lturer
09-06-2005, 13:51
5 ÖNEMLİ DERS
Birinci Ve De En Önemli Ders.
Okuldaki İkinci Ayımda, Hocamız Test Sorularını Dağıttı. Ben
Okulun En İyi Ögrencilerinden Biriydim. Son Soruya Kadar Soluk Almadan Geldim
Ve Orada Çakıldım kaldım. Son Soru Söyleydi: "Hergün Okulu Temizleyen
Hademe Kadının İlk Adı Nedır?.." Bu Herhalde Bir Çeşit Şaka Olmalıydı.
Kadını Yerleri Sılerken Hemen Hergün Görüyordum. Uzun Boylu, Siyah
Saçlı Bir Kadındı. 50'lerinde Falan Olmalıydı. Ama Adını Nerden
Bilecektim Ki!.. Son Soruyu Yanıtsız Bırakıp Kağıdı Teslim
Ettim. Süre Biterken Bir Öğrenci, Son Sorunun Test Sonuclarına Dahil Olup
Olmadığını Sordu. "Tabii Dahil" Dedi, Hocamız.. "İş Yaşamınız
Boyunca İnsanlarla Karşılaşacaksınız. Hepsi Birbirinden Farklı
İnsanlar. Ama Hepsi Sizin İlginiz Ve Dikkatinizi Hakeden İnsanlar Bunlar. Onlara
Sadece Gülümsemeniz Ve 'Merhaba' Demeniz Gerekse Bile.."
Bu Dersi Hayatım Boyunca Unutmadım. Hademenin Adını Da..
Dorothy İdi.
İkinci Önemli Ders Yağmurda Otostop!..
Bir Gece Vakit Geceyarısına Doğru Alabama Otoyolunun Kenarında
Duran Bir Zenci Kadın Gördüm. Bardaktan Boşanırca Yağan Yağmura Rağmen,
Bozulan Arabasının Dışında Duruyor Ve Dikkati Çekmeye
Çalışıyordu. Geçen Her Arabaya El Sallıyordu. Yanında Durdum. 60'lı Yıllarda Bir
Beyazın Bir Zenciye Hem De Alabama'da Yardıma Kalkışması Pek Olağan
Şeylerden Değildi. Onu Kente Kadar Götürdüm. Bir Taksi Durağına
Bıraktım. Ayrılırken İlle De Adresimi İstedi Verdim. Bir Hafta
Sonra Kapım çalındı. Muazzam Bir Konsol Televizyon İndiriyordu Adamlar. Bir
De Not Ekliydi, Armağanda.. "Geçen Gece Otoyolda Bana Yardımınıza
Teşekkür Ederim. O Korkunç Yağmur Sadece Elbiselerimi Değil, Ruhumu Da Sırılsıklam
Etmişti. Kendime Güvenimi Yitirmek Üzereydim, Siz Çıka Geldiniz. Sizin
Sayenizde Ölmekte Olan Kocamın Yatağının Baş Ucuna Zamanında
Ulaşmayı Başardım. Biraz Sonra Son Nefesini Verdi. Tanrı Bana Yardım
Eden Sizi Ve Başkalarına Karşılık Beklemeksizin Yardım Eden Herkesi
Kutsasın!..
En İyi Dileklerimle, Bayan Nat Kıng Cole."
Ücüncü Önemli Ders Size Hizmet Edenleri Hep Hatırlayın..
Bir Pastanın Üç Otuz Paraya Satıldığı Günlerde 10 Yaşında Bir
Çocuk Pastaneye Girdi. Garson Kız Hemen Koştu.. Çocuk Sordu:
"Çukulatalı Pasta Kaç Para?.." "50 Cent!.." Çocuk Cebinden Çıkardığı Bozukları Saydı. Bir Daha
Sordu: "Peki Dondurma Ne Kadar.." "35 Cent" Dedi Garson Kız
Sabırsızlıkla.. Dükkanda Yığınla Müşteri Vardı Ve Kız Hepsine Tek Başına
Koşuşturuyordu. Bu Cocukla Daha Ne Kadar Vakit Geçirebilirdi
Ki..Çocuk Parasını Bir Daha Saydı Ve "Bir Dondurma Alabilir Miyim Lütfen"
Dedi. Kız Dondurmayı Getirdi. Fişi Tabağın Kenarına Koydu Ve Öteki Masaya
Koştu. Çocuk Dondurmasını Bitirdi. Fişi Kasaya Ödedi. Garson Kız
Masayı temizlemek Üzere Geldiğinde, Gözleri Doldu Birden.
Masayı Sanki Akan Yaşları Temizleyecekti.
Boş Dondurma Tabağının Yanında Çocuğun Bıraktığı 15 Centlik
Bahşiş Duruyordu..
Dördüncü Önemli Ders Yolumuzdaki Engeller..
Eski Zamanlarda Bir Kral, Saraya Gelen Yolun Üzerine Kocaman
Bir Kaya Koydurmuş, Kendisi De Pencereye Oturmuştu. Bakalım Neler
Olacaktı? Ülkenin En Zengin Tüccarları, En Güçlü Kervancıları, Saray
Görevlileri Birer Birer Geldiler, Sabahtan Öğlene Kadar. Hepsi Kayanın
Etrafından Dolasıp Saraya Girdiler. Pek Çogu Kralı Yüksek Sesle Eleştirdi.
Halkından Bu Kadar Vergi Alıyor, Ama Yolları Temiz Tutamıyordu.
Sonunda Bir Köylü Çıkageldi. Saraya Meyve Ve Sebze Getiriyordu.
Sırtındaki Küfeyi Yere İndirdi, İki Eli İle Kayaya Sarıldı Ve Ikına
Sıkına İtmeye Başladı. Sonunda Kan Ter İçinde Kaldı Ama, Kayayı Da
Yolun Kenarına Çekti. Tam Küfesini Yeniden Sırtına Almak Üzereydi Ki, Kayanın
Eski Yerinde Bir Kesenin Durduğunu Gördü. Açtı.. Kese Altın Doluydu.
Bir De Kralın Notu Vardı İçinde.. "Bu Altınlar Kayayı Yoldan Çeken
Kişiye Aittir" Diyordu Kral. Köylü, Bügün Dahi Pek Çoğumuzun Farkında Olmadığı
Bir Ders Almıştı. "Her Engel, Yaşam Koşullarınızı Daha İyileştirecek Bir
Fırsattır.."
Beşinci Önemli Ders Önemli Olan Vermektir..
Yıllar Önce Hastanede Çalışırken, Ağır Hasta Bir Kız
Getirdiler. Tek Yaşam Şansı Beş Yaşındaki Kardeşinden Acil Kan Nakli İdi. Küçük Oğlan
Aynı Hastalıktan Mucizevi Şekilde Kurtulmuş Ve Kanında O Hastalığın Mikroplarını Yok Eden
Bağışıklık Oluşmuştu. Doktor Durumu Beş Yaşındaki Oğlana
Anlattı Ve Ablasına Kan Verip vermeyeceğini Sordu. Küçük Çocuk Bir An
Duraksadı. Sonra Derin Bir Nefes Aldı Ve "Eğer Kurtulacaksa, Veririm
Kanımı" Dedi. Kan Nakli Yapılırken, Ablasının Gözlerinin İcine Bakıyor
Ve Gülümsüyordu. Kızın Yanaklarına Yeniden Renk Gelmeye
Başlamıştı, Ama Küçük Çocuğun Yüzü De Giderek Soluyordu.. Gülümsemesi De Yok Oldu.
Titreyen Bir Sesle Doktora Sordu: "Hemen Mi Öleceğim?.."
Ufaklık, Doktoru Yanlış Anlamıştı, Ablasına Vücudundaki Bütün
Kanı Verip, Öleceğini düşünüyordu.
Birinci Ve De En Önemli Ders.
Okuldaki İkinci Ayımda, Hocamız Test Sorularını Dağıttı. Ben
Okulun En İyi Ögrencilerinden Biriydim. Son Soruya Kadar Soluk Almadan Geldim
Ve Orada Çakıldım kaldım. Son Soru Söyleydi: "Hergün Okulu Temizleyen
Hademe Kadının İlk Adı Nedır?.." Bu Herhalde Bir Çeşit Şaka Olmalıydı.
Kadını Yerleri Sılerken Hemen Hergün Görüyordum. Uzun Boylu, Siyah
Saçlı Bir Kadındı. 50'lerinde Falan Olmalıydı. Ama Adını Nerden
Bilecektim Ki!.. Son Soruyu Yanıtsız Bırakıp Kağıdı Teslim
Ettim. Süre Biterken Bir Öğrenci, Son Sorunun Test Sonuclarına Dahil Olup
Olmadığını Sordu. "Tabii Dahil" Dedi, Hocamız.. "İş Yaşamınız
Boyunca İnsanlarla Karşılaşacaksınız. Hepsi Birbirinden Farklı
İnsanlar. Ama Hepsi Sizin İlginiz Ve Dikkatinizi Hakeden İnsanlar Bunlar. Onlara
Sadece Gülümsemeniz Ve 'Merhaba' Demeniz Gerekse Bile.."
Bu Dersi Hayatım Boyunca Unutmadım. Hademenin Adını Da..
Dorothy İdi.
İkinci Önemli Ders Yağmurda Otostop!..
Bir Gece Vakit Geceyarısına Doğru Alabama Otoyolunun Kenarında
Duran Bir Zenci Kadın Gördüm. Bardaktan Boşanırca Yağan Yağmura Rağmen,
Bozulan Arabasının Dışında Duruyor Ve Dikkati Çekmeye
Çalışıyordu. Geçen Her Arabaya El Sallıyordu. Yanında Durdum. 60'lı Yıllarda Bir
Beyazın Bir Zenciye Hem De Alabama'da Yardıma Kalkışması Pek Olağan
Şeylerden Değildi. Onu Kente Kadar Götürdüm. Bir Taksi Durağına
Bıraktım. Ayrılırken İlle De Adresimi İstedi Verdim. Bir Hafta
Sonra Kapım çalındı. Muazzam Bir Konsol Televizyon İndiriyordu Adamlar. Bir
De Not Ekliydi, Armağanda.. "Geçen Gece Otoyolda Bana Yardımınıza
Teşekkür Ederim. O Korkunç Yağmur Sadece Elbiselerimi Değil, Ruhumu Da Sırılsıklam
Etmişti. Kendime Güvenimi Yitirmek Üzereydim, Siz Çıka Geldiniz. Sizin
Sayenizde Ölmekte Olan Kocamın Yatağının Baş Ucuna Zamanında
Ulaşmayı Başardım. Biraz Sonra Son Nefesini Verdi. Tanrı Bana Yardım
Eden Sizi Ve Başkalarına Karşılık Beklemeksizin Yardım Eden Herkesi
Kutsasın!..
En İyi Dileklerimle, Bayan Nat Kıng Cole."
Ücüncü Önemli Ders Size Hizmet Edenleri Hep Hatırlayın..
Bir Pastanın Üç Otuz Paraya Satıldığı Günlerde 10 Yaşında Bir
Çocuk Pastaneye Girdi. Garson Kız Hemen Koştu.. Çocuk Sordu:
"Çukulatalı Pasta Kaç Para?.." "50 Cent!.." Çocuk Cebinden Çıkardığı Bozukları Saydı. Bir Daha
Sordu: "Peki Dondurma Ne Kadar.." "35 Cent" Dedi Garson Kız
Sabırsızlıkla.. Dükkanda Yığınla Müşteri Vardı Ve Kız Hepsine Tek Başına
Koşuşturuyordu. Bu Cocukla Daha Ne Kadar Vakit Geçirebilirdi
Ki..Çocuk Parasını Bir Daha Saydı Ve "Bir Dondurma Alabilir Miyim Lütfen"
Dedi. Kız Dondurmayı Getirdi. Fişi Tabağın Kenarına Koydu Ve Öteki Masaya
Koştu. Çocuk Dondurmasını Bitirdi. Fişi Kasaya Ödedi. Garson Kız
Masayı temizlemek Üzere Geldiğinde, Gözleri Doldu Birden.
Masayı Sanki Akan Yaşları Temizleyecekti.
Boş Dondurma Tabağının Yanında Çocuğun Bıraktığı 15 Centlik
Bahşiş Duruyordu..
Dördüncü Önemli Ders Yolumuzdaki Engeller..
Eski Zamanlarda Bir Kral, Saraya Gelen Yolun Üzerine Kocaman
Bir Kaya Koydurmuş, Kendisi De Pencereye Oturmuştu. Bakalım Neler
Olacaktı? Ülkenin En Zengin Tüccarları, En Güçlü Kervancıları, Saray
Görevlileri Birer Birer Geldiler, Sabahtan Öğlene Kadar. Hepsi Kayanın
Etrafından Dolasıp Saraya Girdiler. Pek Çogu Kralı Yüksek Sesle Eleştirdi.
Halkından Bu Kadar Vergi Alıyor, Ama Yolları Temiz Tutamıyordu.
Sonunda Bir Köylü Çıkageldi. Saraya Meyve Ve Sebze Getiriyordu.
Sırtındaki Küfeyi Yere İndirdi, İki Eli İle Kayaya Sarıldı Ve Ikına
Sıkına İtmeye Başladı. Sonunda Kan Ter İçinde Kaldı Ama, Kayayı Da
Yolun Kenarına Çekti. Tam Küfesini Yeniden Sırtına Almak Üzereydi Ki, Kayanın
Eski Yerinde Bir Kesenin Durduğunu Gördü. Açtı.. Kese Altın Doluydu.
Bir De Kralın Notu Vardı İçinde.. "Bu Altınlar Kayayı Yoldan Çeken
Kişiye Aittir" Diyordu Kral. Köylü, Bügün Dahi Pek Çoğumuzun Farkında Olmadığı
Bir Ders Almıştı. "Her Engel, Yaşam Koşullarınızı Daha İyileştirecek Bir
Fırsattır.."
Beşinci Önemli Ders Önemli Olan Vermektir..
Yıllar Önce Hastanede Çalışırken, Ağır Hasta Bir Kız
Getirdiler. Tek Yaşam Şansı Beş Yaşındaki Kardeşinden Acil Kan Nakli İdi. Küçük Oğlan
Aynı Hastalıktan Mucizevi Şekilde Kurtulmuş Ve Kanında O Hastalığın Mikroplarını Yok Eden
Bağışıklık Oluşmuştu. Doktor Durumu Beş Yaşındaki Oğlana
Anlattı Ve Ablasına Kan Verip vermeyeceğini Sordu. Küçük Çocuk Bir An
Duraksadı. Sonra Derin Bir Nefes Aldı Ve "Eğer Kurtulacaksa, Veririm
Kanımı" Dedi. Kan Nakli Yapılırken, Ablasının Gözlerinin İcine Bakıyor
Ve Gülümsüyordu. Kızın Yanaklarına Yeniden Renk Gelmeye
Başlamıştı, Ama Küçük Çocuğun Yüzü De Giderek Soluyordu.. Gülümsemesi De Yok Oldu.
Titreyen Bir Sesle Doktora Sordu: "Hemen Mi Öleceğim?.."
Ufaklık, Doktoru Yanlış Anlamıştı, Ablasına Vücudundaki Bütün
Kanı Verip, Öleceğini düşünüyordu.