Grafik Görünüm : Hastalıkların Zihinsel Nedenleri
Can'lar,
Yaptığım bir çalışma ile ilgili olarak her zamanki gibi Louise Hay'in 'Hastalıkların Zihinsel Nedenleri' kitabını kurcalarken bilinen belli başlı hastalıkların nedenlerini bir özette toplamak geldi içimden.
Önlü arkalı bir A4 kağıt büyüklüğünde tutuyor basınca.Her seferinde tüm kitabı kurcalayacağımıza belki özet bir çıktı olarak işimize yarar diye aktarıyorum.
Tüm hastalık isimlerini almadım. Belli başlı olanlar var sadece.
Bulunsun..
Dileğim, hiç işinize yaramasın ve bakmak ihtiyacınız da olmasın. Ne sizin ne de yakınlarınız için...
:flowers:
HASTALIKLARIN ZİHİNSEL NEDENLERİ:
ADET BOZUKLUKLARI: Kadınlığı reddetme
AĞIZ RAHATSIZLIKLARI: Yeni fikirleri içine almayı reddetme, öfke ve intikam
AĞRILAR: Sevgi ve destek bulma özlemi
AIDS: Kendini savunmasız ve umutsuz hissetme, kendinden vazgeçme
AKCİĞER: Hayatı içine alma kapasitesi
ALLERJİLER: Kime karşı alerjiniz var? Kendi gücünü yadsıma
ALKOLİZM: Yetersizlik duygusu
ALZHEİMER: Dünyayı olduğu gibi kabul etmeyi reddetme,çaresizlik,öfke
ANEMİ: Evet, ama tutumu. Hayattan korkma
APANDİSİT: Hayattan korkma. Akışın önünü kesme.
ARTRİT: Cezalandırma arzusu, sevilmediğini hissetme,
ASTIM: Boğucu sevgi
ATEŞ: Yakıcı Öfke
AYAKLAR/ BACAKLAR: Gelecek, ilerleme korkusu
BAĞIRSAKLAR: Özümseme, çıkarıp atamama, eskiyi bırakamama
BASUR: Geçmişe duyulan öfke, son teslim tarihi, yetiştirememe korkusu
BAŞ AĞRILARI: Kendini eleştirme. Korku
BAŞ DÖNMESİ: Kararsızlık, dağınık düşünme
BAYILMA: Başa çıkamayıp bırakma
BEYİN FELCİ: Aileyi bir sevgi eylemi içinde birleştirme
BEYİN TÜMÖRÜ: İnatçılık. Eski düşünce kalıplarını değiştirmeyi reddetme
BOĞAZ: İfadenin yolu. Yaratıcılık kanalı
BOYUN: Farklı bakış açılarını reddetme, boyun eğmezlik, inatçılık
BÖBREK: Hayal kırıklığı, utanç, başarısızlık
BRONŞİT: Huzursuz aile ortamı
BURUN: Kendini tanımayı, kabullenmeyi temsil eder
CİLT/DERİ: Bireyselliğimizi temsil eder
CİLTTE BEYAZ BAŞLI: Çirkinliği gizleme
CİLTTE SİYAH BAŞLI: Küçük öfke patlamaları
ÇENE: Öfke, içerleme, intikam
DALAK: Sabit fikir
DEPRESYON: Sahip olma hakkı olmadığından duyulan kızgınlık,umutsuzluk
DİŞ-DİŞ ETİ: Kararlarından sevinç duymama ve kararsızlık
DİZ: Gurur, kibir ve egoyu temsil eder
DÜŞÜK: Gelecek korkusu, şimdi değil-sonra duygusu
EKLEMLER: Hayattaki yön değişikliklerine uyum
EL : Tutma, kavrama, başa çıkma
ENFEKSİYON: Sinirlenme, öfke, sıkıntı
GASTRİT: Belirsizlik, kaygı, kimi hazmedemiyorsunuz?
GÖZLER: Geçmişi, şimdiyi ve geleceği berrak görebilme
GRİP: Kitle olumsuzluk ve inançlarını benimseme, istatistiklere iananma
GUATR: Kendini engellenmiş hissetme, kendini kurban görme
KEKELEME: Ağlamasına izin verilmeme, ifade eksikliği
KEMİK SORUNLARI: Otoriteye karşı başkaldırı
KANSER: Derin bir incinme,uzun süreli kızgınlık,yiyip bitiren sır,üzüntü
KARACİĞER: Öfkeler ve ilkel duyguların deposu
LENFOMA: (HODGKİN) Yeterince iyi olamama konusunda büyük korku
İDRAR YOLU ENF: Karşı cinsten birine yada sevgiliye kızgınlık, suçlama
İSHAL: Korku, reddetme, kaçış
KALP RAHATSIZLIKLARI: Sevinçten yoksunluk, kendini yalnız hissetme
KALP KRİZİ: Para yada mevki uğruna neşe ve sevinci yok etme
KOLESTEROL: Mutluluk kanallarının tıkanması
KOLİT: Güvensizlik, bitmiş olanı bırakamama
KULAK AĞRILARI: Duymak istememe, tartışan anne baba
KULAK ÇINLAMASI: İç sesini işitmeme, dinlemeyi reddetme
LARENJİT: Konuşamayacak kadar çok kızmış olma, otoriteye içerleme
LÖSEMİ: İlhamı vahşi bir biçimde yok etme.-Ne anlamı var ki?
MENAPOZ: Artık arzu edilen biri olmadığı endişesi
MEME RAHATSIZLIKLARI: Aşırı annelik, kendini beslemeyi reddetme
MİDE RAHATSIZLIKLARI: Yeni fikir ve deneyimleri sindirememe, korku
MİGREN: Kusursuz olma isteği ile kendi üzerinde baskı, cinsel korkular
MULTİPLE SKLEROZ: Zihinsel katılık, korku
OMURGA: Hayatın deneyimlerini neşeyle taşıma yeteneği, akışa güven
OMUZ: Hayatı taşıma yada yük olarak algılama
OSTEOPOROZ: Hayatta artık hiçbir desteği kalmadığına inanma
PARKİNSON: Korku ile herkesi ve her şeyi kontrol altında tutma isteği
BAŞ PARMAK: Zeka ve endişe
İŞARET PARMAĞI: Ego ve korku
ORTA PARMAK: Öfke ve cinsellik
YÜZÜK PARMAĞI: Birleşmeler ve keder
SERÇE PARMAK: Aile ve üstlenen roller
PROSTAT: Erkekliği zayıf düşüren korkular, yaşlanma inancı
ROMATİZMA: Kendini aldatılmış, kurban hissetme
SAFRA KESESİ TAŞLARI: Katı düşünceler, suçlama,kibir
SEDEF HASTALIĞI: Kendi duygularını uyuşturma, yakma
SİNÜZİT: Yakın bir kişiye sinirlenme, çoğunlukla aile, kardeş
SİYATİK: Para ve gelecek için endişe
ŞEKER HASTALIĞI: Keşke, hayatın hiç tadı yok ki
YÜKSEK TANSİYON: Uzun süreli çözülmemiş duygusal sorun
DÜŞÜK TANSİYON: Çocukken yeterince sevgi görmeme-nasıl olsa işe yaramayacak
TIRNAK YEME: Düş kırıklığı, anne baba inadı
UÇUKLAR: Öfkeli sözcükleri kafada kurup, ifade etmeme
UR(TÜMÖR): Eski yaralar ve şokları besleme,pişmanlık, vicdan azabı
VARİS: Nefret ettiğiniz bir iş yada yerde bulunma, taşıyamama
VEREM: Bencillik ve intikam duyguları ile eriyip gitme
YATAK ISLATMA: Ana-babadan özellikle babadan korkma
YÜZ FELCİ: Öfke üzerinde aşırı kontrol
ZATÜRRE: Umutsuzluk, iyileşmesine izin verilmeyen duygusal yaralar
ZONA: Aşırı duyarlılık, korku ve gerilim
:banana::pepper::banana:çok teşekkürler Turgay hocam,ellerine sağlık.:flowers2::angel2::banana:
Redflame
06-10-2007, 10:45
çok teşekkürler:kalp:inanın çok yardımcı oldu:kalp:en derin sevgilerimle:kalp::kalp::kalp::flowers2:
bilgiler çok işe yarayacak..:)
teşekkürler turgay hocam:kalp:
kamberaltıntaş
06-10-2007, 12:42
emeğinizle özetlediniz.teşekkürler hocam.
Sevgili Hocam Arkadaşım ,
Yeniden anımsattığın için çok teşekkürler.:banana::pepper::flowers2:
Teşekkürler,Turgay Hocam..:flowers:
çok güzel bilgiler, teşekkür ederiz turgay bey.
:flowers:
Süper yaa!!!Teşekkürler.:) :kalp: :flowers: Hakikatten tutuyo bazıları.:red_smile:
:flowers2::flowers2::flowers2:
çok sağolun.yüreğinize elinize sağlık.:flowers2:
Çok teşekkürler Turgay Bey. çok faydalı bilgiler bunlar :)
fantastic
07-10-2007, 23:46
cok tesekkurler turgay hocam,kesinlikle zihinden baslayan bir sürec bu hastalik,virusler,dış darbeler v.s haric...
Cok güzel paylasim bende forumda verildimi bilmiyorum bir baska alinti yapim : ) bende bu konuyu araştırıyordum,
İNSANLAR NEDEN HASTA OLURLAR? Eğer Ki sadece iyilik verseydi çok farklı bir dünyada yaşıyor olurduk. Ki zihin tarafından yönlendirilebildiğine göre,onu kullanan bireye bağlı olarak olumlu veya olumsuz yönde de kullanılabilir. İyi yada kötü sağlığımızdan,zihnimiz tarafından yönetilen Ki sorumludur.
Bilincimizde yaratılan ve yönetilen Kİ,bedenin bütün organlarına güç verir ve onları sağlıklı tutar. Ne var ki bilinçaltı olumsuz düşünceler içerirse,o zaman olumsuz Kİ etkin olur.Bedenin organları ,aurası ve çakralarının çevresinde bu olumsuz Ki oluşur,bedenin sağlık faaliyetlerini yavaşlatır ve ortaya hastalıklar çıkar. İşte şifacılar,bedende,sağlık veren Ki'yi pozitif Ki haline çevirip,bedenin sağlığına kavuşmasını sağlarlar.
Olumsuz Ki'nin çok basit bir enerji gücü vardır,kolaylıkla giderilebilir veya daha güçlüdür,o zaman daha gelişmiş bir uygulamaya tutulmalıdır ve giderilmesi biraz daha zor olabilir. Aldatıcı olabilir,olumsuz bir niyet altında sağlıklı gibi görülebilir veya saklanabilir,böylece tespit edilmesi zorlaşır.Bu tümüyle,onu yaratan kişinin bilinçaltından gelen,hatta belki bilinçli olarak Ki ile buluşarak bedenin fonksiyonlarını,duygularını ve zihnini etkileyen düşüncesine bağlıdır....
Hayatımız boyunca çevremizdeki insanların düşünce ve duygularıyla milyonlarca kez karşılaşırız. Bu,algılama boyutlarına göre zihnimizi etkiler. Gençlikte,insanlar açık bir kitap gibidir,bu nedenle hangi düşünce ve duyguları alıp,hangilerini almayacakları belli değildir. Daha sonraki yıllarda kişilik oturmaya başlar. En çok anne babaların etkisinde kalınır,ayrıca televizyon,okuldaki öğretmenler ve diğer öğeler insanları hep etki altında bırakır. Bu kavramların hepsi bilinçaltımıza yerleşir,sonra da aura,çakra ve bedenimizde pozitif ve negatif Ki olarak şekillenir. Yaptığımız her şeyde ve yaşadığımız her olayda doğrudan doğruya sağlığımızı etkiler.
Bizim enerji alanımıza,başkaları da negatif Kİ yerleştirebilir. Bunu bazen bilinçsiz olarak yapıp üzerimize karanlık düşünceler salarlar. Negatif Kİ,en çok aura ve çakraları zayıf olanları etkiler. Negatif etkinin genellikle geçici bir etkisi olur,ama eğer kişi zayıf ise negatif enerjiye daha açık olur.
Zihnimiz ve süptil enerji alanımız,geçmişteki hayatımızdan da etkilenir. Buna 'karma'denir.Hamilelik süresinde veya doğum anında ruhsal varlığın bedenle olan bağlantısı aura denen enerjetik alanla gerçekleşir. Hayat süresince,auradaki geçmiş hayat karması bize deneyimler yaşatır. Önce çakralara sonrada fiziksel bedene yerleşir. Enerji sistemine daha derinlemesine girerken ,etkileri daha belirginleşir,olumlu yada olumsuz oluşuna bağlı olarak,bizi çeşitli şekillerde etkiler,iyi veya kötü etkiler getirir,sağlığımıza da benzer etkiler yapar.İşte hastalıkların temeli budur.
Kişinin kendi aklından geçirdiği,geçmiş hayatından gelen veya başkalarından aldığı olumsuz düşünceler olumsuz Ki'yi oluşturur,sağlıklı Ki'nin enerji alanını etkiler,bedendeki organların fonksiyonlarını kısıtlar. Şifacılar ise pozitif Kİ üretir,bunu,negatif Kİ'nin yerleşmiş aura,çakra ve bedene aktararak şifa sağlarlar. Kullanılan yöntem ne olursa olsun,bütün şifa işlemleri veya ruhsal hallerin hepsinin amacı,negatif Ki'yi kişinin bedeninden,oluşturmuş olduğu olumsuz düşünce ve duygularla birlikte uzaklaştırmaktır. Bu dünyadaki bütün şaman ve şifacıların kullandığı en öncelikli işlemdir. Bunu yapmak için çok çeşitli tekniklerde kullanılır,ama amaç hep aynıdır.
Reiki için Genel Hastalık Bilgileri Bölgesel şikayetlerinizde anlamanız gereken ruhsal nedenler için, bölgesel hastalık anlamları aşağıda verilmiştir.Amaç ağrı ve sızılarımızdan yola çıkarak kendimizi daha iyi tanıyarak ve nerede yanlış yaptığımızı anlayarak çözüme ulaşmak olmalıdır.
SEVGİYLE..
Kırgınlık,gücenme,darılma,öfke uzun zaman içte tutulduğunda bedeni yemeye başlıyor ve kanser oluşuyor.Sürekli kendimizi yada başkalarını eleştirmek romatizmanın kaynağı.Suçluluk duygusu daima ceza arar ve bu ceza da ağrılar yaratır.korku ve gerginlik ;kellik,ülser hatta ayak ağrılarına neden olur.
BAŞ:Bizi temsil ediyor.Dünya ya gösterdiğimiz şey.Genellikle başımızla tanırız.Baş Bölgesinde sorun varsa bu genellikle ‘’bizde’’çok yanlış bir şey olduğu duygusunu taşıdığımız anlamına gelir.
SAÇ:Dayanıklılığı temsil ediyor.gergin ve korku dolu olduğunda sıklıkla omuz kaslarında başlayan katılaşma başımızın tepesine,göz çevresine kadar yayılır.
KULAKLAR:İşitme kapasitesini temsil eder.Sorun varsa,işitmek istemediğimiz bir şeylerin olup bittiğini gösterir.Kulak ağrısı,işittiğimiz bir şeyden duyulan kızgınlıktır.Sağırlık,birlikte yaşamak zorunda olduğun birine katlanamamanın göstergesidir.
GÖZLER:Görme kapasitesini temsil eder.Görmek istemediğimiz şeyler göz sorunları olarak karşımıza çıkar.
BAŞ AĞRILARI:Kendimi yanlış,degersiz,geçersiz görmekten kaynaklanır.Kendinizi hangi konuda hatalı bularak yargıladığınızı bulun.Kendinizi affedin.Migren türü baş ağrıları ,mükemmeliyetçilikten kaynaklanır.
SİNÜS ağrıları yüzde,burnun çok yakınında hissedilir.hayatınızda size çok yakın olan birisinden rahatsızlık duyduğunuzun göstergesidir.o kişi tarafından ezildiğinizi hissediyor olabilirsiniz.
BOYUN VE BOĞAZ:Boyun düşüncelerimizde esnek olma,sorunun öteki yüzünü görme,başka bir kişinin bakış açısını anlamayı temsil ediyor.Boynunuzla ilğili sorunlar,kendi bakış açımızın doğruluğu konusunda inatçı bir tutum sergilediğimiz anlamına geliyor.
BOĞAZ:Kendimizi ifade etmeyi temsil eder.Boğazla ilgili sorunlar,bunları yapmaktan korkmak,hakkımızı aramaktan çekinmek,’’ben buyum’’deme cesaretini gösterememekten kaynaklanıyor.Kızgınlık boğaz ağrılarının nedeni.eğer soğuk algınlığı da varsa zihinsel karışıklık yaşıyoruz demektir.
Larenjit,konuşamayacak kadar öfkeli olmak demektir.Yaratıcılığımız engellendiğinde de bu bölge de sorun olur.Bademcik ve Tiroid sorunları ,kendi isteklerinizi gerçekleştirememekten kaynaklanan ,engellenmiş yaratıcılığın sorunu oluyor.
Boğazdaki enerji merkezi,değişimin olduğu yerdir.Değişime karşı koyduğumuzda boğazımızdaki etkinlik artar.Öksürdüğünüzde yüksek sesle ‘’değişiyorum’’yada ‘’değişmeye hazırım’’ deyin.
KOLLAR:Hayat deneyimini kucaklama kapasitesi ve yeteneğini temsil eder.Kolların dirsekten yukarısı kapasitemizle,dirsek altı bölümü yeteneklerimizle ilgilidir.Duygu birikimlerimizi eklem yerlerinde depolarız ve dirsekler yön değiştirmede esnekliğimizi simgeler.
ELLER:Yakalar,tutar,kavrar.Elleri sıkmak korkudan kaynaklanır.Kaybetme korkusu,asla yetmeyeceği korkusu,bırakırsan gider korkusu.
PARMAKLAR:Her biri ayrı anlam taşır.İşaret parmağını kesmek içinde bulunduğumuz bir durumla ilgili korku ve kızgınlığımızın egoyla bağlantılı olduğunu gösterir.Baş parmak zihinseldir,evhamı temsil eder.İşaret parmağı ego ve korku ,orta parmak seks ve kızgınlıkla ilgilidir.
Kızgın olduğunuzda bu bir erkeğe kızgınlıksa sağ orta parmağı tutarak,bir kadına kızgınlıksa sol orta parmağı tutarak geçtiğini görebilirsiniz.
Yüzük parmağı birleşmeyi ve yas tutmayı,küçük parmak aileyi ve olduğundan farklı davranmayı veya görünmeyi temsil eder.
SIRT:Destek sistemimizi temsil eder.Sırt sorunları yeterince desek göremediğimizin ifadesidir.
Üst sırt ağrıları duygusal destek yoksunluğudur.Orta kısım,suçluluk duygusuyla ilğili,geçmişimizde arkamızda kalan bir şeyle ilgili.
Parasızlık yada parasal konularda korku alt sırt bölgesini etkileyecektir.
AKCİGERLER:Hayatın içinde olma kapasitemizi temsil ediyor.Sorunları,hayatı doyasıya yaşamaktan korkmak anlamına gelir.Yada yaşamaya hakkımız olmadığını düşünüyoruz.Nefes darlığı ve sigara tiryakiliği hayatı reddediş yollarından biri.Varolmanın değersiz olduğuna dair derin inancın maskelenmiş hali.
GÖGÜSLER:Annelik sembolü.Göğüs sorunları bir kişiye,bir yere,bir şeye,bir deneyime ‘’aşırı annelik’’yaptığımızın göstergesidir.Göğüs kanseri varsa derin bir öfke veya kırgınlık da vardır.Korkuları aşın ve evrensel aklın her birimizin içinde varolduğunu bilin.
KALP:Sevgiyi ,kanımızda sevinci temsil ediyor.Kendimizi sevgi ve sevinçten yoksun bırakırsak,kalbimiz daralır ve soğur.Sonucunda kanımız sağlığını yitirir ve anemi,anjin ve kalp krizleri’ne dogru yol alırız.
MİDE:Tüm yeni düşünce ve deneyimleri hazmeder.Mide sorunları yeniliklere kolaylıkla adapte olamadığımızın göstergesidir.Korkuyoruz.
ÜLSER:Korkudan başka bir şey değil.Yeterli olamamanın yoğun korkusu.Kim olduğumuzu hazmedemiyoruz.
CİNSEL ORGANLAR:Dişi prensip-erkek prensip.Kadınlığımızdan yada erkekliğimizden rahatsızlık duyuyorsak ,cinselliği reddediyorsak,bedenimizin kirli yada günahkar olarak görüyorsak genital bölgemizde sorunlar yaratırız.
MESANE VE MAKAT SORUNLARI;Vajinitis,Prostat ve Penis problemleri aynı alana giriyor.Bu sorunlar,bedenimizin ve oranlarımızın işlevleri konusunda çarpıtılmış inançlarımızdan kaynaklanıyor.
İDRAR YOLLARI SORUNLARI;Genellikle eşe duyulan kırgınlık ve öfkeden kaynaklanır.
VAJİTİNİS;eş tarafından romantik duyguların zedelenmesiyle ilgili oluyor.Erkeklerin Prostat rahatsızlıkları,özdeğer ve yaşlandıkça daha az erkek olduğuna inancıyla bağlantılı.İktidarsızlık, korkuyu da getiriyor.Bazen de bir önceki eşe duyulan tepkiden kaynaklanıyor.
FRİJİD;olmanın sebebi ise korku ve bedensel zevk almanın yanlış olduğu inancı.
ADET ÖNCESİ SENDROMU;kadınlık sürecinin kabul edilmemesi,
CİNSEL HASTALIKLAR;daima cinsel suçluluk duygusu,ben kötüyüm inancı ve kendimizi cezalandırmak,
KALIN BAGIRSAK:Artık ihtiyacımız olmayan şeyi bırakmayı,atmayı temsil ediyor.Kabızlık çeken kişiler genellikle bir şeylerin yetmeyeceği korkusuyla yaşarlar.
BACAKLARIMIZ:Hayatta bizi ileriye doğru götürür.Bacaklardaki sorunlar ,öne adım atma korkusu yada bir yolda ilerlemekteki kararsızlığımızın göstergesidir.Varis damarları,nefret ettiğimiz bir yerde veya iş de olduğumuzu gösterir.damarlar zevki taşıma yeteneklerini kaybederler.
DİZLER:Boyun gibi esneklikle ilgilidir.Taviz verme,gurur,ego ve inatçılığı ifade ederler.İlerlemek istiyoruz ama değişmek istemiyoruz.Dizinizde bir sorun olduğunda hangi konuda ille de haklı olmak istediğinizi düşünün.Nerede taviz vermekten kaçınıyorsunuz,inat etmeyi bırakın.hayat akıştır,hayat harekettir,huzurlu olmak için esnek olmalı,takılıp kalmamalıyız.
AYAKLARIMIZ:Kendimiz ve hayat hakkındaki anlayışımızla ilgilidir.Geçmişle,şimdiyle,gelecekle…..
CİLDİMİZ;bireyselliğimizin ifadesidir.Cilt sorunları genellikle bireyselliğimizin bir şekilde tehdit edilmesinden kaynaklanır.Başkalarının üzerimizde gücü olduğu duygusuna kapılırız.Cilt sorunlarından kurtulmanın en iyi yolu’’Kendimi onaylıyorum’’demektir.Gücünüze tekrar sahip çıkın.
KAZALAR;Kızgınlık ifadesidir.Birikmiş öfkedir.Ve otoriteye karşı çıkmadır.
Ağrılarımızın bedenimizde oluştuğu yerler,hayatımızın hangi alanında kendimizi suçlu hissettiğimiz konusunda bize ipucu verir.
ANOREKSİ-BULEMİ:Kendimizden nefret etmenin aşırı biçimi,yaşamımızı yansıtmaktır.
ARTRİT:Sürekli yargılayan,eleştiren insanların hastalığıdır.Mükemmelliyetçilik tutkunudurlar.
ASTIM:kendin için nefes almayı hak etmeme duygusu.Astımlı çocuklar aşırı duyarlılığa sahip oluyorlar.Çevrelerinde tüm olan bitenlerden kendilerini sorumlu hissediyor ve suçluluk duyuyorlar.Kendilerini değersiz ve bu yüzden de suçlu hissederek kendilerini cezalandırma ihtiyacındalar.
YARALAR,KAŞINMA,YANIKLAR,KESİKLER,ATEŞLENME,ŞİŞME,
KABARMA; kızgınlığın bedendeki ifadesi oluyor.Ne kadar bastırmaya çalışırsak çalışalım kızgınlık ifade edilmenin bir yolunu bulur.
ŞİŞMANLIK:Korunma ihtiyacını temsil eder.İncinmekten,eleştiriden,tacizden,cinsellikten ,cinsel sömürüden korunmaya ihtiyaç duyarız.
AĞRI;her türlüsü bir suçluluk duygusunun belirtisidir.
İNME;Kan pıhtılaşmasıdır.Kimi zaman yaşam biçimimizi yeniden değerlendirmek için inmeler yaratırız.
KASILMA,TUTULMA;zihindeki tutukluğun ifadesidir.Korku bildiğimiz eski yollarla yapışıp kalmamıza neden oluyor.Esnek olmakta zorlanıyoruz.Eğer bir şeyin yapılmanın tek yolu olduğuna inanıyorsak genelde bir yerimiz tutulur.
ŞİŞME;duygusal tıkanıklığı ve durağanlığı ifade ediyor.Şişme birikmiş gözyaşlarını,tuzağa düşme ve takılıp kalma duygusunu ve kendi sınırlılığımızın suçunu başkalarına atmayı temsil ediyor.geçmişi bırakın gücünüzü geri alın.
TÜMÖR:Sahte büyümedir.eski bir acıyı büyütüyor,besliyor,etrafında oluşan kabuğu yoluyoruz.Bir süre sonra tümör oluyor.
Lousıe Hay'in ''Tüm Hastalıkların Zihinsel Nedenleri '',adlı kitabı kaynak olarak kullanılmıstır.
AstroSel
08-10-2007, 10:15
Eline yüreğine emeğine çok teşekkürler:flowers2:
kırkayak
09-10-2007, 08:13
sevgili turgay abiciğim ellerinize yüreğinize sağlık evet çoook iyi düşünmüşsünüz elimizin altında bulunması gerken bilğiler sayğılarımla hoşçakalın
yolladığın yazı için sana teşekkür edyorum , Sevgili fantastic.Sevgi ve ışıkla.:):banana::bravo::angel2:
Çok güzel bilgiler,yararlanabileceğimi ve pratiğe geçirebileceğimi umuyorum.Ellerinize sağlık.Sevgiler..
:kalp::flowers2:
Biri kendi şifacılığının sorumluluğunu
almıyorsa Reiki o kişi için sonuç getirici olmaz.
Dr.KARAV
20-11-2007, 10:08
Çok doğru sevgili doktor
Özü iyileşmek istemeyen kişiye ne yapsak boş
Elinize sağlık :)
teşekkürler hocam.. gerçekten bazıları tutuyor..benim bu ara boğazımda yanma var.boğaz rahatsızlığı ifadenin yolu,yaratıcılık kanalı diyor.ben bu ara duygularımı kağıda dökmek istiyorum; ama bunu hep erteliyorum..boğazımda ki yanma bu olabilir diye düşündüm şimdi..benim babam da şeker hastalığından vefat etmişti oda hep hayatın hiç tadının olmadığından yakınırdı..öldüğü zamanlarda en çok kullandığı kelimeydi. bunu bizimle paylaştığınız için teşekkürler...
BOYUN: Farklı bakış açılarını reddetme, boyun eğmezlik, inatçılık
Reiki 1 inisiyasyonu aldığım güne kadar boyun ağrısı çekiyordum:)İnisiyasyon ile birlikte, daha o gün ortadan kaybolması beni ne kadar da şaşırtmıştı.Bir daha hiç bir bölgemde kas ağrısı yaşamadım.Tembel bir öğrenci olmama rağmen..:red_smile:Çok teşekkürler!:kalp:
1-3-5. ci çakralar fiziki bedenin yansımalarıyla ilgilidir.
Bu çakraları ilgilendiren sorunlarda, bu çakralar arasındaki geçişi sağlamak amacıyla dengeleme yapabiliriz.
Ayrıca aura dengelememizi sağlayıp , takiben topraklanabiliriz. Bu hayli işe yarıyor.
Redflame
12-02-2008, 22:42
Biri kendi şifacılığının sorumluluğunu
almıyorsa Reiki o kişi için sonuç getirici olmaz.
sevgili doktorum sorumluluktan kasdınızı açarsanız çok sevinirim.sevgilerimle:flowers2:
Sevgili Redflame;:flowers2:
Tamamen sağlıklı durumda iken iyi olmanın neşenin coşkunun bilincinde olmak ve daha da önemlisi keyfini sürmek gerekiyor. :flowers:
Doğa bizim için bunu geliştirmek zorunda değil. Kişi bunu kendi geliştirmeli ve bu bilinci yaratmalı.:whistling:
Acıya odaklı beyinlerimiz, bir çiçeğin dikenine takılı kalır da, açan çiçekleri görmez bile. Doğrudur...... beynimiz doğru yapıyor..... doğamız gereği canımızı yakan acının farkına vararak acıdan uzaklaşmamızı sağlıyor.:superman:
Aslında varoluşta en basit ve en kolay olan sadece kendin olmak. Hiç bir çaba gerektirmiyor. Varsın ve buradasın, sadece kendine bir hatırlatma bu. :doh:
Zihnin yarattığı illüzyonlardan kurtulup kalbin gücüne odaklanarak, enerji kaybına sebep olan kalıpları, Reiki enerjisinin yardımıyla bir bir salıvermek... bedenin en yüksek seviye, sevgi ve şifa enerjileri ile titreşmeye başlamasını sağlamak..:angel2:
Dünyaya öğrenmeye ve deneyimlerimizi oluşturmaya geldik. Bilinçli bir şekilde yaratma ve düşüncelerimizle mucizeler arasındaki bağlantıyı kurmaya çalışıyoruz. :wink_smile:
Bir yerden başlayarak ustalaşma çabası içindeyiz. Hepimizde var olan sahip olduğumuz enerjimiz ile veya uyumlama yolu ile (Reiki vb..) hangi enerjileri alırsak alalım niyet ile, imaj ile, sevgi ile oluşturduğumuz duygularımızın tezahürünü kalbimizde yaşadığımızdır.:angel:
Zihnimiz doğası gereği hem iyiyi hem kötüyü yaratır, barış diye tutturmuşken savaşı da yaratır. Zihin düşünceleri kullanarak yaratır, mantığı kullanarak takip eder.:nonono:
Gerçekleşmesini isteğimiz konu için temel adım zihnin yarattığı karanlığı kalpte aydınlatma niyetidir.:lol:
İçsel niyetimizi kalpten oluşturduğumuzda neyi tasarlıyorsak onu yaratırız.:dil:
Niyet çok ama çok önemlidir. Yarattığımız gerçeği bir durumdan diğer bir duruma geçmesi ile kendi mucizemizi yaratabiliriz.
Şifa dediğimiz süreç.. şifaya ihtiyaç duyduğumuz bir konuyu veya hastalığı düşündüğümüzde dikkatimiz buraya odaklanır. Zihin konunun veya hastalığın düzeleceği, iyileşeceği imajına sıkıca tutunduğunda devreye duygusal beden girer ve şifayı hisseder. Zihin iyileşeceğini bildiğinde, duygusal beden bunu hissettiğinde denklemi fiziksel beden tamamlar.:wave:
Özetlersek, odaklanıyoruz, niyet ediyoruz, zihinsel-duygusal-fiziksel sonuçlarını yaşıyor ve yaşatıyoruz.:friends::kalp:
Sevgilerimle:flowers:
Redflame
16-02-2008, 18:38
Özetlersek, odaklanıyoruz, niyet ediyoruz, zihinsel-duygusal-fiziksel sonuçlarını yaşıyor ve yaşatıyoruz.:friends::kalp:
Sevgilerimle:flowers:
sevgili nisan, sana sonsuz teşekkür ederim.inanın ben reiki 2 yi alalı çok olmadı ama çevremdeki abartısız kime gönderdimse şifa buldu şuana kadar tabii,o günde buradan hocamın hastalıkla ilgili sebeplere bakarken,doktorumun yazısına bakınca,dedimki acaba sorumluluktan kasıt başkamı.bu seferde zihnim bana oyun oynadı.herşey düşündüm.sonsuz teşekkür ederim ışıgın içimi sevginse tüm bedenimi kapladı seni buradan hissetmek çok güzeldi.en kocaman sevgilerimle:flowers::kalp::friends:
HASTALIKLARIN ZİHİNSEL NEDENLERİ
Fiziksel bir sorunun olduğunda listeyi kullanma yolu:
1. Sorunun zihinsel nedenine bak ve bunun senin için doğru olup olmadığını düşün.
Değilse, sessizce otur ve kendine sor: “Bende bunu yaratan hangi düşünceler olabilir”
2. Şu sözleri tekrar et: “Bilincimde bu koşulları yaratan düşünce kalıbını bırakmaya
hazırım.”
3. Yeni düşünce modelini birçok kez tekrar et.
4. İyileşmenin zaten başlamış olduğunu varsayıp, iyileşmeyi kabul et.
SORUN_OLASI NEDEN_ YENİ DÜŞÜNCE MODELİ
A
Addison hastalığı: (Derin boyutta duygusal yoksunluk. Kendine duyulan kızgınlık.)
“Bedenimin, düşüncelerimin, duygularımın bakımını sevgiyle yapıyorum.”
Adrenal sorunlar: (Yenilgi duygusu. Kendine aldırış etmemek. Endişe) “Kendimi seviyorum
ve onaylıyorum. Kendime bakma isteğini duyuyorum.”
Ağlamak: (Gözyaşları hayatın ırmaklarıdır. Üzüntü ve korkudaki kadar sevinçte de gözyaşı
dökülür.) “Tüm duygularımda huzur içindeyim. Kendimi seviyorum ve onaylıyorum.”
Ağrılar, Sızılar: (Sevgiye hasret çekmek. Dokunulmayı özlemek.) “Kendimi seviyorum ve
onaylıyorum. Sevecen ve sevilen bir insanım.”
AIDS: (Kendini reddetmek, cinsel suçluluk ve yetersizlik duygusu.) “Hayatın kutsal ve
görkemli bir ifadesiyim. Cinselliğimden haz duyuyorum. Kendimi seviyorum.”
Akciğer sorunları: (Hayatı kabul etmemek. Depresyon. Üzüntü. Dolu dolu bir yaşama
kendini layık görmeme.) “Hayatım mükemmel bir denge içinde. Hayatı dolu dolu yaşamaya
hakkım ve kapasitem var.”
Akıntı: (Eşe duyulan kızgınlık. Cinsel suçluluk duygusu. Kendini cezalandırma.) Başkaları,
kendime duyduğum sevgi ve saygının aynalığını yapıyor. Cinselliğimin coşkusunu
yaşıyorum.”
Allerjiler: (Kime allerji duyuyorsunuz? Kendi gücünü reddetmek) “Dünya güvenli ve dostça.
Güvencedeyim. Hayatla barış içindeyim.”
Alkolizm: (Ne yararı var? Yararsızlık, suçluluk, yetersizlik duygusu. Kendini reddetme.) “Şu
anda yaşıyorum. Her an yeni bir an. Özdeğerimi görmeyi seçiyorum. Kendimi seviyorum ve
onaylıyorum.”
Alzheimer hastalığı: (Yaşamı terketme arzusu. Hayatı olduğu gibi kabul edememek)
“Herşey doğru zaman ve mekan sıralaması içinde gelişiyor. Her şey olması gerektiği gibi
oluyor.”
Amfizem: (Yaşam korkusu. Kendini yaşamaya layık bulmama.) “Dolu dolu ve özgür
yaşamak en doğal hakkım. Hayatı ve kendimi seviyorum.”
Amnezi: (Korku, hayattan kaçış. Kendi ayakları üzerinde duramama.) “Zeka, cesaret ve
özdeğere daima sahibim. Hayatta olmayı seviyorum.”
Anemi: (“Evet, ama” yaklaşımı. Haz yoksunluğu. Yaşam korkusu. Yeterli olmama duygusu)
“Hayatın her alanında zevk alacağım çok şey var. Hayatı seviyorum.”
Anksiyete (kaygı): Hayatın akışına ve gidişatına güven duymama) “Kendimi seviyorum ve
onaylıyorum. Hayatın akışına güveniyorum. Güvencedeyim.”
Anoreksi: (Hayatı reddetmek. Aşırı korku, kendinden nefret ve reddedilme) “Olduğum
gibiyim. Olduğum gibi olmaktan mutluyum. Yaşamayı seçiyorum. Hazzı ve kendimi kabul
etmeyi seçiyorum.”
Anüs: (Atma noktası, boşaltma noktası.) “İhtiyaç duymadığım şeyleri kolaylıkla ve rahatlıkla
atıyorum.”
Anüs- apse: (Bırakmak istediğiniz şeyi bırakamamaktan duyduğunuz kızgınlık)
“Bıraktığımda güvendeyim. Sadece ihtiyacım olmayan şeyleri atıyorum.”
-Acı: (Suçluluk duyma. Cezalandırılma arzusu. Yetersizlik.) “Geçmiş geçmişte kaldı.
Şimdi kendimi sevmeyi ve onaylamayı seçiyorum.”
-Fistula: (Gereksiz şeyleri kısmen tutarak atmak. Geçmişin olumsuzluklarına takılı
kalmak.) “Sevgiyle geçmişi tümüyle özgür bırakıyorum. Özgürüm. Sevgiyim.”
-Kaşınma: (Geçmiş hakkında suçluluk duymak. Pişmanlık.) “Kendimi sevgiyle
affediyorum. Özgürüm.”
Anüs kanaması: (Kızgınlık ve öfke.) “Hayatın akışına güveniyorum. Doğru ve yararlı adımlar
atıyorum.”
Apati: (Duygulara izin vermemek. Kendini ölü gibi hissetme. Korku.) “Duygularıma izin
veriyorum. Kendimi hayata açıyorum. Yaşam deneyimlerine hazırım.”
Apandisit: (Korku, yaşam korkusu. İyi şeylerin akışını engellemek.) “Güvendeyim. Kendimi
gevşetiyor ve hayatın zevkle akmasına izin veriyorum.”
Apse: (İncinme, küçümsenme, intikam duyguları içinde dönüp durma) Düşüncelerimin
özgürleşmesine izin veriyorum. Geçmiş bitti. Huzurluyum.
Arter: (Yaşam sevincini taşıyan damarlar.) “Yaşam sevinciyle doluyum. Kalbimin her
atışında tüm bedenime yayılıyor.”
Arterioskleroz: (Direnme, gerginlik. Katışlaşmış dar düşünceler. İyiyi görmeyi reddetmek.)
“Hayata ve hazza tamamen açığım. Sevgiyle bakmayı seçiyorum.”
Artrit: (Sevilmediğini hissetmek. Eleştirilmek, kırgınlık). “Sevgiyim. Kendimi sevmeyi ve
onaylamayı seçiyorum. Başkalarına sevgiyle bakıyorum.”
Artritli parmaklar: (Cezalandırma, suçlama arzusu. Kurban olduğunu hissetmek.) “Sevgi ve
anlayışla bakıyorum. Tüm yaşadıklarıma sevginin ışığıyla yaklaşıyorum.”
Araba tutması: (Korku. Tutsaklık. Tuzağa düşmüş hissetmek.) “Zaman ve mekan içinde
kolaylıkla ilerliyorum. Sevgi çepeçevre beni kuşatıyor.”
Astım: (Nefes almaya hak duymamak. Boğulmuşluk duygusu ve bastırılmış gözyaşı.
“Hayatımın sorumluluğunu üstlenme güvenini duyuyorum. Özgür olmayı seçiyorum.”
Astım nöbeti: (Korku. Hayata güvenmemek. Çocuklukta takılıp kalmak.) “Büyümekten
korkmuyorum. Hayatıma ve kendime güven duyuyorum.”
Bebek astımı: (Yaşam korkusu. Doğmaktan duyulan pişmanlık. “Bu çocuk güven dolu bir
ortamda ve seviliyor. Beklenilen ve değer verilen bir çocuksun.”
Ayaklar: Kendimizi, başkalarını, hayatı anlama kapasitemiz. “Anlayışım genişliyor. Değişen
dünyaya ayak uyduruyorum.”
Ayak parmakları: Geleceğin küçük ayrıntıları. “Tüm ayrıntılar kendi kendine yerlerini
bulurlar.”
Ayakbileği: (Hareket ve yol belirlemeyi temsil ediyor.) “Hayatta ileri doğru adımları kolaylıkla
atıyorum.”
Madura ayağı: (Dışlanmaktan duyulan çaresizlik duygusu. İleri adım atamama.) “Kendimi
seviyorum ve onaylıyorum. İlerlemek için kendime izin veriyorum.”
Aybaşı sorunları: (Kadın olmaktan duyulan suçluluk duygusu. Cinsel organların günah, pis
olduğu inancı.) “Kadın olarak gücümü ve bedenimin normal işlevlerini kabul ediyorum.
Kendimi seviyorum ve onaylıyorum.”
B
Bacak sorunları:
- Üst: (Çocukluk travmalarının etkisinden kurtulamamak.) “Benim için bildiklerinin en
iyisini yapıyorlardı. Onları affediyorum.”
- Alt: (Gelecek korkusu. Kıpırdamak istememek.) “Geleceğe güvenle bakıyorum.”
Bademcikler: (Korku. Bastırılmış duygular. Tıkanmış yaratıcılık.) “Yüksek düşünceler bende
ifade buluyor. Her şey iyiliğim için oluyor.”
Bağımlıklar: (Kendinden kaçmak. Korku. Kendini sevmeyi bilmemek) “Artık ne kadar
harikulade bir varlık olduğumun farkına vardım. Kendimi sevmeyi ve haz almayı seçiyorum.”
Bagırsaklar Dışkının atılmasını sağlıyor.
- Sorunlar: (Eski ve ihtiyaç duyulmayan şeyi atmaktan korkmak.) “Kolaylıkla eskiyi
bırakıyor, coşkuyla yeniyi kabul ediyorum.”
Baş ağrısı (Değersizlik duygusu. Korku. Kendini eleştirme.) “Kendimi seviyorum ve
onaylıyorum. Yaptığım şeyleri sevgiyle yapıyorum.”
Baş dönmesi: (Kaçış. Dağınık düşünce. Görmeyi reddetmek.) “Hayatla uyum ve barış
içindeyim. Canlı ve mutlu olmakla güven içindeyim.”
Bayılmak: (Korku. Başedememek.) “Hayattaki her şeyle başetme gücüm var.”
Beden Kokusu: (Korku. Kendinden hoşlanmamak. İnsanlardan korkmak.) “Kendimi
seviyorum ve onaylıyorum. Güven duyuyorum.”
Beyin: Bilgisayar ve santralı temsil ediyor.
- Tümör: “Yanlış programlanmış inançlar. İnatçılık. Değişmeyi reddetmek.) “Zihnimin
bilgisayarını yeniden programlamak çok kolay. Hayat değişimler sürecidir.”
Bitkinlik: ( Can sıkıntısı. Yaptığı işi sevmemek.) “Hayattan coşku duyuyorum. Enerji ve
coşkuyla doluyum.”
Boğaz sorunları: (Kendi adına konuşamamak. Yutulmuş kızgınlık. Tıkanmış yaratıcılık.
Değişme ve korkusu.) “Kendimi özgürce, kolaylıkla, sevgiyle ifade ediyorum. Yaratıcılığımı
kullanıyorum. Değişmeye hazırım.”
Boyun ağrıları: (Soruna bir başka açıdan bakmayı reddetmek. İnatçılık. Esnek olmamak.)
“Kolaylıkla ve esneklikle bir konuyu her açıdan görebiliyorum. Birşeyi yapmanın ve görmenin
bir çok yolu var.”
Böbrek sorunları: (Yargılama, düşkırıklığı, başarısızlık. Utanç. Çocuk gibi tepki gösterme.)
“Daima doğru adım atıyorum. Her deneyim yararlı. Büyümeyi seçiyorum.”
Bronşit: (Bağırılıp çağrılan aile ortamı): “Çevremde barış ve uyum var.”
Bunama: (Çocuğun güven dolu sanılan dünyasına geri dönmek. Bakım ve ilgi talep etmek.
Etrafındakileri bir çeşit kontrol etme yolu. Kaçış.) “Korunma. Güven. Barış. Evrensel akıl
hayatın her boyutunda çalışıyor.”
Burun akması: (İçsel ağlama. Çocuksu gözyaşı. Kurban.) “Hayatımın yaratıcı gücünün
bende olduğunu kabul ediyorum. Hayattan zevk almayı seçiyorum.”
Burun kanaması: (Kabul görme isteği.Önem verilmeme duygusu. ‘Sevgi istiyorum.’)
“Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Gerçek değerimi biliyorum.”
C
Cilt sorunları: (Kaygı, korku. Eski, derine gömülmüş bir tehlike. Dokunulma yoksunluğu.)
“Barış ve sevgi düşünceleriyle kendimi koruyorum. Geçmişi unuttum ve affettim. Şimdi
özgürüm.”
Cinsel hastalıklar: (Cinsel organların günah ve pislik yuvası olduğu inancı. Suçluluk.
Cinsellikte insanları kullanmak, sömürmek, tecavüz etmek.) “Cinselliğimi sevgiyle ifade
ediyorum. Bana iyi duygular hissettiren cinselliği yaşamayı seçiyorum.”
Cushing Hastalığı: (Zihinsel dengesizlik. Sürekli çılgınca fikirler üretilmesi. Aşırı güçlülük
duygusu.) “Sevgiyle bedenimi ve zihnimi dengeliyorum. Şimdi bana iyi duygular veren
düşünceleri seçiyorum.”
Cüzzam: (Hayatla başedememe. Temiz ve iyi olmadığına dair uzun süreli inanç.)
“Sınırlılığımı aşıyorum. Sevgi tüm hayatımı iyileştiriyor.”
Ç
Çene Sorunları: (Kızgınlık. İntikam arzusu.) “Yarattıklarımı değiştirme gücü bende.”
Çıban (şirpençe): Bize yapıldığını düşündüğümüz haksızlıklara duyulan zehirli öfke.)
“Geçmişi bırakıyorum, hayatımın her alanını iyileştirmek için kendime zaman tanıyorum.”
Çocuk hastalıkları: (Takvime, toplumsal kurallara ve sahte yasalara inanmak. Etrafındaki
yetişkinlerin çocukça davranışları.) “Bu çocuk kutsal sevgi ve korumasıyla kuşatılmış.
Zihinsel bağışıklık talep ediyoruz.”
Çocuk felci: (Paralize eden kıskançlık. Birisini durdurma isteği.) “Her şey, herkese yetecek
kadar çok. Sevecen düşüncelerle özgürlüğümü yaratıyorum.”
Çürükler: (Yaşamda küçük engeller. Kendini cezalandırma.) “Kendimi seviyorum ve saygı
duyuyorum. Kendime sevecen davranıyorum.”
D
Dalak: Obsesyon. Bir şeylere aşırı tutku. “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum.”
Delilik: (Aileden kaçış. Hayattan şiddetli bir kaçış.) “Bu kişi gerçek kimliğini biliyor ve
Evrensel Aklın yaratıcı bir ifadesi.”
Denge Kaybı: (Dağınık düşünceler.) “Hayatım olduğu gibi mükemmel ve güvenli. Her şey iyi ve güzel.”
Deniz tutması: (Korku. Ölüm korkusu. Kontrolü yitirme.) “Her yerde barış ve huzur içindeyim. Hayata güveniyorum.”
Dirsek: Yön değişimlerini ve yeni deneyimleri kabullenmeyi temsil. eder. “Yeni deneyimlere,
yeni değişimlere ve yeni doğrultulara kolaylıkla uyum sağlıyorum.”
Disk kayması: (Hayatta hiç bir desteğin olmadığı duygusu. Kararsızlık.) “Hayat, tüm
düşüncelerimi destekliyor. Kendimi seviyorum ve onaylıyorum.”
Diş sorunları: (Uzun süreli kararsızlık. Karar vermek için düşünceleri analiz edememe.)
Doğruluk ilkesinden şaşmadan kararlarımı veriyorum. Doğru kararlar verdiğimin güvencesi
içindeyim.”
Dişeti kanamaları: (Hayatta aldığımız kararlardan haz duymama.) “Aldığım kararların
doğruluğuna güveniyorum. Huzurluyum.”
Dişeti sorunları: (Kararları kesinleştirememek, hayat karşısında güçsüzlük.) “Kararlı bir
insanım. Kendimi sevgiyle destekliyorum ve kararlarımı uyguluyorum.”
Diyabet (Şeker hastalığı): Geçmişteki seçimlerinden pişmanlık duymak. Hayatı kontrol
altına alma ihtiyacı. Derin üzüntü. Hayattan tat almama.) “Bu an güzelliklerle dolu. Günün
tatlı yönlerini görmeyi, yaşamayı seçiyorum.”
Diz sorunları: (İnatçı ego ve gurur. Taviz verememe. Uzlaşamama. Esnek olmama.)
“Affediyorum. Anlıyorum. Şefkat duyuyorum. Kolayca uzlaşıyorum.”
Doğuştan gelen sakatlıklar: (Karmik. Böyle gelmeyi siz seçtiniz. Ailemizi de biz seçeriz.)
“Her deneyim, gelişim sürecimiz için mükemmel. Olduğum gibi olmaktan mutluyum ve
huzurluyum.”
Dudak uçuğu: (Hayatı küçümseme alışkanlığı. Kendini ve başkalarını aşırı eleştirme. ‘Her
şey ne kadar kötü, değil mi’ deme alışkanlığı.) “Hayatla birim. Kendimi ve başkalarını
seviyorum. Yaşamaktan mutluluk duyuyorum.”
Düşük: (Gelecek korkusu. ‘Şimdi değil, daha sonra..’ Yanlış zamanlama.) “Hayat bana
daima uygun çözümleri getiriyor.”
E
Egzama: (Aşırı muhalefet, düşmanlık. Zihinsel feveran.) “İçimde ve etrafımda uyum, barış,
sevgi ve hazla çevriliyim. Güvencedeyim.”
Eklemler: Hayatımızın yön değiştirmesi. “Daima en iyi yöne doğru gidiyorum.”
El bileği: Hareketi ve kolaylığı temsil ediyor. “Tüm deneyimlerime bilgelikle, sevgiyle,
kolaylıkla yaklaşıyorum ve üstesinden geliyorum.”
Epilepsi(Sara): (Eziyet çekme. Hayatı reddediş. Büyük mücadele duygusu. Kendine yönelik şiddet.) “Hayatı sonsuz ve haz dolu olarak görmeyi seçiyorum. Ben de sonsuz, haz dolu ve huzurluyum.”
F
Fıtık: (Zedelenmiş ilişkiler. Gerginlik. Yanlış yaratıcı ifade.) “Kendimi seviyorum ve
onaylıyorum. Kendim olmakta özgürüm.”
Fibroid: Tümör ve kistler: (Eşe derinden kırılma ve bu kırgınlığı besleme. Kadınlık benliğine
darbe yemek.) “Bu deneyimi bana çeken düşünce kalıbından kendimi kurtarıyorum.”
Frijitlik: (Cinsel soğukluk): (Korku. Hazdan korkma. Cinselliğin kötü olduğuna dair inanç.
Duyarsız eş.) “Bedenimden zevk duyarken güvencedeyim. Kadın olmaktan mutluluk
duyuyorum.”
G
Gastrit: (Uzun süren kararsızlık.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum.”
Geğirme: (Korku. Hayatı çabucak yutmaya çalışmak.) “Yapmam gereken her şeyi yeri ve
zamanı var. Huzurluyum.”
Göğüsler: Anneliği ve şefkati temsil ediyor. “Mükemmel bir denge içinde besleniyor ve
besliyorum.”
- Kistler, yumrular, ağrılar: (Aşırı annelik. Aşırı koruma. Aşırı tahakküm.
Yaşamdan beslenmeyi engellemek.) “Kendim olmakta özgürüm, başkalarının da
kendileri olma özgürlüğüne saygı duyuyorum. Herkes büyüyüp gelişmeli.”
Gözler: Berrak görüşü simgeliyor. Geçmişi, anı geleceği.) “Her şeyi sevgi ve sevinçle
görüyorum.”
Göz Sorunları: (Hayatta gördüğü şeylerden hoşlanmamak.) “Görmekten hoşlanacağım bir
hayatı yaratıyorum.”
- Astigmat: (Kendini olduğu gibi görme korkusu.) “Kendi güzelliğimi ve görkemimi
görmeyi seçiyorum.”
- Katarakat: (Geleceği karanlık görmek.) “Hayat sonsuz ve haz doludur.”
- Çocuklar: (Ailede olan biteni görmek istememe.) “Bu çocuğu mutluluk ve güzellik
kucaklıyor.”
- Şaşılık: (Aynı anda zıt amaçların olması.) “Gördüğüm bana güven veriyor.”
- Hipermetrop: (Anda yaşanılanların değerini bilmemek ve korkmak.) “Şimdi ve
buradayım. Güvende olduğumu görüyorum.”
- Miyop: (Gelecek korkusu.) “Kutsal hayatın rehberliğine güveniyorum.”
- Glakoma: (Taşlaşmış affetmezlik.) ”Sevgi ve şefkatle bakıyorum.”
- Keratit: (Aşırı kızgınlık. Yumruk atma arzusu.) “Bırakıyorum yüreğimdeki sevgi
gördüğüm her şeyi iyileştirsin.”
Grip: (Kitlesel karamsarlık ve inançlara uyum. Korku. İstatistiklere inanmak.) “Toplum
inançlarının ötesindeyim. Toplumsal etkilerden özgürüm.”
Guatr: (Üzerinde baskılara duyulan nefret. Kurban. Doyumsuzluk.) “Hayatımın tek otoritesi
ve gücü benim. Kendim olmakta özgürüm..”
Gut Hastalığı: (Tahakküm etme ihtiyacı. Sabırsızlık. Kızgınlık. “Kendimle ve başkalarıyla
barışığım ve huzurluyum.”
H
Hazımsızlık: (İçgüdüsel korku, kaygı, başa çıkamama.) “Yeni deneyimleri kolaylıkla ve
zevkle özümsüyorum.”
Hemoroid: (Geçmişe duyulan kızgınlık. Geçmişin sorumluluğu altında ezilme.) “Yapmak
istediğim her şey için zamanım var. Sevgi olmayan her şeyi bırakıyorum.”
Hepatit: (Değişime direnç. Korku, kızgınlık, nefret.) “Düşüncelerim arınmış ve özgür. Geçmişi bırakıyorum, yeniye yöneliyorum.”
Herpes: (Cinselliğin ayıp olduğu toplumsal inancı kabullenme. Cezalanma ihtiyacı. Utanç
duygusu. Cezalandırıcı bir Tanrı’ya inanma.) “Benim Tanrı anlayışım sevgidir. Cinsellik
normal ve doğaldır. Cinselliğimi ve bedenimi seviyorum.”
Hipertiroidi: (İstenen şeyi yapamamaktan duyulan aşırı düş kırıklığı. Daima kendini değil,
hep başkalarını düşünmek.) “Gücüme yeniden sahip çıkıyorum. Kararlarımı kendim
veriyorum. Kendi mutluluğumun doyumunu yaşıyorum.”
Hiperventilasyon: (Korku. Değişime karşı duymak. Gidişata güvenmemek.) Nerede olursam
olayım güven içindeyim. Hayatın akışına güveniyorum.”
Hipofiz: Kontrol merkezi. “Zihnim ve bedenim mükemmel denge içinde.”
Hipoglisemi: (Hayatın yükü altında ezilmek.) “Hayatımı hafif, kolay, zevkli hale getirmeyi
seçiyorum.”
Hodgkin Hastalığı: (Suçlama ve ‘yetersiz olmak’tan duyulan büyük korku. Kendini kabul
ettirmeye duyulan aşırı gereksinme çabalarıyla yaşam zevkinin unutulması.) “Kendim gibi
olmaktan son derece memnunum. Olduğum gibi değerliyim ve yeterliyim. Kendimi seviyorum ve onaylıyorum.”
Horlama: (Kalıplaşmış düşüncelerden kurtulmayı inatçı bir reddediş.) “İçinde sevgi ve haz
olmayan düşüncelerimi bırakıyorum. Yeniyi, tazeliği, canlılığı seçiyorum.”
İ
İçe dönmüş tırnak: (İlerlemekten duyulan endişe ve suçluluk duygusu.) “Hayatta kendi
yolumu çizmek en doğal hakkım. Güvenliyim. Özgürüm.”
İdrar Sorunları: (Endişe. Eski, düşünceler saplanma. Bıkkınlık.) “Eskiyi kolaylıkla ve
rahatlıkla bırakıyor ve yeniye hayatımda yer veriyorum.”
İdrar yolu enfeksiyonu: (Genellikle karşı cinse veya sevgiliye duyulan öfke. Başkalarını
suçlamak.) “Bu koşulları yaratan bilincimdeki kalıpları değiştiriyorum. Değişmeye hazırım.
Kendimi seviyorum.”
İktidarsızlık: (Cinsel baskı, gerginlik, suçluluk. Toplum baskısı. Önceki eşe duyulan öfke.
Anne korkusu.) “Cinsel gücümü kolaylıkla ve zevkle ifade ediyorum.”
İshal: (Korku. Reddetmek. Kaçış.) “Beslenme, hazmetme ve dışkılama sistemim düzenli
işliyor. Hayatla barış içindeyim.”
İştah –fazla: (Korku. Korunma ihtiyacı. Duyguları yargılamak.) “Güvendeyim. Hissetmek
sağlıklıdır. Duygularım normal ve kabul edilebilir şeylerdir.”
-az: (Korku. Kendini koruma. Hayata güvenmemek. “Kendimi seviyorum ve
onaylıyorum. Güvendeyim. Hayat zevkli ve güven dolu.”
K
Kaba etler (butlar): Gücü temsil ediyor. Gevşek kabaetler; gücün kaybolması. “Gücümü
akıllıca kullanıyorum. Güçlüyüm. Güven doluyum.”
Kadın Sorunları: (Kendini, dişiliğini, dişilik prensibini reddetme.) “Kadın olduğum için
mutluyum. Bedenimi seviyorum.”
Kalça Sorunları: Büyük kararlar almada duyulan korku. Gidilecek bir yönün olmaması.)
“Hayatım denge içinde. Her yaşta kolaylıkla ve zevkle hayatımda ilerleme gösteriyorum.”
Kalp: Sevgi ve güven merkezi. “Kalbim sevgi ritmiyle atıyor.”
- sorunları: (Uzun süreli duygusal sorunlar. Haz yoksunluğu. Kalbin katılaşması.
Stres ve zorluklar.) “Coşku, haz, mutluluk. Bunların düşüncelerimi, deneyimlerimi, bedenimi
doldurmasına izin veriyorum.”
- Krizi: (Haz duygusunu para, pozisyon vb için feda etmek.) “Önce sevgi geliyor.
Hayattan haz almayı seçiyorum.”
- Kalp damarlarının daralması: (Zihinsel katılık, katı yüreklilik,çelik gibi irade, esnek
olmama. Korku.) “Sevecen mutlu düşünceleri seçerek sevecen, mutlu bir dünya yaratıyorum.
Güvenli ve özgürüm.”
Kan: Bedende hazzı temsil ediyor, özgürce akıyor.) “Hayatın mükemmel ritmi içinde haz
alıyorum ve haz veriyorum.”
Kan Sorunları: (Sevinç yoksunluğu ve düşüncelerin özgürce dolaşamaması.) (Sevinç verici
yeni düşünceler içimde özgürce dolaşıyor.)
-Pıhtılaşma: (Haz duymaya kapalı olmak.) “İçimde yeni bir hayat uyanıyor.”
Kanama: (Haz alma duygusunu yitirmek. Kızgınlık. ama neye?) “Hayatın mükemmel ritmi
içinde haz alıyorum ve haz veriyorum.”
Kan Basıncı- yüksek: (uzun zamandır çözülemeyen duygusal sorun.) “Geçmişi huzurla
bırakıyorum.”
-düşük: (Çocukta sevgi yoksunluğu. Yenilgi. Niye uğraşayım ki? Nasılsa bir şey
değişmeyecek.) “Hep sevinç dolu olan şu anda yaşamayı seçiyorum. Yaşamım bir sevinç
kaynağı.”
Kabızlık: (Eski düşüncelerden vazgeçmeyi reddetmek. Geçmişe saplanmak. Bazen cimrilik.)
“Geçmişi bıraktığımda yenilik, tazelik, canlılık geliyor. Hayatın içimden akmasına izin
veriyorum.”
Kandidia: (Aşırı öfke ve düş kırıklığı. Kendini parçalanmış hissetmek. Tahakkümcü ve
ilişkilere güvenmeyen, alıcı bir kişilik.) “Olabileceğim her şeyi olmaya kendime izin veriyorum.
Hayatta en iyi şeylere layığım. Kendime de başkalarına değer veriyorum, takdir ediyorum ve
seviyorum.”
Kangren: (Marazi düşünceler. Zehirli düşüncelerin sevinci boğması.) “Şimdi uyumlu
düşünceleri seçiyorum.”
Kanser: (Derin acı. Uzun süre taşınan kırgınlık, sır, hüzün bedeni kemiriyor. Nefreti içine
gömmek.) “Geçmişle ilgili her şeyi sevgiyle affediyorum. Yaşamımı mutlulukla doldurmayı
seçiyorum. Kendimi seviyorum.”
Karaciğer: Öfke ve gazabın merkezidir.
- Sorunları: (Sürekli şikayet etmek. Kendini kandırmak. Haklı çıkmak için sürekli
başkalarında hata bulmak. Kötü hissetmek.) “Kalbim açık olarak yaşamayı seçiyorum.
Baktığım her yerde sevgiyi görüyorum.”
Karın ağrıları: (Korku, başlamış bir olayı, süreci durdurmak.) “Hayatın akışına güveniyorum.
Güvencedeyim”.
Karın ağrısı: (Zihinsel tahriş. Sabırsızlık. Çevreden duyulan rahatsızlık.) “Bu çocuk yalnızca
sevgiyi ve sevgi dolu düşüncelere karşılık veriyor. Her şey barış dolu.”
Kas Sorunları: (Aşırı korku. Herkesi ve her şeyi çılgın bir şekilde kontrol etme arzusu.
Güven duymanın derin ihtiyacı.) “Hayatta olmak güzel. Kendim olmak güzel. Kendime
güveniyorum.”
Kaşınma: (Akıntıya kürek çekme arzusu. Doyumsuz. Pişman.) “Bulunduğum noktada
huzurluyum. Arzu ve ihtiyaçlarımın karşılanacağını bilerek, iyiliğimi kabul ediyorum.”
Katarakt: (Geleceği olumlu görememek. Karanlık gelecek.) “Hayat sonsuzdur ve haz
doludur. Her ana heyecanla yaklaşıyorum.”
Kazalar: (İstediğini dile getirememe. Otoriteye karşı çıkma isteği. Şiddetle inanmak) “Bunu
yaratan düşünceyi aşıyorum. Huzurluyum, değerliyim.”
Kekemelik: (Güvensizlik. Kendini ifade yoksunluğu. Ağlamaya izin verilmemesi.)
“Düşündüklerimi ifade etmekte özgürüm. Kendimi güven ve sevgiyle ifade ediyorum.”
Kellik: (Korku. Gerginlik. Her şeyi kontrol altında tutmaya çalışma.) “Kendimi seviyorum ve
onaylıyorum. Hayata güveniyorum.”
Kemikler: Evrenin temel yapısını temsil ediyor.) “Dengeli ve sağlam yapılıyım.”
Kemik sorunları:
-Kırılma: (Otoriteye karşı tepki.) “Dünyamda kendimin efendisi benim. Düşüncelerim
yalnızca bana ait.”
-Deformasyon: (Zihinsel baskı ve gerginlik. Kasların ve düşüncenin esnekliğini
kaybetmesi.) “Hayatın nefesini dolu dolu içime çekiyorum. Hayatın akışına güveniyorum.”
Kısırlık: (Hayat sürecine duyulan korku ve direnç Ya da anne baba olmaya ihtiyaç
duymamak.) “Hayata güveniyorum. Doğru yerde, doğru zamanda, doğru şeyi yapıyorum.
Kendimi seviyorum ve onaylıyorum.”
Kızarıklık: (Gecikmelerden duyulan rahatsızlık. Dikkat çekmenin çocukça bir yolu.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Hayatta her şey gerektiği zaman oluşuyor.”
Kistler: (Acı veren eski bir filmi tekrar tekrar seyretmek. Acıları beslemek. Sahte büyüme.)
“Zihnimin sinemaları güzel filmler gösteriyor. Çünkü ben seçiyorum. Kendimi seviyorum.”
Kistik Fibroz: (Hayatın size mutluluk getirmeyeceğine dair derin inanç. ‘Zavallı ben’.) “Hayat
beni, ben hayatı seviyorum. Hayatı dolu dolu ve özgür yaşamayı seçiyorum.”
Kollar: (Hayat deneyimlerini kucaklama kapasitesi ve yeteneği.) “Yaşadıklarımı kolaylıkla ve
zevkle, severek kucaklıyorum.”
Kolesterol: (Haz kanallarının tıkanması. Haz alma korkusu.) “Hayatı sevmeyi seçiyorum.
Haz kanallarım ardına kadar açık.”
Kolit: (Aşırı derecede katı ana babalar. Eziyet çekme ve yenilgi duygusu. Şefkate duyulan
büyük ihtiyaç.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Mutluluğumu kendim yaratıyorum.
Hayatta ‘kazanan’ olmayı seçiyorum.”
Koma: (Korku. Bir şeyden veya birinden kaçmak.) “Seni sevgi ve güvenle kucaklıyoruz.
İyileşmen için ortam yaratıyoruz. Sen sevgisin.”
Konjunktivit: (Hayatta görülen şeylere öfke ve düş kırıklığı duymak.) “Sevginin gözleriyle
görüyorum. Uyumlu bir çözüm yolu var ve bu yolu kabul ediyorum.”
Koroner Trombos (kalp damarları tıkanıklığı): (Yalnızlık duymak ve korkmak. Yeterli
olmamak. Yeterince uğraşmamak. ‘Asla yapamayacağım.’) “Tüm hayatla birim. Evren beni
tümüyle destekliyor. Her şey harikulade.”
