Tunç
04-11-2004, 16:31
“Ölmemek elimizde değil ki bizim
İyi yaşamamak beni tek korkutan”
Hangimiz şu sözleri duymadı büyüklerinden?
Ne mühendisler, ne doktorlar istedi kızımı...
Ah evlendiğini bir görsem...
Tek çocuk olmaz, bir kardeşi olsa fena mı olur yani...
Ana-babalarımızın asıl söylemek istedikleri ise başka:
Beni isteyen doktor, mühendis falan yoktu, o yüzden bir marangozla evlendim
Kendi düğünümü hatırlayamıyorum bile telaştan. Bari sizinkinin tadını çıkartayım.
Biz iki çocuk yapmaya cesaret edemedik, belki siz edersiniz.
Genel kabul görmüş toplumsal değer yargıları, “iyi” nin standartları ve herşeyin “en iyisi” olma hedefi... Tüm bu değerler ve standartlar modellemesi bizim ürünümüz değil mi?
İşte pişmanlıkların ve kaygıların sorumlularından olan bu sistemler bütünü, insan yaşamında yapılması ve yapılmaması gerekenleri “4 şeritli, dümdüz bir otoban” gibi önümüze koyuveriyor. Girişleri, çıkışları, mola yerleri ve hız sınırları belli. Ama bir eksik var... Bu otobandaki çoğu aracın sürücü koltuğu boş. Eh kazalarda kaçınılmaz tabi ki..
Russel Noyes, çeşitli nedenlerle ölüme çok yaklaşan 200 kişiyi incelemiş ve bu kişilerin çoğunun yıllar sonra bile, bu deneyimlerinin bir sonucu olarak “ hayatın kısalığı ve değerli oluşuna dair güçlü bir duyguya, hayattan daha büyük bir zevk alma duygusuna, yakın çevreye karşı algının ve tepkiselliğin arttığı duygusuna, o anı yaşama ve geçen her anın tadını çıkarma yeteneğine, hayatın daha fazla farkında olma duygusuna “ sahip olduklarını belirtiyor. Bu kişilerin çoğu daha önce olduklarından daha şefkatli ve insancıl hale gelişlerini, “yaşam önceliklerini yeniden değerlendirmelerine” bağlıyor.
Yaşamında ciddi krizlerle yüzyüze gelmiş olanlarımızın, bu krizleri değişim için bir fırsat olarak kullanması gerçekten şaşırtıcı. “Bireysel Gelişimin” ta kendisi olan, kalıcı dönüşümler bunlar:
Yaşam önceliklerini yeniden düzenlemek
Özgürlük duygusu
“O” anı yaşama hissi
Değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabullenebilme
Daha derin ve kalıcı iletişim
Şikâyet etmeme
Risk almaya isteklilik
......
Pozitif değişime ön ayak olacak bu tür kişisel gelişim çabalarının, çoğunlukla ağır krizlerin ve kazaların ardından gelmesi çok düşündürücü. Oysa bireysel gelişim kararlı olarak planlanması gereken bir süreç.
İyi yaşamamak beni tek korkutan”
Hangimiz şu sözleri duymadı büyüklerinden?
Ne mühendisler, ne doktorlar istedi kızımı...
Ah evlendiğini bir görsem...
Tek çocuk olmaz, bir kardeşi olsa fena mı olur yani...
Ana-babalarımızın asıl söylemek istedikleri ise başka:
Beni isteyen doktor, mühendis falan yoktu, o yüzden bir marangozla evlendim
Kendi düğünümü hatırlayamıyorum bile telaştan. Bari sizinkinin tadını çıkartayım.
Biz iki çocuk yapmaya cesaret edemedik, belki siz edersiniz.
Genel kabul görmüş toplumsal değer yargıları, “iyi” nin standartları ve herşeyin “en iyisi” olma hedefi... Tüm bu değerler ve standartlar modellemesi bizim ürünümüz değil mi?
İşte pişmanlıkların ve kaygıların sorumlularından olan bu sistemler bütünü, insan yaşamında yapılması ve yapılmaması gerekenleri “4 şeritli, dümdüz bir otoban” gibi önümüze koyuveriyor. Girişleri, çıkışları, mola yerleri ve hız sınırları belli. Ama bir eksik var... Bu otobandaki çoğu aracın sürücü koltuğu boş. Eh kazalarda kaçınılmaz tabi ki..
Russel Noyes, çeşitli nedenlerle ölüme çok yaklaşan 200 kişiyi incelemiş ve bu kişilerin çoğunun yıllar sonra bile, bu deneyimlerinin bir sonucu olarak “ hayatın kısalığı ve değerli oluşuna dair güçlü bir duyguya, hayattan daha büyük bir zevk alma duygusuna, yakın çevreye karşı algının ve tepkiselliğin arttığı duygusuna, o anı yaşama ve geçen her anın tadını çıkarma yeteneğine, hayatın daha fazla farkında olma duygusuna “ sahip olduklarını belirtiyor. Bu kişilerin çoğu daha önce olduklarından daha şefkatli ve insancıl hale gelişlerini, “yaşam önceliklerini yeniden değerlendirmelerine” bağlıyor.
Yaşamında ciddi krizlerle yüzyüze gelmiş olanlarımızın, bu krizleri değişim için bir fırsat olarak kullanması gerçekten şaşırtıcı. “Bireysel Gelişimin” ta kendisi olan, kalıcı dönüşümler bunlar:
Yaşam önceliklerini yeniden düzenlemek
Özgürlük duygusu
“O” anı yaşama hissi
Değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabullenebilme
Daha derin ve kalıcı iletişim
Şikâyet etmeme
Risk almaya isteklilik
......
Pozitif değişime ön ayak olacak bu tür kişisel gelişim çabalarının, çoğunlukla ağır krizlerin ve kazaların ardından gelmesi çok düşündürücü. Oysa bireysel gelişim kararlı olarak planlanması gereken bir süreç.