PDA

Grafik Görünüm : RaSheeba Bana Nasıl Bulaştı?



watcher
03-12-2007, 11:12
Sevgili Dostlar,
Oldukça uzun bir süredir suskunluk var üzerimde. Bir çok arkadaşımda bu üzerime ölü toprağı dökülümüş halimi biran önce bırakmak için baskı yapıyor sürekli.
Bir yerden başlamam gerekiyor. Ben sizlere bir RS hikayesi anlatayım sizlerde görüşlerinizle , önerilerinizle, sorularınızla bana eşlik edin olmaz mı?
Evvel zaman içinde enerji parapskoloji yaşam koçluğu nedir , ben nasıl bu işlere girerim yararlandığım şeyleri başka insanlarla nasıl paylaşırım kaygısı içinde hocacılık oynamaya çalışırken, Sevgili Gülüm Omay'dan duymuştum Rasheeba'yı ...
Sadece ülkemizde değil tüm dünyada sayılı insan haberdardı henuz. Bir kaç sayfayla sınırlı ingilizce bir döküman vardı ortalıkta anlamıyordum. Dökümanın yetersizliğinden değil benim cehaletimden yıllardır bir türlü becerip vakıf olamadım şu ingilizceye yada benim deyimimle gavurca bilmiyorum.
Ön bilgileri okudukça doğrusu biraz kafam karıştı. Bir sürü acaip karakterden bahsediyordu. Watcherlar, ejderler, yılanlar, kanallık bilgileri, mısır enerjileri , firavunlar, rahipler.
Sırf isimleri çekici geldiği için mi üstüne gitmeliydim? Yoksa bu adı geçen karakterlerin hepsini tek tek incelemem, sorgulamam mı gerekiyordu.
Okuyup araştırdıkça her bir karakter kendi başına üstüne kitaplar yazılan karakterler olarak karşıma çıkmaya başladı. New age ten Tevrata kadar bir çok kaynağı araştırıp durdum. Aslına bakarsanız yıllar sonra bile ara sıra bir şeyleri kurcalamadan edemiyorum.
Nihayet merhaba dediğimde RS nin öyle önünde gelene verilmediğini, en azından sembollerle çalışmış kişilere verilmesi gerektiği gibi ön yeterlilikler istediğini gördüm. Yeni bir araştırma konusu daha niye yeterlilik gerekiyor?
Nihayetinde Merilyn tarafından uyumlandığımda düzinelerce sayfa okumuş bir o kadar kişisel notlara sahip olmuştum ama hala eksik olan şeyler vardı.
2003 yılında istanbulda buluşmamız biraz sorunlu ama muhteşemdi. Biz büyük bir ciddiyet içinde alışageldiğimiz şekilde sembolleri çizmeye çalışıyorduk ama Merilyn'in yaptığı çalışma bizimkine pek benzemiyordu doğrusu. Hatun kişi dans ediyor gibiydi , hatta dans ediyordu. Diğer arkadaşlarımızla, bazı arkadaşlarımızla ve başbaşa saatler süren rs sohbetlerimiz oldu Merilyn ile.
Ama henüz ilk e maille birbirimize ulaştığımızda ikimizde biliyorduk adını bilmediğimiz bir ailenin üyesiydik her ikimizde. adını sanını geçmişini bilmediğim kışın ortasında yalın ayak askılı bir bluz ile kapı önünde karşılaştığımız Trody ile dakikalarca sarılmamızın da başka bir açıklaması yoktur sanırım.
İşte o günden bugüne kalabalık laflarla ilk defa RS uygulamanın hikayesi budur sevgili dostlar. Ama kısaca özetlersek yaptığımı şu şekilde de dile getirebilirim sanırım.
Bu nedir sorusuna aldığım cevap içinde ki her kelimeyi kendime göre sorgulayıp içime sindirdikten sonra, mevcut koşullar içinde en rahat iletişim kurabileceğim hocayı arayıp bulmak. Aldığım her bilgiyi mutlaka sorgulamak ve bütün bunların arkasında durmak. Alsında sadece RS nin değil belki de tüm öğretilerin arkasında bunu aramam gerektiğine inandım.
Bir gün bir şekilde inaçlarıma, etiğime ve yaşam amacıma ters düşen bir noktayla karşılaşırsam o noktayı mutlak surette yaşamımdan uzaklaştırma kararlılığı içinde oldum. Bazen hocamın , bazen arkadaşımın , bazen içinde bulunduğum öğretiden uzak durmak özgür irademin özgürlüğünün bir ifadesi değilmidir?
RS nin geçmişine baktığınızda bir yakın geçmiş birde çok uzak bir geçmiş göreceksiniz. Bin yıllar öncesinden kopup gelen bir hayalet gibidir öğretinin her aşaması. Üstü neden örtüldü? Neden binlerce yıl bu ve benzer öğretiler sadece bazı tabletlerde bazende onlardan bile yoksun olarak kaldılar? Bu geçmişe gönderilen basit sorular bugün benim ve sizlerin geleceğine ve bizim bu öğretiye olan bakış açımıza ışık tutacak olan referanslar olarak cevaplanmaktadır.
Geçmişin en büyük hatalarından biri tekelleşmedir süphesiz. her hangi bir öğreti bir kişinin, gurubun yada kurumun tekeline girdiğinde tek bir isim adres gösterildiğinde atamalara yada onaylanmalara maruz bırakıldığında çökmeye başlar. Bugün bizzat merilyn tarafından önder gösterilen biz üç kişi öğretiyi benimseriz ama bu nedenle sahiplenmeyiz(tekelleştirmeyiz). Bu öğreti ve benzerleri bizim bireysel varlığımızın çok çok üzerindedir. Bir gün o veya bu nedenle bu kavramları savunamayacak duruma gelsek dahi sizlerin buna sahip çıkacağına olan inancımız bizi mutlu etmektedir. Günümüzün Rs öğretisinin en güçlü dayanaklarından biriside sanırım budur. Sadece o veya bu şekilde yer alan varlıklar değil masterların öğretiye sahip çıkmaları.
Yüzyıllardır bilim ve inanç birbirinden ayrı kavramlarmış gibi gösterilsede bugün artık biliyor ve yaşıyoruz ki işin özünde bu iki kavram birbirini hiç bir zaman ezmemektedir. Biri heyecanını yenemeyecek kadar genç diğeri yeniliğe uyum sağlayamacak kadar yaşlı değildir aslında. Gün geçtikçe inaçlar ve bilim birbirini onaylar hale gelmektedir. Ve bir gün göreceğizki her ikisinin de hiç bir şart altında çatışmayan , sorulara çelişkilere yol açmayan açıklamaları insanoğlunun gözleri önüne serilecektir.
O güne kadar ; inançlarımızın olmaz sa olmazlarından , mantığımızın olmaz sa olmazlarından taviz vermeden öğretilere yaklaşmak bizim için bir zaman kaybı olmayacaktır.
Sevgilerimle.
Ümit Çolpan

NOT : Tahmin ettiğimden uzun bir yazı oldu sanırım ama yorumlarınızı ve sorularınızı sabırsızlıkla bekliyorum.

aslik
03-12-2007, 11:37
Bir gün bir şekilde inaçlarıma, etiğime ve yaşam amacıma ters düşen bir noktayla karşılaşırsam o noktayı mutlak surette yaşamımdan uzaklaştırma kararlılığı içinde oldum. Bazen hocamın , bazen arkadaşımın , bazen içinde bulunduğum öğretiden uzak durmak özgür irademin özgürlüğünün bir ifadesi değilmidir?


Şüphesiz öyledir!Ne herhangi bir kanal bilgisi,ne herhangi bir öğreti,üstad,öğretmen,kitap vs..benim adıma karar veremez.Gücümü onlara teslim etmek için yaşamıyorum.Benim ayaklarım yürüsün,benim kalbim çarpsın,benim aklım-vicdanım karar versin..Zaten yaşam deneyimi dediğimiz şey bundan ibaret değil mi?Ama tabi beni bir başka üstadın rehberliğinden,öğretisinden yararlanmaya götürende aynı özgür irade..aynı akıl-vicdan.Gücümü teslim etme kararı alırsam bile buda özgür seçimimdir.Haksız mıyım?Sorum bu olsun... Teşekkürler:flowers:

watcher
03-12-2007, 11:54
Sevgili Aslı,
O kadar geniş bir kavramı tek bir sözcüğün içine sığdırınca konu bence çok hassaslaşıyor. Gücün teslim edilmesinden , içeriğinden , süresinden ve şartlarında da bahsetmemiz gerekiyor sanırım bu durumda.
Ama basit anlamda iki kavram varmış gibi kabul edip şöyle bir ayrım koyalım. Güvenmek ve teslim olmak? Güvenme başlığı altına da kısa süreli şartlı teslimiyetleri yerleştirelim. Bir şirket sahibinin şirket müdürü tayin etmesi ve belirli işleri yürütmesi için ona vekalet vermesi gibi. Teslimiyeti ise tüm davranış ve karar mekanızmalarını hiç bir şart altında söz hakkı olmadan başkasına devretmek diye kabullenelim.
Birincisinin kabul edilmeyecek bir yanı yok. Ama ikincisi? Hem ruhsal , dinsel ve gayri fiziki açılardan kabul edilemez, hemde modern tıbbın konuyla ilgi dalı psikoloji içinde hastalık olarak kabul edilir. Her ne kadar günümüze kadar uzanan bir çok öğreti içinde özellikle tarikatlarda bu tarz bir teslimiyet şart aranıyor olsada benim kişisel görüşüm bu tarz bir yaklaşımın son derece zararlı olabileceği yönündedir.
Aslına bakarsanız bana göre toplu tekamul devresi sona ermiştir. Bireysel tekamul devresi içinde birlik bilincine ulaşma zamanıdır. Bu durum altında teslim olmak kendi yüceliğinizden vazgeçmeniz anlamına gelmektedir. Hepimiz biriz, hepimiz eşitiz diye ortada bağrına bağrına gezerken gel bana tabi ol diretmesini uygulayacak olan bir zatın kendi başına bir çelişki olduğunu çok büyük bir rahatlıkla iddea edebilirim. Hatta bununla yetinmem bu karakteri yalancılık , riyakarlık ve akla gelebilcek bin türlü hakaret sıfatının sahibi olarak da görebilirim.
Eğer insanoğlunun bireysel olarak yüce yaradanın yeryüzünde ki bir yansıması olduğunu, bireyin üstünlüğünü ve hatta tanrısal değeri bulunduğunu kabul ediyorsak (ki ben öyle kabul ediyorum) sizden bana tabi olmanızı istemek , yada size tabi olmaya çalışmak bu bahsettiğim kavramın bir alt başlığı olan özgür iradeye ve bu kavrama bence ihanet etmek olacaktır. :)
sevgilerimle
ümit

aslik
03-12-2007, 12:01
:bravo:Ümit Bey çok teşekkür ederim.Harika bir açıklamaydı.Yüzde yüz katılıyorum.Şeffaflığınız için de ayrıca mutlu oldum.Sağolsun,varolun..:flowers:

sarass
03-12-2007, 13:13
Aslına bakarsanız bana göre toplu tekamul devresi sona ermiştir. Bireysel tekamul devresi içinde birlik bilincine ulaşma zamanıdır. Bu durum altında teslim olmak kendi yüceliğinizden vazgeçmeniz anlamına gelmektedir. Hepimiz biriz, hepimiz eşitiz diye ortada bağrına bağrına gezerken gel bana tabi ol diretmesini uygulayacak olan bir zatın kendi başına bir çelişki olduğunu çok büyük bir rahatlıkla iddea edebilirim. Hatta bununla yetinmem bu karakteri yalancılık , riyakarlık ve akla gelebilcek bin türlü hakaret sıfatının sahibi olarak da görebilirim.
Eğer insanoğlunun bireysel olarak yüce yaradanın yeryüzünde ki bir yansıması olduğunu, bireyin üstünlüğünü ve hatta tanrısal değeri bulunduğunu kabul ediyorsak (ki ben öyle kabul ediyorum) sizden bana tabi olmanızı istemek , yada size tabi olmaya çalışmak bu bahsettiğim kavramın bir alt başlığı olan özgür iradeye ve bu kavrama bence ihanet etmek olacaktır. :)
sevgilerimle
ümit


:helal::up:
tamamen katılıyorum..
teşekkürler..:flowers2:

umit
03-12-2007, 13:23
"Gücü teslim etme" konusunu kişiye (üstat) tabi olma değilde, Anadolu tarikatlarında olduğu gibi Bir'lik yoluna girme ve onu rehberliğini kabul etme olarak algıladım ben..Kendini üstada değil de üstadın teslim ettiği ve diğerlerine rehber olabilme hakkını kazandığı yere teslim olmak olarak düşünüyorum...Burdan yola çıkarak "teslimiyet" olgusunun Tanrı'ya yapıldığını ve Bir'lik inancına giden yolda nefsi besleyici olan maddeselden, maneviyata yapılan bir adanma olarak algıladım...Zaten bütün varlığınla kendini bir insana teslim etmenin de yola çıkarken hatalı olduğumuzun ifadesi olarak görmek mümkün...Hele ki "bana tabi olun, ben olmadan oraya ulaşamayacaksınız" diyen sözde üstadın yolunun pekte aydınlık olmadığını insanların anlayabileceğini sanıyorum...Teşekkürler bu "gönül fırtınası" için:flowers:

aslik
03-12-2007, 15:41
"Gücü teslim etme" konusunu kişiye (üstat) tabi olma değilde, Anadolu tarikatlarında olduğu gibi Bir'lik yoluna girme ve onu rehberliğini kabul etme olarak algıladım ben

Ümitcim "ben kimsenin rehberliğini almam,benden başka kimse doğru düşünemiyordur. bir ben bilirim" gibi bir bakış açısı düşünemiyorum.İllaki vicdan ve akıl yoluyla yaklaştığımız insanlar olacaktır.YOk mu? Var tabii.Neden olmasın?Ama iradeyi teslim etmek başka birşey.Hayata teslim olmak anlamında teslimiyet,savunma durumunda yaşama halinin ortadan kalkması hali başka şey;o benden iyi bilir,yanlış yapmaz,o mükemmeldir.o halde benim adıma kararları o alsın demek başka birşey.Sanırım bu kendi gücümüze inançsızlığımızdan kaynaklanıyor.Ne olursa olsun ve kim olursa olsun Huzursuz hissettiren bir bilginin,kişinin,öğretinin ya davranışın nedenini sorgulamak,aklımıza yatmayan bir şeyi milyonlarca insanın sorgulanamaz gerçeği olsa bile reddedebilmek, özgür iradenin eylem boyutunda farkındalıkla gerçekleşmesidir diye düşünüyorum.Sürekli olarak seçimlerin bizim seçimlerimiz olması gerektiğini anımsatıp,bizi özgür( ve özgün:lol:) irademize yönlendiren tüm hocalarımı da sevgiyle anıyorum.:kalp:

watcher
04-12-2007, 11:14
Merhaba,
Adı geçen öğretilerin reiki dahil hiç birisi yaşamsal öneme sahip değil. Bütün bunlar kişisel gelişim konuları olarak nitelendirilebilir. Yani alsanda olur almasanda.
Buna rağmen insanlar ve ben neden deliler gibi koşturup duruyoruz? Yaşamımızın hemen hemen her evresinde bazı şeyler isimlendirilemeyecek şekilde eksik kalıyor. Bazen sağlık, bazen şans, enerji adını ne koyarsan koy. Mevcut sistemlerle bunu tatmin edemiyoruz ve bir arayış başlıyor. İşte bir çok insan bu arayışın sonunda tanışıyor bu öğretilerle.
Bana göre bu arayışların kökünde şifa kavramı yatıyor. Alışageldiği üzere şifa arayan kişi her zaman bizmi anladığımız anlamda hasta değildir. :wink_smile: Şifa kavramı ile tedavi kavramını birbirine karıştırıp duruyoruz çünkü. Şifa çok daha geniş bir kavram TDK nın sözlüğünde kelime avına çıkınca şifaydı onamaydı sağaltmaydı diye bir sayfa dolusu kavram zincirine ulaşaksın. İşte bu noktadan sonra şifanın evreleri yer alıyor.
Yine benim basitleştirilmiş tanımlamam ile şifa döngüsüne ulaşırız. fiziksel, ruhsal, psikolojinin şifası ve tekammul evreleri. Basitçe şifanın 4-5 katmanı. bu döngünün başı sonu neresi hangisi diğerinden önce gelir aslında birbirne girmiş durumda ve çokta önemli değil çünkü biri olmadan diğeri varlığını pek sürdüremiyor.
işte senin aldığın reiki eğitiminin birinci aşaması bu döngünün fiziksel katmanınını etkiler oda diğer katmanlarla uğraşır. İkinci aşama mental katmanı etkiler oda diğer katmanları. Üçüncü aşması bir diğer katmanı diye devam eder.
Ama bu açıdan bakınca bu öğretilerin hiç birisi %100 şifayı ilk elden etkilemez. O zaman önümüze bir yığın öğreti yığını çıkar. hangisini seçmemiz gerekir? veya senin doğrudan rasheebayla ilgili olan sorun rasheeba bu döngünün neresinde? Özellikle tekemul katmanını etkiler. Bu nedenle uyumlama sonrası öğrenci hiç bir şey yapmasa dahi hayatında bazı açılımlar bulacaktır. Söz konusu tekamul olunca kimde ne tür bir açılım yaratacağı genellikle önceden kestirilemez.
İşte bu nedenle ben onlarca öğretinin uygulayıcısı eğiticisi olmama rağmen sadece belli konularda eğitim vermeyi tercih ederim. Reiki , seichem, rasheeba ve eft. Bana göre bu açıklamaya çalıştığım 4 evre için bunların her biri doğrudan tetikleyicidir ve karşılaştığım her hangi bir sorun için bunlardan birisini tercih edip uygularım. Hiç bir sorunum yoksa da enerjimi belirli seviyede ve dengede tutmaya uğraşırım.
Bu öğretilerin yanı sıra bir spor dalı seçmek, sosyal faaliyetlerde bulunmak, eğlenmeyi de unutmamak lazım diye düşünürüm.
Ama lütfen bu diğer öğretileri gereksiz ve/veya saçma bulduğum anlamına gelmesin.
Çok mu karışık oldu?
Sevgilerimle

aspirin
04-12-2007, 12:06
Hayır. Hiç karışık değil.Son derece net... :flowers:

sarass
04-12-2007, 13:20
inisiyasyon bir süreçtir..
üstelik uzun tarihsel bir birikimin ürünüdür..
insanın en yalın doğasına dönüş hikayesidir..
soyut kavramlarla başlayan yaşama geçirdikçe somutlaşan
ve zaman içinde oluşmuş aşırı tutku ve yanlışlarından arınmasına yardım eder..:angel2:

sonuç, arınma, farkındalık ve bütünlük bilincine giden uzun bir yolsa eğer,hangi tip öğretiyi alacağımız tamamen kişiseldir..:bangin:

uzun ve bol ritüelli içeriği olsa da usui reiki sistemi hem ihtiyaçlarıma karşılık gelen hemde şifa vermede etkin bulduğum bir öğreti..
onun dışında ra sheeba yı uyumlaması almayı çok istiyorum..
bu iki öğretinin de kişisel gelişimim için çok faydalı olacağını düşünüyorum..
reiki 2. aşamadayım ve yaşantım bir sihirli değnekle değişmediyse de bakış açımı büyük ölçüde dönüşüme uğrattı
diyebilirim..:angel2:

bunun yanında uzun süredir EFT yada NLP gibi Amerikan orjinli öğretilere karşı önyargımı yıkmaya çalışıyorum..
doğu mistisizmine karşı oluşturulmuş "bakın bizimde var" doktrini gibi geliyorsa da burada bir ayrım ve karşıt bir fikir oluşturmak gibi bir niyetim yok..:blush:

ben bu iki sistemle ilgili genel bir araştırma yaptım ancak yanlı bakmak istemediğimden;
sevgili ümit sizden özellikle eft yle ilgili bilgi ve deneyimlerinizi paylaşmanızı isteyebilir miyim?

sevgiler:flowers:

shira
04-12-2007, 15:18
Bu öğretilerin yanı sıra bir spor dalı seçmek, sosyal faaliyetlerde bulunmak, eğlenmeyi de unutmamak lazım diye düşünürüm.
Ama lütfen bu diğer öğretileri gereksiz ve/veya saçma bulduğum anlamına gelmesin.
Çok mu karışık oldu?
Sevgilerimle


Amaç yaşamdan keyif almak:).
Uyum, denge ve huzuru birarada yaşamak:flowers:

Bu sistemler ise amaç değil, araç:wink_smile:

Açıklaman için teşekkürler lordum:wink_smile:

Bu enerjileri araç olarak kullanırken, buradaki en değerli enstrümanımız olan bedenimizi ihmal etmememiz gerektiğini de hatırlattığın için teşekkürler, (spor dalı seçmek ve bedeni aktif canlı tutmak )

watcher
05-12-2007, 01:11
sevgili dostlar,
EFT tekniğinede diğerlerine de ön yargılı yaklaşmadım hiç bir zaman. Bir şeyin benim için yada genel için iyi bir şeydir diye etiketlenmenmesinden önce öğrenilmesi taraftarıyım.
Tabi bu durum Amerika'yı yeniden keşfetmek anlamına gelmemeli hiç bir zaman. Bazı kavramlar vardır ki artık ben ne dersem diyim etiketlenmiştir.
Eft ye teknik olarak baktığınızda uygulamasını öğretmek ve göstermek sadece 5 dk sürer. Etkileri de bir o kadar hızlı alınır. Yazı içinde adı geçen diğer öğretilerden en önemli farkı geçmişe atfedilmeyen bir teknik olmasıdır. Ama işin komik tarafı bana hediye gelen bir koala oyuncağın süsleri bin yıllardır avusturalyada benzer tekniklerin kullanıldığının bir işaretidir benim için.
İşin kökeni beynin çalışması hafıza mekanizması, karar verme mekanimazı, duygusal beyin ve mantıksal beyin loplarına dayanır. Her birimiz doğduğumuz dan itibaren bulunduğumuz çevre ile ilgili bilgiler toplamaya başlarız. Özellkle 0 7 yaş arası insan beyni bilgiye incelemeye aç bir durumda şekillenir. Geleceğimizi belirleyen karakterin özellikle bu yıllarda oluşmasının nedenide budur. Temel hafıza kartları , genel semboller hafızaya yerleştirilir.
Her hangi bir durum ve veya objeyle karşılaşılınca önce hafıza kartları devreye girer ve önceden katagorize edilmiş bir bilginin varlığı sorgulanır. Örneğin bütün zebralar ilk bakışta bizim için aynı görünsede aynı değillerdir, bütün zencilerin uzakdoğuluların bize aynı gelmeleri gibi. İnanın bir çoğumuz bunlar birbirini nasıl tanıyor diye sorarken aynı soruyu onlarda bizim için yöneltirler. Veya askerler içinde aynısı söyleyebiliriz. Hareket halinde ki bir birliğe bakıldığında her birey aynıymış gibi görülür. Üzerlerinde taşıdıkları üniforma genel bir kavramı etiketler "asker" oysa o üniformanın altın da binlerce karakter vardır gibi.
İşte bu hafıza kartları genel ve özel bilgileri kaydederken kayıt sırasında o an hissedilen duyguyu da kaydederler. Sevgilinizle el elelesiniz bir bankta oturuyorsunuz ve çok mutlusunuz. aradan yıllar geçsede bank a her yaklaştığınızda kendinizi mutlu hissedeceksiniz. Hatta bankın orada olduğuna dikkat etmesiniz bile. İŞte bu kayıtlar karar mekanızmasında da rol oynalar yeni bir obje durum karşısında ki aldığımız her nefes yeni bir obje olarak tanımlanabilir bu kayıtlar beyin içinde kurcalanır durur. eğer o an içinde bulunduğumuz ortama ait olmayan bir duygu uyanırsa iki lop arasında ki veri iletişimi sekteye uğrar ve saçmalarız. Buna resmi isimler vermemiz gerekirse fobiler, davranış bozukluları, panik atak, kötü olarak tanımlanan alışkanlıklar, paranoya vs diye listeyi uzatabilirim.
Eft ise bir şekilde bu hafıza kayıtlarına dokunarak o kaydın altındaki duyguyu silmek için kullanılan bir tekniktir. (kısaca) Klasik psikolojinin yıllarını alan travmalar ve bir çok davranış bozukluğu bir kaç dakika içinde tarih olur.
Daha da detaya girersem eğitim vermemin bir anlamı kalmayacak sanırım :) Her zaman söylediğim gibi kitabı bilgileri görsel olarak edinmek ve uygulamaya katılmak mutlaka gerekli.
Eft Türkiye'ye ne zaman girdi? Bu sorunun cevabı tekniğin ne kadar önemli olduğunuda içinde barındırıyor. 99 depreminden sonra bölgede görevlendirilen psikolog ve pskiyatrisler işin içinden çıkamaz bir hale geldiler. bunun üzerine akademik anlamda bir arayış başladı. Bir anda ağır travma yaşayan binlerce insan ve kısıtlı sayıda destek personeli varken. Depremin görünmeyen artçıları bu destek personelide vurmaya başladı. İnanın yıkılan bir bina altında yaralanan bir insan kadar onu ordan çıkarmaya çalışan insanlarda yaralandılar. İşte bu acil durum ve kısıtlı imkanların süratle kullanılması gerekliliği o güne kadar burun kıvıran bir çok insanı yeni arayışlara itti. Ve yurt dışından veya yurt dışında eğitim alan yada bağlantısı olan o güne kadar ne gerek var gözüyle bakılan bir çok teknik masaya yatırıldı. Eğer takip ederseniz türkiyede bir çok konuya hoş görü bu depremin ardından gerçekleşmiştir. Bir zamanlar bizi deli olmakla , üfürükçülükle tüfürükçülükle suçlayan insanlar bugün tekniklerimizi uyguluyor. Her neyse bir grup yenilikçi uzman bu tekniği kullanmaya başladılar ve son derece olumlu sonuçlar elde edildi. Başlangıçta (ve sanırım hala) resmi olarak bu tekniğin psikoloji dalında ki uzmanların yapmasına izin verilsede bugün daha yaygın bir hale geldi. Enerji psikoterapileri adı altında bir başlık var oldu ve oda bunun altına girdi.
Kısaca bilim ve türkiyede bilim kabul edilenler ( :) ) listesinde EFT bilimsel bir kavram olarak yer alıyor :)
Sevgilerimle

umutnur
05-12-2007, 01:22
ümit hocam,

verdiğiniz bilgileri keyifle okuyorum.yüreğinize sağlık.yazıların devamı olması dileği ile.:flowers2:

telvin
05-12-2007, 08:25
ümit hocam, verdiğiniz bilgieri büyük bir keyif ve merakla okudum ve oldukça ilgimi çekti:) emeğinize sağlık

sarass
05-12-2007, 08:26
verdiğiniz bilgiler için teşekkürler..:)
elinize sağlık:flowers2:

yaso
05-12-2007, 12:35
Canım Ümitcim,verdigin bilgiler için teşekkür ederim..Ümitcim seminer fikrine ne dersin?
yer sorun degil ayarlarız..RS VE EFT Hakkında seminer düzenlesen bizde senin bilgilerinden yararlansak diyorum..tekrar teşekkürler.

aslik
05-12-2007, 13:04
:wonk:Hafıza kayıtlarına dokunmak mı?ilgiinç!...Ama nasıl?Yani eft de bir spiritüel enerjiyle çalışılmıyor mu?Zihinsel bir programlama mı?Bilinç düzeylerinde mi kodlama yapıyoruz?Bunu kullanmaya talip olmadan önce neyin çalıştığını,nasıl çalıştığını(anlatılmış ama)biraz daha ayrıntılı öğrenme şansımız olur mu ki?Kayıtlara nasıl dokunuluyor?,hangi etkileri yaratıyor,hemen mi kaydı değiştiriyor,belli bir süre içinde mi sonuçlar ortaya çıkıyor?Sistemi kim bulup geliştirmiş?Uygulanan vakalarda nasıl sonuç vermiş?Ne kadar zamandır kullanımda?Diğer yöntemlerden daha mı kolay çözüme ulaştırıyor?...vs..vs..Bir sürü soru belirdi kafamda!..Hiç bilmediğim bir konu.Cehaletimi mazur görün:blush:
Teşekkürler:flowers:

sarass
05-12-2007, 13:47
sevgili ümit daha ayrıntılı cevap verecektir aslık ama..

bildiğim kadarıyla eft de yüzde ve parmak uçlarında bulunan vücut meridyenlerine hafif vurularak baskılanarak beyin kayıtlarına giriliyor diye biliyorum..
öğrenmesi ve uygulaması çok kolay bir yöntem...
akapunkturun psikolojiye ve psikiyatriye uygulanması diye de adlandırılıyor..

benim kafama takılan noktası yıllarca oluşmuş şeylerin bu kadar hızlı nasıl düzeltilebildiği...
çünkü okuduğum her yerde süratli çözümlerden bahsediliyor..:see_stars::see_stars:

aslik
05-12-2007, 13:58
Teşekkürler sarass:flowers:Ben de mental reiki çalışmalarıyla tek tek özel olarak ilgilendiğimiz ve dönüşmesi için sonucunda ciddi zaman harcadığımız her bir blokajı,kalıbı,birkaç dokunuşla kökten çözüme mi ulaştırıyor? sorusunu merak ettim en çok.Bir de tabi karmik tabakalarda yer etmiş sorunları çözme durumu nedir eft nin?Sadece zihinsel düzeyde mi iş görüyor?

sarass
05-12-2007, 14:06
tam olarak kafamıza takılan şey aynı..:flowers:
umarım konunun uzmanı gerekli açıklamayı yapacaktır..:wink_smile:

watcher
05-12-2007, 19:17
Eğitimler ... Evet arkadaşlar şuan Ankara NAKAAKADEMİ'yle birlikte ortak çalışmalara başladık. Ümitköy'de harika bir mekanda eğitim, şifa çalışmaları sohbetlere yönelik ve henüz paylaşmak için erken olan suprizlerin hazırlığı içindeyiz.
Sonuçta Ankara için adresim belli oldu. Ancak bunun yanında kendi gruplarınızı oluşturup davet ederseniz seve seve Dünyanın diğer ucunada geleceğimi bilminezi istiyorum.

Sevgili Aslıcım. Bir sene burnunun dibinde olduğum halde izmir de karşılaşmamız olmamıza şuan katıla katıla gülüyorum. :)
evet uzun çalışmalar yerine bir kaç parmak darbesi kesin çözüm oluyor :)
sevgilerimle..

watcher
05-12-2007, 23:00
Teşekkürler sarass:flowers:Ben de mental reiki çalışmalarıyla tek tek özel olarak ilgilendiğimiz ve dönüşmesi için sonucunda ciddi zaman harcadığımız her bir blokajı,kalıbı,birkaç dokunuşla kökten çözüme mi ulaştırıyor? sorusunu merak ettim en çok.Bir de tabi karmik tabakalarda yer etmiş sorunları çözme durumu nedir eft nin?Sadece zihinsel düzeyde mi iş görüyor?
Merhaba bir önceki mesajda cidden gülmekten cevap yazamadım özür dilerim. evet EFT enerjisel bir çalışma olarak tanımlanmıyor. Yada bizim anladığımız anlamda bir enerji içermiyor. Üst başlığı enerji terapileri olarak geçiyor ama ki enerjisiyle doğrudan ilgili olduğu söylenmiyor. Özellikle hafıza ve zihin düzeyinde işliyor. Daha önceki mesajlardan hatılarsanız o şifa döngüsü içinde yer aldığından dairenin o bölgesinden tetikleyici.
Zihinsel ve duygusal durumun fiziksel durumu birebir etkilediğini kabul edersek bu tekniğin sadece zihinsel olarak çalıştığını söylemek pek doğru olmayacaktır.
Sevgilerimle.

aslik
05-12-2007, 23:42
Bilgilendirmeleriniz için çok teşekkür ederim.Şİmdi kaçırdık mı sizi yani hocam?Ankara'lılara mı kaptırdık!:lol:Eyvahlar olsun!...İzmir de olduğunuz bir dönem muhakkak görüşüp bilgilerinizden faydalanmak isterim.Hiç bir öğretiye kapalı olmadığım gibi pratik çözümler sunan tüm programlara da sıcak bakıyorum.En azından soruşturmalı,öğrenmeli denemeli derim.sevgiler..selamlar...

korkutkeskiner
10-12-2007, 11:28
Ümit Hoşgeldin
Sevgili Arkadaşlar,

Ümit çok uzun bir süre aradan sonra yeniden aramızda. Onu
tanımayanlar var, o yüzden kendini tanıtarak başladı.
Merilyn'e göre, dünyada Merilyn ve benimle beraber Ra Sheeba
enerjisinden sorumlu 3 kişiden biri.
Aslında bu ilginç bir durum.
Çünkü Merilyn enerjiyi kocası Micheal ve Peter'la beraber indirmiş.
Sonra Micheal'dan boşanınca, Peter'la beraberken, enerjinin ve
sistemin kalan bölümü de gelmiş. Yani enerjinin "co-founder"ıyım derken
hem tevazu gösteriyor, hem de aslında bir gerçekten söz ediyor.
Sonra,şimdi aramıza dönmüş olsa da Peter'ın da koptuğu bir dönem
oldu. O dönemde Merilyn Ra Sheeba'nın bütün yükünü yalnız taşıdı.
Bunun için ona müteşekkiriz. Türkiye'ye ilk gelişinde onunla beraber
gelen ve internet sayfalarından sorumlu Trudy'i de ihmal etmemek gerek.
Mart 2005'te ben ve grubum, Firavun Akhenaton'un aydınlandığı yer
olan Karnak mabedinin kütüphanesinde sadece bu çalışma için gelen
semboller de dahil olmak üzere, Activating Divine Light-İlahi Işığı
aktive etmek çalışmasını yaptık (bunun Kiara Windrider'ın İlahi
Nur'uyla aynı şey olduğunu ve Kiara'nın bu çalışmadan sonra İlahi
Nur'a başladığını da not etmek lazım.)
O tarihten sonra Ra Sheeba yeni bir döneme girdi.
Merilyn Sal Rachele ile tanıştı ve Ra Sheeba Ascension Activation
isimli yeni bir çalışma ortaya çıktı. Sal'in bilgileri Ra Sheeba'yla
birleşti ve yeni bir frekansla yeni uyumlamalar yapıldı.
Merilyn Sal ile yollarını ayırdıktan sonra, Walking in the New
Energy bölümünü sembolleri de geldi. Bunlarla ilgili seminerler de
verildi.
Merilyn Sal ile birlikte çalışırken, benim de Ra Sheeba'nın 3
görevlisinden biri olduğumu söyledi ve 3. kişiyi aramaya başladık.
Başlangıçta bunun Avustralyalı bir hanımefendi, ya da New York'tan
bir hanımefendi olduğunu düşünülse de, Walking in the New Energy
seminerleri için Türkiye'ye geldiğinde 3. kişinin Ümit olduğuna emin
olduğunu söyledi.
Ve Ümit de aramıza döndü.
Aradaki süreçte, ilk Türk Ra Sheeba master ve Merilyn'in yorumuna
göre 3 kişiden biri olarak, neredeyse Ra Sheeba'nın Türkiye'deki
sözcülüğünü üstlenmiştim.
Ama benim başka görevlerim ve sorumluluklarım olduğu için Ra Sheeba
benim için hiç bir zaman tek yol olmadı. Sorumluluklarımdan ve
görevlerimden biriydi, ama tek olmadı.
Özellikle Walking in the New Energy seminerleri sırasında Merilyn'le
aramızda bazı görüş ayrılıkları oluştu.
Ben ya Ra Sheeba'nın ayrı bir yol olarak kalmasını ve diğerlerinin
de ayrı bir sistem olarak tanıtılmasını, ama daha çok, tümünü aynı
seminerde ve ilave ücret alınmadan öğretilmesi gerektiğini savundum.
Ayrıca, channelinglerin de Ra Sheeba'dan bağımsız olarak
değerlendirilmesi gerektiğini, herhangi birimizin Ra Sheeba
enerjileriyle çalışabilmek için channellinglere inanmak zorunda
olmadığını düşünüyorum. Özellikle ejderhalar, karanlık ejderhalar
gibi konulardaki channelingler benim kalbime hitap etmiyorsa, benim
sezgi ve bilgilerime uymuyorsa, başkalarının kalbine de hitap
etmeyebilir.
Bir başka ve bence çok önemli konu, Ra Sheeba'nın Firavun
Akhenaton'la ilgisi nedeniyle, bütün yaygın tek tanrılı dinlerin de
kökenlerinde olduğu bilgisi. Ezoterik bilgi olmadan Ra Sheeba gerçek
değerinde anlaşılamıyor.
Son olarak, Ümit'in de söylediği gibi, ejderhalarsız Ra Sheeba ve Ra
Sheeba'sız ejderhalar olabileceğini, bunların birbirinde kopmaz ve
ayrılmaz bilgiler olmadığını düşünüyorum. Zaten Ra Sheeba ejderha
kaynaklı bir öğreti değil bana göre, Sirius'un dünyaya bilgiyi
ulaştırmak için ejderhaları görevlendirmesi söz konusu. Ama yine
Merilyn'e göre dünya üzerinde ejderhalarla en yoğun ve yakın çalışan
insan olarak, ejderha bilgisinin de en az Ra Sheeba kadar önemli
olduğunu da düşünüyorum.
Merilyn'le bu görüş ayrılıklarımızı konuştuk. Ve her zaman olduğu
gibi, birbirimizi yargılamadan, sevgi ve toleransla birbirimizn
yollarına saygı duymaya karar verdik. En son Mısır gezimizde de yine
beraber ve elele çalıştık.
Ben Ra Sheeba'nın dünya boyutuna ve Türkiye'ye ilk geldiği haliyle
öğretilmesini seçiyorum. Ra sheeba seminerlerinde bu yüzden Walking
in the New Energy sembollerini de veriyorum, fakat channelingler
konusuna çok girmiyorum. Yani, Ra Sheeba'ya sevgimiz ve saygımız
miktar ve kalite olarak aynı olsa da, Merilyn'den biraz ayrılıyorum.
Ama Ümit, şu anda Merilyn'in bilgisi ve sistemini bana göre çok daha
yakından takip ediyor.
Önemli olan ne Merilyn, ne Korkut, ne de Ümit. Önemli olan Akhenaton
zamanında sadece tek kişide olduğu için onun ölümünden sonra
kaybolan bilgiyi, bugün olabildiğince çok insana ulaştırmak. Bu
yüzden, Michael, Peter, ya da Sal hatta Brian Murphy gibi bu
bilginin indirilmesinde ve yayılmasında katkıda bulunan herkes
aslında görevlerini yaptılar ve yapıyorlar.
Ra Sheeba kimseye ait değil. O hepimizin. O yüzden bilgiyi bozmadan,
kişisel varyantlar yaratmak da uygun. Aşağıdaki imzamda olduğu gibi,
maksat bir, rivayet muhtelif.
Benim varyantım, Ra Sheeba'nın asıl sorumluluğunu taşıyan Merilyn'e
saygıda asla kusur etmeden, kendi yolumla öğretmek. Merilyn'in bütün
yeni çalışma ve öğretilerini izlemeye devam da edeceğim, ama
alabildiklerimi kendi süzgeçlerimden geçirerek aktaracağım.
Ümit ise, muhakkak kendi değerleri ve öncelikleri de olmak kaydıyla,
Merilyn'in yoluna benden daha yakın.
Dolayısıyla, Ümit aramıza hoşgeldi ve benim kendi varyantımı
seçmemden sonra doğabilecek büyük bir boşluğu doldurdu. Bu beni
gerçekten çok sevindirdi ve mutlu etti.

Neşeniz, bilir.
Sevgi ve bilgi, paylaşılarak çoğalır.
Maksat Bir, rivayet muhtelif.
Sevgi ve ışık,
KOrkut

watcher
10-12-2007, 12:26
Sevgili Kardeşim, bu sımsıcak karşılaman için teşekkür ederim.
Zaman zaman hepimiz fikir yöntem uslup ayrılıklarına düşüyor olsakta bir arada olabilmenin mutluluğunu yaşıyorum.
İçindeki karakterler , kanal bilgileri ve yazında geçen her başlıkla ilgili yorumlarının altına bende aynı şekilde imzamı atabilirim.
Sevgilerimle...
Ümit

sacred
18-12-2007, 10:57
cevaplarınız için çok teşekkürler ediyorum. Hatalarım olduysa affola.

korkutkeskiner
18-12-2007, 12:18
Sevgili Sacred,
Doğrudan bana sorduklarınız var o yüzden cevap veriyorum. Ama ortaya yazmayıp, doğrudan isim vererek hitap ettiğinize göre, en azından asgari nezaket kurallarına uygun olarak kendinizi tanıtsaydınız daha uygun olurdu...
Isis ve Osiris bilgisinin Ra Sheeba'yla ilgisi yok. Ra Sheeba'da Ra ve Isis var.
Ra Osiris'ten büyük. Ama onu dengeleyecek dişi güç olarak gelen bilgide Isis adı geçmiş.
Aslında bahsedilen şey sadece eril ve dişilin birleşmesi. Binlerce yıldır tek tanrılı dinlerin dişil yanı ihmal etmeleri nedeniyle oluşan erkek egemen uygarlığın bizi getirdiği kutuplaşmalardan, kutupların birbiriyle buluştuğu, biribirini tamamladığı yeni bir dönemi ve uygarlığı başlatmak.
Isis benim bildiğim kadarıyla yeniden oluşmuyor. Bizler içlerimizdeki dişil güçle barıştıkça, parçası olduğumuz büyük varoluş da daha dişil oluyor. Zaten eğer biri yeniden oluşacaksa, parçalandığı için ölüler diyarına giden Osiris olurdu:)
Sirius Isis'in görünen yüzü filan değildir. Isis Sirius'un dişil yüzüdür deseniz bir derece. Evet ana tanrıça kültü binlerce yıldır ihmal edilmiştir. Ve ezoterik öğretilerde Isis'le, Artemis'le, Hera'yla, Hz. Meryem, Hz. Ayşe ile sembolize edilen, Sybil-Kibele kültünde zirvesini bulan bir miras, bize hep bunları hatırlatır. "Dişil yönü, sol göz okulunun unutmayın, kadın yanlarınızı keşfedin, ruhsallığa ve bütünlenmeye ancak böyle ulaşabilirsiniz" cümleleriyle özetlenebilir. Isis'i bu kadar yüceltenler bazı ezoterik yollar ve sadece kadınları kabul eden çok gizli bir kardeşlik örgütüdür. Ama önemli olan şudur, ezoterik bütün sembollerde olduğu gibi, Isis de bir semboldür.
Dolayısıyla Isis Ra Sheeba'da da, her yerde de dişil gücün bir sembolüdür sadece.
Yani bir zamanlar burada olduğu bile şüpheli olan, bütün değeri sembolize ettiği değerler olan Isis'in gelmesini beklemek yerine bizlerin içlerimizdeki dişil yanı dengelemeye çalışmamız çok da uygun bence:)
Ejderhalardan bahsediliyor ve Isis'ten bahsedilmiyor tezinizin muhatabı da sanıyorum bu enerjiyi insanlığa ilk kez öğretenler ve ben değilim.
Hiçbir enerji kimsenin tekelinde değildir bölümünü pek anlayamadım. Ra Sheeba'dan mı bahsediyorsunuz, benim 5. boyut enerjilerinden mi? Hangisinden bahsettiğinizin aslında önemi de yok. Bence siz çağırın, gelsin:) Bunu niye sorun edelim ki, siz size geldiğini düşünüyorsanız ne güzel, tadını çıkarın:)
Kurtuluş Yolu enerjisi sadece bir genç kıza gelmedi. Eksik bilgilerinizin sizde merak uyandırması normal. Hanımefendinin adı Hicran. Erman'ın bir arkadaşı. Erman'la ikisi bilgi indirirken onlara bunun ikisinin yapamayacağı bir şey olduğu, benden yardım almaları gerektiği söylenmiş. Ben o aşamada devreye girdim. Gelen bilgileri sistematize ettim, bir seminer haline dönüştürdüm. Erman'a hazrılık yaptım, ama "Erman'ın henüz yeterince arınmamış olduğu ve semineri veremeyeceği, semineri benim vermem ve enerjiyi bugüne kadar oluşturabilmiş olduğum kadarıyla güvenilir bir referans olmam nedeniyle insanlığa benim lanse etmem" istendi. Ben de bunu yaptım.
Ama 1. seminere özel bir ailevi nedenle katılamamasına rağmen, 2. seminerde, Hicran da aramızdaydı. Ve enerjinin inmesini sağlayan kişi olarak o seminerde onore de ettim.
Ben Kurtuluş Yolu'nun sadece lansmanını yapacağım. Sonra emin olun, benim de seçimim değil. Ön planda olduğunuzda maruz kaldığınız haksız eleştirileri göz önüne aldığınızda:), aslında bu enerjinin lansmanını yaparak göze aldıklarımı düşünmenizi öneririm. Yine de şükürler olsun az kaldı, bir kaç seminer sonra bırakacağım. Bu cevapları vermekten de kurtulacağım(kurtuluş yolu esprisi).
Ejderhalar konusunda elbette eski bilgiler vardı. Ra Sheeba'ya kadar, bunun kolay yolları bilnmiyordu sadece. Ejderhaların özgün dilini bilmek gerekmiyor, ve kimseye ihtiyacınız yok. Doğrudan temas kurun ve konuşun. Ben sadece, eğer talep edenler olursa bunu kolaylaştırıyorum.
Eğer bundan sonra karşılıklı yazışacaksak, lütfen kim olduğunuzu da açıklayın ki, ben de bunları yüzyüze sorabilecek olmasına rağmen, forum ortamını kim seçiyor ben de öğreneyim:)

Sevgiler,
Korkut

watcher
18-12-2007, 12:30
Merhaba Sacret,
Rasheebayla ilgili diğer yazılarımı okursan sadece ejderlerden bahsediliyor olmasını çok anlamlı bulmadığımı bende üzerine basarak dile getirdim.
Ama yazında beni rahatsız eden şeyler olduğunu dile getirmek istiyorum. Bunu iki başlıkta toparlamama umarım kızmazsın.
Birincisi Korkut Bey'e yönelttiğiniz cümle. Korkut Bey'i savunmak niyetinde değilim, gerekli görüyorsa o kendisini savunur ve benim yazdığım bir metin altında, soru beklediğim bir metin altında, benimde bir sorun olarak gösterdiğim bir konuda ben isim vermekten kaçınırken sizin doğrudan isim vermeniz benim için üzücü.
Bir önceki mesajlaşmada bahsedilen şeyi yine benim açtığım bir başlık alıtnda yazıldığı için cevaplama durumunda hissettim kendimi. Elbette enerji hiç kimsenin tekelinde değil. Burada bahsedilen üçlü Rasheebanın tekel isimleri değil görevli isimleri .
Kurtuluş yolu enerjisine gelince, yeri bence bu başlığın altı değil. Kurtuluş yoluyla benim tanışmam mısır'da oldu. Korkut Bey orada da Erman Beyin ve Hicran Hanımın adını verdi. Uyumlamasını ise YED de aldım. Erman Beyde Hicran Hanımda oradaydı.
Sevgilerimle

sarass
18-12-2007, 12:33
sevgili sacredin kim olduğunu bende merak ettim açıkçası?
:excl:

aslik
18-12-2007, 13:06
İkincisi hiçbir enerji bir kaç kişinin tekelinde değildir ki Korkut bey.

Ayrıca merak ettiğim bir konuda kurtuluş yolu enerjisi bir genç kıza geldiği halde ondan bahsedildiğini hiç duymadım? Bu enerji bir genç kız vasıtasyıyla geldi ama o kız değil siz ön plandasınız ben mi yanlış biliyorum?


Enerji tekeline karşısınız ama aynı zamanda birilerini ön planda görmek istiyorsunuz.Bana rahatsızlığıızın temel nedeni enerji tekeli değil de kimin ön planda bulunduğu gibi geldi.A kişisi önde göründüğünde sorun ama B kişisininde öne çıkması bekleniyor tarafınızdan...(?)Forumdaki ilk mesajınınızın bu eleştiri yazısı olmasıda ilgi çekici...(?)Gizlenerek eleştiri getiriyor olmanız ise bana göre anlaşılır olan tek şey...:blush:
Bilgiler ve enerjiler kazara birilerine gelmediği için her biri kollektif çalışmaya yatkın ve bu tür tasalar taşımayan insanlar oluyor da biz hangi mağduriyetle onlar adına rahatsızlık duyuyoruz acaba?

merlin
18-12-2007, 13:12
Selamlar
Kurtuluş Yolu Enerjisi haziran başlarında bir RS uyumlaması sırasında başladı.
Önceleri semboller akmaya başladı daha sonraları ise detay bilgileri gelmeye başladı
Yaz sonuna geldiğimizde büyük bölümü tamamlanmıştı. Artık bu bağlantıyı RS sembolleri olmadan da yapabiliyorum. Daha sonra Hicran Yılmaz ile Korkut Keskiner i buluşturdum ve ilerleyen 2 ayda birlikte 3 çalışma yaptık .
Enerjinin orjini hakkında bazı bilgilere ulaştık. Bu ana kadar ben bu enerjiyi bazı master arkadaşlar ile denedim ve çalıştırdım . Hicran burada ana kanal görevini üstlendi. Bana daha sonraları başka kanallar bulmam gerektiği konusunda bilgi geldi . Bu güne kadar 4 ayrı kişi ile çalıştım ve Çalışmalarım devam ediyor . Enerji ile ilgili bazı teyit bilgiler alıyorum
Reiki ve RS hocam Korkut Keskiner e kurtuluş yolu enerjisinin lansmanını yaptığı için herkez adına çok teşekkür ediyorum . Hicran benim 12 yıldır tanıdığım bir dostumdur . kimsenin ön plana çıktığı yada geri kaldığı yoktur . ilk seminer de kendisi ailevi bir sorundan dolayı gelememiştir . ikinci seminere ise katılmıştır . burasından bakarsanız İstanbul daki seminerlere de ben bizzat katılmadım . bu
bunun bir önemi yoktur . önemli olan bu enerjinin doğru bir şekilde tanıtılması ve yayılmasıdır. Tek gayemiz budur .
Konuyla ilgili detaylar hazırladığım çalışma notlarında yer alacaktır.

Sevgiler
Erman Keskin

Turgay
20-12-2007, 03:49
Sevgili Merilyn ve sevgili Korkut Hocama Ra-Sheeba ile beni tanıştırdıkları için şükranlarımı sunarak başlamak istiyorum.
:flowers:
Spiritüel açılımlar itibarı ile benim üzerimde büyük etkileri olan Ra-Sheeba'nın hatırlayanlarından biri olmaktan onur duyuyorum.
:angel2:
Sevgili Merilyn'in ifadesi ile halen dünyadaki tek Scribe olarak sanırım görevimi ifa etmenin zamanı geldi.
Scribe yani 'Gizli bilgiyi yazan, taşıyan, koruyan' anlamındaki bu sıfat sevgili Ümit'in de söylediği gibi sorumluluklarımızı tercüme eden bir kelimeden başka bir anlam taşımıyor.
Bu sıfatların, bu zannedişlerin sonu, Ra-Sheeba'nın Kadim Mısır'da olduğu gibi sonu demek.
Yine beceremediler demek.
Ra-Sheeba'da insanlık yine bir sınav yaşıyor.
Bu sınavda sınav kağıdına neler yazanlar oldu neler...
*Sertifikaların standart olması gerektiği
*İnisiyasyonların ancak belirli kişilerce yapılması gerektiği
*Master'lik şartları
*Kitapçıktaki anlaşılmazlıklar ve özellikle tercüme hataları
*ve bizim buna hala göz yumuyor olmamız (scribe olarak kendime bu lafım :))

Daha neler neler..

Merilyn 2003 yılında Türkiye'ye geldiğinde Nisan ayında İzmir'de verdiği seminerden bir hikayeyi hatırlatmak isterim.
Sağolsun bizler daha önce sevgili Korkut Hocamdan inisiye olmuştuk ama çifte kavrulmuş olacağız heyecanı ile Merilyn'in inisiyasyonlarına katıldığımızda aramızda bir çok Reiki ve Ra-Sheeba Master vardı. Tecrübeli, spiritüel ve vizyonerdik...
Bir de seminerin düzenlendiği yerde 18-19 yaşlarında garson bir çocukcağız vardı. Çay mı getireyim kahve mi tadında dolaşan bir genç arkadaş. Yani hiç spiritüel felan değildi...
Bella Antaro'dan rehber dragonların davet edilmesi ritüelinin sonunda bir çok tecrübeli arkadaş,
-nooldu yav ben hiç bir şey göremedim diyerek kalkarken yattıkları yerden
-aa herkes yattı..dur ben de yatiiim bakalım nooolucak diyen genç garson arkadaş yattığı yerden kalkmış heyecan içinde
....isimlerinde bilmem kaç tane ejderha gördüğünü ona ......dediklerini, renklerinin....olduğunu tüm detayları ile anlatıyordu ağızları açık onu dinleyen diğer tecrübeli arkadaşların bakışları arasında...

Yani diyeceğim, hazır olan hazırdır ve kim olduğu, nedeni, niçini bellidir.
Ve Ra-sheeba'da figuran yoktur herkes başroldedir.
İçimizdeki dragon genini hatırlayabilmek ve hatırlatabilmek çok önemli. Herkese...
Bu bir hiyerarşi oyunu değil. Bu bir insanlık oyunu. Senaryosu halen yazılmaya devam eden ve biz sahnede kalmayı becerebilirsek yazılmaya devam edecek olan bir varoluş gerçeği.
Bu gerçekte sorgulamak yok. Neden bilmemne enerjisini şöööle kullanıyorsunuz da böööle kullanmıyorsunuz'lar bu senaryoda yok. Ben var ya benler bu senaryoda yok.
Farkedişler var, uyanışlar...
Hatırlamalar...Kendini hatırlamalar.
Varoluşun nedenini.
Yokoluşun nedenini.
Neden indirgendiğimizi.
Bilinç denilen zincirlerin özü nasıl indirgediğini.
Özün tevazusunu, bilgeliğini ve ışığını nasıl hatırlayacağımız var bu senaryoda.
Lütfen bu yolda emek veren değerli hocalarımıza sorgulamadan, sorarak yaklaşalım.
Lütfen bu yoldaki heyecan dolu sevgili kardeşlerimize anlayışla yaklaşalım.
Lütfen korku enerjisinin bu sevgi yoluna gölge etmesine izin vermeyelim.
Korkuları kendi karanlıkları ile başbaşa bırakalım.
Korkunun olduğu yerde sevgi yok...olamaz da..
Ra-Sheeba ile ilgili spekülasyonlar bilgi eksikliğinin tipik bir sonucu. Bilinmeyenin korku uyandırdığı 3. boyut anlayışına artık veda zamanı. Bilinmeyini araştırma zamanı, beraberce..Bilinmeyenin bilinme zamanı, heyecanla, çoşku ve paylaşımla...
Paylaşım yerini sen ben tartışmalarına bıraktıkça enerji küsüyor. Enerji bize çok saygı duyuyor, bize de düşen bu saygıyı hakeden bir tutumda olmak.
Anahtar kelimeler dışlamak ve kabullenmek.
Unutmayalım ki dışladığımız herşey kendini kabul ettirebilmek için her yolu dener ve her kılığa girer.
Bir'in yapı taşları olduğumuzu kabullenmediğimiz, ben dışı Bir'e ait parçaları dışladığımız takdirde sınavlarımızda hep boş kağıt vereceğiz.
Önünüzde saygı ile eğiliyorum.
:angel2:

aspirin
20-12-2007, 09:56
:friends: :flowers2:

aspirin
20-12-2007, 09:57
Ben,sen değil..."Biz" olalım mı?

Bluerain
20-12-2007, 10:45
İşte bu forumu Diğer bütün forumlardan ayıran yaklaşım Bilgi ,Tevazu ,Hoşgörü ,Saygı ,Sevgi ellerine sağlık Turgay hocam. Bu ve diğer bütün konuların aynı seviyede geçmesi dileği ile :flowers:.

watcher
20-12-2007, 12:53
Sevgili Turgay,
Sertifikalar zaten belli bir standartta , uyumlamaları belli kişilere terk edersek başta söylediğin sıfatlar ve zannedişlerin içinde ra-sheebayı tamamen yanlız bırakmış olacağız, aynı nedenle masterlık şartları diye bir durum söz konusu değil, tercüme ile ilgili hatalar için Meriyln özel tercüman bile tuttu bu sene avuçla para bile ödedi ama istediğimiz sonucu malesef alamadık üzerinde çalışmalarımız hala devam ediyor ve artık göz yummuyoruz.
Lütfen sende yumma.
Hatalar , yanlış anlaşılmalar, kasıtlar, egolar liste uzar gider. Derdimiz insanlar değil. Turgay bu hatayı yaptı, Ümit yanlış yolda, Korkut'un egosu ortalığı karıştırdı.... Hiç bir önemi yok bunların, hatalar insanları için yani hepimiz için. Önemli olan hata noktalarından dönebilmemiz.

Üzerine bastığın, benim basmaya çalıştığım diğer arkadaşların vurguladıkları sorunları çok uzun süredir seni tabirinle göz yumarak izledik. 2006 Kasım ayından itibaren Meriyln'le sürekli bu sorunları irdeledik. Özellikle bu forumda yazdıklarımın neredeyse her kelimesinin arkasında bu yapılan görüşmelerin bir yansıması mevcuttur. (Bu yazdıklarımda dahil)

Seninde söylediğin gibi 2003 Türkiye çalışmaları Rasheeba için bir dönüm noktasıdır. O günlerden bugünlere senin bu maddelerinde irdelendi durdu. Rasheeba masterlığı kontrol altında tutulmalımı, uyumlamalar kontrol altında kalmalımı vs vs vs. Kişisel görüşüm seninle aynı doğrultu da ancak bu işin tepesindeki kişi yani Meriyln'in bu konuyla ilgili haklı çekinceleri var ve bu tarz koşulların olmaması gerektiğine inanıyor. Bu durumda bize düşende kişisel görüşlerimizi bir yanda tutmak ancak sapmalara elimizden geldiğince müdahil olmak.

Yazının içinde yer aldığı gibi konuyla ilgisiz görünen her hangi bir karakter Rasheeba içinde inanılmaz etkili sonuçlarla önümüze gelebiliyor, bu durum masterlar ve uyumlamlar konusunda ki kural koyma yaklaşımını ister istemez eritiyor. Senin yaptığın gibi benimde yapmaya çalıştığım bazı ünvanları önümüze arkamıza alıp bir hiyerarşiden bahsetmek değil tam aksine bu ünvanlarla dahi bir hiyerarşi kurulamayacağının altını basa basa ifade etmek.

Sevgilerimle
Ümit Çolpan

Bu sıfatların, bu zannedişlerin sonu, Ra-Sheeba'nın Kadim Mısır'da olduğu gibi sonu demek.
Yine beceremediler demek.
Ra-Sheeba'da insanlık yine bir sınav yaşıyor.
Bu sınavda sınav kağıdına neler yazanlar oldu neler...
*Sertifikaların standart olması gerektiği
*İnisiyasyonların ancak belirli kişilerce yapılması gerektiği
*Master'lik şartları
*Kitapçıktaki anlaşılmazlıklar ve özellikle tercüme hataları
*ve bizim buna hala göz yumuyor olmamız (scribe olarak kendime bu lafım :))

watcher
24-12-2007, 00:13
söylemek istediğim zaten gerçekten başrolde olanlar bunu bilecektir ve gereğini yapacaktır.ama başrol olsun yönetmen olsun kral olsun kim olursa olsun bu enerjiyi kısıtlama veya bir başkasına sen başrol değilsin figüransın deme hakkı yoktur.düşüncelerim umuyorum yanlış anlaşılmaz kavramlar üzerine konuşmaya çalıştığımı belirteyim.bu enerji insanlık içindir ,o beraber olunan kutsal varlıklar ayaklarınızı yıkıyoruz seviyesinde bunun için istekliler.tabiki biz insanlar o muhteşem varlıklar kadar olmasada sınırımızı zorlayıp bütün sevgimizle sahip olduğumuz bayrak neyse onu taşımalıyız.biz şunu çok iyi bilmeliyizki hiçkimse vazgeçilmez değildir.en büyük temennim birgün dünyadaki her insanın ra sheeba enerjisini kullanıyor olmasıdır.

sevgilerimle.
teşekkür ederim mavi türkü :)
sevgilerimle

aslik
24-12-2007, 04:30
"Sen başrol değilsin sen figüransın " söyleminin ve tartışmasının nerden çıktığını bilmiyorum.ra sheeba resmi sitesinden anasiteye yapılan aktarımda,ra sheeba bilgilerinde "esas oyuncular" ,"oyuncular yerlerini almaya başladılar" gibi ifadeler yer alıyor.Burada bu bilgiyi tekrar ortaya çıkarıp düzenleyen insanlar sanıyorum esas oyuncu yada oyuncu diye tabir edilmiş.Buradan bakıpta alınganlık gösterebilirmiyiz diye düşünüyorum ki aslında üstünlükleri vurgulanmış değil bana göre.Ama aynı zamanda insanların olaylar,durumlar içerisindeki konumlarıda rastgele değildir diye de düşünüp ra sheeba adına biz nasıl ki konuşabiliyorsak,onlarda bilgileri ölçüsünde yorum yapabilirler diye düşünüyorum.Kimsenin kimseye sen figüransın gözüyle baktığını düşünmüyorum.Daima birşeylerin plan dahilinde gerçekleştiğine inanıyorum.Esas oyuncular,oyuncular,sen,ben,onlar adı her neyse ve her kimse bana göre kimsenin konumu tesadüf olmadığı gibi kimsenin enerjiyeden yararlanma anlamında üstünlüğü de olmadığına inanıyorum.Ancak kimsenin falanca kişi ulaşamaz ben ulaşırım diye düşündüğüne de inanmıyorum.Ortada uzun süredir tartışılan bir konu olduğuna göre muhakkak bir dertte vardır.Ancak her durumda herkes kendi aklına, vicdanına göre hareket ettiğine göre herkes ancak kendi yorumunu yapıyordur,kendi yolunu belirliyordur ve bunun da farkındadır diye düşünüyorum.Şu ana dek tüm yazılanlar içerisinde aksi bir yaklaşımada rastlamadım.herhangi birinin yorumunu yasa olarak ele alıyorsak,almışsak burada bu sorumluluk bize aittir diye düşünüyorum.Tıpkı şu anda ,burada fikirlerimizi yansıtırken yaptığımız gibi, zaten sorguluyor ve onayladığımız takdirde bilgiyi yaşamamaıza dahil ederek yaşıyorsak, birilerinin ne yaptığıyla ilgili dertlerimiz olamaz ki...Herkes öyle ya da böyle kendi yolunu çizer.BU yüzden odağımızı başkalarının ne yaptığı ve nasıl düşündüğünden ziyade kendimize çevirirsek hiçbirşeyi sorgulanamaz yasalar olarak görmeyip, bu idrakle hareket edersek mağduriyet hissetmeyiz diye düşünüyorum.Aksi halde bir başkası sadece kendi gerekçeleriyle yorumluyorken de(ki hepimiz için bu böyledir ve en doğalıdır)bu ne cüret kendi yasalarını koyuyor diye alınganlığa düşebiliriz.Oysa ilk elden son ele, bilgiler hep aracının yorumlarını da yansıtmaz mı?Her biri ayrı birer akıl-vicdan olduğuna göre bilginin azıcık yorumlanarak aktarılmasıda olasıdır sanıyorum.Hatta bu kadar derin bakarsak kanallık edenler kendilerini ne kadar yorumun dışında tutabilirler örneğin?Onların aracılığıyla ulaşmıyormu bilgi?Sorgulama,aklına yatmayanı sorma,soruşturma,uyumuyorsa almama,farklı yorumlama ve bu takdirde o bilgiyi almayı seçmeme,başka bir bilgiye meyillenme,ya da bambaşka bir fikir oluşturma gibi her süreç sadece bize aitken ,hangi dürtüyle rahatsızlandığımızı anlamaya çalışıyorum.Süzgecimden geçirip yorumlayan ben olduğum gibi ,biri birşey söylediğinde onu algılayanında ben olduğumu bildiğim için, vicdanen onaylamadığım bir bilginin aktarıcısını, sadece otorite olarak görüp sorgulamadan almamın faturasını ancak kendime kesebilirim.Kimse aklımı kalbimi kilitleyemeyeceği gibi kendi zincirlerimden azat edemez de beni..ve neden onaylamadığım halde kabul ettim diyen figüranlığımın isyanına bir diktatörü başrolde oturtamam.Bilmiyorum kafamdakileri aktarabiliyormuyum,söylemek istediğim basitçe "kimin ne yaptığına ve nasıl davrandığına değil de benim ne yaptıgıma odaklanmak" ,yanlış olduğunu düşündüğümü beslemek ve enerjimi dışıma yöneltmek,sorumlu aramak yerine buna harcadığım enerjiyi kendi yapıcı araçlarıma dönüştürmek.."Nihayetinde herkes benim gibi düşünüp benim onayladığım yolu izleyemez ki..Ve ben dışımdaki şeylerin hatalarını,sınavlarını,eksik gediklerini inceleyip genel yargılara varmak üzerine kendi yolumu inşa edemem ki..Benim doğru diğerlerinin yanlış olduğuna nasıl emin olabilirim peki?O halde herkes bildiği gibi yapsın,ben birilerini yargılamak üzere değil,kendi seçimlerimle çizdiğim yolumda yürümek üzere geldim." düşüncesi anlatmak istediğim...Ra sheebanın yada başka bir bilginin,enerjinin öyle ya da böyle aktarılsın öyle ya da böyle kullanılsın temel sınama aracı olduğunu düşünmediğim ve aksine hangi bilgi ve enerjiden yararlanırsam yararlanayım kendimi izlememin,değerlendirmenin,kabullenmenin,önemli olduğunu ve aldığım her bilgiyi,tıpkı yaşama ait tüm bilgilerim de olduğu gibi kendi bünyemde bir yere oturtacağımı düşündüğüm için figüranlık,başrol,doğrusu,yanlışı,en iyisi en kötüsü,olmalısı olmamalısı benim doğrudan kaygılarım değil.Bilgiyi taşıyan insanların ,sorumluluklarından doğan kaygıları varsa,her birinin kendi akıl-vicdanlarıyla onayladıkları yollarında yürüyeceklerine olan inancım sonsuz... Buradan "bir "doğru ve olması gereken çıkmasını beklemiyorum.Herkes için aynı biçimde onaylanmış Bir doğru hiç olmadıysa ,buradan da bir tek doğru çıkmaması anlamlıdır.Hepimize yolumuzda kolaylıklar,hayırlar diliyorum...
sevgiler...

parisstgermain
24-12-2007, 18:44
Merhabalar,Benim de bu diyaloga karışmam,abes karşılanır belki, bilmiyorum.Ancak bir fikrim var,ve evet paylaşmam gerekti.Ra Sheeba birçoğumuz için önemli bir enerji.Başroldeyiz veya figüranız,farketmez.''Başrol'' den kasıt,sanırım enerjinin çapalanmasında ve yayılmasında öncü olmak,belli bir sorumluluğu taşımak, ben öyle anlıyorum.Ne mutlu bu onuru taşıyan insanlara,ben de kendilerine en içten sevgi ve şükranlarımı sunuyorum.Şükürler olsun bu enerjiyeEnerjiyi bana ulaştıran Yaradanıma,Vesile olan herşeye ve herkese...Tarihin tekerrür etmeyeceğini umuyorum.Saygılarımla,A. Işıl Keser

watcher
24-12-2007, 22:19
Sevgili Işıl,
Sevgili dostlar, olanı biteni o kadar güzel yorumlamışsın ki yüzümde bir gülümseme , içimde bir onaylama. Aslında bir tartışma başlatmadık burda tartışılacak bir şey yok çünkü. Ortada bir bilgi var bir yandan öğrenmeye bir yandan öğretmeye heves ediyoruz.
Yazının başlangıcında birer katılım , birer soru , birer yorum rica etmiştim sizlerden. Şimdi müsadenizle biraz egomu kabartacağım ve tüm mesajlara bakıp kendime ne kadar iyi etmişsin Ümit Çolpan seni tebrik ediyorum diyeceğim.
ve hepinize katılımlarınız için yada sadece okuyup gülüp geçtiğiniz için teşekkürlerimi sunuyorum.
Sevgilerimle.
Ümit ÇOLPAN


Merhabalar,Benim de bu diyaloga karışmam,abes karşılanır belki, bilmiyorum.Ancak bir fikrim var,ve evet paylaşmam gerekti.Ra Sheeba birçoğumuz için önemli bir enerji.Başroldeyiz veya figüranız,farketmez.''Başrol'' den kasıt,sanırım enerjinin çapalanmasında ve yayılmasında öncü olmak,belli bir sorumluluğu taşımak, ben öyle anlıyorum.Ne mutlu bu onuru taşıyan insanlara,ben de kendilerine en içten sevgi ve şükranlarımı sunuyorum.Şükürler olsun bu enerjiyeEnerjiyi bana ulaştıran Yaradanıma,Vesile olan herşeye ve herkese...Tarihin tekerrür etmeyeceğini umuyorum.Saygılarımla,A. Işıl Keser

watcher
24-12-2007, 22:21
BEN DOSTLARIMI NE KALBIMLE NE DE AKLIMLA SEVERIM.
OLUR YA KALP DURUR... AKIL UNUTUR....
BEN DOSTLARIMI RUHUMLA SEVERIM. O NE DURUR, NE DE
UNUTUR...

MEVLANA


Sizleri ruhumla seviyorum.
Ümit

korkutkeskiner
25-12-2007, 10:32
Sevgili arkadaşlar,
Başrol demek yönetmen demek değil. Bırakın başrol ya da yardımcı oyuncuları, oyuncu koçlarını, bir senaryoyu hayata geçirmek için sadece oyuncular da yetmez. Çünkü senarist de, yönetmen de, bütün oyuncuların bileşkesidir.
Yukarıda bizler tarafından yazılmış senaryolar, aşağıda bizler tarafından hem oynanır, hem yönetilir. Doğaçlamayla, tuluatla ilerleriz.
Eğer herhangi birimiz, başrollerden birini oynamayı yukarıda seçtiği için, aşağıda kendisini diğerlerinden daha fazla yönetmen hissederse, herhangi bir "ışık"çı ya da "ses"çi ona durumu hatırlatır.
Işıkçı ya da sesçi yetmezse, beraber yazıp oynadığımız senaryo, en az diyaloğu olandan, oyunun başından sonuna kadar sahnede kalacak olanına kadar, bütün oyuncular tarafından değiştirilebilir.
Ben kendi adıma, kendimi hep konuk oyuncu olarak düşündüm. "Yapımcı"ya saygı duyarak, onun vizyonuna uygun olduğunu düşündüğüm yerlerde tuluatlar yaptım. Ama onu hiç aklımdan çıkarmamaya, çıkaranlar olursa, hatırlatmaya çalıştım.
Bazen bu diğer oyuncuların aklındaki oyun gidişine uymadı, hoşlarına gitmedi. Bazen onların oyunu yönlendiren doğaçlamaları da benim seçimlerimden farklı oldu.
Ama bir de "Yapımcı" var:). O tek. O bir. O çok daha fazla oyuncunun bileşkesi. Çok daha fazla senaryosu var. Çok daha fazla yedek oyuncusu, çok daha fazla seçeneği var:).
Kendimizi çok ciddiye almamalıyız.
Ama repliğimiz fazla, ya da az, asla kendimizi küçümsememeliyiz de. Çünkü bireysel iradelerimizle senaryoya katkıda bulunabiliriz.
Solara'nın dediği gibi, hepimiz 7 milyar parçalı bir puzzle'ın parçalarıyız. Ve herhangi birimiz eksik kalsa, puzzle eksik kalır.
Bir olmak demek, eylemde bir olmak demek değil, amaçta bir olmak. Aynı amaçları paylaşıyorsak, bırakalım herkes kendi yolunda ilerlesin. Eylemde birliği zorladığımız müddetçe, amaç birliğinden sapmalar artıyor. Amaç birliği bize yeter.
Ra Sheeba'ya gelince, amaç unutulmuş bilgi ve bilgeliğin olabildiğince çok insana ulaşabilmesi. Kim bu yolda ne yapıyorsa yapsın, birliğin içinde. Kim bunu zorlaştırıyorsa, amaç birliğinin içinde değil.
Bu yüzden, benim seçimim, olayları, insanları, kalıpları, doğru ve yanlışları tartışmak, eylem birliğini dayatmak yerine amaca odaklanmak.
Maksat bir, rivayet muhtelif...
Sevgiler,
Korkut

sarass
25-12-2007, 12:00
tekamül dediğimiz şey kendi varlığımızı tanıma sürecinden başka birşey değilse
en büyük amaç insan olmaksa eğer..daha çok insan olmak..yolların yöntemlerin..kişilerin
sadece katkısı olabilir..alabileceğimiz kadarını alır yürür gideriz..

yürüyüp kendi yolunda gidebilenler,ekip elemanlarının görevlerinin yine bütünün kendi senaryosu içinde birliğe hizmet etmek için oluşturulduğunu fark eder..
ne kendi gerçeğini küçümseyerek nede abartılı ego patlaması yaşayarak..

içindeki cesareti yakalayabilen ruhlar için, kendi yaratımına sahip çıkmak, nasıl hissettiğimiz sorusuna verdiğimiz bütün cevaplarla, olumsuz dediğimiz bütün duygu hallerini sevgiyle dönüştürebilmek, içimizdeki ışığa yol almak hiç de zor olmayacaktır..

yol, yöntem kişi..hangi öğreti..kanal..şu yada bu master..
bağımlısı olmadan.. geçmişten alınacakları alıp bugünü yaşamak..
bu kendine dönüş hazırlığı sonuçta yine bütünün hayrına yönelen bir süreçtir ki asıl hedef de bu değil midir?

insani özelliklerimizi kaybetmeden yada melek olmaya çalışmadan..soluk aldığımızı, yaşadığımızı bilerek..

doğaçlama yaparak...
sadece insan olmak...
bence..bütün hikaye bu..nacizane..:flowers:

watcher
25-12-2007, 21:01
Arkadaşlar turgay reiki de olmak güzeldi. Paylaşımlarınız için teşekkür ederim. Kapım herkese daima açık dileyen herkes bana ulaşabilir.
sevgiler

ümit

Elmira
26-12-2007, 02:53
:kalp:inşallah 3.Ocak ta Turgay Hocam sayesinde Ra_Shebaa enerjisiyle bende tanışacağım....:bravo::superman:
Yorumlara bende katılabileceğim...:wink_smile:
Emeği geçen herkese tşklr.....:friends::kalp:

basak
24-08-2008, 22:06
uyulanma ve şifa peşinde koşarken aslında özümüze koşuyoruz hepimiz bir arayış içindeyiz içimizdeki bene koşuyoruz özgür iradeye saf sevgiye ve bilince .gerçek dünyaya geliş amacımıza koşuyoruz.Din ve bilim içiçe özgür bireyler gerçek insan sevgi ile yaşarken bütünün hayrına çalışmak.biz birey olarak mutlu bilinçli sağlıklı ve özgür olduğumuz sürece özümüze ve gücümüze kavuştuğumuz zaman rahman boyutunu görebileceğiz bunun için daha çok yolumuz var .ilk adımı attık ve koşarcasına gidiyoruz .varacağımız yol neresi olursa olsun özgür irademiz ve saf sevgimizle ulaşmayı diliyorum .çünkü bütün güzellikler ve özgürlükler sevginin olduğu yerde bizi bekliyor

shira
25-08-2008, 22:47
tekamül dediğimiz şey kendi varlığımızı tanıma sürecinden başka birşey değilse
en büyük amaç insan olmaksa eğer..daha çok insan olmak..yolların yöntemlerin..kişilerin
sadece katkısı olabilir..alabileceğimiz kadarını alır yürür gideriz..

yürüyüp kendi yolunda gidebilenler,ekip elemanlarının görevlerinin yine bütünün kendi senaryosu içinde birliğe hizmet etmek için oluşturulduğunu fark eder..
ne kendi gerçeğini küçümseyerek nede abartılı ego patlaması yaşayarak.. :flowers2:

içindeki cesareti yakalayabilen ruhlar için, kendi yaratımına sahip çıkmak, nasıl hissettiğimiz sorusuna verdiğimiz bütün cevaplarla, olumsuz dediğimiz bütün duygu hallerini sevgiyle dönüştürebilmek, içimizdeki ışığa yol almak hiç de zor olmayacaktır..:flowers:

yol, yöntem kişi..hangi öğreti..kanal..şu yada bu master..
bağımlısı olmadan.. geçmişten alınacakları alıp bugünü yaşamak..
bu kendine dönüş hazırlığı sonuçta yine bütünün hayrına yönelen bir süreçtir ki asıl hedef de bu değil midir?

insani özelliklerimizi kaybetmeden yada melek olmaya çalışmadan..soluk aldığımızı, yaşadığımızı bilerek..

doğaçlama yaparak...
sadece insan olmak...
bence..bütün hikaye bu..nacizane..:flowers:



Konunun güncellenmesi ile birlikte 8 ay sonra tekrar okumak iyi geldi, yorumun için teşekkürler sarass:kalp:

Gerçek insan kimliklerimize uyanmakta olmamızın samimiyeti, kararlılığı ve cesareti ile...:kalp::kalp::kalp: