Manga
21-06-2005, 09:26
HABER-1
7 bebeğin tesadüfen ölmediği anlaşıldı!
Edirne'de dün bir bebek daha öldü. "Ölümlerin peş peşe olması tesadüf olabilir" açıklamasını yapan hastanenin başhekimi, 3 bebeğe yapılan ön otopsinin ardından "Neden enfeksiyon" dedi.
Trakya Üniversitesi Edirne Tıp Fakültesi Hastanesi Yeni Doğan Servisi'ndeki ölümlerin ardından İstanbul'daki ön otopside bebeklerin hastaneden kaptıkları enfeksiyon nedeniyle öldükleri belirlendi. Ölen bebek sayısı dün 7'ye ulaştı. Yeni ölüm ve otopsi raporundan önce açıklama yapan Edirne Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Armağan Altun, ölümlerin peş peşe oluşunun 'tesadüf olabileceğini' savundu.
Enfeksiyondan...
İstanbul Adli Tıp Kurumu'nda uzmanlar, ölen bebeklerden 3'ünün klima nedeniyle ölüp ölmediğini öğrenmek için idrar ve iç organlarından kan örneği aldı. Ön otopsi sonucuna göre Uluğ, Çıvkın ve Bilgin soy isimli bebekler, travmatik değil, hastaneden kaptıkları enfeksiyondan öldü.
Kesin otopsi sonucunun 1 ay içinde çıkacağını belirten uzmanlar, bebeklerin, klimadan üreyip insanlara geçen virüslerin yol açtığı 'lejyoner' hastalığından da ölmüş olabileceğini belirtti.
Skandal açıklama
Adli tıp raporu açıklanmadan önce 2 meslektaşıyla ortak basın toplantısı düzenleyen Altun, şunları söyledi: "Prematüre bebekler zaten risk altındadır. Ölen bebekler, ağırlıklarının 700 gram ile 1.5 kilo arasında olması nedeniyle zaten risk altındaydı. Diğer ölen bir bebekte de doğumsal beyin hasarı vardı. Avrupa ve Amerika'da da bu bebeklerdeki ölüm oranları yüzde 10 ile yüzde 40 oranı arasında değişir. 17 Haziran'a kadar ünitede bir sorun yoktu. Bebeklerin peş peşe ölümü tesadüf olabilir. Servisin temizliğini özel bir şirket değil, eğitimli, kadrolu personelimiz yapıyor."
'Başkası kabul etmez'
Serviste tedavi gören 10 bebeği ailelerin bir başka sağlık kurumuna götürmek istemesi halinde buna izin vermeyeceklerini de anlatan Altun, "Zaten diğer sağlık kurumları da bu bebekleri kabul etmez" diye konuştu.
'Zaten olasılık vardı'
Sağlık Bakanlığı'nın sadece İl Sağlık Müdürlüğü aracılığıyla bilgi alıp komisyon kurduğunu belirten Altun, 7. ölümü açıklarken de "Ölümlere neden olan bakteriyi ilk kez burada görüyoruz. Nereden geldiğini araştırıyoruz" dedi.
Edirne Sağlık Müdürlüğü de il genelindeki sağlık kurumlarına genelge göndererek erken doğum yapacak hastaların İstanbul'a yönlendirilmesini istedi.
'Ölümleri 1 gün geç söylediler'
Nuray-Hüseyin Avcular çifti de, hastane yetkililerinin ölümü 1 gün sonra söylediklerini ileri sürdü. Bebeğinin adını Nazlı koyan anne Nuray Avcular, "İkizlerimden biri karnımda ölmüştü. Kırk gün sonra diğer kızımı doğurdum. Bebek 10 günlükken, cuma gecesi rengi sarardı. Bebeğim o gece ölmüş, ama bize ertesi gün söylediler. Doğum sonrası durumu iyiye gidiyordu. Bir anda olan oldu" dedi.
Henüz adları bile konmamıştı
İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndaki 3 bebekten Uluğ soyadlı bebek, 37 haftalıkken 3.5 kilo ağırlığında doğmuştu. Doğuştan beyinde gelişim bozukluğu olan bebek, 5. günde öldü. Çıvkın soyadlı bebek ise 32 haftalık ve 1 kilo 300 gram ağırlığında dünyaya geldi. Akciğer hastasıydı, 87. günde öldü. Bilgin soyadlı bebek ise 28 haftalık olarak 790 gram ağırlığında doğmuştu. Böbrek ve akciğer yetmezliği teşhisiyle, yoğun bakımda, 78. gününde yaşamını yitirdi.
Yeni bir bakteri türü olabilir
Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Taşkınalp "Bebeklerin ölümüyle ilgili bir ihmal ya da suç unsuru saptanırsa, sorumluların cezalandırılması için disiplin soruşturması başlatacağız" dedi.
Erken doğmuş bebeklerin solunum yollarında yaşanan bir sorunun ölümlerine neden olabileceğine işaret eden Taşkınalp, ilaçlara karşı direnç kazanmamış yeni bir bakteri türü üzerinde durulduğunu da ifade etti. :gun:
Milliyet
21-06-2005 09:24
****
HABER-2
'En sıcak yaz' korkusu bitti
Son meteorolojik gelişmeler, '2005, son yılların en sıcak yazı olacak' iddiasında bulunan NASA'yı yalancı çıkardı. Uzmanlar, 'Aşırı sıcak beklentisi yok' diyor.
NASA'ya (ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) göre 2005 yazı, son yılların en sıcak yazlarından birisi olacaktı. Ancak son hava değişimlerini yorumlayan uzmanlar, bu olasılığın ortadan kalktığını ifade ediyor. İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, "Bu yıl aşırı sıcak bir yaz yaşamayacağız. Bu beklenti ortadan kalktı" dedi.
Kadıoğlu, "Dünyanın meteorolojik dengesini değiştiren ve belli dönemlerde ortaya çıkan El Nino sıcak su akımı ve atmosferdeki sera gazlarının artışı nedeniyle 1998 dünyanın en sıcak yılıydı. Tahmin bu yılın da El Nino ile birlikte çok sıcak olacağıydı, ama artık bu tahmin değişti. El Nino doğmuyor" diye konuştu.
Ormanlar hazırlıklı
'En sıcak yaz' uyarıları nedeniyle Orman Genel Müdürlüğü, yine de tedbiri elden bırakmayacak. Orman Bölge Müdürü Faruk Çebi, her türlü tedbirin alındığını belirterek, şunları söyledi: "Meteoroloji, son 50 yılın en sıcak yazı olacağı tahmininde bulunmuştu. Biz tahmin tutacakmış gibi hazırlık yapıyoruz. Öncelikle yangın mevsimini 5 aydan 7 aya çıkardık."
:boat:
Milliyet
21-06-2005 09:06
*****
Güne Moralle Başlamanın Yolları ;yahoo:
Yonca Çelik
02/11/2004
Nedir bu asık yüz, neden homurtular içindesiniz. Bir türlü mutlu olamıyorsunuz.. "İşte berbat bir gün daha" yakınmalarıyla yataktan kalkıyorsunuz. Oysa güne daha iyi başlamak da mümkün.. Ki bir gün nasıl başlarsa öyle gider! Uzmanların bu alandaki önerilerine kulak kabartmak lazım.. İşte size bir güne güçlü ve moralle başlamak için ipuçları..
Güne nasıl başlarsanız bütün gününüz öyle geçecektir. o yüzden günü moralle başlamak çok önemlidir. Bir çok insan homur homur yataktan kalkara ve bütün gün de o homurtularıyla kendisini olduğu kadar çevresini de rahatsız eder.. Yatakta gözünüzü açtığınız andan itibaren günü yapılandırmak sizin elinizde. Mutlu, başarılı, insan ilişkilerinde doyurucu bir güne merhaba demek için bazı yöntemleri yaşama geçirmeniz gerekiyor. İşte mutlu bir gün için size bazı önemli "sır"lar..
:bounce: Sabah henüz yataktan kalkmadan (uyandığınız an) dudaklarınıza bir gülümseme gönderin..
:bounce: Her gün kendiniz için olumlu onaylamalarla uyanmayı alışkanlık haline getirmeye gayret gösterin. Örneğin şöyle söyleyebilirsiniz: "Bugünüm aydın olsun. Bugün evrenin bana vereceği tüm güzel mucizeleri kabul ediyorum."
:bounce: Pencerenin önüne gelin ve dışarıya ( doğaya bakarak ) nefes alıp vermeye başlayın. Bu "Nefes egzersizleri"ni, nefesinizi izleyerek gerçekleştirin.. Bunu birkaç kez tekrarlayın..
:bounce: Sabahleyin eğer kendinizi çok ağır ve hareket edemeyecek kadar yorgun hissediyorsanız mutlaka egzersizle başlayın güne. Ya da enerjinizi sağlamak için bol vitaminli bir kahvaltı hazırlayın. Güne enerjik başlarsanız bütün gün öyle geçer. Bunu için şu sözü aklınızdan geçirin : "Hiç kimse içindeki coşkuyu kaybetmiş bir insan kadar yaşlı olamaz!"
:bounce: Beş veya on dakika denizi ya da yeşil bir alanı seyredin. Bu ortamda varlığınızı fark edin. Sahip olduklarınız için evrene (örneğin sevdiğiniz işte çalıştığınız için ya da sağlıklı olduğunuzdan dolayı) teşekkür edin..
:bounce: Her şeyle ama her şeyle bağ kurmaya çalışın; çiçekle, ağaçla, hayvanlarla, cansız varlıklarla... Onlarla aranızdaki bağ günü mutlu geçirmeniz için size enerji sağlayacaktır. Örneğin işe giderken yolunuzun kenarındaki çiçekleri mutlaka "görün". Varlıklarından dolayı mutlu olduğunuzu düşünün. Çiçeklerle kurulan bağ çok önemlidir. Yaşam bize bizim ona sunduğumuz kadar artı (+) veya eksi (-) frekans sunar.
:bounce: Her gün birisi ya da bir şey için, iyi olduğuna inandığınız bir davranışta bulunun. (Örneğin "Seni seviyorum" deyin ya da ona çiçek alın. İhtiyacı olan birine iyilik yapın) Ancak asla "Ben yaptım", "ben gittim", "ben hallettim" gibi sözleri kullanmayın..
:bounce: Sabahleyin evde ve işte karşılaştığınız insanlara gülümsemeye çalışın. Bu sizin için zorsa kendinizi zorlayın. Çünkü bedenin de buna ihtiyacı var. Gülümsediğiniz zaman kendinizi daha iyi hissedeceğinizi biliyor musunuz? (ancak gülümsemenize canlılık katın, gözlerinizle de gülümsemeye çalışın) Bunun aksine kaşlarınızı çattığınız zaman da olumsuz duygularla örülü bir çemberin bedeninizi saracağını....
:bounce: Miş gibi oyununu oynayın ve "Bugün mutluyum" deyin. Mutluymuş gibi davranırsanız mutlu olmanızı sağlayacak ruhsal durumu davet eder ve bunun sonunda gerçekten mutlu olursunuz.
:bounce: Okuduğunuz gazeteyi düşünün. Olumsuz haberlere içiniz kararmıyor mu? Sabah ilk karşılaştığınız insanlara yönelik olarak kendinizle ilgili "olumlu haberler " yayınlayın! Unutmayın, işyerinizde ve çevrenizdeki insanlar bu "haberlere” göre sizin hakkınızda fikir sahibi olacaktır. Örneğin "Bugün kendimi harika hissediyorum" deyin. Her firsatta bunu tekrarlayın. Kendinizi gerçekten iyi hissetmeye başladığınızı göreceksiniz.
:bounce: O günün kötü geçeceğine dair bir düşünce zihninizde belirdiyse bunu derhal uzaklaştırın düşüncelerinizden. Örneğin "İşe gidiyorum yine, müdürümün o berbat yüzünü göreceğim yine" diye düşünmek yerine, "İyi ki bir işim var, sorunlarımı paylaşacağım bir iş arkadaşına sahibim" diye düşünün. (Uzmanlar, bu tür olumlu sözlerin yolda yürürken ya da gün boyunca dönem dönem tekrarlanmasını öneriyorlar.)
:bounce: İşinizde veya çevrenizdeki insanlara daha farklı bakmayı deneyin. Örneğin insanlara "değer katma"yı düşündünüz mü? "Yardımcılarımın değerine değer katmak için ne yapabilirim?" diye kafa yorun. Onların daha verimli olmalarını sağlamak için ne yapabileceğinizi düşünün. Unutmayın bir insanın iyi yanını ortaya çıkarmak için önce onun en iyi yanını hayalinizde canlandırmaya çalışın,
:bounce: Eğer zorlu bir günü başlayacaksanız (Önemli toplantı, sınav veya konuk ağırlama gibi) hayal gücünüzü devreye sokun. İmgelemeniz, bedeninizin davranışlarını inanılmaz ölçüde belirler. Kendinizi zihninizin gözüyle resmedin. Örneğin o gün, nasıl olmak ve nasıl görünmek istiyorsanız öyle.. “Güçlü, güvenli ve dinlenmiş vs”.. Bu olumlu imgenizin nasıl eksiksiz gerçekleştiğine siz bile inanamayacaksınız. Eğer günlük işleri iyi gidiyormuş gibi zihnimizde canlandırırsak işler inanın ki iyi gidecektir!
:bounce: Kendinizi sevmiyorsanız o gününüz iyi geçmeyecektir. Kendinizden nefret etmekten vazgeçin. Kendinizi küçük görmeyi bırakın. Kollarınız kendinize dolayıp, " Herşeyin güzel,. saçlarını dökülüyor olabilir, ama sahip olduğum tek şey sensin" deyin. İnsan zayıf yanlarıyla da insandır. Güçsüzlüklerinizle barış yaptığınız zaman her şey daha kolaylaşacaktır.
Mucuukkk.. :flowers2:
7 bebeğin tesadüfen ölmediği anlaşıldı!
Edirne'de dün bir bebek daha öldü. "Ölümlerin peş peşe olması tesadüf olabilir" açıklamasını yapan hastanenin başhekimi, 3 bebeğe yapılan ön otopsinin ardından "Neden enfeksiyon" dedi.
Trakya Üniversitesi Edirne Tıp Fakültesi Hastanesi Yeni Doğan Servisi'ndeki ölümlerin ardından İstanbul'daki ön otopside bebeklerin hastaneden kaptıkları enfeksiyon nedeniyle öldükleri belirlendi. Ölen bebek sayısı dün 7'ye ulaştı. Yeni ölüm ve otopsi raporundan önce açıklama yapan Edirne Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Armağan Altun, ölümlerin peş peşe oluşunun 'tesadüf olabileceğini' savundu.
Enfeksiyondan...
İstanbul Adli Tıp Kurumu'nda uzmanlar, ölen bebeklerden 3'ünün klima nedeniyle ölüp ölmediğini öğrenmek için idrar ve iç organlarından kan örneği aldı. Ön otopsi sonucuna göre Uluğ, Çıvkın ve Bilgin soy isimli bebekler, travmatik değil, hastaneden kaptıkları enfeksiyondan öldü.
Kesin otopsi sonucunun 1 ay içinde çıkacağını belirten uzmanlar, bebeklerin, klimadan üreyip insanlara geçen virüslerin yol açtığı 'lejyoner' hastalığından da ölmüş olabileceğini belirtti.
Skandal açıklama
Adli tıp raporu açıklanmadan önce 2 meslektaşıyla ortak basın toplantısı düzenleyen Altun, şunları söyledi: "Prematüre bebekler zaten risk altındadır. Ölen bebekler, ağırlıklarının 700 gram ile 1.5 kilo arasında olması nedeniyle zaten risk altındaydı. Diğer ölen bir bebekte de doğumsal beyin hasarı vardı. Avrupa ve Amerika'da da bu bebeklerdeki ölüm oranları yüzde 10 ile yüzde 40 oranı arasında değişir. 17 Haziran'a kadar ünitede bir sorun yoktu. Bebeklerin peş peşe ölümü tesadüf olabilir. Servisin temizliğini özel bir şirket değil, eğitimli, kadrolu personelimiz yapıyor."
'Başkası kabul etmez'
Serviste tedavi gören 10 bebeği ailelerin bir başka sağlık kurumuna götürmek istemesi halinde buna izin vermeyeceklerini de anlatan Altun, "Zaten diğer sağlık kurumları da bu bebekleri kabul etmez" diye konuştu.
'Zaten olasılık vardı'
Sağlık Bakanlığı'nın sadece İl Sağlık Müdürlüğü aracılığıyla bilgi alıp komisyon kurduğunu belirten Altun, 7. ölümü açıklarken de "Ölümlere neden olan bakteriyi ilk kez burada görüyoruz. Nereden geldiğini araştırıyoruz" dedi.
Edirne Sağlık Müdürlüğü de il genelindeki sağlık kurumlarına genelge göndererek erken doğum yapacak hastaların İstanbul'a yönlendirilmesini istedi.
'Ölümleri 1 gün geç söylediler'
Nuray-Hüseyin Avcular çifti de, hastane yetkililerinin ölümü 1 gün sonra söylediklerini ileri sürdü. Bebeğinin adını Nazlı koyan anne Nuray Avcular, "İkizlerimden biri karnımda ölmüştü. Kırk gün sonra diğer kızımı doğurdum. Bebek 10 günlükken, cuma gecesi rengi sarardı. Bebeğim o gece ölmüş, ama bize ertesi gün söylediler. Doğum sonrası durumu iyiye gidiyordu. Bir anda olan oldu" dedi.
Henüz adları bile konmamıştı
İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndaki 3 bebekten Uluğ soyadlı bebek, 37 haftalıkken 3.5 kilo ağırlığında doğmuştu. Doğuştan beyinde gelişim bozukluğu olan bebek, 5. günde öldü. Çıvkın soyadlı bebek ise 32 haftalık ve 1 kilo 300 gram ağırlığında dünyaya geldi. Akciğer hastasıydı, 87. günde öldü. Bilgin soyadlı bebek ise 28 haftalık olarak 790 gram ağırlığında doğmuştu. Böbrek ve akciğer yetmezliği teşhisiyle, yoğun bakımda, 78. gününde yaşamını yitirdi.
Yeni bir bakteri türü olabilir
Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Taşkınalp "Bebeklerin ölümüyle ilgili bir ihmal ya da suç unsuru saptanırsa, sorumluların cezalandırılması için disiplin soruşturması başlatacağız" dedi.
Erken doğmuş bebeklerin solunum yollarında yaşanan bir sorunun ölümlerine neden olabileceğine işaret eden Taşkınalp, ilaçlara karşı direnç kazanmamış yeni bir bakteri türü üzerinde durulduğunu da ifade etti. :gun:
Milliyet
21-06-2005 09:24
****
HABER-2
'En sıcak yaz' korkusu bitti
Son meteorolojik gelişmeler, '2005, son yılların en sıcak yazı olacak' iddiasında bulunan NASA'yı yalancı çıkardı. Uzmanlar, 'Aşırı sıcak beklentisi yok' diyor.
NASA'ya (ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) göre 2005 yazı, son yılların en sıcak yazlarından birisi olacaktı. Ancak son hava değişimlerini yorumlayan uzmanlar, bu olasılığın ortadan kalktığını ifade ediyor. İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, "Bu yıl aşırı sıcak bir yaz yaşamayacağız. Bu beklenti ortadan kalktı" dedi.
Kadıoğlu, "Dünyanın meteorolojik dengesini değiştiren ve belli dönemlerde ortaya çıkan El Nino sıcak su akımı ve atmosferdeki sera gazlarının artışı nedeniyle 1998 dünyanın en sıcak yılıydı. Tahmin bu yılın da El Nino ile birlikte çok sıcak olacağıydı, ama artık bu tahmin değişti. El Nino doğmuyor" diye konuştu.
Ormanlar hazırlıklı
'En sıcak yaz' uyarıları nedeniyle Orman Genel Müdürlüğü, yine de tedbiri elden bırakmayacak. Orman Bölge Müdürü Faruk Çebi, her türlü tedbirin alındığını belirterek, şunları söyledi: "Meteoroloji, son 50 yılın en sıcak yazı olacağı tahmininde bulunmuştu. Biz tahmin tutacakmış gibi hazırlık yapıyoruz. Öncelikle yangın mevsimini 5 aydan 7 aya çıkardık."
:boat:
Milliyet
21-06-2005 09:06
*****
Güne Moralle Başlamanın Yolları ;yahoo:
Yonca Çelik
02/11/2004
Nedir bu asık yüz, neden homurtular içindesiniz. Bir türlü mutlu olamıyorsunuz.. "İşte berbat bir gün daha" yakınmalarıyla yataktan kalkıyorsunuz. Oysa güne daha iyi başlamak da mümkün.. Ki bir gün nasıl başlarsa öyle gider! Uzmanların bu alandaki önerilerine kulak kabartmak lazım.. İşte size bir güne güçlü ve moralle başlamak için ipuçları..
Güne nasıl başlarsanız bütün gününüz öyle geçecektir. o yüzden günü moralle başlamak çok önemlidir. Bir çok insan homur homur yataktan kalkara ve bütün gün de o homurtularıyla kendisini olduğu kadar çevresini de rahatsız eder.. Yatakta gözünüzü açtığınız andan itibaren günü yapılandırmak sizin elinizde. Mutlu, başarılı, insan ilişkilerinde doyurucu bir güne merhaba demek için bazı yöntemleri yaşama geçirmeniz gerekiyor. İşte mutlu bir gün için size bazı önemli "sır"lar..
:bounce: Sabah henüz yataktan kalkmadan (uyandığınız an) dudaklarınıza bir gülümseme gönderin..
:bounce: Her gün kendiniz için olumlu onaylamalarla uyanmayı alışkanlık haline getirmeye gayret gösterin. Örneğin şöyle söyleyebilirsiniz: "Bugünüm aydın olsun. Bugün evrenin bana vereceği tüm güzel mucizeleri kabul ediyorum."
:bounce: Pencerenin önüne gelin ve dışarıya ( doğaya bakarak ) nefes alıp vermeye başlayın. Bu "Nefes egzersizleri"ni, nefesinizi izleyerek gerçekleştirin.. Bunu birkaç kez tekrarlayın..
:bounce: Sabahleyin eğer kendinizi çok ağır ve hareket edemeyecek kadar yorgun hissediyorsanız mutlaka egzersizle başlayın güne. Ya da enerjinizi sağlamak için bol vitaminli bir kahvaltı hazırlayın. Güne enerjik başlarsanız bütün gün öyle geçer. Bunu için şu sözü aklınızdan geçirin : "Hiç kimse içindeki coşkuyu kaybetmiş bir insan kadar yaşlı olamaz!"
:bounce: Beş veya on dakika denizi ya da yeşil bir alanı seyredin. Bu ortamda varlığınızı fark edin. Sahip olduklarınız için evrene (örneğin sevdiğiniz işte çalıştığınız için ya da sağlıklı olduğunuzdan dolayı) teşekkür edin..
:bounce: Her şeyle ama her şeyle bağ kurmaya çalışın; çiçekle, ağaçla, hayvanlarla, cansız varlıklarla... Onlarla aranızdaki bağ günü mutlu geçirmeniz için size enerji sağlayacaktır. Örneğin işe giderken yolunuzun kenarındaki çiçekleri mutlaka "görün". Varlıklarından dolayı mutlu olduğunuzu düşünün. Çiçeklerle kurulan bağ çok önemlidir. Yaşam bize bizim ona sunduğumuz kadar artı (+) veya eksi (-) frekans sunar.
:bounce: Her gün birisi ya da bir şey için, iyi olduğuna inandığınız bir davranışta bulunun. (Örneğin "Seni seviyorum" deyin ya da ona çiçek alın. İhtiyacı olan birine iyilik yapın) Ancak asla "Ben yaptım", "ben gittim", "ben hallettim" gibi sözleri kullanmayın..
:bounce: Sabahleyin evde ve işte karşılaştığınız insanlara gülümsemeye çalışın. Bu sizin için zorsa kendinizi zorlayın. Çünkü bedenin de buna ihtiyacı var. Gülümsediğiniz zaman kendinizi daha iyi hissedeceğinizi biliyor musunuz? (ancak gülümsemenize canlılık katın, gözlerinizle de gülümsemeye çalışın) Bunun aksine kaşlarınızı çattığınız zaman da olumsuz duygularla örülü bir çemberin bedeninizi saracağını....
:bounce: Miş gibi oyununu oynayın ve "Bugün mutluyum" deyin. Mutluymuş gibi davranırsanız mutlu olmanızı sağlayacak ruhsal durumu davet eder ve bunun sonunda gerçekten mutlu olursunuz.
:bounce: Okuduğunuz gazeteyi düşünün. Olumsuz haberlere içiniz kararmıyor mu? Sabah ilk karşılaştığınız insanlara yönelik olarak kendinizle ilgili "olumlu haberler " yayınlayın! Unutmayın, işyerinizde ve çevrenizdeki insanlar bu "haberlere” göre sizin hakkınızda fikir sahibi olacaktır. Örneğin "Bugün kendimi harika hissediyorum" deyin. Her firsatta bunu tekrarlayın. Kendinizi gerçekten iyi hissetmeye başladığınızı göreceksiniz.
:bounce: O günün kötü geçeceğine dair bir düşünce zihninizde belirdiyse bunu derhal uzaklaştırın düşüncelerinizden. Örneğin "İşe gidiyorum yine, müdürümün o berbat yüzünü göreceğim yine" diye düşünmek yerine, "İyi ki bir işim var, sorunlarımı paylaşacağım bir iş arkadaşına sahibim" diye düşünün. (Uzmanlar, bu tür olumlu sözlerin yolda yürürken ya da gün boyunca dönem dönem tekrarlanmasını öneriyorlar.)
:bounce: İşinizde veya çevrenizdeki insanlara daha farklı bakmayı deneyin. Örneğin insanlara "değer katma"yı düşündünüz mü? "Yardımcılarımın değerine değer katmak için ne yapabilirim?" diye kafa yorun. Onların daha verimli olmalarını sağlamak için ne yapabileceğinizi düşünün. Unutmayın bir insanın iyi yanını ortaya çıkarmak için önce onun en iyi yanını hayalinizde canlandırmaya çalışın,
:bounce: Eğer zorlu bir günü başlayacaksanız (Önemli toplantı, sınav veya konuk ağırlama gibi) hayal gücünüzü devreye sokun. İmgelemeniz, bedeninizin davranışlarını inanılmaz ölçüde belirler. Kendinizi zihninizin gözüyle resmedin. Örneğin o gün, nasıl olmak ve nasıl görünmek istiyorsanız öyle.. “Güçlü, güvenli ve dinlenmiş vs”.. Bu olumlu imgenizin nasıl eksiksiz gerçekleştiğine siz bile inanamayacaksınız. Eğer günlük işleri iyi gidiyormuş gibi zihnimizde canlandırırsak işler inanın ki iyi gidecektir!
:bounce: Kendinizi sevmiyorsanız o gününüz iyi geçmeyecektir. Kendinizden nefret etmekten vazgeçin. Kendinizi küçük görmeyi bırakın. Kollarınız kendinize dolayıp, " Herşeyin güzel,. saçlarını dökülüyor olabilir, ama sahip olduğum tek şey sensin" deyin. İnsan zayıf yanlarıyla da insandır. Güçsüzlüklerinizle barış yaptığınız zaman her şey daha kolaylaşacaktır.
Mucuukkk.. :flowers2: