydi.
Birkezdaha sinemanında aradığı şeyin varoluşun kendisi ve insandaki o hayret duygusunu uyandırmak olduğunu anladım.
Gerçekten kimine göre bazısının göremediği şeyler kimine göre çok değerli olabiliyordu.
İşte yaşlı adama dedimki ömrümde bütün filmleri izlemişsin artik , hepsi senin aklında ve istersen onları yeniden orda hatırlayabilir canlandırabirsin dedim,tabiki bunu ne kadar desemde amca hayata küsmüş , fiziksel bedenine bağlı hayatı kararmıştı.Ona ruhtan içte varolan kalp gözünden ve dış sebeblere bağlı olmayan mutlulktan birazcık bahsetsemde ona ulaşamadım,gerçekten ömür denilen şey bir anda gelip geçiyor ve maddi olan herşey biranda kaybolup insanın elinden alınabiliyordu.Bu yüzden bütün maddi şeylerden öte kişinin bu hayatta ruhunun derinliklerine dahada ii bakarak , sonsuz mutluluğu ölmeden de olsa bir nebze anlaması gerektiğini,içindeki çocuğu sürekli beslemesi gerektiğini bir kez daha anladım.
Elbetteki insan birden bire bulunduğu konumdan düşünce herşey çokdaha zor olabiliyor.
Osho bir kitabında içindeki mutlulgun dış sebeblere bağlı olmadığını , beni hapisaneyede atsanız ,elimdeki herşeyide alsanız,yine mutlu olacağından bahsetmişti.
Gerçekten bu dünyada huzuru sağlıyan bence ruh ve içerdeki mutluluktu.İnsan ne kadar kalbinin sesini dinleyebilr,onun üzerindeki kiri atabilse zaten içsel varlığına yakın olduğu için çokdaha mutlu oluyordu.Kafamızdaki günlük olaylarla ilgili bitmeyen dırdırları bir an önce kesmek gerekiyordu.
İşte uzun lafın kısası bu herne kadar hayatın maddesel boyutunu dolu dolu yaşamak gereksede , ruhumuzu sürekli beslemeyi , varoluşu daha derin bir anlayışla anlamaya çalışmayı ve hayatın anlamını maddelere , kişilere dış sebeblere bağlamamız gerektiğini,mutluluğun içten geldiğini tekrardan anladim.
Ve çoğumuzun günlük koşuşturmalarda gözden kaçırdığı bir gökyüzünün , denizin , bir ağacın rüzgarda sallanmasının , bir kuşun muhteşem sesinin , sabah sabah duyduğum çimlerin,yağmurdan sonra kokan toğrağın kokusunun bir kedinin güzelliğinin ve pek daha çok muhteşem şeyin ne kadar değerli ve kaçırılmaması gereken bir fırsat olduğunu ve eğer insan isterse her anının güzel ve anlamlı geçirebileceğini 30 yaşıma girdiğimde , çok daha ii anladım :)
Ve hayat herşeye,hertürlü zorluğuna rağmen yaşamaya değer ve anlamlıydı ,bardağın dolu tarafını görmek istersek mutlaka pek çok şeyin varolduğu kesindi, bütün herşeye,yaşamıma giren insanlara, zorluklara , sizlere herşeye teşekkurler,şükürler olsun,insanın hergunu doğum günü ve özel olabilir bence yeterki değerini bilsin :flowers:
Gerçekten insan en zor durumdada bile olsa görmek isterse her zor durumda kendine güzel şeyler görebiliyor.Ve düşündüğüm diğer şey 5 yıldan beri makinaya bağımlı olarak yaşasam,bütün bu zorluklara rağmen hayattan ,doğadan ,kendimden , öğrendiğm herşeyin güzelliği ve hayatın kendisinin içtenliği için yeniden yaşadığım için Tanrı'ya şükrettim.Bu gerçekten önemli birşeydi.Yaşamdaki zorlukların , tartıştığım , mücadele ettiğim her olayın her kişinin benim yaşamımda önemli bir yeri , öğrendiğim çok değerli şeyler oldu.Gerçeken insanın kendiyle olan savaşı ve değişimi gerçekleştirmesi zorda olsa imkansiz değil,ve herşey hayatı kendimizi varoluşu anlamakta yatıyor:)
Bedenimi arındırken zihnimde mutlaka arındırıp , ruhumun üzerindeki gereksiz pası almam gerektiğini iyice anladım.
Ve hergün kendime bu hayattan ne öğrendiğimi soruyorum , bu bir kediden ,bir çocuktan , yada yaşlı bir adamdan olabilir.Gerçekten öğrenmek isteyene hayatta pek çok şey var , ve bu öğrenmede hiç bitmiyor :)
Bu günle ilgii olarak yine beni duygulandıran en önemli şeyin 60'ından sonra gözleri kör olan yaşlı adamla yaptığım sohbetin , sinema tutkusunun ve uzun geçen bir yaşamın ardından ,yıkılmış bedenin içinde bir sinema filminden bahsederken hala çocuk gibi gülümsemesi muhteşemdi.Casablanca, bir zamanlar amerika , pariste son tango , yaban çilekleri v.s daha pek çok filmden (http://www.time.com/time/2005/100movies/) bahsettim.
Onun için hayatın anlamı olan sinemayı izlememek dünyanın en kötü şeyiydi , ona Yeşil yol filiminde hayatında hiç sinema filmi izlememiş ve ölmeden önce tek arzusu film izlemek olan Jonn caffey'den bahsettim.Sen yine şanslısın ölmeden önce izlemen gereken neredeyse bütün filmleri izlemişsin dedim : )
http://duasfridas.files.wordpress.com/2008/05/bc420.jpg
Jonn caffey doğuştan bir şifacı, o koca kimine göre korkunç görüntüsüne rağmen,içindeki çocuk kalbini yönetmen çok iyi anlatmıştı.Ve caffey katil olmamasına ve tamamen yanlış anlaşılma üzerine idam edilmesine rağmen , hayatta gördüğü zorluklar ve insanların acısını derinde hissetmesi , bu idam kararına hiç itiraz etmeden onaylamasına yol açmış.Son bir isteği sorulduğunda ise hayatında hiç sinema izlemediğini ve bir kez olsun ölmeden izlemek istediğini söylemişti.Bu gerçekten hayata dair,filmin en önemli sahnelerinden biriydi.
Birkezdaha sinemanında aradığı şeyin varoluşun kendisi ve insandaki o hayret duygusunu uyandırmak olduğunu anladım.
Gerçekten kimine göre bazısının göremediği şeyler kimine göre çok değerli olabiliyordu.
İşte yaşlı adama dedimki ömrümde bütün filmleri izlemişsin artik , hepsi senin aklında ve istersen onları yeniden orda hatırlayabilir canlandırabirsin dedim,tabiki bunu ne kadar desemde amca hayata küsmüş , fiziksel bedenine bağlı hayatı kararmıştı.Ona ruhtan içte varolan kalp gözünden ve dış sebeblere bağlı olmayan mutlulktan birazcık bahsetsemde ona ulaşamadım,gerçekten ömür denilen şey bir anda gelip geçiyor ve maddi olan herşey biranda kaybolup insanın elinden alınabiliyordu.Bu yüzden bütün maddi şeylerden öte kişinin bu hayatta ruhunun derinliklerine dahada ii bakarak , sonsuz mutluluğu ölmeden de olsa bir nebze anlaması gerektiğini,içindeki çocuğu sürekli beslemesi gerektiğini bir kez daha anladım.
Elbetteki insan birden bire bulunduğu konumdan düşünce herşey çokdaha zor olabiliyor.
Osho bir kitabında içindeki mutlulgun dış sebeblere bağlı olmadığını , beni hapisaneyede atsanız ,elimdeki herşeyide alsanız,yine mutlu olacağından bahsetmişti.
Gerçekten bu dünyada huzuru sağlıyan bence ruh ve içerdeki mutluluktu.İnsan ne kadar kalbinin sesini dinleyebilr,onun üzerindeki kiri atabilse zaten içsel varlığına yakın olduğu için çokdaha mutlu oluyordu.Kafamızdaki günlük olaylarla ilgili bitmeyen dırdırları bir an önce kesmek gerekiyordu.
İşte uzun lafın kısası bu herne kadar hayatın maddesel boyutunu dolu dolu yaşamak gereksede , ruhumuzu sürekli beslemeyi , varoluşu daha derin bir anlayışla anlamaya çalışmayı ve hayatın anlamını maddelere , kişilere dış sebeblere bağlamamız gerektiğini,mutluluğun içten geldiğini tekrardan anladim.
Ve çoğumuzun günlük koşuşturmalarda gözden kaçırdığı bir gökyüzünün , denizin , bir ağacın rüzgarda sallanmasının , bir kuşun muhteşem sesinin , sabah sabah duyduğum çimlerin,yağmurdan sonra kokan toğrağın kokusunun bir kedinin güzelliğinin ve pek daha çok muhteşem şeyin ne kadar değerli ve kaçırılmaması gereken bir fırsat olduğunu ve eğer insan isterse her anının güzel ve anlamlı geçirebileceğini 30 yaşıma girdiğimde , çok daha ii anladım :)
Ve hayat herşeye,hertürlü zorluğuna rağmen yaşamaya değer ve anlamlıydı ,bardağın dolu tarafını görmek istersek mutlaka pek çok şeyin varolduğu kesindi, bütün herşeye,yaşamıma giren insanlara, zorluklara , sizlere herşeye teşekkurler,şükürler olsun,insanın hergunu doğum günü ve özel olabilir bence yeterki değerini bilsin :flowers: