PDA

Grafik Görünüm : Bir Askerlik Anısı



Tunç
23-06-2005, 15:24
Aşağıdaki anı bir alıntıdır :)


Ben askerliğimi Ankara Etimesgutta pek kısa dönem olarak (6 ay) yaparken ve Cuma gününden evci çıkarken bile mutlu değildim.

Ama Allahın sopası yok ki...

Bir gün bize Kurtuluş dizisinde rol alacağımız söylendi. Konu memleket meselesi olunca tabii, şahsi çıkarlarımızı bir yana bırakıp senaryoyu okumadan kabul ettik teklifi.

Sahnelerin Polatlıda çekileceğini söylediklerinde içime biraz kurt düşmedi değil.

Polatlı topçu okuluna bir geldik ki Belene kampından farksız bir yer. 2000 kişiyi çöle saldılar ve çadırlarınızı kurun dediler.

Ertesi gün bir kısmımıza Kuvva-i Milliye, bir kısmımıza Yunan ve diğer gavur askeri kıyafetlerini dağıttılar. Tabii bizim Kuvva-i Milliye kıyafetleri yırtık pırtık. Aynı kıyafetle çekim yapıp, yatıp kalkıp yaşıyoruz. Sabah bir matara su veriyorlar ve bir matara suyla her türlü ihtiyacimizi karşılıyoruz.

Saat 08:00 de otobüslerle sete gidiyoruz. Set dediysem yanlış anlaşılmasın Yıldız Tepe. Sakarya meydan muharebesinin geçtiği yer. Rivayete Gore (gerçi tarihte böyle bir bilgi yok) tepe daha önce bizimmiş. Bizimkiler yeterince stratejik görmeyip bırakmışlar ve Yunanlılar aldıktan sonra da aymışlar ve tepeyi geri almak için taarruza geçmişler. (Bu konuda tarih bilgisi olan varsa ve beni aydınlatırsa çok sevinirim).

Neyse, çekimler başlamadan önce TRT nin çıtır kızları 2000 kişiye makyaj yapıyorlar ve tabii ki 1999 hamşo makyajlarını silip yeniden yaptırmak için sıraya giriyor.

Makyözlerden biri tanıdık çıktı ve kızcağıza bizimkilere ulaşmasını ve bana temiz çamaşır vs. göndermelerini söyledim.

Savaşmak pis bir iş. İnsanin üstü bası batıyor. Tepenin başında bir komutan. Aşağıdan pire gibi görünüyor ve aşağıda biz yani 2000 asker.

Komutan megafonla hücum diye bağırıyor ve biz allah allah nidalarıyla gavurun üstüne yıldırımlar gibi çakıyoruz. Tabii bu sırada birilerinin ölmesi gerekiyor ve herkes daha az koşmak için ölmek istiyor.

Ölüme talep çok olunca komutan bu işi sıraya soktu. Bu sefer kim ölecek diyince herkes elini kaldırıyor. Ama bizim bir kısa dönem var, her defasında siyatik, dalak şişmesi, koroner kalp yetmezliği gibi hastalıklar bahane ederek ölmek istiyor ve adamın tüm saydığım ve sayamadığım hastalıkları için raporu var. Komutan kim ölecek diyince herif her defasında bir rapor ibraz ediyor ve ölme hakkı kazanıyor. En sonunda komutan "lan ne biçim herifisin be, sen zaten ölüsün oğlum" diyerek ona her çekimde ölme hakkı tanıdı.

Bir keresinde de ben ölmeye hak kazandım ve ölme yerim de Yunan siperine 5 metre kala. Yaklaşık 300 metre tırmanmamız gerekiyor yani. Neyse hücum emrini aldık ve Allah Allah... Tırmanmaya başladık, tabii ben savaşmayalı yıllar olmuş biraz hamlamışız. Nefes kesiliyor. Sahada top koşturmaya benzemiyor.

Benim ölme mekanıma daha çok var ve benim gözüm karardı ve artık bacağım çekmedi.
Ben de erken ölmeye karar verdim ve yandım Allah diyerek göğe yükseldim, silahımla havada bir yay gibi gerildim ve koca bir dağ gibi devrildim ve en yüce kata erme şerefine nail oldum.

Buraya kadar olayın bütün hamasi yönü bir anda traji-komik bir hal aldı. Tabii öldük ve devrildik ama Yıldız tepe, dik bir tepe hafiften, başladık yuvarlanmaya. Her taraf taş, kaya, çakıl. Oramız buramız yırtılıyor. Zaten elbise dediğin çaput parçası. Ben bir taraftan yuvarlanırken bir taraftan tutunmaya çalışıyorum. Tüfek bir tarafa, matara ve diğer teçhizatlarım bir tarafa, ben bir tarafa yuvarlanıp duruyoruz.

