hutame
02-07-2005, 07:45
Kyoto, Bush’a göre yeterince bilimsel değil
ABD Başkanı George Bush, küresel ısınmanın insan eliyle gerçekleştiğine dair kanıt olmadığı gerekçesiyle Kyoto Protokolü’ne imza atmayacaklarını yineledi.
ASSOCIATED PRESS
KOPENH AG - Danimarka’da bir televizyon kanalına demeç veren ABD Başkanı George W. Bush, Kyoto Protokolü’ne imza atması durumunda ABD ekonomisinin “büyük yara” alacağını, bu nedenle sözleşmeden çıktıklarını söyledi. Bush, “Çin ve Hindistan gibi esas kirleticileri kapsamayan bir anlaşmaya inanarak imza atmam mümkün değildi” sözleriyle Protokolü eleştirdi.
Bush, Kyoto Protokolü ile ilgili eleştirilerini dile getirdiği programda, küresel ısınmanın insan eliyle gerçekleştiğinin bilimsel olarak kanıtlanamadığını ve bu kanıtlanana dek imza atmayacaklarını ifade etti. Bush, Çin ve Hindistan’ı kapsamayan Kyoto Protokolü uğruna, ABD ekonomisine zarar vermeyi kabul etmeyeceğini vurguladı. Dünyanın en büyük ekonomisi ABD, aynı zamanda dünyanın en büyük kirleticisi konumunda.
Bush ayrıca, Körfez petrolüne bağımlılıktan kurtulmayı “en önemli ulusal çıkar meselesi” olarak niteleyerek, Irak savaşına girmelerinin “bu temelde haklı” olduğunu ileri sürdü.
İngiliz Başbakanı Tony Blair, İskoçya’da yapılacak olan G-8 Zirvesi’nde çevre sorunlarını ve özellikle de Kyoto Protokolü’nü masaya yatırmayı planlıyor. Blair, bu toplantıyla ilgili yaptığı bir başka açıklamada, Başkan Bush’un Kyoto’ya ikna olmamakta direndiğini söylemişti.
Küresel ısınma denizleri kurutacak
Küresel ısınmanın yol açtığı okyanuslardaki asitlenme, denizlerde yaşayan bir çok canlının sonunu getirecek. Asitlenme, 2100’de denizleri milyonlarca yıl öncesinin yaşam koşullarına geri götürecek.
NTV-MSNBC VE AJANSLAR
LONDRA - İngiliz Kraliyet Cemiyeti tarafından yaptırılan bilimsel çalışma, artan karbon dioksit seviyesinin, okyanusları geri dönülemez bir şekilde asitlendirdiği gösteriyor. Rapora göre, son 250 yılda insanoğlunun atmosfere saldığı CO2’nin yarısını dünya denizleri emdi. Bunun sonucunda dünya denizlerinde pH seviyesi 0.1 birim düştü. Küresel ısınma sürerse, 2100 yılında pH seviyesi 0.5 birim daha düşecek. Bu süreç, denizlerdeki yaşam koşullarının, yüzmilyonlarca yıl öncesine geri dönüşü demek.
Asitlenmenin düşündürücü tarafı, sürecin geri döndürülemeyecek olması; bilim insanları denizlerin Endüstri Devrimi öncesine dönebilmesi için, on binlerce yıl geçmesi gerekeceğini belirtiyor. Uzmanlar, denizlerin kendi kendini onarabilmesi için ise, tek yolun CO2 emisyonlarının düşmesi olduğunu yineliyor.
Uzmanlar, denizlerdeki asitlenmeyi küresel ısınmanın “sudaki muadili” olarak değerlendiriyor.
Raporun öngördüğü gibi pH seviyesinin toplamda 0.6 birim düşmesi durumunda, dünya denizlerinde son birkaç yüzyıldır hiç var olmamış yaşam koşullarına geri dönüş yaşanacak. Dünya denizlerinde ortalama pH seviyesi halen 8.2 civarında. Kimyada pH seviyesi 1 (asitli) ile 14 (alkalin) arasında değişiyor.
BESİN ZİNCİRİ DARBE YİYECEK
Asit seviyesinin yükselmesi ertesi gün balık ölümleri olacak demek değil. Bilim insanları, okyanus sularındaki asit seviyesinin yükselmesinin sonuçlarının gerçekleşmesinin birkaç yüzyıl süreceğini vurguluyor.
Yeryüzündeki tüm canlı yaşamını destekleyen dünya denizlerinin asitlenmesi, ilk etapta mercanları kemirmeye başlayacak. Asit oranının yükseldiği bir ortamda, mercanların kalsiyum karbonatlı kabukları eskisi kadar sertleşemeyecek ve bu canlılar beslenemeyecekler. Bunları yiyerek beslenen balıklar ise, besinsiz kalacak.
KÜRESEL ISINMAYI TETİKLEYECEK
Yükselen CO2 seviyesi balıklar ve deniz kabuklularının solunumunu ve üremesini de zorlaştıracak. Denizler 1750’den bu yana insanoğlunun atmosfere saldığı karbon dioksidin yaklaşık yüzde 50’sini emdi. Asit seviyesinin yükselmesiyle denizler, atmosferdeki CO2’yi normalden daha az emecek, bu da yeryüzündeki karbon dioksidin daha hızlı artmasına yol açacak. Bu da Dünya’yı daha çabuk ısındıracak
NASA, Columbia faciasından sonra ilk kez uzaya çıkacak olan insanlı uzay mekiği Discovery’yi 13 Temmuz’da fırlatıyor.
ASSOCIATED PRESS
CAPE CANAVERAL - Discovery uzayda seyirde iken bir sorun çıkması durumunda astronotlar Uluslararası Uzay İstasyonu’na sığınacak ve NASA yedek mekik Atlantis’i son çare olarak uzaya gönderecek.
NASA’nın çalışmalarını denetleyen bağımsız komisyon, kurumun Columbia faciasına neden olan 15 hatanın 3’ünün üstesinden gelemediğini açıklamıştı. Güvenlik uzmanları Discovery’nin yakıt tankında buzlanma ve yalıtım köpüğünden parça kopması gibi riskleri olduğunu vurguluyor. Bunlar, Şubat 2003’te Columbia’nın Teksas semalarında infilakına neden olmuştu.
SON DAKİKADA HANGARA DÖNMÜŞTÜ
Columbia faciasından bu yana NASA, Discovery’nin fırlatılışını güvenlik gerekçeleriyle yaklaşık iki yıldır erteliyordu. Bu iki yıl zarfında Discovery, Columbia’nın infilakına neden olan teknik aksaklıkların yinelememesi için çok daha sıkı denetimlerden geçirildi.
Araç Mayıs’ta fırlatma rampasına yerleştirilmişti. Ancak rampada yapılan son incelemede, Columbia’nın da infilakına neden olan yakıt tankı buzlanmasına rastlanılmıştı. Bunun üzerine Discovery yeniden hangara çekilmiş ve yakıt deposu gözden geçirilmişti. NASA Komisyonu sonunda Discovery’nin, 13 Temmuz’a fırlatılabileceğine karar verdi.
NASA İÇİN GURUR MESELESİ
NASA yetkilileri fırlatmanın önündeki tek engelin hava şartları olduğunu belirtiyor. Florida’da bulutlu gökyüzü ve şiddetli yağmur yaz aylarında normal sayılıyor.
NASA Başkanı Michael Griffin, güvenlik risklerinin önemli ölçüde giderildiğini dile getirdi. Griffin, kurumun yakıt tankının daha güvenli hale getirildiğini ve uzayda bir sorun çıkması halinde astronotların uzay mekiğine yama yapabileceklerini ifade etti. Griffin, Discovery’nin sorunsuz bir şekilde fırlatılacağını ve uçuşunu başarıyla tamamlayacağını söyledi.
Discovery’nin fırlatılışı NASA için de bir gurur meselesi haline geldi. NASA mekiklerinin uzaya çıkamaması nedeniyle Uluslararası Uzay İstasyonu’na ulaşım Rus Soyuz araçları ile sağlanıyordu. Discovery, UUİ’ye 7 astronot ve erzak taşıyacak.
Bilimadamlarının ‘Kehanet Gecesi’İzmir sınırları içindeki Klaros Antik Kenti’nde, gelecek yıl bilimadamlarının da katılacağı Uluslararası Kehanet Sempozyumu yapılacak ve sempozyum çerçevesinde ‘Kehanet Gecesi’ düzenlenecek.
NTV-MSNBC
6 Ağustos 2004 — Antik Çağ’da dünyanın en önemli kehanet merkezlerinden biri olan İzmir’deki Klaros Antik Kenti’nde, gelecek yıl Uluslararası Kehanet Sempozyumu yapılacağı ve sempozyum çerçevesinde bilim adamlarının da katılacağı ‘Kehanet Gecesi’ düzenleneceği bildirildi.
Klaros Kazıları Heyet Başkanı ve Ege Üniversitesi (EÜ) Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Nuran Şahin, ‘Kehanet Sempozyumu’na dünyanın birçok ülkesinden bilimadamının katılacağını söyledi
Klaros Kazı Heyeti olarak bu sempozyumun yapımını üstlendiklerini belirten Şahin, ilk formların dağıtıldığını, sempozyuma katılacak bilimadamlarının 31 Ağustos 2004 tarihine kadar hangi konuda bildiri sunacaklarını kendilerine ileteceğini ifade etti.
EN ÖNEMLİ 3 KEHANET MERKEZİNDEN
Klaros’un antik çağdaki en önemli 3 kehanet merkezinden biri olduğunu, bu özelliği vurgulamak için sempozyum çerçevesinde bir kehanet gecesi düzenleyeceklerini belirten Şahin, “Klaros Antik Kenti, Didim ve Yunanistan’daki Delphi gibi en önemli kehanet merkezlerinden biridir. Türkiye’deki kazı alanlarında görev yapan yerli ve yabancı bilim adamlarıyla dünyanın dört bir yanından gelecek bilim adamlarının bu sempozyuma katılmasını bekliyoruz. Sempozyum çerçevesinde düzenlenecek etkinliklerin biri de kehanet gecesi olacak. Bu etkinlikte, antik çağda nasıl kehanette bulunuluyorsa, aynı şekilde davranılarak kehanette bulunulacak. Kehanet gecesi, ayın, dolunay şeklini alacağı 19 Ağustos 2005’te yapılacak” diye konuştu.
Sempozyumun, kazı dönemine denk geldiği için, Ağustos ayında yapılmasının planlandığını ifade eden Şahin, “Gelecek yaz, yabancı meslektaşlarımızın Türkiye’de kazılarının son dönemi olacak. Konuklarımız sempozyum sayesinde hem antik dönemde bir kehanetin nasıl yapıldığını görecekler, hem de Türkiye’deki çalışmalarını mutlu şekilde tamamlayacaklar” dedi.
AFRİKA’DAN KEHANET BAŞVURUSU
Klaros’ta antik dönemde çok sayıda kehanette bulunulduğunu, bu kehanetlerin büyük oranda gerçekleştiğini yazıtlardan öğrendiklerini belirten Prof.Dr. Nuran Şahin, “Klaros’taki Apollon Tapınağı’nın kehanet alanındaki işlevini ortaya koyan en eski bilgi, Büyük İskender dönemine uzanmaktadır.
Pausanias’a göre, Büyük İskender’e rüyasında Pagos Dağı’nın eteklerinde (Kadifekale) yeni, büyük bir kent kuracağı söylenmiş. Bunun üzerine kral, rüyanın yorumu için Klaros’taki Apollon kahinine danışarak, olumlu yanıt aldıktan sonra yeni Smyrna’yı (İzmir) kurmuştur. Yazıtlardan öğrendiğimize göre, bunun gibi daha bir çok kehanet gerçekleşmiştir. Klaros, İ.Ö. 2. Yüzyıl’da antik dünyanın en ünlü kehanet merkezi olmuş. İngiltere ve Kuzey Afrika’dan bile kehanet başvurusu için gelenler varmış, yazıtlardan bunları biliyoruz.”
NOT: 6 Ağustos 2004 tarihli haber
"Herşeye rağmen :bangin: GS "
ABD Başkanı George Bush, küresel ısınmanın insan eliyle gerçekleştiğine dair kanıt olmadığı gerekçesiyle Kyoto Protokolü’ne imza atmayacaklarını yineledi.
ASSOCIATED PRESS
KOPENH AG - Danimarka’da bir televizyon kanalına demeç veren ABD Başkanı George W. Bush, Kyoto Protokolü’ne imza atması durumunda ABD ekonomisinin “büyük yara” alacağını, bu nedenle sözleşmeden çıktıklarını söyledi. Bush, “Çin ve Hindistan gibi esas kirleticileri kapsamayan bir anlaşmaya inanarak imza atmam mümkün değildi” sözleriyle Protokolü eleştirdi.
Bush, Kyoto Protokolü ile ilgili eleştirilerini dile getirdiği programda, küresel ısınmanın insan eliyle gerçekleştiğinin bilimsel olarak kanıtlanamadığını ve bu kanıtlanana dek imza atmayacaklarını ifade etti. Bush, Çin ve Hindistan’ı kapsamayan Kyoto Protokolü uğruna, ABD ekonomisine zarar vermeyi kabul etmeyeceğini vurguladı. Dünyanın en büyük ekonomisi ABD, aynı zamanda dünyanın en büyük kirleticisi konumunda.
Bush ayrıca, Körfez petrolüne bağımlılıktan kurtulmayı “en önemli ulusal çıkar meselesi” olarak niteleyerek, Irak savaşına girmelerinin “bu temelde haklı” olduğunu ileri sürdü.
İngiliz Başbakanı Tony Blair, İskoçya’da yapılacak olan G-8 Zirvesi’nde çevre sorunlarını ve özellikle de Kyoto Protokolü’nü masaya yatırmayı planlıyor. Blair, bu toplantıyla ilgili yaptığı bir başka açıklamada, Başkan Bush’un Kyoto’ya ikna olmamakta direndiğini söylemişti.
Küresel ısınma denizleri kurutacak
Küresel ısınmanın yol açtığı okyanuslardaki asitlenme, denizlerde yaşayan bir çok canlının sonunu getirecek. Asitlenme, 2100’de denizleri milyonlarca yıl öncesinin yaşam koşullarına geri götürecek.
NTV-MSNBC VE AJANSLAR
LONDRA - İngiliz Kraliyet Cemiyeti tarafından yaptırılan bilimsel çalışma, artan karbon dioksit seviyesinin, okyanusları geri dönülemez bir şekilde asitlendirdiği gösteriyor. Rapora göre, son 250 yılda insanoğlunun atmosfere saldığı CO2’nin yarısını dünya denizleri emdi. Bunun sonucunda dünya denizlerinde pH seviyesi 0.1 birim düştü. Küresel ısınma sürerse, 2100 yılında pH seviyesi 0.5 birim daha düşecek. Bu süreç, denizlerdeki yaşam koşullarının, yüzmilyonlarca yıl öncesine geri dönüşü demek.
Asitlenmenin düşündürücü tarafı, sürecin geri döndürülemeyecek olması; bilim insanları denizlerin Endüstri Devrimi öncesine dönebilmesi için, on binlerce yıl geçmesi gerekeceğini belirtiyor. Uzmanlar, denizlerin kendi kendini onarabilmesi için ise, tek yolun CO2 emisyonlarının düşmesi olduğunu yineliyor.
Uzmanlar, denizlerdeki asitlenmeyi küresel ısınmanın “sudaki muadili” olarak değerlendiriyor.
Raporun öngördüğü gibi pH seviyesinin toplamda 0.6 birim düşmesi durumunda, dünya denizlerinde son birkaç yüzyıldır hiç var olmamış yaşam koşullarına geri dönüş yaşanacak. Dünya denizlerinde ortalama pH seviyesi halen 8.2 civarında. Kimyada pH seviyesi 1 (asitli) ile 14 (alkalin) arasında değişiyor.
BESİN ZİNCİRİ DARBE YİYECEK
Asit seviyesinin yükselmesi ertesi gün balık ölümleri olacak demek değil. Bilim insanları, okyanus sularındaki asit seviyesinin yükselmesinin sonuçlarının gerçekleşmesinin birkaç yüzyıl süreceğini vurguluyor.
Yeryüzündeki tüm canlı yaşamını destekleyen dünya denizlerinin asitlenmesi, ilk etapta mercanları kemirmeye başlayacak. Asit oranının yükseldiği bir ortamda, mercanların kalsiyum karbonatlı kabukları eskisi kadar sertleşemeyecek ve bu canlılar beslenemeyecekler. Bunları yiyerek beslenen balıklar ise, besinsiz kalacak.
KÜRESEL ISINMAYI TETİKLEYECEK
Yükselen CO2 seviyesi balıklar ve deniz kabuklularının solunumunu ve üremesini de zorlaştıracak. Denizler 1750’den bu yana insanoğlunun atmosfere saldığı karbon dioksidin yaklaşık yüzde 50’sini emdi. Asit seviyesinin yükselmesiyle denizler, atmosferdeki CO2’yi normalden daha az emecek, bu da yeryüzündeki karbon dioksidin daha hızlı artmasına yol açacak. Bu da Dünya’yı daha çabuk ısındıracak
NASA, Columbia faciasından sonra ilk kez uzaya çıkacak olan insanlı uzay mekiği Discovery’yi 13 Temmuz’da fırlatıyor.
ASSOCIATED PRESS
CAPE CANAVERAL - Discovery uzayda seyirde iken bir sorun çıkması durumunda astronotlar Uluslararası Uzay İstasyonu’na sığınacak ve NASA yedek mekik Atlantis’i son çare olarak uzaya gönderecek.
NASA’nın çalışmalarını denetleyen bağımsız komisyon, kurumun Columbia faciasına neden olan 15 hatanın 3’ünün üstesinden gelemediğini açıklamıştı. Güvenlik uzmanları Discovery’nin yakıt tankında buzlanma ve yalıtım köpüğünden parça kopması gibi riskleri olduğunu vurguluyor. Bunlar, Şubat 2003’te Columbia’nın Teksas semalarında infilakına neden olmuştu.
SON DAKİKADA HANGARA DÖNMÜŞTÜ
Columbia faciasından bu yana NASA, Discovery’nin fırlatılışını güvenlik gerekçeleriyle yaklaşık iki yıldır erteliyordu. Bu iki yıl zarfında Discovery, Columbia’nın infilakına neden olan teknik aksaklıkların yinelememesi için çok daha sıkı denetimlerden geçirildi.
Araç Mayıs’ta fırlatma rampasına yerleştirilmişti. Ancak rampada yapılan son incelemede, Columbia’nın da infilakına neden olan yakıt tankı buzlanmasına rastlanılmıştı. Bunun üzerine Discovery yeniden hangara çekilmiş ve yakıt deposu gözden geçirilmişti. NASA Komisyonu sonunda Discovery’nin, 13 Temmuz’a fırlatılabileceğine karar verdi.
NASA İÇİN GURUR MESELESİ
NASA yetkilileri fırlatmanın önündeki tek engelin hava şartları olduğunu belirtiyor. Florida’da bulutlu gökyüzü ve şiddetli yağmur yaz aylarında normal sayılıyor.
NASA Başkanı Michael Griffin, güvenlik risklerinin önemli ölçüde giderildiğini dile getirdi. Griffin, kurumun yakıt tankının daha güvenli hale getirildiğini ve uzayda bir sorun çıkması halinde astronotların uzay mekiğine yama yapabileceklerini ifade etti. Griffin, Discovery’nin sorunsuz bir şekilde fırlatılacağını ve uçuşunu başarıyla tamamlayacağını söyledi.
Discovery’nin fırlatılışı NASA için de bir gurur meselesi haline geldi. NASA mekiklerinin uzaya çıkamaması nedeniyle Uluslararası Uzay İstasyonu’na ulaşım Rus Soyuz araçları ile sağlanıyordu. Discovery, UUİ’ye 7 astronot ve erzak taşıyacak.
Bilimadamlarının ‘Kehanet Gecesi’İzmir sınırları içindeki Klaros Antik Kenti’nde, gelecek yıl bilimadamlarının da katılacağı Uluslararası Kehanet Sempozyumu yapılacak ve sempozyum çerçevesinde ‘Kehanet Gecesi’ düzenlenecek.
NTV-MSNBC
6 Ağustos 2004 — Antik Çağ’da dünyanın en önemli kehanet merkezlerinden biri olan İzmir’deki Klaros Antik Kenti’nde, gelecek yıl Uluslararası Kehanet Sempozyumu yapılacağı ve sempozyum çerçevesinde bilim adamlarının da katılacağı ‘Kehanet Gecesi’ düzenleneceği bildirildi.
Klaros Kazıları Heyet Başkanı ve Ege Üniversitesi (EÜ) Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Nuran Şahin, ‘Kehanet Sempozyumu’na dünyanın birçok ülkesinden bilimadamının katılacağını söyledi
Klaros Kazı Heyeti olarak bu sempozyumun yapımını üstlendiklerini belirten Şahin, ilk formların dağıtıldığını, sempozyuma katılacak bilimadamlarının 31 Ağustos 2004 tarihine kadar hangi konuda bildiri sunacaklarını kendilerine ileteceğini ifade etti.
EN ÖNEMLİ 3 KEHANET MERKEZİNDEN
Klaros’un antik çağdaki en önemli 3 kehanet merkezinden biri olduğunu, bu özelliği vurgulamak için sempozyum çerçevesinde bir kehanet gecesi düzenleyeceklerini belirten Şahin, “Klaros Antik Kenti, Didim ve Yunanistan’daki Delphi gibi en önemli kehanet merkezlerinden biridir. Türkiye’deki kazı alanlarında görev yapan yerli ve yabancı bilim adamlarıyla dünyanın dört bir yanından gelecek bilim adamlarının bu sempozyuma katılmasını bekliyoruz. Sempozyum çerçevesinde düzenlenecek etkinliklerin biri de kehanet gecesi olacak. Bu etkinlikte, antik çağda nasıl kehanette bulunuluyorsa, aynı şekilde davranılarak kehanette bulunulacak. Kehanet gecesi, ayın, dolunay şeklini alacağı 19 Ağustos 2005’te yapılacak” diye konuştu.
Sempozyumun, kazı dönemine denk geldiği için, Ağustos ayında yapılmasının planlandığını ifade eden Şahin, “Gelecek yaz, yabancı meslektaşlarımızın Türkiye’de kazılarının son dönemi olacak. Konuklarımız sempozyum sayesinde hem antik dönemde bir kehanetin nasıl yapıldığını görecekler, hem de Türkiye’deki çalışmalarını mutlu şekilde tamamlayacaklar” dedi.
AFRİKA’DAN KEHANET BAŞVURUSU
Klaros’ta antik dönemde çok sayıda kehanette bulunulduğunu, bu kehanetlerin büyük oranda gerçekleştiğini yazıtlardan öğrendiklerini belirten Prof.Dr. Nuran Şahin, “Klaros’taki Apollon Tapınağı’nın kehanet alanındaki işlevini ortaya koyan en eski bilgi, Büyük İskender dönemine uzanmaktadır.
Pausanias’a göre, Büyük İskender’e rüyasında Pagos Dağı’nın eteklerinde (Kadifekale) yeni, büyük bir kent kuracağı söylenmiş. Bunun üzerine kral, rüyanın yorumu için Klaros’taki Apollon kahinine danışarak, olumlu yanıt aldıktan sonra yeni Smyrna’yı (İzmir) kurmuştur. Yazıtlardan öğrendiğimize göre, bunun gibi daha bir çok kehanet gerçekleşmiştir. Klaros, İ.Ö. 2. Yüzyıl’da antik dünyanın en ünlü kehanet merkezi olmuş. İngiltere ve Kuzey Afrika’dan bile kehanet başvurusu için gelenler varmış, yazıtlardan bunları biliyoruz.”
NOT: 6 Ağustos 2004 tarihli haber
"Herşeye rağmen :bangin: GS "