PDA

Grafik Görünüm : Yeni Medeniyet.



SNAKKER
14-08-2007, 03:55
:flowers2:

aslik
14-08-2007, 20:31
eveeet neden pek çok medeniyet yok bir tane var?çünkü bugün insanlar iletişim araçlarını geliştirdiler ve daha hızlı iletişim sağlıyorlar.buda yoğun etkileşimi sağlıyor.ve herkes kimin ne yaptığından haberdar olduğu gibi insanlık ortak bilimde ve ortak akılda birleşmeyi becerebiliyor.küreselleşme denen olgu da bu.ekonomik sistemler birleşiyor,ülkeler anlaşmalarla sınırlarını birbirlerine açıyorlar,bilimde,teknolojide,eğitimde,kültür ve sanatta ortak projeler geliştirebiliyorlar.hepsinin başında kitle iletişim ve iletişim araçlarının geliştirilmiş olması yatıyor.ben senin kadar umutsuz bakmıyorum snakkercım.olması en hoş olan bumuydu?sanmıyorum.ama olan bu ve gelebildiğimiz yerde kayda değer.ben de oldum olası insanların kollektif bilince dayalı yaşadığı bir dünya hayal ettim durdum.dünyanın koşulları içimi acıtıyordu.ama birgünde tüm insanlığın bunu görüp kabullenip varetmeye çalışacak gelişkinliğe ulaşmasının mümkün olmadığınıda fakettim.ve sonumuz geliyor çok kötü durumdayız diye düşünmek yerine bu hep aradığım cenneti dünyada var etmeye karar verdim.düş sokağı sakinlerinin çok sevdiğim bir şarkısında şöyle der:"bak ve gör yaşam düşlerdedir."şimdi dünya düşlerimdeki yer ...ve cennetin kendisi...inşallah kendi medeniyetini kendi içinde var edersin dilediğin biçimde.herşey gönlünce olsun:flowers:

pelinn
15-08-2007, 09:55
mınık bı detay gecmeden edemıycem cnm arkadşlarım,sewgılı aslıkcım..
medenıyet tek deıldır..soylekı kelıme manasıyla tarıhsel surec ıcınde bırck medenıyet farklı yerlerde hukum surmustur.. mezopotamya da ayrı bı medenıyet hukum surerken , o donemler, avrupa dakı yada asya dakı farklı medenıyetlerın de warolusu gıbı..veya daha basıt ornek suandakı gıbı.. u.s.a - veya aborjınler..yanı medenıyet derken, o tarıhsel surec ıcınde dıgerlerınden farklı ,ayrı,yasam surme anlamı cıkmalı esasında. gerek kultur-ekonomı-sanat vs.. her anlamda gerek se mıtsel /tınsel anlamda.. bunun zaten orneklerını sanatsal ve mıtolojık olarak da goruyoruz en basıdınden, yonetım -hukmetme anlamında da..


sewgılı snakker, ben acıkcası bunu toplumların yada medenıyetlerın bırbırıne hukmetme surecınden kaynaklandıgını sanıyorum..EEskıden tum tarıh sureclerınde gordugumuz alenı yapılan asımıle ıslemının yada arı ırk umudunun ,hedefının dewamı goruyorumm..Suan da guclu olanın,zayıf halkayı etkısıne alıp, yola hukmederek dewam etmesı ve kulturunu ozumsetıp dıerını asımıle etmesı ne kdr bılıncsız ve kendılıgınden oluyor gıbı gorunse de toplumların /medenıyetlerın temelınden benzesmesıne etkı edıyor.. en basıt ornegı dısarı cıkınca ggordugumuz tek tıp t*sırt ve bluecın anlayısı yada aynı renk saclar.. ha yapmıo muyuz yapıorzz,ama degsısıyorzz..kendı ıcımızdekı kulturu yenılemek yerıne medenıyetten calıyoruz..we sıkayetcı deılız.. kımse deıll..buna moda denıyor buna teknolojı denıyor,modernlık bılmemne..caga ayak uydurmak.. mutluyuz.. ama dısardan bakıcak olursak, kus gıbı hawalanıp ...

eskı tarıhsel caglardakı gıbı medenıyet farkları yok, degısıyoruz..degıısyoruz..dunya degısıyor.. ılıskılerde ego cıkarları, uluslararsı ılıskılerde hukmetme anlayısı polıtıka adıyla..

bırlıgın medenıyetı bılıncıne warmak,bunu cok sewdımm.. keşke olsa..ol sun..
ne kdr da hoş bı kawrayıs ne kdr gujel bı butunsellık yasatır..

SNAKKER
16-08-2007, 03:11
Sevgili Aslıkcım burada söz konusu olan aklın yaratmış olduğu medeniyet ve ruhun yaratmış olduğu medeniyettir.ikisi birbiri ile tamamen zıttır ve birinin varlığında diğerinin varolması sözkonusu değildir.şu anda bile mesajınızda bugünkü medeniyet ile ilgili gelişme yada ulaşılan nokta adına verdiğiniz örnekler benim için çok olumsuz anlamlar taşıyorlar..burada bir algılama farklılığı olduğunu düşünüyorum.siz aklınızla algılıyorsunuz,bense bu konuya ve her konuya sadece ruh penceresinden bakmaya çalışıyorum.benim için ruh ve akıl tamamen farklı varlıklardır.yukarıdaki yazım aklın insanlık tarihi boyunca yaratmış olduğu bütün realitelere(iluzyonlara) bir saldırıdır.Aklın bu saldırıya karşı çıkışı gayet normaldir,ama yazdıklarım da Bir olmanın bir gereğidir.ben ruhumla bir olurum,ruhun da hangi kaynakla bir olduğu,hangi kaynaktan beslendiği aşikardır.Bu;Bir olmanın,Işık olmanın,Sevgi olmanın gereğidir.aksi takdirde bütün bu kavramlar zihnimin tozlu arşivlerinde saklanan birer bilgiden ibaret olurdu.onlar sadece birer kelime olarak varolur,ama bir oluş haline geçemezlerdi.bütün bu kavramlar ruh için varolan kavramlardır,onun tanımlamalarıdır aslında.bu kavramların beden olarak algıladığımız insanla,onun aklı ile,zihni ile ilgisi yoktur.açıklamam nekadar gerekli bilemiyorum ama;burada 'ruh' olarak adlandırdığım olgu; enerjidir, candır, yaşamdır,Var'lıktır...Aslolan aklı,bilinci kullanarak öncelikle ruhu algılayabilmek, sonrasında ona teslim olmak,yani onunla bir olmaktır.onunla bir olduğunuzda siz ruhun Bir olduğu Kaynakla Bir olursunuz.benim temel görüşüm,ki bunu daha önceki yazılarımda da belirtmiştim,şu anda insanlığın bu Kaynaktan kopmuş şekilde yaşadığıdır.yani bugün yaratılmış olan medeniyette Ruh yoktur,akıl vardır.bütün öğretiler bize 'Yarın için endişelenme' demektedir,ve bu insanın sadece var olup,Var'lığı hissedebilmesi,sadece anda varolabilmesi içn çok önemli bir temel taşıdır.bugün aklın yarattığı medeniyette ise bu mümkün olamamaktadır.bizler devamlı bir endişe halinde yaşamak durumunda bırakıldık.yarın ödenecek faturalardan,çocuğumuzun,her anlamda, geleceği için duyduğumuz endişeler ve daha birçokları,bizi sadece varolmanın,anı yaşamanın getirdiği özgürlükten ve sonsuzluktan mahrum bırakır.bu sadece basit bir örnektir.bunun gibi sayısız nedenle bizler sadece varolmayı,ona teslim olmayı unutmuş durumdayız.mesajınızda 'gelinen-ulaşılan nokta' demişsiniz,ama doğrusu ben bunu gerçekten anlayamıyorum.biz nereye gidiyoruz?nereye ulaşmaya çalışıyoruz?gerçekten birşeyler yapmak,bir yerlere ulaşmak zorundamıyız?bu medeniyetin gelişmesi, ilerlemesi, büyümesi,nereye kadardır?benim kaçırdığım bir hedef mi var gerçekten?Bu medeniyet şu anda neyi araştırıyor,hangi alanda ilerleme kaydediyor?hmm..bu noktada haksızlık ettiğimi düşünüyorum..bu medeniyet dünyayı yok ettikten sonra yerleşecek yeni gezegenler araştırıyor...zaten yapılan hep bu değilmi?herşeyi,herkesi önce hastalandırıyor,sonrada kendi bulduğu,kendi yarattığı bu sorunlara yada hastalıklara çareler buluyor.bence bu gelişme olarak adlandırılamaz.bu bir kısır döngüdür.aslında bu deliliktir.sorun yaratmazsanız,çözmek zorunda kalmazsınız,hastalık yaratmazsanız tedavi etmek zorunda kalmazsınız,bu;bu kadar basittir.ama akıl basit olanı sevmez,onun görevi herşeyi karmaşık hale getirmektir.akıl,bizim en temel varlık halimiz olan sevgiyi bile öyle karmaşık bir bilgi haline getirmiştir ki,sevgi bile salt bilgi olarak kalmış;bir türlü oluş halimiz olamamıştır.akıl,'aydınlanma' olarak adlandırılan,ruhla ve onun vasıtasıyla Kaynakla bir olma halini bile öyle karmaşık bir hale getirmiştir ki,insanlar zaten kendilerine ait olan bu olguya dışarıdan alacakları bilgiyle,okuyacakları kitaplarla ulaşacağına inanır hale gelmiş,onu da bir bilgi yumağı haline getirmiştir.

Sonuç olarak:bu bir seçim ve inanç meselesidir.Bir olduğumuzu söylediğimiz kavramlarla nereye kadar Bir'iz?Şifa için başvurduğumuz ve mucizeler beklediğimiz enerjiye teslimiyetimizin sınırı nedir?bütün bu kavramlara nereye kadar inanıyoruz?Herşeyimizi,her yönden şifalandırmasının yolu tam teslimiyettir,tam teslimiyeti seçtiğinizde ulaşılan son nokta da yukarıda bahsettiğim medeniyettir.
Bu:insanlarda olması beklenen bilinç değişimidir.
Paylaşımlarınız için tekrar teşekkür ediyorum.

Sevgiler.

aslik
16-08-2007, 04:45
Sonuç olarak:bu bir seçim ve inanç meselesidir.Bir olduğumuzu söylediğimiz kavramlarla nereye kadar Bir'iz?Şifa için başvurduğumuz ve mucizeler beklediğimiz enerjiye teslimiyetimizin sınırı nedir?bütün bu kavramlara nereye kadar inanıyoruz?Herşeyimizi,her yönden şifalandırmasının yolu tam teslimiyettir,tam teslimiyeti seçtiğinizde ulaşılan son nokta da yukarıda bahsettiğim medeniyettir.
Bu:insanlarda olması beklenen bilinç değişimidir.
Paylaşımlarınız için tekrar teşekkür ediyorum.

Sevgiler.

işte snakkercım ben de tam bu noktada sana hak veriyorum.ancak diyorum ki bahsettiğin insanlardaki bilinç değişimi bugün gerçekleşmekte, gezegenimizin enerji seviyeleri buna izin verecek ölçüde..fakat konuyu teorize etmeye çalışarak ve kaynaktan koptuk ,burada ve bu zamanda yapabileceğimiz hiçbirşey yok diyerek,kendimizi asla teslim edemeyeceğimize inanarak hiç bir şey yaratamayız.bilinç değişimini yeni bir medeniyet kurmadan varedemeyeceğimize inanırsak zaten var edemeyiz.ama ben ne böyle bir teoriye inanıyorum,ne teslim olmamın mümkün olmadığını düşünüyorum.bu da bana özgür bir alan yaratıyor ve dönüşüm yarattığıma inanarak yol almamı sağlıyor.bireysel olarak neye inandığımız,neleri düşleyip neleri düşündüğümüz çok önemli..çnükü medeniyet dediğin şeyi yaratan aslında tek tek bireyler ve onların etkileşimi.(kitle iletişim araçlarının gelişmesi bunu açıklayan bir neden ve sonuçtu aslında).dünya ,bizim onun içinde onunla etkileşmeden yaşadığımız bir fanus değil.hepimiz ortak birşey yatarıyoruz ve o tekrar bize yansıyor,biz tekrar ona..bu yüzden olumsuz bakış açıları ve genellenmelerle yargılara varmak, bunları önümüzdeki duvarlarmış gibi görmek pek yarar sağlamaz diye düşünüyorum.gerçekte ,taşları sadece kendi koyduğumuz kurallarla ve yargılarla örülmüş duvarlarımız, üretmemize,ve dönüşüm yaratmamıza ve bahsettiğin teslim olma haline engel olur diye düşünüyorum.cennette yaşamayı seçebiliriz.çünkü dünyayı cennet yapan da cehennem yapan da zihinlerimiz..ve o cennet olarak biçimlenmeye eğilimli...hiç olmadığı kadar..
seni gerçekten anladım snakker,umarım sende benim gerçekliğimi anlarsın.:flowers: