shira
20-08-2007, 15:39
Sevgili Günlük,:kalp:
Dün oğlum ile yaşadığım akşamüstünü paylaşmak istiyorum.
Akşamüstü sahil turlarımızdan birini yapıyorduk, az sonra güneş denizin üzerinde batacak ve biz de keyifle günbatımını seyredecektik. Sahil oldukça kalabalıktı, bizim gibi yürüyüş yapanlar ile doluydu. Onca kalabalığın ve onlarca çocuğun içinden oğlum, bir bebek pusetine doğru büyülenmişçesine koşmaya başladı. Tanıdığımız birine mi benzetti acaba diye şaşkınlıkla onu izlerken, oğlum arabasındaki 15 aylık kız bebeğin ellerini tutup gözlerinin içine büyülenmişçesine bakmaya başladı. Kız bebek oğlumu görünce sevinç çığlıkları attı ve o da onu hayranlıkla gözlerinin içine bakarak seyretmeye başladı. Kızın sevinç naralarından ve bize anlamsız gelen birkaç kelimesinden başka birşey konuşmadılar. Daha çok gözgöze bakışıp durdular, ama ne bakışma o yaaa öyle. Öyle derin bir sevinç ve öyle derin bir sevgi vardı ki gözlerinde ikisinin de... Sonra enteresan:wink_smile: bir şekilde kız bebek oğluma önce eliyle, akşamüstü turuncu hilal şeklinde görünen ayı uzun uzun işaret etti ve birşeyler mırıldandı, sonra da yine eliyle denizi işaret etti ve birşeyler daha mırıldandı. Bu arada tek eliyle de oğlumun elini sıkı sıkı kavramış ve her gösterdiğinden sonra da gözlerine derin derin bakmıştı. Tanrım bu nasıl koşulsuz bir sevgiydi ikisinin arasında akan... Sadece burada karşılaşmış olmaktan duyulan harika bir sevinç ve sevgi gösterisi, başka hiçbirşey beklemeden... İkisinin de gözlerinin birbirine ne kadar benzediğini düşündüm. Beyaz tenliydi her ikisi de ve kocaman, iri ve derin bakışlı siyah gözlere sahiptiler, iri iri kirpikli... Seven ve hatırlayan ruhlar olarak burada tekrar karşılaşmış ve birbirlerini tanımışlardı.
E tabi ki biz büyüklerin orada uzun süre dikilemeyecek olmasından dolayı, bir süre onlara müsade ettikten sonra, yollarımıza devam etmek üzere onları üzülerek de olsa ayırmak zorunda kaldık.
Sonra ben oğlumla yalnız kaldığımda sordum ona
' Oğlum bebekle ne konuştunuz?'
' Anne o bebek değil ki, arkadaşım benim'
'Tamam oğlum pekii, arkadaşınla ne konuştunuz, sana neler anlattı?'
' Aydedeyi çok iyi bildiğini söyledi bana anne , bir de denizin mavisini ne kadar çok sevdiğini'
'Başka?'
' Bir de arabada oturmaktan çok sıkılmış anne, yürümeyi biliyormuş ama yürümesine müsade etmiyorlarmış, hep arabasında oturtuyorlarmış'
' Peki sen onu tanıyor muydun önceden?'
' Evet , Mercan DeDenin oradan tanıyorum onu ben'
( Oğlum tam bir Mercan Dede tutkunudur, ve Allah Baba'nın müziği bu, ben oradan geldim der dinledikçe Mercan Dedenin albümlerini)
Dün oğlum ile yaşadığım akşamüstünü paylaşmak istiyorum.
Akşamüstü sahil turlarımızdan birini yapıyorduk, az sonra güneş denizin üzerinde batacak ve biz de keyifle günbatımını seyredecektik. Sahil oldukça kalabalıktı, bizim gibi yürüyüş yapanlar ile doluydu. Onca kalabalığın ve onlarca çocuğun içinden oğlum, bir bebek pusetine doğru büyülenmişçesine koşmaya başladı. Tanıdığımız birine mi benzetti acaba diye şaşkınlıkla onu izlerken, oğlum arabasındaki 15 aylık kız bebeğin ellerini tutup gözlerinin içine büyülenmişçesine bakmaya başladı. Kız bebek oğlumu görünce sevinç çığlıkları attı ve o da onu hayranlıkla gözlerinin içine bakarak seyretmeye başladı. Kızın sevinç naralarından ve bize anlamsız gelen birkaç kelimesinden başka birşey konuşmadılar. Daha çok gözgöze bakışıp durdular, ama ne bakışma o yaaa öyle. Öyle derin bir sevinç ve öyle derin bir sevgi vardı ki gözlerinde ikisinin de... Sonra enteresan:wink_smile: bir şekilde kız bebek oğluma önce eliyle, akşamüstü turuncu hilal şeklinde görünen ayı uzun uzun işaret etti ve birşeyler mırıldandı, sonra da yine eliyle denizi işaret etti ve birşeyler daha mırıldandı. Bu arada tek eliyle de oğlumun elini sıkı sıkı kavramış ve her gösterdiğinden sonra da gözlerine derin derin bakmıştı. Tanrım bu nasıl koşulsuz bir sevgiydi ikisinin arasında akan... Sadece burada karşılaşmış olmaktan duyulan harika bir sevinç ve sevgi gösterisi, başka hiçbirşey beklemeden... İkisinin de gözlerinin birbirine ne kadar benzediğini düşündüm. Beyaz tenliydi her ikisi de ve kocaman, iri ve derin bakışlı siyah gözlere sahiptiler, iri iri kirpikli... Seven ve hatırlayan ruhlar olarak burada tekrar karşılaşmış ve birbirlerini tanımışlardı.
E tabi ki biz büyüklerin orada uzun süre dikilemeyecek olmasından dolayı, bir süre onlara müsade ettikten sonra, yollarımıza devam etmek üzere onları üzülerek de olsa ayırmak zorunda kaldık.
Sonra ben oğlumla yalnız kaldığımda sordum ona
' Oğlum bebekle ne konuştunuz?'
' Anne o bebek değil ki, arkadaşım benim'
'Tamam oğlum pekii, arkadaşınla ne konuştunuz, sana neler anlattı?'
' Aydedeyi çok iyi bildiğini söyledi bana anne , bir de denizin mavisini ne kadar çok sevdiğini'
'Başka?'
' Bir de arabada oturmaktan çok sıkılmış anne, yürümeyi biliyormuş ama yürümesine müsade etmiyorlarmış, hep arabasında oturtuyorlarmış'
' Peki sen onu tanıyor muydun önceden?'
' Evet , Mercan DeDenin oradan tanıyorum onu ben'
( Oğlum tam bir Mercan Dede tutkunudur, ve Allah Baba'nın müziği bu, ben oradan geldim der dinledikçe Mercan Dedenin albümlerini)