Durmak mümkün değil. Güya öldük rol icabı; ama can tatlı tabii. Velhasıl ölsen bir türlü ölmesen bir türlü.

Ertesi gün biz Yunanlı olduk ve temmuz sıcağında bize kâse elbiseleri giydirdiler. Uzun dönemlerden biri tutturdu ben Yunanlı olmam diye. "Abi ben Yunanlı olursam köye dönemem, anamın babamın yüzüne nasıl bakarım" diyor. Oğlum ulan rol icabı bir şey olmaz dedikse de dinletemedik ve herif içtimaya çıkmadı. Tabii bizim bölükten biri Yunan olmayı kabul etmeyip çekimlere katılmadığı için ceza yedik.

Bu ara tuvaletleri çukur açıp bez paravanlarla inşa ettik. Gece bir rüzgar çıkıyor, çölun ortasında çömelmiş yüzlerce ay parçası ortalığı aydınlatıyor.

Yunanlı olduğumuz gün yine yayılmışız ortaya hücum emri bekliyoruz. Hücum emri geldi ve başladık taarruza. Bu sefer gavur olarak. Ve bizim bölük salak gibi yine Allah Allah nidalarıyla saldırıyor. Tepeden yakin çekim de yaptıkları için son derece dikkatli olmak gerekiyor aksi taktirde çekim tekrar ediliyor ve bir çekimin hazırlığı 3 saat filan sürüyor.

Ulan dedim "manyakmısınız oğlum biz Yunanlıyız ne Allah Allah’ı". Demez olaydım. Çekim devam ederken bizim bölük durdu. Oradan biri peki ne diyeceğiz diye ortaya son derece kritik bir soru attı. Bölük konuyu tartışmaya başladı.

Bu arada yüzlerce at yanımızdan gök gürültüsü halinde geçiyor. Ortalıkta bombalar patlıyor. Gürültüyü ve arbedeyi anlatamam. Diğer Yunan bölükleri yanımızdan Allah Allah diye geçiyorlar ve geçerken bizim bölüğe bakıp ulan bunlar ne yapıyor savaşın ortasında diye anlamsız bakıyorlar.

Oğlum bırakın tartışmayı hiçbir şey demenize gerek yok koşun yeter diyorum ama bomba sesleri ve at kişnemelerinin arasında beni pek sallayan yok. Dallamanin teki “bir dakika” diye kükredi, ben buldum "Makarios" diye bağıralım dedi. Bu olağanüstü fikir de bir süre tartışılmaya değer görüldü ve sonuç tahmin ettiğiniz gibi sahne yeniden çekildi.

Çünkü yukarıdaki kameralar bizi ayna gibi çekmişler. Savaşın ortasında bir grup Yunanlı hararetli bir şekilde tartışıyor.

Bu arada mayınların daha iyi patlaması için içine at pisliği koyuyorlarmış ve bunu kimseye söylemediler. Daha ilk çekimde başladık koşmaya ve yanımızda, sağımızda solumuzda bombalar patlıyor. Ortalık bir anda pislik kokmaya başladı ve gökten başımıza at pisliği yağıyor. Ensemizden at pisliği olduğu gibi içeri. Herkes durdu ve uyuz gibi elini sırtına sokup başladı kaşınmaya. Sonuç yine tahmin ettiğiniz gibi. Çekim sil baştan.

Manga
23-06-2005, 16:40
:puah: :puah: :rolleyes:

buket
05-07-2005, 12:11
Her okuyuşumda ayrı keyif alıyorum :puah: :puah: :puah: :puah:

karena
19-09-2007, 16:00
harikayaa koptum abi bütün yorgunluğum uykusuzluğum geçti gitti :))

aslik
19-09-2007, 16:39
:puah::puah:yaav burda kopyala yapıştır da yapılmıyo hay allaah!benim kahkahalar başka mesaja gitti !kısacası hahhhhaaa hoohhhoooh arada bi kaç iç çekmesii...:puah:gülmekten gözümden yaşlar geldi.:puah:bahtsız bedeviyi çölde kutup ayısı ısırırmış.:puah:

Perdix
19-09-2007, 19:51
Çoook eskiden okumuştum. Tekrar hatırlamak eski bir dostu görmek kadar güzel oldu. yine çok güldüm. çok teşekkürler :)))

huzurluvemutlu
22-09-2007, 21:31
:bangin::puah::puah:değişikmiş gerçekten

perfect_stranger
22-10-2007, 12:04
:lol::bravo:ben daha askerlik yapmadim ama boyle anilari okudukca gidesim geliyor demek isterdim ama gelmiyor :dil:

fundakpece
22-10-2007, 18:03
:puah::puah::puah::puah::puah:abilerin en abisi kriz geçiriyorum gülmekten..:puah::puah::puah::puah::puah:allahta seni güldürsün emiiiii

Redflame
22-10-2007, 18:29
:puah::puah::puah::flowers: