PDA

Grafik Görünüm : Sufi Dönüşü,Zen ve Tasavvuf



fantastic
08-02-2009, 00:57
Biz toplum olarak kendi kültürümüzde mevlevi semasının olmasına rağmen,kendi içimizde olan bu güzelliği sanırım yeterince anlayamadik ve batıdan doğudan çeşit çeşit meditasyonlar buluyoruz kendimize ama,aslolan özümüzü o güzelliği tam olarak göremiyoruz galiba,oysa evren belkide burdan dönüyor şimdi oturduğumuz yerden kendi içimizden : )

Geçen gün videolarda ararken öyle güzel birşey gördümki başka bir forumdada paylaşmıştım,burdada göstermek isterim,arada çalan müzikte beni benden alıyor.

Videodada anlatan kişi dönüşteki evrenle olan bağlantıdan bahsediyor,yani Tanrıdan birlik düşüncesinden tasavvuftan...

İşte toplum olarak yüzeysel olarak bildiğimiz birazda derinlemesine dalamadığımız semayı batıda da keşfetmişler ve çok güzel şekilde doğanın içinde uyguluyorlar ,gerçekten dünya dönüyor bizde döndüğümüzde manyetik bir alan oluşup ve zihin beden ruh bütünleşip evrene bağlandığını düşünüyorum.

Tabi konuyu Osho'nun Sır adlı kitabinda çok iyi şekilde açıklıyor.

Buyrun :


http://www.youtube.com/watch?v=Jeca3isOoW4 (http://www.youtube.com/watch?v=Jeca3isOoW4)

ayrıca Osho'nun Sır adlı kitabindan konuyla ilgili yazı bugun okurken önüme çıktı,hemen ordan bilgisayara aktardım,ordan alıntı yapacam buyrun, :

Sufiler Neden dans eder ?

Evet yerinde bir soru bu .Budistler sadece sessizce otururlar peki sufiler neden danseder ? Zen insanları sadece meditasyon yapar , sessizce hiçbir şey yapmaksızın ta ki bahar gelip,çimenler kendiliğinden büyüyünceye dek sessizce otururlar.
Bunlar iki farkli yoldur,çümkü dünyada iki türlü enerji vardir,Pozitif ve negatif,eril ve dişi,yin ve yang.
Zen insanları negatif enerjiyi pasif enerjiyi kullanırlar.Sufiler pozitif enerjiyi aktif yolu kullanırlar.Canlı insanlardır onlar.Meditasyonları pasiflikten değil kendinden geçmektir.

Her iki yolda aynı hedefe ulaşmanın farklı biçimleridir çünkü hedef tam ortadadır.Pozitif bir uçken,negatif bir diğer uçtur.Pozitifle negatifin ortasında bir nokta vardır,tam ortadadır ve dönüşümün gerçekleştiği,kişinin dünya ve herşeyin ötesine geçtiği Tanrı'ya adım attığı ve Tanrı olduğu yerdir burası.

Şimdiden negatif kutupta,pasif tipte olduğunu hissediyorsan,Zen'in takip edip ve pasifliğinin derinliklerine doğru ilerlemeye başlarsan,bir gün gelir,orta noktaya varırsın.Ya da aktif enerji,gençlik dolu,pozitif biri olduğunu hissediyorsan ve sessizce oturmak sana çok zor,gereksiz yere bir işkence geliyorsa,ozaman dans et,Tasavvıf yolunu takip et.

Ben sürekli,tekrar,tekrar Zen ve Tasavvuf'tan bahsediyorum ki her türlü insan buradan faydalanabilsin.Seçim yapman gerekiyor.Kendini,enerjini izleyip,ona göre seçmen gerekiyor.İkiside geçerli yollardur,ikisi de aynı hedefe gider.

Mevlana '' Ey dost ! Bu ateşten şarabı,ateşin iğnelerini iç de öyle sarhoş ol ki,Mahşer Günü uyanmayasın'' der.

http://www.ido.com.tr/uimages/semazen.jpg


Tasavvuf yolu sarhoşun,dansıyla neredeyse sarhoş olan,başka aleme taşınan dansçının yoludur.Mest olmuştur 0;dansı sarhoş edici danstır.

Derler ki Muhammed bir gün Ali'e '' Sen bendensin,bende sendenim'' demiş ve bunu duyan Ali,mest olup kendinden geçerek,elinde olmadan dans etmeye başlamış,Muhammed gibi bir adam sana '' Sen bendensin,bende sendenim'' dese daha ne yapacaksin,ALi iyi yapmış.

Ve unutma bu onun yaptığı herhangi bir şey değildi,İstem dışı oan bir şeydi.O dans etmeye başladı;dans,mest oluş halinden taşmaya başladı.


Başka bir sefer Muhammed,Cafer'e,'' Hem suret,hem huy olarak benim gibisin'' demiş.Burada da yine,Cafer vecde ederekdans etmeye başlamış.Başka ne yapabilir ki ? Muhammed'in Cafer',n gözünün içine bakması kutsal kitapların ötesindeki o aktarımı,vecd,samdhi,halini yaratmış olmalı.Bu nasıl bir coşkudur ? Nasıl dans edilmez ? Dans etmemek imkansız olurdu.Cafer'de dans etti....


Derler ki , '' Tanrı'nın mest edişi,ya da '' çekim'' sufiyi sürekli ruhani,içsel bir dans ve hareketin içinde tutar'' Dans eden sufi değildir- Tanrı onun içinde dans edip durmaktadır.O ne yapabilirki.

'' .... Ne zaman böyle ilahi bir kendinden geçiş dalgası sufinin kalbine çarpsa,onun özünün gölünde büyük dalgalar yaratır,''
O sadece bir kaptır.Sufinin dans ettiğini söylemek yanlış olur.Sufi dans ettiriliyordur.Bu onun elinde değildir;acizdir o.Birşey onun içinde akar ve fazla gelir;sonra dansıyla ,şarkısıyla dışarı taşmaya başlar.

'' Bu da onun bedenin hareket etmesine neden olur.Sufi olmayanlar bu hareketi görünce Sufi'nin dans ettiğini sanır.Aslında ilahi okyanusun dalgaları,demirsiz bir gemi olan Sufi'nin kalbini döndürüp durmaktadır.

Dışardan bakıldığında,satıhta Sufi dans ediyormuş gibi görünür.Ama o dans etmiyordur çünkü ortada dansçı yoktur.Saf danstır bu.Tanrı onu ele geçirmiştirSufi Sarhoştur.İçinde bulunduğu hal bir varolmama halidir.Demiri yoktur onun.Okyanusun dalgaları onu döndürür.Varlığı önce içten içe hareketle başlar;müthiş bir coşku uyanır içinde,sonra da bu bedenine doğru yayılmaya başlar.

Anneeta'yla yapmakta olduğun da bu;Aneeta'ya olan da bu.Sema'ya katılarak muazzam güzellikte bir şeyin parçası haline geliyorsun.Şunu hatırla:dansçıyı unut ve dansın kendin ol.

Tasavvuf yolu dansın,şarkının,kutlamanın yoludur....




Alinti : Osho ''Sır''adlı kitabından.

http://www.istanbul.edu.tr/fen/astronomy/populer/spatium/evren.5.jpg


Semayla ilgilide birkaç alinti daha yapim :

Sema insana doyuma, uyuma ve güzelliğe ulaşmanın yöntemlerini verir. Bir eğitim ve öğretim metodu içinde “insan-ı kamil” in yani ideal insanın tohumlarını atmayı amaçlamaktadır. Mevlana için önemli olan, sözü ile özü, inançlarıyla davranışları, şekli ile ruhu arasında uyum ve tutarlılık olan insanlardır. Bu insanlar kendileriyle ve kendi dışındaki her şeyle barışıktırlar. Mevlana bu yoldaki insanın gönül gözleriyle bilinçli ve sürekli olarak araştırmasını, bunlara bağlı bir şekilde geleceğe bakmasını ve hizmet etmesini beklemektedir. Bunu, ruhu uyuma kavuşturmak için şiirle, gerçek aşkı yaşatmak için musiki ile gerçek varlığa ulaşmak için Sema ile yapmaktadır. Mevlana'nın öğretisinde “Sema” yı diğer önemli ve etkili iki unsur şiir, müzik destekler.
Ezoterik felsefelerde evrende tezahür etmiş her varlık bütünün bir parçasıdır ve bütün gibi bu parçalar da aynı iradeye tabidir. Bu irade ancak gerçek bir istek yani aşkla bir form kazanır. Bu form ise zekanın ürünüdür. Mevlana ‘ya göre mikrokozmoz olan insanoğlu üç unsurdan oluşur: Ruh (öz, enerji, hareket, sema), akıl (zeka, bilgi, olgunluk…) ve aşk (duygu, şiir, musiki...) sürekli bir döngüsellik içinde bulunan makrokozmoz ile mikrokozmoz olan insanın ilişki eylemsel düzeyde sema ile kurulurken, aynı ahenk ve düzen evrenin ahenk ve uyumunu sessel düzeyde ifade eden musiki ile tamamlanır. Şiir ise aynı uyum ve ahengi sözel ifadesini taşır.



Mevlevilik konusunda en ufak bilgisi olmayan bir insan bile Sema Ayini Gösterisinin bambaşka bir dünyaya işaret ettiğini hemen sezinler.
Gerçekten de Sema Ayini, bildiğimiz, alıştığımız dünyanın ötesindeki bir gerçekliğe açılan kapıdır


Batıda Rumi olarak tanınan Mevlana , yaşadığı sürece ne bir tarikat kurmuş ne de semayı bu günkü kuralları içine sokmuştur. O , ancak vecde girdiği zaman içinden geldiği gibi , hiç bir kurala uymadan döner, raks ederdi. Sema, onun için;

“Göklere giden bir yol , göklere açılan bir kapıydı Hayattan ölüme uçuş, ölümden ölümsüzlüğe kanatlanıştı.”


Alinti


http://www.aysegulyuksel.com.tr/mevlana14.jpg

fantastic
17-03-2009, 00:51
İnsan arasa bazı bilgileri bulamazda,bazen o bilgi verilen bir kitabın içinden çıkıyor : ) Bugünlerde okuduğum Olga Kaharatidi'nin Çembere giriş romanında bütün dinlerin,öğretilerin zamanda bir kapı açarak aynı noktaya çıktığını bahsediyor,bence bu bilgi çok önemli bütün uygarlıkları , dinleri , öğretileri birbirne bağlıyor.Özellikle zamanda açılan kapının , bütün trans hallerinin çıktığı noktanın aynı olduğunu anlatmakta.Sufizm'de müzik ve danslada yapıldığından bahsediyor.

Kitabı okumanızda yarar var,gerçekten önemli bilgiler bulacağınızı düşünüyorum.


Kitapla ilgilide :


Bu kitapruhsal yolda ilerleyen her insanın mutlaka öğrenmek isteyeceği bigilerle dolu. Paula Gunn Allen


Kitabın sonundada Sufizm'den örnek veriyor ,ordan direk aktrariyorum


''Altay bölgesinin temel tanrıçası Umay ile Hintli Kali ve Budist tara gibi diğer tanrıçalar arasondaki bağlantıları görmek çok ilginçti.Bunların hepsinin de bir ve aynı olduğunu sonucuna vardım.Umay , Uma'nın içinde bedenleniyordu;eski Hindistan'ın dişi ruhu Şiva'nın Şakti'si olarak algıyı olası haline getiren ışığın gücüydü.Uma , Kalavada sisteminde ve Kalaçalra Tanra'da Kali olarak görünüyordu.

Her iki sistem de bir zaman çarkı inancına sahipti.Ayinlerin en kutsal kavramı,seçilmiş olanların Şambala'ya yada Belovadya'ya ulaşabilecekleri ve ölümsüzlüğün gizemine dokunabilecekleri zamanın köklerine doğru seromonik bir kapı açmaktı.
Aynı zamanda ruhsal çalışmaların özünü zamanı anlamanın ve idare etmenin oluşturduğu eski İran'ın Zerdüşt geleniğiyle de aralarında şaşırtıcı bir benzerlik vardı.''

Sufizim'de de son derece ilginç paralellikler var.Yıllardır bir dostum olan bay Vasiliyev ,Gurdjieff ve seleflerin çalışmalarını incelerken bir gurup araştırmacıyı yönlendirmektedir.Çok kısa bir süre önce bana Gurdijeff çalışmalarında sufi ustatlarıyla en can alıcı şekilde birleştirdiği bölümde kutsal Hurgalya ülkesini koruyan mistik kapıya geçiş olarak kullanıla zaman çarkı düşüncesini keşfettiğini bahsetti.Hurgalya adı , Belovadya'nın sufi karşılığı olarak düşünülür.

''Vasiliyev , Gurdjieff'in aynı zamanda Sufi ustalarından zaman çarkının pek çok farklı algı modeli aracılığıyla kavranıp algılanabilecek sabit bir ilkesel yasayı simgelediğini öğrendiğini söyledi.Örneğin,mandalalar üzerinde yaptığı meditasyon ile bu ysaya dokunan bir izdeş , görme duyusunun desteğiyle kalp gözünü açıyor.Özellikle Gurdijieff'in öğrettiği şekilde sema müziğini dinleyen bir izdeş de aynı mistik deneyime duyma duyusunun desteğiyle varabiliyor.Aynı düzeye,izdeşin tüm bedenini kutsal kapılara yönlendiren bir araca dönüştüren dans aracılığıyla da ulaşılabiliyor.

Olga Kaharatidi'nin Çembere Giriş Sayfa 279 - 280

Dharma Yayınları


http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/pyrtibet.jpg
Şambala : Agarta, Tibet ve Orta Asya tradisyonlarında sözü edilen, Asya’daki sıradağların içinde bulunduğu ileri sürülen efsanevi bir yer altı organizasyonuna verilen addır. Agarta konusunu kitaplarında en ayrıntılı işleyen üç yazar Saint-Yves d'Alveydre (1842 -1909), Ferdinand Ossendowsky ve René Guénon’dur. Agarta, teozoflara göre Mu ve Atlantis’ten göç eden bilim rahiplerince ya da inisiyelerce kurulmuş, sonradan gizlenme gereği görüp, dağ ve mağara içlerine çekilmiştir. Agartha,Agharta ve Agarthi olarak da yazılır. Kimileri Şambala adında Agarta'ya karşıt olarak kurulmuş, gizli bir menfi merkezin varlığını ileri sürüyorsa da, Agarta’nın Tibet tradisyonlarındaki bir diğer adı Şambala’dır (Shambalah).



Hurgalya ile ilgilide çok fazla bilgi bulamadım oda şöyle İran mistiziminde manevi yolculukların yapıldığı gök toprak yer mekan olarak geçmekte.Zamanın , dünyanın ve zihnin dışında olduğunndan bahsediliyor.

Konuyu sizde bilgilerinizle genişletirseniz ,daha da iyi bir açılım olur diye düşünüyorum, sevgilerle : )