PDA

Grafik Görünüm : bir sorum var arkadaşlar



KaRDeLeN&
09-04-2008, 08:59
merhaba arkadaşlar size bir soru sormak istedim merak ettimden :).bunu çok tandır düşünüyordum:) beni aydınlatırsanız sevinirim.şimdiden alakanıza sonsuz teşekürler .

neden meleklerin adı türkçe degilde ibranice geciyor merak ettim türkce yazsanın daha iyi anlamazmıyız:)

herşey güzel yüreklerinizin istedi gibi olsun sevgilerimle:)

LuckyCady
09-04-2008, 21:47
Sevgili Kardelen,
Sorunuzun cevabını http://www.turgayreiki.com/forum/showthread.php?t=2941&highlight=melek&page=2 linkinden bulabilirsiniz..
Sevgilerimle

KaRDeLeN&
17-04-2008, 09:43
teşekürler alakana LuckyCady ama verdin link beni tatmin etmedi .
bence ne istiyorsak önce yaradandan istemeilyiz .bence melekler sadece birer arac .önce rabimden sonra onun izniyle meleklerde istemeliyiz .yanlış hatırlamıyorsam kurandada bu geciyordu biz sizleri meleklerle koruruz .

İslâm dininde melekler, yemeyen, içmeyen, erkeklik ve dişiliği olmayan, uyumayan, günah işlemeyen, Allah'ın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren ve gözle görülmeyen varlıklar olarak nitelenmiştir. Ayrıca İslam inancında meleklerin Nur'dan yaratıldığına inanılır.

İslam dininde meleklerin iradeleri yoktur. Eylemlerini, kendi iradeleri, istekleri doğrultusunda yapmazlar. Günahsız olmalarının nedeni bu sayılmaktadır(istekleri ve iradeleri yoktur).

İslam dininde, Kur'an'da veya hadislerde meleklerin sayıları ve çeşitleri tam olarak belirtilmemiştir. Yine de bazı melek çeşitleri ve görevleri gerek Kur'an'da, gerekse hadislerde belirtilmiştir. İslam dininde özellikle dört büyük melek olarak anılan dört baş melek vardır. Bunlar: Cebrâil, Mîkâîl, İsrâfil ve Azrâîl'dir.hepimizin bildigi gibi.
nurani ruhsal varlıklardır.

meleklerin sayılarını ancak onu yaratan yüce allah billir.
Biz burada Kurân'da bildirilen

meleklerden bazılarını kısaca özetleyelim.

Hamele-i Arş: Arş-ı âlâ'yı taşıyıcı meleklerdir.

Hâffîn: Arşın çevresinde Arş-ı âlâ'yı tavaf eden
meleklerdir.

Mele-i â'lâ: Yüce ve kutsal makamlardaki
mukarreb meleklerdir.

Hazret-i Cebrail: En güçlü, en nurlu ve en
kutsal meleklerden biri olan Hazret-i Cebrail, yüce
Allah'ın emirlerini ve semavî kitapları vahiy yolu
ile peygamberlere tebliğ eder. Bunun dışında
depremler, fırtınalar, su baskınları, seller, bazı
yerlerin batması, yanardağların infilak etmesi,
yıldızlar arası olaylar ve güneşteki patlamalar,
onun görevi kapsamındadır. Allah'ın gazabına
uğrayan toplumların helak edilmesi de, onun
görevidir.

Hazret-i Mikail: En büyük ve en kutsal
meleklerden biri olan Hazret-i Mikail, bütün
canlıların yüce Allah tarafından takdir olunmuş ve
Levh-i Mahfuz'a yazılmış rızıklarının yerinde ve
zamanında oluşması için, gökteki ve yerdeki
sebepler kuralını yönlendirir.
Rızkın ana kaynağı olan suyun buhar halinde
atmosferde depolanması, sonra takdir olunan
zamanda, takdir olunan yerlere bulutlar halinde
sevk edilmesi ve takdir olunan sayı ve nitelikteki
suları yağmur, ya da kar tanecikleri şeklinde
yeryüzüne indirilmesi, Hazret-i Mikail ve onun
emrindeki meleklerin görevidir.
Hazret-i Azrail: En büyük, en güçlü ve enheybetli meleklerden biri de Hazret-i Azrail'dir ve
görevi can almaktır. İster savaş, ister deprem, ister
sel, ister trafik kazası, ister kanser, ister kalp, ister
tansiyon ve isterse aşırı yaşlılık gibi, ölüm nedeni
ne olursa olsun, takdir olunan ömrünü tamamlayan,
takdir olunan rızkını yiyen ve takdir olunan
nefeslerini tamamlayanların canını ancak Hazret-i
Azrail alır.

Hazret-i İsrafil: En büyük, en güçlü ve en kutsal
meleklerden biri de Hazret-i İsrafil'dir ve görevi iki
defa Sûr'a üfürmektir. ½u anda, ağzında Sûr ve
gözleri Arşta Sûr'a üfürmesi için, ilâhî emri
beklemektedir. Sûr'a ilk üfürüşünde, hayal
edemeyeceğimiz ölçüde çok şiddetli ve korkunç
patlamalarla yerler, gökler sarsılacak, çok şiddetli
depremler olacak, yıldızlar arası denge ve çekim
gücü bozulacak ve "Kıyamet" kopacaktır. Sûr'a
ikinci üfleyişinde, yine çok şiddetli ve korkunç
patlamalarla yerler, gökler sarsılacak, yerler ve
gökler başka maddelere dönüşecek, başka bir şekil
alacak ve yeni bir düzen kurulacak ve bütün
canlılar dirilip, mahşer yerinde toplanacak.


Cennet Melekleri: Her biri çok güzel, çok nurlu
ve çoksevimli olan Cennet meleklerinin başında
Rıdvan adında bir melek vardır.
Cehennem Melekleri: Çok heybetli, çok güçlü,
çok korkunç ve acıma duygusundan yoksun olan
Cehennem meleklerinin başında Malik adında bir
melek bulunur.

Gökyüzü Melekleri: Yedi kat göklerin tamamı,
kıyam, rüku, secde eden ve yüce Allah'ı hamd ile
tesbih eden meleklerle doludur.
Yeryüzü Melekleri: Dünyamız, her biri farklı
işlerle görevli meleklerle doludur.
Nusret Melekleri: Yüce Allah'ın dinini
yeryüzüne hâkim kılmanın dışında bir amacı
bulunmayan ve yüce Allah için savaşan İslâm
ordularına yardım için gelen meleklerdir.
Katip Melekler: Sağ omzumuzdaki sevapları ve
sol omzumuzdaki günahları yazan iki yazıcı
meleklerdir.

KaRDeLeN&
17-04-2008, 09:47
Münker ve Nekir Melekleri: Kabre
konduğumuzda bizi sorgulayacak olan iki sorgu
meleğidir.
Ayrıca, yüce Allah'ın izni ile bizi cinlerden ve
zararlı varlıklardan koruyan muhafız melekler ve
kalplerimize iyiliği emreden ilham meleklerinden,
ana rahmine düşen ve takdir-i ilâhîde canlı bebek
olarak dünyaya gelmesi mukadder olan nutfe'yi
gözetip koruyan meleklere kadar bütün âlemler,
sayılarını ancak yüce Allah'ın bildiği meleklerle
doludur.
Bütün âlemler ve çevremiz meleklerle dolu
olduğu halde neden onları göremiyoruz? Yüce
Allah yarattığı varlıkların anatomik ve fiziksel
yapılarını görme, işitme ve koku alma gibi
duyularını, güç ve yeteneklerini, yaşam koşullarına
uyum sağlayabilecek ölçüde, sınırlı
yaratmıştır.Hiçbir varlığın duyu organları, güç ve
yetenekleri sınırsız değildir. Çünkü, sonsuzluk ve
sınırsızlık sıfatları (özellikleri) yalnızca yüce
Allah'a aittir.
Diğer yandan cüz kül'e (parça bütüne) tabidir.
Madde âleminin bir parçası olan bedensel yapımız
ve duyu organlarımız, madde âlemindeki dengedüzen
kanunlarına tâbi olup, madde ötesi âlemlere
uzantısı olmadığından, madde ötesi ruhsal varlıklar
olan melekleri göremediğimiz gibi, iç içe birlikte
yaşadığımız ve aslımız, özümüz, gerçek ve kalıcı
kişiliğimiz olan ruhlarımızı da, madde ötesi
varlıklar oldukları için göremiyoruz.
Çok önemli bir gerçeği de hatırlatalım!..
Meleklere iman, imanın temel ilkelerinden biri ve
yüce Allah'a imandan sonra, imanın ikinci temel
ilkesidir. Bu fani dünya imtihan alanıdır ve iman
gaybî (gizli)dir.
Eğer melekleri açıkça görebilsek ve onlarla
konuşup sohbet etsek, imanın gizlilik ilkesi gider,
imtihanın anlamı kalmaz ve dünya-âhiret dengesi
bozulur. Bazı sapıkların, "görmediğime inanmam"
sözü, iman açısından geçersiz olduğu gibi, bilimsel
açıdan da geçersizdir. Soluduğumuz havada,
içtiğimiz sularda, yediğimiz gıdalarda, derimizde,
saçlarımızın, kıllarımızın ve tırnaklarımızın
diplerinde zararlı ya da zararsız milyarlarca
mikrobun bulunduğu bilimsel açıdan
kanıtlanmıştır.
Ayrıca, balıklar denizde yüzdüğü gibi, bizler de
oksijen gazının içinde yüzüyoruz, sürekli
soluyoruz. Ancak rengi, kokusu ve tadı olmadığı
için, göremiyoruz, kokusunu duyamıyoruz ve
tadını algılayamıyoruz. Madde âleminin bir parçası
olan bedensel yapımızdaki görme duyumuz,
gözlerimizle, madde âlemindeki atom ve mikrop
gibi küçücük varlıkları ve renksiz gazları
göremediğimiz açık ve net birşekilde ortada iken,
"görmediğime inanmam" sözü, sapıklığın da
ötesinde küfr-ü inadî denilen bir çeşit inkarcılıktır.
Yaratıldıkları andan kıyamete kadar yeme,
içme, barınma, giyinme, yuva kurma, eşya edinme,
evlenme, çoluk çocuk yetiştirme ve
düşmanlarından korunmak için savunma önlemi
alma gibi, kişisel hiçbir sorunları bulunmayan
meleklerin, kıyamet sonrası için de, ne Cehennem
endişeleri ne de Cennet beklentileri vardır. Çünkü
nurdan yaratılan melekleri Cehennem ateşi
yakamadığı gibi, Cennet nimetleri de tatmin
edemez.
Yalnızca ilâhî feyizler ve ruhsal zevklerle
tatmin olabilen ve bunun dışında hiçbir beklentileri
olmayan melekler, yüce Allah'ın emirlerini anında
yerine getirir, ibadetlerini devamlı ve düzenli bir
şekilde yapar ve bizim havayı solumamız gibi,
sürekli yüce Allah'ı hamd ile tesbih (zikir) ederler.
kaynak=melek ve insan kitapından=ahmet tomur

KaRDeLeN&
17-04-2008, 09:57
DAHA AYRINTILI BİLGİ EDİNMEK İSTEYENLER
BURDAN .MELEK VE İNSAN KİTAPINI İNDİRE BİLİRLER SEVGİLERİMLE
HERŞEY GÜZEL YÜREKLERİNİZİN İSTEDİ GİBİ OLSUN

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Nymphe
17-04-2008, 10:23
Sevgili Kardelen&;

Ben de sizin mesajınızı, Türkçe olmadığı için anlamakta zorluk çektim. :(

Hepimiz alışkanlığımız veya öğrendiğimiz şekilde dillendiriyoruz.

Katkınızla arapça isimlerini ve bilgilerini de öğrenmiş olduk. Artık arapça veya ibranice terminoloji kullanıldığında birbirimizin ifadelerini anlayacağız. Teşekkürler.

Tunç
17-04-2008, 10:30
DAHA AYRINTILI BİLGİ EDİNMEK İSTEYENLER
BURDAN .MELEK VE İNSAN KİTAPINI İNDİRE BİLİRLER SEVGİLERİMLE
HERŞEY GÜZEL YÜREKLERİNİZİN İSTEDİ GİBİ OLSUN

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx


Forum Kuralları Madde 18: Forum içerisinde illegal oyun, film, mp3, warez, crack, telif haklı eser vermek, bu tür içeriklerin bulunduğu sitelere link vermek ve konu olarak açmak kesinlikle yasaktır ! (PM dahil)

Link kaldırılmıştır.

Arzu edenler kitabı satın alabilirler.

suefsun
18-04-2008, 08:30
Gülümseyerek okudum "meleklerin tarihi insanlardan eski" ve bu eski tarihleri ile nede muhteşem varlıklar şuna katılmam mümkün değil MELEKLER iradesiz varlıklar değillerdir. öyle olsalardı sevgili tercih yapmaları gereken olaylar yaşamazlardı. Ve Bunlar bize aktarılmazdı. Rafine edebilme kabiliyeti de her insan da var diye düşünüyorum bilgi inciden de kıymetli. İsimlerin İbranice olmasının nedeninin sorulmasına ikinci kez tanık oluyorum. Dünya da birçok farklı dilde aynı meleklerden haberdar olan insanlar varken bu rahatsızlılığın sebebini anlayabilmem oldukça zor KENDİ adıma.
"görmediğime inanmam" sözü, sapıklığın da
ötesinde küfr-ü inadî denilen bir çeşit inkarcılıktır."
yazarın kanaatidir.Bu satırı okuduğumda yazarın tehtidi ve hakareti ile karşı karşıya hissettim kendimi sanki bir suç işlemişim gibi .
"Yaratıldıkları andan kıyamete kadar yeme,
içme, barınma, giyinme, yuva kurma, eşya edinme,
evlenme, çoluk çocuk yetiştirme ve
düşmanlarından korunmak için savunma önlemi
alma gibi, kişisel hiçbir sorunları bulunmayan
meleklerin, kıyamet sonrası için de, ne Cehennem
endişeleri ne de Cennet beklentileri vardır. Çünkü
nurdan yaratılan melekleri Cehennem ateşi
yakamadığı gibi, Cennet nimetleri de tatmin
edemez."
İradesi olmayan bu varlıkların emrolanı yaptıklarına göre neden Melek lik rütbesinden düşen melek var o zaman. Kişisel sorunu olmayan bir varlık nasıl tercih yapabilir seçim yapabilir? Sevgiyle kalın.

KaRDeLeN&
19-04-2008, 11:19
merhaba suefsun umarım iyisindir.
(İsimlerin İbranice olmasının nedeninin sorulmasına ikinci kez tanık oluyorum.)
demisiniz ya benim demek istedim her dilde tabi vardır melekler.cünkü kainattı yaratan rabim her yerde herkesi görmekte .herkese rızık vermede ve melekleriyle bize yardım etmede bizi yönlendirmede .dogruyu bulmamız için bizlerle konuşmakta ben sadece kendi dilimizde söylense daha iyi olmazmı diye düşündüm neden ibranice tabiki her yerde melekler bulunmakta biz onları göremesekte onlar bizleri görmekte ve yardım etmekte biz istedimiz mütdetce

"Yeryüzünde hareket eden bütün canlıların
rızkı, ancak Allah'a aittir. Ve o 'Allah' ki, onların
sürekli barınacakları yerleri de, geçici olarak
kalacakları yerleri de bilir. Bunların hepsi Kitab-ı
Mübin'dedir (Levh-i Mahfuz'dadır)." (Hûd, 1)
Bu âyet-i kerimeye baktığımızda!...
Ruhsal açıdan meleklerle eşit konumda olan
insan, bedensel açıdan madde âleminin bir parçası
olacağından ve madde âleminde parça bütüne tâbi
olduğu gibi, insan da madde âlemindeki kurallara
tabi olacağından...
madde ötesi ruhsal varlıklar
olan melekleri göremediğimiz gibi, iç içe birlikte
yaşadığımız ve aslımız, özümüz, gerçek ve kalıcı
kişiliğimiz olan ruhlarımızı da, madde ötesi
varlıklar oldukları için göremiyoruz.

insan made aleminden soyutlaştıkca ruhsal alame yaklaştıkca .
ruhsal varlıkları görme hissetme oluyor tabi nefsi muhtalifiye ulaşınca .
saygılarımla

suefsun
19-04-2008, 12:05
:flowers:Sevgili Kardelen Levh-i Mahfuz'dan haberdar olmak iman etmek ayrı sanki Lev-i Mahfuz'dan sanki ordan birşeyler okuyabiliyormuş gibi anlatmak çok ayrı. Melekler 'le insanoğlunun fiziki farklılığının olduğunun kavaramayacak bir zaman dilimde olmadığımız farkındalığı ise apayrı. Meleklerinde sadece ruhsal varlıklar olduğu bilgisi insanoğlunda kesin değildir diye düşünmekteyim. Ruhsal boyutlarını bizden daha iyi kullandıklarını varsayıyorum.Sizin yazılarınız doğrutulsunda zihimden geçen şu sözleride söylemeden edemeyeceğim 'bizim alemimizde bu kadar rahat dolaşan bu varlıkların aleminde bende rahatca dolaşabilirim'
Cehennem ateşi
yakamadığı gibi, Cennet nimetleri de tatmin
edemez. sizin yazınızdan kopyaladığım bu satırlar üzgünüm ama öyle olması gerektiğine inanan bir insanın yorumu olarak geliyor bana. Açıkcası Allah adına yapılmış yorumlar olarak geliyor.
Bilirsiniz ki Levh-i Mahfuz dan bilgi çalınması, değiştirilmesi, mümkün değildir. Hatta ve hatta bu bilgilerin gölgesinden dahi geçemeyecek varlıklardan üstüne basa basa ifade edilmektedir. Ve bu ifadeler yerine insanoğluna Allah adına ikinci anlamları taşıyacak bir yığın kelimeler kullanılmaktadır. yazının en az bir kaç satırında karşılaştığım bu durumu ifade edebilmeye çalıştım.Sevgiyle kalın.

aspirin
19-04-2008, 13:21
1. Forum'da siyasi içerikli yazı, siyasi propaganda , dini ve etnik köken içerikli mesajlar, majik konular, genel ahlaka aykırı küfürlü yazı, argo kabul edilen yazılar , hakaret benzeri yazılar yazılamaz. Aynı şekilde, başka bir forum katılımcısını yada üçüncü bir şahsı küçültücü veya hakaret edici yazı yazılamaz. (PM dahil)

14. Kişisel tartışma şekline dönüşen konular derhal kapatılır. Kapatılan konuların devamı veya cevabı mahiyetinde konu açılması kesinlikle yasaktır.



İlgili kurallara ihlal görüldüğü için konu kapatılmıştır.