PDA

Grafik Görünüm : 11 Eylül'de Kurtulan Türkler



Tunç
20-10-2004, 11:49
Terörist saldırıda çöken ikiz kulelerde çalışanların büyük bir bölümü öldü. Kulelerde çalışan Türklerin büyük bölümüyse hayatta. Posta Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Rıfat Ababay, basına yansıyan hikâyelerine göre Türklerin kurtuluş sırlarını derledi:

En kötüsünü düşündüler: Bina sarsılınca Türklerin akıllarına iki olasılık geldi: Ya uçak çarptı, ya deprem oldu. ABD'lilerse sistemlerde patlama oldu diye düşündü. Türk 'Nasıl kurtulurum'u planlarken ABD'li masasında çalışıyordu.

Anonsları dinlemediler: Resmi emirleri oldum olası ciddiye almayan Türkler, hoparlörden yayılan "Binayı terk etmeyin" uyarılarına aldırmayıp hemen merdivenlere yöneldi.

Cep'ler hep açık: Tam bu sırada en ciddi toplantıda bile kapamadıkları, tuvalette dahi yanlarında bulundurdukları cep telefonları çaldı, dostları "Çabuk kaç, binaya uçak çarptı" diye uyardı.

Emniyet şeridini ihlal: Binadan kurtulan bir Türk'e kulak verelim: Amerikalılar merdivenin sağından tek sıra halinde iniyordu Polise "Neden solu kullandırmıyorsun?" dedim. "Yukarı çıkanlara ayırdık" dedi. Gülüp tek başıma soldan jet gibi indim. 2 dakika sonra bina çöktü.

Uyku işten önemli: Başta Japonlar olmak üzere binada çalışanların çoğu 08.00'de işbaşı yapmıştı, olay 08.45'te oldu ama Türklerin çoğu hâlâ bina dışındaydı. Binadaki Türk fotoğrafçının 40 çalışanının 36'sı işe henüz gelmemişti.

İleriyi gördüler: Kurtulan bir Türk kızı anlatıyor: Binadan çıkınca hemen uzaklaştım. Çünkü depremde binalar sallantıdan 15-20 dakika sonra çökmüştü. ABD'lilerse binanın önünde telefonla 'Kurtuldum' diye müjde veriyorlardı. Kuleler çökerken sanırım altında kaldılar.

arwen
04-11-2004, 14:14
Normalde insanın başına geldiğinde sinir olur, aslında geç kalmakla yada bir şeylerin ters gitmesiyle ordaki insanlar gibi hayatımız kurulmuş olabilir.

Türklerle alakası yok ama paylaşmak istedim :D

11. Eylül İkiz Kulelere saldırı sonrası binadaki firmalardan birinin hayatta kalanlarla yapılan sabah toplantısında güvenlik görevlilerinin başı orada hayatta kalabilenlerle ilgili şunları anlatmış;
Küçük şeyler;
O sabah
- Firma müdürü o gün oğlu ana okuluna başladığı için işe geç kalmış
- Birinin o gün ofis kahvaltısına getirilecek Donut'ları alma sırasıymış
- Bayan elemanlardan birinin sabah alarmı çalmamış
- Biri kaza yüzünden trafiğe takılmış
- Biri otobüsünü kaçırmış
- Biri kıyafetini lekelemiş, üstünü değiştirmek vakit almış
- Birinin arabası çalışmamış
- Biri telefonu cevaplamak için geri dönmüş
- Biri çocuğunu hazırlamakta zorlanmış, geç kalmış
- Biri taksi bulamamış
ama en etkileyicisi biri o gün ofise yeni aldığı ayakkabıları giymiş, ayakkabı ayağını rahatsız etmiş ve bir eczaneye uğramış, yara bantı almak için !!! Bu gün hayatta olma sebebi olan bantı almak için...

Şu anda trafikte sıkıştığımda, asansörü kaçırdığımda, bir telefona cevap vermem gerektiğinde, yani beni rahatsız eden küçük şeyler olduğunda, Tanrının benim o anda orada olmam gerektiğini istediğini düşünüyorum.

Bir daha ki sefere, sabahınız tersliklerle başladığında, çocuklarınız giyinmek istemediğinde, arabanın anahtarını bulamadığınızda, bütün trafik ışıklarına takıldığınızda, huzursuz olmayın, sinirlenmeyin. Tanrının o an sizi gözetlediğini ve koruduğunu düşünün...

Küçüçük tersliklerle belki de Tanrının sizi o anda koruduğu için yaşanıyordur ve biz umarım küçük sıkıntılı anlarda bunun olası nedenlerini hatırlarız ....