speedykoala
09-05-2009, 22:05
Michael Harner ın Şamanın Yolu isimli kıtabında anlattığı, 1960-61 yılları arasında Amozon ormanlarındaki kızılderili şamanların kendisini yolladıkları şamanik yolculuk esnasında gördüklerini burada sizinle paylaşmak istedim.
Ferhan Gürbüz ün Merilyn Bretherick ile yaptığı röpörtaj daki Aydınlanmış Ejderler ve Karanlık Ejderler hikayesiyle örtüşen bu şamanik yolculuk hikeyesi ilgi çekici.
Şamanlar tarafından bir çeşit uyuşturu kendisine verildikten bir süre sonra vizyonlar görmeye başlıyor.
Michael Harner ın yazısından alıntılar yapıyorum:
''Başımın üzerindeki donuk hatlar gittikçe parlaklaştı ve yavaş yavaş cam üzerindeki mozaik şekiller gibi birbirine dolanmaya başladı. Parlak menekşe rengi bir ışık başımın üzerinde durmadan genişleyen bir çatı oluşturdu. Bu göksel mağaranın içinde suyun sesinin gittikçe daha da arttığını duyuyor ve loş şekillerin gölge benzeri hareketler yaptığını görüyordum. Gözlerim loşluğa alıştığında, hareket eden şekiller kendilerini bir tür doğaüstü, şeytanların karnavalına dönüştürdüler. Merkezde, tüm eyleme başkanlık eden, doğrudan doğruya bana bakan, devasa, sırıtan, kocaman ağzından yağmur gibi su fışkırtan, timsah başlı bir yaratık duruyordu. ''
''Ardından, suyun hemen üzerinde bulunduğum yerden, iki garip teknenin sürüklendiğini, havada bana doğru uçtuğunu gördüm. Bu iki tekne birleşip ejderha başlı pruvası olan, viking gemilerine benzer bir gemi oluşturdu.''
''Geminin güvertesine daha yakından baktığımda, eski Mısır mezarlarına resmedilmiş insanlara benzeyen bir sürü mavi alakarga kafalı insan gördüm. ''
''Artık, ölmekte olduğuma hemen hemen emindim. Kaderimi kabullenmeye çalışırken beynimin en alt tabakası daha fazla görüntü üretmeye başladı. Bana, bu görüntüleri ölmekte olduğum için gördüğüm ve bu nedenle bu vahiyleri almamın güvenli olduğu söylendi. Bunların ölmekte olan insanlar ve ölüler için saklanan bilgiler olduğu bildirildi. Bana bu bilgileri vereni belli belirsiz farkettim: beynimin arka kısmında, omurgamla beynimin birleştiği yerde duran dev sürüngenler. Koyu karanlık derinliklerdeki bu varlıkları belli belirsiz görebiliryordum.
Ardından karşıma görsel bir manzara yansıttılar. İlk önce dünyanın milyonlarca yıl önceki, henüz yaşam başlamadan önceki halini gösterdiler. Bir okyanus, çorak bir toprak parçası ve mavi bir gökyüzü gördüm. Daha sonra gökyüzünden yüzlerce kara nokta düşmeye ve önümde uzanan çorak toprağa inmeye başladı. Aşağıya inerken bu noktaların gerçekte devasa, parlak, uçan sürüngenlere benzeyen kanatları ve balinaya benzeyen devasa gövdeleri olan siyah yaratıklar olduklarını gördüm. Uzun yolculuklarından bitkin düşmüş bir şekilde çırpınarak yere indiler ve binlerce yıl boyunca dinlendiler. Bana bir tür düşünce aktarımı yoluyla uzayın derinliklerinde bir şeyden kaçtıklarını anlattılar.
Bu yaratıklar ardından bana, varlıklarını saklamak için kendilerini farklı varlıkların ardına gizlemek için dünyadaki yaşamı nasıl başlattıklarını gösterdiler. Gözlerimin önünde, bitki ve hayvan türlerinin milyonlarca yıl süren oluşumu ve gelişimi, belli bir sırayı takip ederek ve tanımlanamayacak kadar canlı bir şekilde yeraldı. Böylece, ejderha benzeri bu yaratıkların insan da dahil olmak üzere bütün yaşam türlerinin içinde olduğunu öğrendim.(şimdi geçmişe bakarak bunların DNA ya benzediklerini söyleyebiliriz ama 1961 yılında ben, DNA lar konusunda hiçbirşey bilmiyordum.) Bana kendilerinin gerçekte hem insanlığın hemde tüm gezegenin gerçek sahipleri olduğunu söylediler. Biz insanlar, bu varlıklar için birer kap ve köleden başka birşey değildik. İşte bu nedenle benimle, benim içimden konuşuyorlardı.''
''Mavi alakarga başlı mürettabatlı gemi, yaşam gücümün tamamını çekerek yavaş yavaş, çevresinde çorak, aşınmış bir tepe bulunan geniş bir fiyorta doğru ilerlemeye başladı. Yalnızca bir iki saniye daha yaşıyacağımı biliyordum. Garip bir şekilde alakarga başlı insanlardan hiç korkmuyordum; eğer ruhumu koruyabilirlerse onu almalarında bir sakınca yoktu. Fakat, bir şekilde ruhumun yatay düzelmde kalmayabileceğini, bunun yerine bilmediğim ama hissettiğim ve korku duyduğum bir yolla ruhumun, derinlerde yaşayan ejderha benzeri yaratıklar tarafından ele geçirilebileceğinden yada yeniden ele geçirilebileceğinden korkuyordum''
Michael Harner daha sonra ayılır ve yakınlarda bir kasabada yaşayan, Amerika dan gelen hristiyan misyonerlere vizyonunda gördüğü ejderhaları anlatır:
''Onlara ağzından sular akan sürüngenden bahsederken birdenbire bakışıp İncil aldılar ve Vahiy Kitabı ndan 12. Bap ı okumaya başladılar.
VE SÜRÜNGEN AĞZINDAN BİR SEL OLARAK SULAR FIŞKIRTTI...
Bana, İncil de kullanılan sürüngen kelimesinin ejderha ve şeytan ile eşanlamlı olduğunu söylediler. Öykümü anlatmaya devam ettim. Dünya dışındaki düşmanlarından kaçmak için dünyaya gelen ve burada saklanmak üzere yere inen ejderha benzeri yaratıklara geldiğimde Bob ve Millie bir kez daha heyecanlanıp Vahiy Kitabı nın aynı bölümünden bir şey daha okumaya başladılar:
VE GÖKLERDE BİR SAVAŞ VARDI: MİKAİL VE MELEKLERİ EJDERHAYA KARŞI SAVAŞTILAR; VE EJDERHA VE MELEKLERİ SAVAŞTILAR. VE ÜSTÜN GELEMEDİLER; ARTIK MEKANLARI GÖKLERDE DE DEĞİLDİ. VE ŞEYTAN, TÜM DÜNYAYI ALDATAN YAŞLI YILAN, BÜYÜK EJDERHA GÖKLERDEN ATILDI; YANINDA MELEKLERİYLE BİRLİKTE DÜNYAYA YOLLANDI. ''
Michael Harner daha sonra kızılderili köyünde ki yaşlı kör bir şamana ejderhalardan ve onların dünyanın efendisi olduklarından söz eder ve şamanın cevabı şöyledir:
''Ah, onlar her zaman öyle söylerler. Ama aslında onlar Dış(uzaydaki) Karanlığın Efendileri nden başka birşey değillerdir.''
Vizyonda anlatılan ejderlerin siyah yaratıklar olarak tasvir edilmesi, daha sonra Harner tarafından DNA lara benzetilmesi, dünyadaki yaşamın hakimi olduklarını söylemeleri ve Ra-Sheeba nın temel görevinin dünyayı Karanlık Ejderlerin hakimiyetinden kurtarmak olarak anlatılması ve insanların DNA larını değiştiriyo olması neredeyse yüzde yüz örtüşüyor gibi.
Michael Harner, Carlos Castaneda dan sonra batı dünyasına şamanizmi anlatan ikinci insandır. Kendisi bir doktordur ve doktor şamanlığı batı dünyasına taşımıştır.
Ferhan Gürbüz ün Merilyn Bretherick ile yaptığı röpörtaj daki Aydınlanmış Ejderler ve Karanlık Ejderler hikayesiyle örtüşen bu şamanik yolculuk hikeyesi ilgi çekici.
Şamanlar tarafından bir çeşit uyuşturu kendisine verildikten bir süre sonra vizyonlar görmeye başlıyor.
Michael Harner ın yazısından alıntılar yapıyorum:
''Başımın üzerindeki donuk hatlar gittikçe parlaklaştı ve yavaş yavaş cam üzerindeki mozaik şekiller gibi birbirine dolanmaya başladı. Parlak menekşe rengi bir ışık başımın üzerinde durmadan genişleyen bir çatı oluşturdu. Bu göksel mağaranın içinde suyun sesinin gittikçe daha da arttığını duyuyor ve loş şekillerin gölge benzeri hareketler yaptığını görüyordum. Gözlerim loşluğa alıştığında, hareket eden şekiller kendilerini bir tür doğaüstü, şeytanların karnavalına dönüştürdüler. Merkezde, tüm eyleme başkanlık eden, doğrudan doğruya bana bakan, devasa, sırıtan, kocaman ağzından yağmur gibi su fışkırtan, timsah başlı bir yaratık duruyordu. ''
''Ardından, suyun hemen üzerinde bulunduğum yerden, iki garip teknenin sürüklendiğini, havada bana doğru uçtuğunu gördüm. Bu iki tekne birleşip ejderha başlı pruvası olan, viking gemilerine benzer bir gemi oluşturdu.''
''Geminin güvertesine daha yakından baktığımda, eski Mısır mezarlarına resmedilmiş insanlara benzeyen bir sürü mavi alakarga kafalı insan gördüm. ''
''Artık, ölmekte olduğuma hemen hemen emindim. Kaderimi kabullenmeye çalışırken beynimin en alt tabakası daha fazla görüntü üretmeye başladı. Bana, bu görüntüleri ölmekte olduğum için gördüğüm ve bu nedenle bu vahiyleri almamın güvenli olduğu söylendi. Bunların ölmekte olan insanlar ve ölüler için saklanan bilgiler olduğu bildirildi. Bana bu bilgileri vereni belli belirsiz farkettim: beynimin arka kısmında, omurgamla beynimin birleştiği yerde duran dev sürüngenler. Koyu karanlık derinliklerdeki bu varlıkları belli belirsiz görebiliryordum.
Ardından karşıma görsel bir manzara yansıttılar. İlk önce dünyanın milyonlarca yıl önceki, henüz yaşam başlamadan önceki halini gösterdiler. Bir okyanus, çorak bir toprak parçası ve mavi bir gökyüzü gördüm. Daha sonra gökyüzünden yüzlerce kara nokta düşmeye ve önümde uzanan çorak toprağa inmeye başladı. Aşağıya inerken bu noktaların gerçekte devasa, parlak, uçan sürüngenlere benzeyen kanatları ve balinaya benzeyen devasa gövdeleri olan siyah yaratıklar olduklarını gördüm. Uzun yolculuklarından bitkin düşmüş bir şekilde çırpınarak yere indiler ve binlerce yıl boyunca dinlendiler. Bana bir tür düşünce aktarımı yoluyla uzayın derinliklerinde bir şeyden kaçtıklarını anlattılar.
Bu yaratıklar ardından bana, varlıklarını saklamak için kendilerini farklı varlıkların ardına gizlemek için dünyadaki yaşamı nasıl başlattıklarını gösterdiler. Gözlerimin önünde, bitki ve hayvan türlerinin milyonlarca yıl süren oluşumu ve gelişimi, belli bir sırayı takip ederek ve tanımlanamayacak kadar canlı bir şekilde yeraldı. Böylece, ejderha benzeri bu yaratıkların insan da dahil olmak üzere bütün yaşam türlerinin içinde olduğunu öğrendim.(şimdi geçmişe bakarak bunların DNA ya benzediklerini söyleyebiliriz ama 1961 yılında ben, DNA lar konusunda hiçbirşey bilmiyordum.) Bana kendilerinin gerçekte hem insanlığın hemde tüm gezegenin gerçek sahipleri olduğunu söylediler. Biz insanlar, bu varlıklar için birer kap ve köleden başka birşey değildik. İşte bu nedenle benimle, benim içimden konuşuyorlardı.''
''Mavi alakarga başlı mürettabatlı gemi, yaşam gücümün tamamını çekerek yavaş yavaş, çevresinde çorak, aşınmış bir tepe bulunan geniş bir fiyorta doğru ilerlemeye başladı. Yalnızca bir iki saniye daha yaşıyacağımı biliyordum. Garip bir şekilde alakarga başlı insanlardan hiç korkmuyordum; eğer ruhumu koruyabilirlerse onu almalarında bir sakınca yoktu. Fakat, bir şekilde ruhumun yatay düzelmde kalmayabileceğini, bunun yerine bilmediğim ama hissettiğim ve korku duyduğum bir yolla ruhumun, derinlerde yaşayan ejderha benzeri yaratıklar tarafından ele geçirilebileceğinden yada yeniden ele geçirilebileceğinden korkuyordum''
Michael Harner daha sonra ayılır ve yakınlarda bir kasabada yaşayan, Amerika dan gelen hristiyan misyonerlere vizyonunda gördüğü ejderhaları anlatır:
''Onlara ağzından sular akan sürüngenden bahsederken birdenbire bakışıp İncil aldılar ve Vahiy Kitabı ndan 12. Bap ı okumaya başladılar.
VE SÜRÜNGEN AĞZINDAN BİR SEL OLARAK SULAR FIŞKIRTTI...
Bana, İncil de kullanılan sürüngen kelimesinin ejderha ve şeytan ile eşanlamlı olduğunu söylediler. Öykümü anlatmaya devam ettim. Dünya dışındaki düşmanlarından kaçmak için dünyaya gelen ve burada saklanmak üzere yere inen ejderha benzeri yaratıklara geldiğimde Bob ve Millie bir kez daha heyecanlanıp Vahiy Kitabı nın aynı bölümünden bir şey daha okumaya başladılar:
VE GÖKLERDE BİR SAVAŞ VARDI: MİKAİL VE MELEKLERİ EJDERHAYA KARŞI SAVAŞTILAR; VE EJDERHA VE MELEKLERİ SAVAŞTILAR. VE ÜSTÜN GELEMEDİLER; ARTIK MEKANLARI GÖKLERDE DE DEĞİLDİ. VE ŞEYTAN, TÜM DÜNYAYI ALDATAN YAŞLI YILAN, BÜYÜK EJDERHA GÖKLERDEN ATILDI; YANINDA MELEKLERİYLE BİRLİKTE DÜNYAYA YOLLANDI. ''
Michael Harner daha sonra kızılderili köyünde ki yaşlı kör bir şamana ejderhalardan ve onların dünyanın efendisi olduklarından söz eder ve şamanın cevabı şöyledir:
''Ah, onlar her zaman öyle söylerler. Ama aslında onlar Dış(uzaydaki) Karanlığın Efendileri nden başka birşey değillerdir.''
Vizyonda anlatılan ejderlerin siyah yaratıklar olarak tasvir edilmesi, daha sonra Harner tarafından DNA lara benzetilmesi, dünyadaki yaşamın hakimi olduklarını söylemeleri ve Ra-Sheeba nın temel görevinin dünyayı Karanlık Ejderlerin hakimiyetinden kurtarmak olarak anlatılması ve insanların DNA larını değiştiriyo olması neredeyse yüzde yüz örtüşüyor gibi.
Michael Harner, Carlos Castaneda dan sonra batı dünyasına şamanizmi anlatan ikinci insandır. Kendisi bir doktordur ve doktor şamanlığı batı dünyasına taşımıştır.