Kramplar: (Gerginlik. Korku. Sıkı sıkıya yapışmak.) “Zihnimi gevşetiyorum ve huzur dolu
olmasına izin veriyorum.”
Kronik hastalıklar: (Değişimi reddetmek. Gelecekten korkmak. Güvende hissetmemek.)
“Gelişmeye ve değişime hazırım. Şimdi güvenli yeni bir gelecek yaratıyorum.”
Kuduz: (Kızgınlık. Çözüm yolunun şiddet olduğu inancı.) “İçimde ve çevremde barış hüküm
sürüyor.”
Kulaklar: İşitme kapasitesini temsil ediyor. “Sevgiyle dinliyorum.”
Kulak ağrısı: (Kızgınlık. İşitmek istememek. Fazla kargaşa. Kavga eden ana baba.)
“Çevremde uyum var. İyi ve hoş şeyler işitiyorum. Sevginin merkeziyim.”
Kulak çınlaması: (Dinlemeyi reddetmek. İçimizdeki minik sese kulak vermemek. İnatçılık.)
Yüksek benime güveniyorum. İçimdeki sese sevgiyle kulak veriyorum. İçinde sevgi olmayan
her şeyi bırakıyorum.”
Kurdeşen: (Küçük, gizli korkular.) “Hayatımın her alanında barış var.”
L
Larenjit: (Öfkeden konuşamamak. Otoriteye kızgınlık. Konuşmaktan korkmak.)
“İstediklerimi rahatlıkla dile getiriyorum. Kendimi ifade edebiliyorum.”
Lenf Bezleri: (Aile çatışmaları, kavgalar. Çocuk istenmediğini hissediyor.) “İstenen, hoş
karşılanan ve çok sevilen bir çocuğum.”
Lösemi: (İlham ve yaratıcılığın hunharca yok edilmesi. ‘Ne yararı var?) “Geçmişteki
sınırlılığımı aşıp, şimdiki anın özgürlüğünü yaşıyorum. Kendim olmakla güvencedeyim.”
Menopoz sorunları: (Artık istenmemekten korkmak. Yaşlanma korkusu. Kendini
kabullenmeme.) “Hayatın tüm dönemlerinde dengeli ve huzurluyum. Bedenimi sevgiyle
kutsuyorum.)
Migren: (Köşede sıkışıp kalma duygusu. Cinsel korkular. (Migreni geçirmek için en iyi yol
mastürbasyondur.) “Hayatın akışına kendimi bırakıyorum. Hayat benim hayatım.”) “
N
Nasırlar: Katılaşmış kavram ve düşünceler. Somut korkular.) “Yeni düşünce ve yolları
görmek ve denemek güvenli. İyiye açığım.”
Nefes: Hayatı içimizde hissetme yeteneği.. “Hayatı seviyorum.”
Nefes Kokması: (Kızgınlık ve intikam dolu düşünceler.) “Geçmişime sevgiyle sünger
çekiyorum. Sadece sevgiyi dile getiriyorum.”
Nefes sorunları: Hayatı dolu dolu yaşamaktan korkmak. Yaşamda yeri olmadığını
hissetmek.) “Hayatı dolu dolu ve özgürce yaşamak en doğal hakkım. Sevilmeye layığım.
Hayatı dopdolu yaşamayı seçiyorum.”
Nefrit (Bright hastalığı): (Hiç bir şeyi doğru yapamayan bir çocuk gibi hissetmek.
Başarısızlık.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Değerli ve yeterli bir insanım.”
O
Omurga: Hayatın esnek desteği. “Hayat tarafından destekleniyorum.”
Omurga eğriliği: (Hayata güvenmemek. Onursuzluk. Cesaretsizlik. Desteksizliğin korkusu.)
Korkularımı yeniyorum. Sevgiyle dik duruyorum. Bu, benim hayatım.”
Omurilik Menenjiti: (Aşırı aile uyumsuzluğu. Kızgınlık ve öfke dolu bir ortamda yaşamak.
Aşırı içsel karmaşa. Destek yoksunluğu.) Düşüncelerimde, bedenimde ve dünyamda barış
yaratmayı seçiyorum. Güvenliyim ve seviliyorum.”
Ö
Ödem: (Kimi yada neyi bırakamıyorsun?) “Geçmişi bırakıyorum ve özgürleşiyorum.”
M
Mide bulantısı: (Korku. Bir fikri ya da deneyimi kabul edememe.) “Güvendeyim. Hayatın
bana daima iyilikler getireceğine güveniyorum.”
N
Narkolepsi: (Her şeyden uzaklaşma isteği. Aşırı korku. Burda olmayı istememek.) “Kutsal
bilgeliğin gücüne ve rehberliğine güveniyorum.”
Nefrit: (Düşkırıklığı ve başarısızlığa gösterilen aşırı tepki.) “Hayatımda olması gereken şeyler
oluyor. Yeniyi kolayca kabule diyorum.”
P
Pamukçuk: “Dudaklardan dökülmesi engellenen çirkin, suçlayıcı sözcükler.) “Sevgi dolu
dünyamda yalnızca sevinç dolu deneyimler yaratıyorum.”
Pankreas: Hayatın tadını simgeliyor. “Hayattan tat alıyorum.”
Parmaklar: (Hayatın detaylarını simgeliyor. “Hayatın ayrıntılarıyla barış içindeyim.”
- Baş parmak: Akıl ve endişeyi simgeliyor. “Zihnim dingin.”
- İşaret parmağı: Ego ve korkuyu simgeliyor. “Güvendeyim.”
- Orta parmak: Kızgınlık ve cinselliği simgeliyor. “Cinselliğimle barış içindeyim.”
- Yüzük parmağı: Birlikte olma ve üzüntüyü simgeliyor. “Sevecen ve huzurluyum.”
- Küçük parmak: Aile ve sahte bir görünüm verme çabasını simgeliyor. “Hayat
ailesinde olduğum gibi görünüyorum.”
Parkinson hastalığı: (Korku. Herkesi, her şeyi aşırı kontrol etme arzusu.) “Güvende
olduğumu bilerek rahatım. Hayatım bana ait.”
Peptik ülser: (Yeterli olmama inancı. Başkalarını memnun etme kaygısı.) Kendimi
seviyorum ve onaylıyorum. Kendimle barışığım.”
Prostat sorunları: (Zihinsel korkuların erkekliği zayıflatması. Vazgeçmek. Cinsel baskı ve
suçluluk. Yaşlanma korkusu.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Gücümü kabul ediyorum. Ruhum daima genç”
R
Rahim: Yaratıcılığın evini simgeliyor. “Bedenimle barışığım.”
Raşitizm: (Duygusal beslenme eksikliği. Sevgi ve güven yoksunluğu.) “Güvenliyim. Evrenin
ta kendisi olan sevgiyle besleniyorum.”
Romatizma: (Kurban. Hep haksızlığa uğradığını hissetmek. ‘Hep benim başıma geliyor.’
Sevgi yoksunluğu.) “Deneyimlerimi ben yaratıyorum. Kendimi ve başkalarını sevip
onayladıkça, gittikçe daha olumlu deneyimleri hayatımda yaratıyorum.”
S
Safra taşı: (Katı düşünceler. Lanetleme. Gurur.) “Geçmişi arkamda bırakmayı seçiyorum.”
Sağırlık: (Reddediş. İnatçılık. Tecrit. ‘Neyi işitmek istemiyorsun?’ ‘Beni rahatsız etme’.) “Yüce sesi dinliyorum. İşittiğim her şey bana zevk veriyor. Her şeyle birim.”
Saman Nezlesi: (Duygusal tıkanma. Zamanla yarış. Suçluluk.) “Hayatın BÜTÜNÜYLE
BİR’İM. Her zaman hayata güven duyuyorum.”
Sarılık: (İçsel ve dışsal önyargı. Dengesiz mantık.) “Kendim ve herkes için sevgi, anlayış ve
şefkat duyuyorum.”
Selülit: (Çocukluk anılarına takılı kalmak. Geçmişteki kötülükleri unutamamak. İlerlemekte
zorlanmak. Kendi yolunu çizme korkusu.) “Herkesi affediyorum. Kendimi affediyorum. Tüm
geçmiş acılarımı affediyorum. Özgürüm.”
Sırt sorunları – üst: (Duygusal destek yoksunluğu. Sevilmediğini hissetmek. Sevgiyi
göstermemek.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Yaşam beni destekliyor ve seviyor.”
- orta: (Suçluluk. Sırta binen yükün altında ezilmek. “Sırtımdan in”.) “Geçmişimi
bırakıyorum. Yüreğimdeki sevgiyle hayatta ileriye doğru yol almayı seçiyorum.”
- aşağı: (Parasızlık korkusu. Ekonomik destekten yoksunluk.) “Hayatın kendisine
güveniyorum. İhtiyacım olan şey daima karşılanıyor.”
Siğil: (Küçük nefretler duyma. Çirkin olduğuna inanma.) “Tüm ifadesiyle hayatın sevgisi ve
güzelliğiyim.”
Sinir ağrısı (nevralji): (Suçu cezalandırmak. İletişim konusunda şiddetli üzüntü.) “Kendimi
affediyorum. Sevgiyle iletişim kuruyorum.”
Sinir krizi: (Ben merkezcilik. İletişim yollarını tıkamak.) “Yüreğimi açarak, açık ve sevecen
iletişim kuruyorum.”
Sinirlilik: (Korku, evham, mücadele, acelecilik. Hayata güvenmemek.) “Sonsuzluğun içinde
yolculuk yaptığımı biliyorum. Her şeye zaman var. İçtenlikle iletişim kuruyorum.”
Sinüs sorunları: (Çok yakın bir insandan tedirgin olmak.) İçimde ve çevremde huzurlu ve
uyumlu bir ortam var.”
Sivilce: (Kendini kabul etmemek. Kendinden hoşnut olmamak.) “Hayatın kutsal bir
ifadesiyim. Kendimi şu anda olduğum gibi seviyorum ve kabul ediyorum.”
Siyah noktalar: (Kirli ve sevgisiz hissetmek.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum.”
Soğuk algınlığı: (Aynı anda birden çok şeyin birden olması. Zihinsel karışıklık. Küçük
incinmeler. “Her kış üç kez soğuk algınlığına yakalanırım” türünden inançlar.) “Gevşemeye
ve düşüncelerimin berraklaşmasına izin veriyorum. İçimde ve çevremde berraklık ve uyum
var.”
Ş
Şişmanlık: (Korunma isteği. Aşırı duyarlılık.) “Kutsal sevgiyle korunuyorum ve güven
duyuyorum.”
T
Tetanoz: (Kızgın, yiyip bitiren düşüncelerden kurtulma isteği.) “Yüreğimdeki sevginin tüm
bedenimi ve duygularımı yıkamasına ve iyileştirmesine izin veriyorum.”
Tırnak Yemek: (Çaresizlik ve düşkırıklığı. Kendini yemek. Anne babaya öfke duymak.)
“Büyümeyi seçiyorum. Artık kendi hayatımı kolaylıkla ve zevkle idare ediyorum.”
Timus: Bağışıklık sisteminin temel guddesi. ‘Herkes bana zarar vermeye uğraşıyor. Hayat
bana saldırıyor.’ Sevecen düşüncelerim bağışıklık sistemimim güçlendiriyor. İç ve dış
dünyamda güvenliyim. Sevgiyle iyileşiyorum.”
Tiroid: (Aşağılanmak. ‘İstediğim hiç bir şeyi yapamıyorum. Bana sıra ne zaman gelecek?)
“Eski sınırlılığımı aşıyorum ve kendimi özgürce, yaratıcılığımla ifade ediyorum.”
Tüberküloz: (Bencillikle kendi kendini yok etmek. Hükmedici sabit düşünceler. Öç alma
ihtiyacı.) “Kendimi sevdikçe ve onayladıkça, daha zevkli, huzurlu, barışçıl bir dünya
yaratıyorum.”
U
Uçuk ve kabarcıklar: (Kırgınlık. Duygusal korunma yoksunluğu.) “Hayatın akışında, her yeni
deneyime kolaylıkla uyum sağlıyorum.”
Uykusuzluk: (Korku. Hayat sürecine güvenmemek. Suçluluk.) “Günü ardımda bırakıyor,
huzurlu bir uykuya dalıyorum. Yarın yeni bir gün ve çözümleriyle geliyor.”
Uyuşma: (Başkalarını umursamamak. Sevgi vermemek. Zihinsel duyarsızlık.) “Duygularımı
ve sevgimi paylaşıyorum. Herkesin sevgisine karşılık veriyorum.”
Uyuz: (Başkalarının fazla etkisinde kalmak.) “Hayatın yaşayan, seven, haz dolu bir
ifadesiyim. Benim, kendi kişiliğim var.”
Ü
Ülser: (Korku. Yetersiz olduğuna dair duyulan güçlü inanç. Sizi ne yiyip bitiriyor?) “Kendimi
seviyorum ve onaylıyorum. Barış ve huzur doluyum.”
Ürperme: (Zihinsel kasılma. Geriye çekilme. Uzaklaşma arzusu. Beni yalnız bırak.) “Her
zaman emniyetteyim ve güven içindeyim. Sevgi beni kuşatıyor ve koruyor.”
V
Varis: (Bulunduğun durumdan nefret etmek. Cesareti yitirmek. Aşırı yük taşıdığını hissetme.)
Hayatı seviyorum ve özgürce hareket ediyorum.”
Vitiligo(ciltte beyaz noktalar): (Ait olmama. Kendini her şeyin dışında hissetmek. Bir gruba
dahil hissetmemek.) “Hayatın tam merkezindeyim. Herkese ve her şeyle sevgiyle bağlıyım.”
Y
Yanma: (Kızgınlık. Küplere binmek.) “Sevgi ve coşku doluyum.”
Yanıklar: (Kızgınlık. Alev alev öfke.) “İçimde ve çevremde barış ve uyum yaratıyorum. İyi
hissetmeyi hak ediyorum.”
Yaşlılık sorunları: (Toplumsal inançlar. Eski düşünceler. Kendim olma korkusu. Şimdiyi
reddetmek.) “Her yaşta kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Hayatın her anı mükemmel.”
Yatağı ıslatma: (Ebeveyn korkusu. Genellikle baba.) “Bu çocuğa sevgi, şefkat ve anlayışla
bakıyorum.”
Yılancık: (Başkalarının hayatına çok fazla karışmasına izin vermek. Kendini yeterince temiz
ve iyi bulmamak.) “Kendimi seviyorum ve onaylıyorum. Hiç kimsenin, hiç bir şeyin üzerimde
gücü olmasına izin vermiyorum.”
Yirminci yaş dişi: (Sağlam bir temel yaratmak için gereken zihinsel hazırlığı yapmamak.
“Bilincimi, hayatın genişletmesine açıyorum. Gelişmek ve değişmek için hazırım. Ve bol
imkanım var.”
Yumurtalıklar: Yaratıcılık noktası. “Yaratıcılığımı dengeliyorum.”
Yüz: Dünyaya gösterdiğimizi temsil ediyor. “Kendimi olduğum gibi ifade ediyorum.”
Z
Zatürree: (Umutsuz. Hayattan bıkkınlık. Duygusal yaraların iyileşmesine izin verilmemesi.)
“Yeni düşünceleri kabul ediyorum. Bu an, yeni bir an.”
Zona: (Korku ve gerginlik. Aşırı duyarlılık.) “Dinginim ve huzurluyum. Çünkü hayatın akışına
güveniyorum.”
Düşünce Gücüyle Tedavi” kitabından alınmıştır - Louise Hay
"Vitiligo(ciltte beyaz noktalar): (Ait olmama. Kendini her şeyin dışında hissetmek. Bir gruba
dahil hissetmemek.) “Hayatın tam merkezindeyim. Herkese ve her şeyle sevgiyle bağlıyım."
sevgili deep lütfen burayı oku...
:kalp:
gülüm,eline,emeğine ve yüreğine sağlık canım:flowers:
bi şey değil mysoul:wink_smile: işinize yararsa ne mutlu
Son günlerde artan "şifa talepleri" hepinizin dikkatini çekmiştir.Belki biraz yardımı olur diye güncellemek istedim.:angel2:
:friends:
arkadaşlar çok teşekkür ederim, çok iyi bilgiler, sevgili hocalarım ayrıca tekrar tekrar sağolun :) emeğinize paylaşımınıza, yüreğinize, nefesinize sağlık.
Harikasınız çok güzel araştırma olmuş. kesinlikte tutuyor.
hastalıkları, rahatsızlıkları çağırmamız ilginç. İlk hamileliğimde idrar yolları enfeksiyonu sebebiyle erken doğum yapmıştım. İkinci bebeğimi beklerken aynı sebepten erken doğum yapacağım korkusu öyle yerleşmişti ki içime, "beklediğim gibi" enfeksiyon nüksettiğinde aldığım hiçbir antibiyotik bakterilerle savaşmayı başaramadı ve erken doğum yaptım. Asıl komik olan enfeksiyonun doğumla birlikte yok olmasıydı.:doh:
bu konudaki paylaşımlarınız için çok teşekkürler
:flowers:
Louise Hay in iki kitabını da okumuştum.Gerçekten okunması gereken kitaplar. Turgay Hocam tekrar anımsattığınız için teşekkürler.:flowers:
Yumurtalıklarda devamlı üreyen kistlerin nedeni ne olabilir? Arkadaşımın bununla ilgili şifaya ihtiyacı var.Artık ameliyat olamıyor.
.“Migren: (Köşede sıkışıp kalma duygusu. Cinsel korkular. (Migreni geçirmek için en iyi yol
mastürbasyondur.) “Hayatın akışına kendimi bırakıyorum. Hayat benim hayatım.”) “
Vallahi ben migren den cekiyorum .. Ama böyle bir korkum yok ki yaw:bangin: yoksa var da benim mi haberim yok :see_stars:... heey bilincaltıı:doh: Yalniz en iyi yol kısmı biraz sakat yani ne biliiim:blush::whistling:
fantastic
02-11-2008, 01:37
Yumurtalıklarda devamlı üreyen kistlerin nedeni ne olabilir? Arkadaşımın bununla ilgili şifaya ihtiyacı var.Artık ameliyat olamıyor.
Stres,olumsuz düşünce gibi sebeblerin yanısıra, çevresel faktörler beslenme alışkanlıkları sigara v.s olabilir.Bu noktada yapılacak şey arkadaşınızın kendi kendisinin reiki öğrenip sürekli uygulamasıdır,zamanla olumlu değişiklikler olabilir.Bunun yanında zihinsel ve nefes teknikleri öğrenmesinde büyük yarar var.Tabiki sabır ve emek lazım.Kişiyi kurtaracak olan kendisidir.
Vallahi ben migren den cekiyorum .. Ama böyle bir korkum yok ki yaw:bangin: yoksa var da benim mi haberim yok :see_stars:... heey bilincaltıı:doh: Yalniz en iyi yol kısmı biraz sakat yani ne biliiim
İlla aynısı olacak diye bir şart yok bence : ) ama mutlaka migreni olusturan zihinsel bir süreç vardır diye düşünüyorum,hassas kişilik negatif düşüncele,sinir ,üzüntü v.s olabilir.
Tabiki çevresel faktöreleride unutmamak lazim diyorum.
Bu arada ben kendi adima söyliyeyim zihinsel sürecler gerçekten bedende özellikle zihnin ve bedenin birleştiği yer olan mideden başlayarak o bölgelerde enerji tıkanikları yapıyor.Özellikle uzun süre devam eden stres,kronik hastalıklardan kansere kadar gidiyor.Kişinin kendi kendini mahvetmesi kısa bu varettiği sorunları çözmesi uzun zaman aliyor bu yüzden gerçekten stresten olumsuz düşünce ve sinirden kaçınmak lazim bunuda nefes ve reiki çalışarak zihnede pozitif telkinler vererek yapılacağını düşünüyorum.Bir yazarın dediği gibi '' insanın en büyük düşmanı kendi sinir sistemidir ''
passenger
02-11-2008, 11:06
çok güzel bilgiler. Kitabın yazarının ve paylaştığınız için sizin emeğinize sağlık
Dr.KARAV
11-03-2009, 09:28
Haşmet Babaoğlunun bügünkü yazısından;
Biz tam toplum olarak en ufak şikâyette full check-up'lar, beş yıldız konforlu özel hastaneler, hepsi aynı tahlilleri yaptırıp her biri ayrı teşhis koyan ünlü hekimler ortamına kendimizi kaptırmışken...
Batı'da nihayet hastalık konusunun farklı yönleri sorgulanmaya başlandı...
Kısaca onu anlatarak yazımı noktalayacağım.
Çok beğendiğim bir psikanalist olan Darian Leader ile bilim tarihçisi David Corfield'in "Why Do People Get İll?" (İnsan Neden Hasta Oluyor?) adıyla kitaplaştırdıkları çalışma bunlardan biri...
Leader ve Corfield bir hastanenin binlerce dosyasını yeniden elden geçirmişler. Görmüşler ki, sıradan sayılan kimi bağlantıların artık üzerinde durmak gerek.
Nedir o bağlantılar?
Mesela bir çocuk şeker hastası. Ama bu hastalığı babasının ölümünden kısa süre sonra ortaya çıkıyor.
Mesela uzun yıllar farkına varılmadan gelişmiş bir kanser vakası. Hasta ölümcül bir kaza atlattıktan sonra kanser açık belirti vermeye başlıyor.
Bu bağlantılar anlamsız olabilir mi, diye soruyor Leader ve Corfield.
Ama modern tıp sektörü bedeni ayrı, zihin ayrı ele alıyor. Uzmanlar tedavi sürecinde bu bağlantılara hiç aldırmıyor. Problem orada!
Ne yazık ki, yerim bitti..
Kafamdaki soruyu yazıp konuyu kapatayım.
Grip olmak, yoksa aynı zamanda bir tür "garip" olma hali mi?
Ve kendisine gönderdiğim mailden bir alıntı :
Sn. Babaoğlu
Size, " Grip olmak, "garip" olmak!" başlıklı yazınız nedeniyle, milyonlarca kez teşekkür ediyorum. Ben bir tıp doktoruyum ve yaklaşık 10 yıldır tamamlayıcı tıp teknikleri ve enerji terapi yöntemleri ile de ilgileniyorum.
Hastalıkların zihinsel nedenleri olduğunu, bu neden çözülmeden hastalıkların gerçekten " iyileşmeyeceğini " anlatmaya çalışmaktan dilimde tüy bitti. Gerçek iyileşme için zihni temizlemek lazım.
Bedendeki hastalık arabamızın yakıtının bittiğini gösteren lamba gibi bir işaret aslında. Biz zihni temizlemek yani yakıt koymak yerine lambayı gevşetip, fizik bedendeki hastalığı iyileştirmeyi gerisini boşvermeyi seçiyoruz.Zihin - Beden - Ruh üçlemesinin kabul gördüğü günlere ulaşabilmek ümidiyle .
Saygılarımla
Dr.Mehmet KARAV
Bu vesile ile konu başlığını da canlandırmış olalım istedim
fantastic
11-03-2009, 13:25
Hastalıkların zihinsel nedenleri olduğunu, bu neden çözülmeden hastalıkların gerçekten " iyileşmeyeceğini " anlatmaya çalışmaktan dilimde tüy bitti. Gerçek iyileşme için zihni temizlemek lazım.
Kesinlikle öyle bunu tamamen kendi bedenimde gözlemlemiş biriyim ve sinir stresin beden üzerindeki tahribatı bütün enerjilerden çok daha güçlü ve zarar verici,öyle birşey ki midenize dinamit atmış gibi oradan bütün vücudunuza yayılıyor.Geceli gündüzlü çalışmama rağmen zihinsel olarak hastalığı oluşturan sinir ve stres halini çözemediğim için boşu boşuna çalışmış gibi oldum.
Bedenimde tıkanıkları tam açtım derken ertesi gün yine kapanmış olması,bana gerçekten ilk olarak çözülmesi gereken şeyin zihinsel değişim olduğudur.Bunun çözümünü iste yavaş yavaş bakış açımı değiştrerek Osho , mevlana gibi insanalrın sözlerini anlayarak,olayları ve insanlarıda olduğu gibi kabul etmeye çalışıyorum.
Bu anlayış gerçekten çok önemli,bu şekilde olmadığı takdirde arınma sürecide malesef hiç bitmiyor,özellikle kronik bir hastalıkla uğraşırken zihin , beden arasında bütünsel bir köprü kurulmak zorunda aksi takdirde herzaman geçici çözümler olur,bu konuda modern tıbbında çok başarılı olduğunu düşünmüyorum,özellikle zihin ve beden arasındaki ilişki tam anlaşılamamış anlaşılsa bile çözümü sağlayacak teknikler topluma verilememiş gözüküyor.
Bedendeki hastalığı iyileştirmeyi gerisini boşvermeyi seçiyoruz.Zihin - Beden - Ruh üçlemesinin kabul gördüğü günlere ulaşabilmek ümidiyle .
Sorunun çözümü yerine baskılamak unutturmak için modern tıbbın pek çok ilacı var,ama hiçbirisi gerçek bir yüzleşmeyi seçmiyor,ama yinede son yıllarda eft,nlp gibi teknikler bu anlamda bir devrim yarattığını düşünüyorum,elbetteki okumayan ,araştırmayan sadece kulaktan dolma bilgiyle yetişien bir toplumda değişimi sağlam çok zor,insanlar iyileşmek için hala dışardan mucizeler beklemeye devam ediyor,ama yinede internet sayesinde daha umutluyuz,sizler gibi doktorlar sayesindede umarım doğu tıbbı ve batı tıbbı bir bütün olarak kullanılacaktır.
Zihin, biyolojik beden ve enerji bedeni arasindaki bağlantı tamamiyle çözüldüğünde insanoğlunun büyük belası gibi görünen hastalıklar çok daha kolay çözülecektir diye umuyorum,aksi takdirde insanlar ilaçlara bağımlı ve ruhsal olarak hasta olmaya mahkum olacaktır.
Dün kendi doktoruma sorduğum bir soru vardı soru şuydu :
İnsanın en büyük düşmanı nedir ?
Tam cevap veremedi ama ben verdim
Cevap basitti : Kendi sinir sistemi.
Dediki tıp fakultesinde bunları öğretmiyorlar : )
Bu gerçekten anlaşılması gereken en önemli şey , neredeyse hiçbir hastalık yok ki sinir ve stresle alakalı bir durum olmasın,bunun nasil gerçek olduğu herkişi tarafından bir stres anında kendini gözlemlemisyle bedenine verdiği zarar çok rahat anlaşılabilir.
Gerilim anında insan kendi bedenini zehirler,sertleştir,gerer.Bu gerilim ne kadar uzun süre devam ederse mide sorunlarından kansere kadar giden bir hastalık yolu insana açılır.
Dün yine düşündüm ki, hiçbir hayvanı bu duruma getiremessin hayvanlar öfkelenir ama bu bir reflekstir koruma amaçlı ve hayvanın kendine zarar vermez,zihni tarafından üretilmiş yaratılmış insansı bir korku,endişe yoktur,gayet doğaldır.Öfkesi geçidir,bedenine zarar vermez,çünkü öfke bastırılmaz, ama bizler öfkeyi bedenimize atar kendimize zarar veririz.O yüzden hayvanlar kolay kolay hastalanmaz ,sağlıkları bozulsada bu beslenme alışkanlıklarına bağlı veya dışsal sebeblerden olur,ama insanda temel sebeblerin başında gelen zihinsel sebeblerdir.
Yine bir kitapta okumuştum sağlıklarına dikkat eden organik beslenen ve tam tersi hiç dikkat etmeyen sigara ,alkol içen iki gurup varmış her iki gurubunda sağlıkları kontrol edilmiş organik beslenen yedikleri herşeye dikkat eden insanlar daha sağlıksız çıkmış ,çünkü genelde mutsuzlarmış.Elbetteki içki ve sigaranın beden üzerindeki tahribatı yadsınamaz ama stresin ve sinirin etkisi hepsinde güçlü oluyor.
İşte bu yüzden modern tıp ve psikologlar insanlara hasta olmamayi öğretecek yada hasta olduklarında onlara gerçek iyileşmeyi sağlayacak yol ve yöntemleri bir an önce topluma sunmalılar,aksi takdirde hastaneler insanla dolacak her birey bir ilaç bağımlısı olmaya devam edecektir.İşte insanın gerçek bir iyileşme için mutlaka kendi içine dönmeli ve sorunların nedeninin özünde neyin olduğunu mutlaka anlamaldır,ancak bu farkindalık olursa kişi gerçek bir çözüme ulaşabilir aksi takdirde herşeyi dışardan beklemek akıntıya karşı kürek çekmek olacaktır.
Bu güzel yazınızla benimde söylemek istediklerim bu sayede ortaya çıktı ,çok teşekkur ederim Sevgili Karav hocam : ) Haşmet babaoğlunun yazısıda güzelmiş bende insanlarla paylaşacağım sevgilerle : )
Konuyla ilgili Reiki ve Hastalığın Anlamı (http://www.turgayreiki.com/forum/showthread.php?t=9232)
Hastalık iyileşmeye giden yoldur (http://www.turgayreiki.com/forum/showthread.php?p=65172#post65172)
Şimdiye kadar hep rahatsizlik ve hastaliklarin fiziksel sebepleri uzerinde duruldu. Doktorlar ilaçlar, fizik tedaviler..... Daha sonralari, psikolojik... Zihinsel ve ruhsal sebepler, karmik olabilecegi ve ekminezi yöntemi ile çözümler arandi, neden-sonuç ilişkisi üzerine dayali tedavi yöntemlerine gidildi.
Bunun için olumlamalar, mantralar bulundu ve çözüm yolları arandı. Ekminezi ve hipnoz çalışmaları yapıldı. Psikolojik ilaçlar verildi, olmadı farklı türden müzik tedavileri, spa, meditasyon, yoga yöntemleri denendi, deneniyor, Şifa ve enerji calismalari yapiliyor. Şunu söylemek gerekirse, bu asamalara gelmek ve toplum bilincinin yükselmesi, tıp otoritesinin bunu kabullenebilmeleri bile olağanüstü bir gelisme.
Bu çağımızda rastlanan bir durum.
Bir süre daha devam edeceğini düşünüyorum.
Ama bir süre sonra artik bunlari da aşabilecegimizi ve 1. 2. 3. 4. anlamlarının dışında, daha da ileri seviyedeki anlamlarına ve çözüm yollarının da keşfedilecegini düşünmekteyim. Bunların neler olacagini bilmiyorum ama tahmin edebiliyorum. Ve bu yöntemlerin ise çok ama çok etkili olacağını kısa surede sonuç verecegini hissediyorum.
Bu tip rahatsizliklarin şu anda sebeplerini bilip, çözümüne uzun vadede kavuşabiliyoruz. Fakat ileri zamanlarda, bu sebepleri buldugumuz anladigimiz anlayişina vardigimiz anda, bize anlatmak istedigi ne ise onu bilip kısa vadede saglikli olabilecegimizi düşünmekteyim.
Sonra da ... bu dünya okulunda böyle birşeye ihtiyaç kalmayacaktır.
Çünkü
Hastalıklar sadece bizi ilgilendirmiyor. Çevremizi yakinlarimizi zincirleme reaksiyon halinde dalga dalga etkiliyor ve herkese bir seyler anlatiyor. Bizler sadece olumlunun bizlere birseyler anlattigini düsünüyoruz. Oysa herseyde her olayda birbilgi saklı, onemli olan o bilgiyi bulabilmek. Gerisindeki anlama anlayisa ulasabilmek onemli. Bu anlayisa herkes ulastiginda bu okulda buna ihtiyaç kalmayacaktir.
saygilarimla,
reikevs
fantastic
15-03-2009, 12:19
Hastalıklar sadece bizi ilgilendirmiyor. Çevremizi yakinlarimizi zincirleme reaksiyon halinde dalga dalga etkiliyor ve herkese bir seyler anlatiyor. Bizler sadece olumlunun bizlere birseyler anlattigini düsünüyoruz. Oysa herseyde her olayda birbilgi saklı, onemli olan o bilgiyi bulabilmek. Gerisindeki anlama anlayisa ulasabilmek onemli. Bu anlayisa herkes ulastiginda bu okulda buna ihtiyaç kalmayacaktir.
Çok güzel bir yazı olmuş sevgili reikevs : )
Bende dün yaşadığım bir olayı anlatim ;
Hasta bir arkadaş sürekli mide şikayetinden yakınıyordu , doktora söyledi,doktorda ona birtakım mide ilaçları yazdı,daha sonra işte acı,sigara,alkol,kızartma v.s yeme dedi ve konuyu kapattı,ben hemen şaka yollu olarak dedim en önemli şeyi unuttunuz : )
Ne dedi : Stres ve sinir dedim
Evet haklısın dedi
İşte şonra düşündüm şimdi bu hasta normal olarak ilaçlarını içti , rahatladı ağrısı kesildi , ama stres hali devam ettiği için mutlaka yeniden şikayetler devam edecek,kökten bir sonuç alınamayacaktır.Çünkü en zararlı yiyeceklerde olmak üzere insanın midesine stresten daha kötü bir zarar veremez,çünkü zihin ile bedenin birleştiği nokta midedir.
bunu kendi deneyimlerimden biliyorum, yillarca mide şikayetlerimi geçiştirdim,dönem dönem çıktı,talcid gibi ilaçlar kullandım , geçiştirdim,ama temel sebeb olan stresi çözemediğim için zamanla mideden yayılan sinir ,zamanla böbreğe oradan , gizliden tansiyona ve sonrasinda böbreklerimin fonksiyonunu kaybetmesine neden oldu.
İşte geçiştirmek veya semptomları bastırmak yerine sorunun kaynağına inseydim işler değişirdi.Ama işte geçte olsa birşekilde kendime ve şifa gücüme ulaştım.
Bazen görürüz özellikle gençlerde,sigara alkol , kola v.s ile bedenine zarar verecek herşeyi yapmasına rağmen yinede sağlıklı olabiliyorlar,bunun altındaki sır ise sinir ve stres bence , ben kendim yediklerime o kadar dikkat etmeme rağmen yinede işte kendi bedenimi mahvetmeyi başarmıştım.
İşte sonuç olarak beden size bir belirti gösterdiği zaman ilk olarak bakılması gereken şey
zihindir ,iç gözlemdir , kendimizi gözlemlediğimizde zihnimizin bedenimizi nasıl zehirlediğini sinir öfke anında vücudun nasıl kasıldığı görebiliriz.İşte bu farkındalık hali,bir hastalığın çözülmesinde,iyileşmeye giden en önemli adımdır diye düşünüyorum,
Konuyla ilgili zihin ve beden ilişkisi yazısını foruma ekledim buradan (http://www.turgayreiki.com/forum/showthread.php?p=65243#post65243) bakabilirsiniz.
sevgiler herkese :)
Kasseria
17-03-2009, 02:44
Çok güzel ellerinize sağlık...Ben de arasıra belime giren ağrıların kaygıdan kaynaklandığını keşfedenlerdenim:)...
fantastic
17-03-2009, 18:24
Aslinda bedenimizi izleyince herşeyi kendisi söylüyor,kaygı zihninden bedenine yansıyor , korkuya dönüşüyor ve bedenini sıkıyorsa bu gerilim mevcut bulunan bir sorununu tetikliyor.
Zaten bakıldığında o mevcut durumda,dediğin gibi bu sebebden olmuş olabilir,işte çözüm bu keşfi,farkındalıkla birleştirip , kaygıyı yaratan sebeble yüzleşip kendimizi rahatlamtayı öğrenmeli mevcut sorun yaratan düşünceleri değiştirmeliyiz.
.Gerçekten gerilim,stres,vücutta hertürlü rahatsızlığa yol açabilir.Zaten hastalıkların, bu kaygıların , streslerin , zamanında çözülmeyip biriktirilmesi sonucu oluştuğunu düşünüyorum.
Korku çok güçlü bir enerji gerçekten bütün hayatımıza hükmediyor.
Konuyu ararken Prof.Dr Osman Müftüoğlu'ndan bir alıntı yapım.
Coşkuya önem verin
Enerjik ve canlı kalmayı, eskilerin deyişi ile "taş gibi" biri olmayı istiyorsanız, hayatın gücünü sadece yedikleriniz, içtiklerinizde aramayın. "Hayat çorbası"nın içine her sabah birer tutam huzur, coşku, sevinç ve birer parmak keyif, heyecan ve ümidi mutlaka katmaya bakın!
Hayat enerjisinin sadece yedikleriniz, içtiklerinizde gizil olmadığının farkına varın. Sağlığın "bedensel, ruhsal ve sosyal tam bir iyilik hali" olduğunu unutmayın.
Yorgunluğunuz, durgunluğunuz, bitkinlik, halsizlik ve isteksizliğinizin, uyku bölünmeleri, çarpıntılar ve yürek sıkışmalarınızın, sırt-bel-boyun-göğüs ağrıları, kaşıntı ve egzamanızın kaynağını yalnız bedeninizde değil ruhsal elektriğinizdeki kontak atmalarında da aramalısınız.
Bu sorunların ardında bedensel değil ruhsal sorunlar yatıyor. Biraz korku, endişe, üzüntü veya güvensizlik zaten dolu olan tabancayı daha kolay patlatıyor.
Yazının devamı burada (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=10283994&yazarid=95)
yine ihtiyacim oldu yine baktim.
çok teşekkür ederiz hocam.
CamelopardaliS
15-04-2009, 21:23
Çok yakın bir arkadaşımla ciddi bir şekilde tartışmıştık,kendimi yeteri kadar ifade edememiştim,söylemek istediklerim boğazıma dizilmişti..Ertesi sabah boğazımda müthiş bir ağrı ile uyandım..Hasta olduğumu düşünmüştüm fakat boğazım dışımda tüm bedenim enerjikti..Ne bir halsizlik ne bir ateş ne de bir baş ağrısı..Bir yandan reiki uyguluyordum bir yandanda eczaneden aldığım ilaçları kullanıyordum.Yaklaşık iki gün sonrasında Reiki eğitmenime danıştım,kısa bir çalışma yaptık,arkadaşımla başımdan geçen tartışmayı kendisine açıkladım. boğaz ağrımın nedenini kendisinin yardımıyla açığa kavuşturduk.Hemen arkadaşımı aradım söylemek istediklerimi kırmadan,incitmeden kendisine aktardım ve gerçekten bir sonraki gün boğaz ağrımdan eser yoktu..Bedenimizin diline kulak vermeliyiz bizden istediklerine sevgiyle karşılık vermeliyiz.Yolunda gitmeyen birşeyler olduğunda o'na kulak vermeliyiz..Çok güzel bir şekilde açıklamış Turgay Bey,teşekkürler..
bahar967
14-05-2009, 14:20
İş ve özel yaşamında karar vermek gereken bir noktadaydım ve bir türlü karar veremiyordum...Sabah verdiğim kararı akşama bozuyor...sabah başka bir karar alıyordum..Sıkışıklığım hergeçengün artıyordu..Ben reiki ile tanıştığımdan beri ciddi bir rahatsızlık yaşamıyordum..Ağrı ve sızılara reiki veriyor kısa zamanda geçiriyordum..Ama bu kararsız kaldığım bir akşam dişlerimde şiddetli bir ağrı...reiki ile geçiriyor 2 saat sonra tekrarlıyordu...Dr gitmeden hastalıkların zihinsel nedenlerine baktım:) ve tahmin edeceğiniz gibi diş sorunları kararsızlıktan kaynaklanıyordu...ve hemen olumlu cümlerimi ve tekrar ettim dr tedavisi ve karar vererek rahatsızlığı geçirdim:) Sevgiyle hoşca olun..
energie_06
09-06-2009, 17:46
selamlar,ben yeni üyeyim reikiyi araştırıyorum,topicteki tüm yazıları baştan sona okudum,emeklerinize yüreklerinize sağlık.:flowers2:
Teşekkür ederiz... :friends:
Forum Sağlayıcı: vBulletin™ Sürüm 4.1.12 Copyright © 2012 vBulletin Solutions, Inc. Tüm Hakları Saklıdır.