fantastic
31-07-2007, 02:13
arkadaslar ilhan iremi forumda eklemeden edemiyeceğim,bende uzun zamandan beri dinlemesemde,gercekten benide müzikleri derinden etkilemiştir,müziginin derinliği,duygu yükü gercekten anlamli...Bugün türk müzikleriyle tedavi bölümüne bakarken aklima geldi,gercekten türkiyede yetişmiş ender sanatçılardan özgünlügü ve müzigindeki ince ruh gercekten güzel : )simdi birazda kendisinden bahsedelim ben tam olarak bilmiyorum ama sanirim kendiside müziklerinden anlasilacagi gibi,evren enerji gibi konularda yakından ilgili : )
İhan İrem 1955 senesinde dünyaya geldi.
1973 yılında, besteci, söz yazarı ve yorumcu olarak müzik dünyasına girdi. Yalnızca kendi yapıtlarını seslendirerek kendine özgü bir ekol oluşturdu.
Seksenli yıllarda öykülerini besteleyerek kurguladığı uzun soluklu müzik yapıtlarıyla, senfonik rock tarzında çalışmalara yöneldi. Aynı yıllarda yazı çalışmalarına da başlayan sanatçı, bugüne kadar, hikayelerini, denemelerini ve şiirlerini içeren beş kitap yayımladı.
Sanatçının tüm üretimleri, duygularını yitirmiş sanal dünyaya ve karanlıklara alternatif olarak, "ışık ve sevgiyle" felsefesinde şekillenen bir evrensel sevgi ve yeniçağ öğretisinin izlerini taşımaktadır.
Yıllardır, medyadan ve rutinin keşmekeşinden uzakta ruhunu zenginleştiren İlhan İrem 5 yıl gibi uzunca bir aradan sonra dinleyicilerine şiirsel ve mistik esintilerle dolu bir albüm hazırlamış. Bu durum İlhan İrem tanıyanlar için hakikaten bir devrim özelliği taşımakta.
Sevgili İlhan İrem’in albümünün adının neden Cennet İlahileri sorusuna verdiği cevaptan da albümün ne denli manevi bir zenginlik taşıdığını görmek zor olmuyor.
“Cennet İlahileri müzikal yolculuğumun bugün vardığı doruktur. İnsanlık onurunun, hoşgörünün, sevginin yitirildiği karanlık dünyaya, birer saatlik dinleyiş sürelerince yaktığımız sonsuz ışıktır. Medeniyetlerin ve dinlerin buluşması. "Cennet İlahileri" ruhları ve beyinleri boş olmayanlar için, düşüncesi ne olursa olsun, gözlerini dolduracak, yüreğimizden kopmuş bir yapıt. Cennet İlahileri'nde, duru, saf sevgiyi, İlahi Aşk'ı anlatıyorum.”
http://www.iirem.com http://www.iirem.com/ http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0lhan_%C4%B0rem
Videolari için Anlasana : http://www.youtube.com/watch?v=fK8caoBUnxk
Konuşamiyorum : http://www.youtube.com/watch?v=LVvnbb5Btbo
fantastic
22-10-2007, 09:27
İlhan İrem
1 Nisan 1955 tarihinde Bursa'da dünyaya geldi. 1973 yılında, besteci, söz yazarı ve yorumcu olarak müzik dünyasına girdi. Yalnızca kendi eserlerini seslendirerek kendine özgü bir ses oldu. Seksenli yıllarda öykülerini besteleyerek kurguladığı uzun soluklu müzik eserleriyle, senfonik rock tarzında çalışmalara yöneldi. Aynı yıllarda yazı çalışmalarına da başlayan sanatçı, bugüne kadar hikayelerini, denemelerini ve şiirlerini içeren beş kitap yayınladı. İlhan İrem ressam kişiliğiyle de biliniyor� İşte Hayat, Boşver Arkadaş, Konuşamıyorum, Anlasana, Sazlıklardan Havalanan gibi şarkıları İlhan İrem klasikleridir. Son albümü �Cennet İlahileri�nde mistik eserlere yer verdi.
İlhan İrem Kronolojisi
1969 - Ortaokul son sınıfta 14 yaşındayken okulun lise bölümünde okuyan müzisyenlerin çağrısıyla, okul orkestrasına solist olarak girdi.
1970 - Meltemler orkestrası ile Milliyet gazetesinin düzenlediği Liselerarası Müzik Yarışması'nda Marmara Bölgesi birincisi oldu. Aynı kadro ile 1972'ye kadar Bursa Çelik Palas Oteli'nde ve Uludağ diskolarında dans müziği şarkıcılığını sürdürdü.
1973 - Besteci, söz yazarı, yorumcu olarak müzik dünyasına girdi. İlk 45'lik: "Birleşsin Bütün Eller / Bazen Neşe Bazen Keder".
1974 - İlk hit: "Yazık Oldu Yarınlara / Haydi Sil Gözlerini" İkinci 45'lik.
1975 - "Anlasana / Ne Güzel Bak Yaşamak" Üçüncü 45'lik.
1976 - "Bir Varmış Bir Yokmuş (Kuklacı Amca) /Hasretim Sana". Dördüncü 45'lik. Tanrı'yı sorguladığı, metafizik bağlamdaki ilk yapıtı 30.000 adet basıldıktan sonra gelen baskılar sonucu plak şirketi tarafından toplatıldı.
1975 - "Ver Elini / Üzülme Dostum". Beşinci 45'lik.
1976 - "İlhan İrem 1973-1976". İlk 33'lük.
1976 - "Havalar Nasıl / Gözünü Seveyim". Altıncı 45'lik.
1977 - "Sensiz de Yaşanıyor (İşte Hayat) / Son Selam". Yedinci 45'lik.
1978 - "Ayrılık Akşamı (Konuşamıyorum) / Sen Bilirsin". Sekizinci 45'lik.
1979 - "Bir Zamanlar / Yeni Bir Şarkı". Dokuzuncu 45'lik.
1979 - İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası'nın da yer aldığı kalabalık müzisyen kadrosu eşliğinde doldurduğu senfonik anlamdaki albüm çalışması: "Sevgiliye". Esin Engin'in aranjörlüğünde hazırlanan albümde ilk kez akademik bir çalışmaya girer ve ilk kez kendisine ait olmayan bir şiiri besteler: Nazım Hikmet-Hoşgeldin. Albümün şarkılarından "Bir Yıldız" ile 1979 Eurovision Türkiye finaline kalan sanatçı, yarışamadan askere alındı.
1980 - Eylül ayında askerden döndü. 70'li yıllar boyunca aşk baladları söyleyen İrem, bir değişim sürecine girdi. 80'lerin ikinci yarısında belirginleşen bu yeni çizgi, yeni bir dinleyici kitlesi ile bütünleşti. Bu arada düşünceleriyle, görüntüsüyle, ürettikleriyle bambaşka bir İlhan İrem doğdu. Sanatçının anlatımıyla bu değişim 12 Eylül sonrası gördüğü Türkiye manzaralarında yaşadıklarıyla, birikimleriyle şekillenen bir değişimdi. İrem'in anladığı manadaki pop müziğin erimesi, arabeskin krallığı, ardından gelen piyanist ve udi şantörler, kısacası müziğin el değiştirmesi bir yana; asıl devrimi başlatan, insan ve sanatçı olarak farklı bir çizgiye yönelişini ateşleyen olgu, en yakınlarından başlayarak sevdiklerinde, arkadaşlıklarında, müzik dünyasında ve neredeyse tüm Türkiye genelinde hissettiği duyarsızlıktı. İnsanların birbirinden uzaklaşması, ilişkilerin, sevgilerin şekilciliğe, sahteciliğe dönüşmesi, göçler ve arabesk yaşamın teknoloji transferi ile reaksiyona girip pop çağını patlatması... Böyle bir ortamda insan olarak, sanatçı olarak hayatının anlamını sorgulamaya başladı. 1980 yılına kadarki hayatını gözden geçirince, içtenliksiz, soluk, günü yaşayan anlamsız kalabalıklar olduğuna karar verdiği insanlardan ve üretilenden çok şekille ilgilenen popüler kültürden uzaklaştı. Bir anlamda yabancılaşarak 87'ye kadar sürecek bir inziva için evine kapandı. Kalın perdeleri sıkı sıkıya örtülü Tarabya'daki evinde bugünkü İlhan'ı oluşturan uzun yalnızlıklar yaşadı. Kendi içine, iç uzaylarına derin yolculuklar yapmayı öğrendi. Bu kapanış 70'lerin şarkılarındaki iyileşmez hüzünden mistik huzura, metafiziğe uzanan bir serüven başlattı.
1981 - Döneme göndermeler içeren onuncu ve son 45'liği "Er Mektubu Görülmüştür / Bal Ağızlım" ile askerde yaptığı bestelerinden oluşan albümü "Bezgin" yayınlandı. Aynı günlerde, yedi yıllık bir çalışmanın ürünü olacak, kesintisiz 150 dakikalık bir rock senfoni olan "Pencere... Köprü... Ve Ötesi..." üçlemesini bestelemeye ve kitabını yazmaya başladı.
1983 - Yaşam, ölüm ve ölüm ötesinin anlatıldığı üçlemenin ilk ayağı olan "Pencere" yayınlandı. Şarkı sözlerindeki evrensel örgü ve derinlik, metafizik çıkışlı kozmik açılımlar ve yüksek müzikalite.
1985 - Üçlemenin ikinci albümü olan "Köprü": Enerji dönüşümü bağlamında ölümün anlatımı. Yayımlanan ilk kitabı olan "Pencere... Köprü... Ve Ötesi..."nde İlhan İrem'in rock senfonideki müzikal anlatımı kaleme aldığı öyküsü, bu öykünün Nuri Kurtcebe tarafından görüntülenmiş çizgileri ile Burak Eldem, İzzet Eti ve Adnan Özer'in İlhan İrem müziği üzerine kapsamlı bir araştırması yer aldı. Aynı yıl İlhan İrem'in üretimlerindeki titreşimleri algılayan, "ışık ve sevgiyle" felsefesini hayatlarına geçiren dinleyicileri tarafından İrem Bağı adlı birliktelik kuruldu.
1986 - Türkiye'ye Eurovision'da o zamana kadar en iyi ikinci dereceyi getiren "Halley" projesini yapıp, sözlerini yazdı, besteci Melih Kibar'a teslim etti. TRT ile olan sorunları yüzünden yurt dışındaki yarışmaya gitmedi. Resim çalışmaları ve Bursa'da ilk sergi.
1987 - İrem müziğinin evrensel huzura ve meditasyon boyutlarına ulaştığı albüm: "Ve Ötesi". Yayımlanan ikinci kitap: "Uzaklarda Biri Var (Denemeler)".
1988 - Eski ve yeni dinleyicileri buluşturmak için bir albüm: "Dünden Yarına".
1989 - "Uçun Kuşlar Uçun" albümü. Kültür Bakanlığı tarafından albümden çıkarılması şartıyla bandrol verilen, halen yayını ve çalınması yasak şarkı "Blues For Molla".
1990 - Üçüncü kitap: "Katastrof (Şiirler)".
1991 - Hansu İrem ile evlendi (1 Ekim).
1992 - "İlhan-ı Aşk" albümü.
1994 - "Koridor": 8 yılda tamamlanan yapıt bir anlamda ulaşılan şiirsel ve müzikal yetkinliğin, İlhan İrem felsefesinin manifestosu niteliğinde. Dördüncü kitap: "Delirium (Denemeler)". Ayrıca sert ritimli şarkılar ayıklanarak ve bazı ilavelerle Koridor albümünün meditasyon versiyonu "Romans" albümü.
1995 - "Sevgililer Günü / The Best Of İlhan İrem1" albümü.
1997 - "Aşk İksiri & Cadı Ağacı / The Best Of İlhan İrem2" albümü.
1998 - "Hayat Öpücüğü / The Best Of İlhan İrem3" albümü. Beşinci Kitap: "Millenium/Sanalizasyon Fareleri, Yarasalar Ve Diğerleri Denemeler)".
2000 - İlhan İrem sevenlerden gelen yoğun istek üzerine 1980'li yıllarda çıkardığı "Bezgin", "Pencere", "Köprü", "Ve Ötesi" isimli albümlerini, aynı yıllarda kaydedilmiş özdeş versiyonlarla tekrar yayınladı: "Bezginin Gizli Mektupları", "Uçuk Mavi Pencere", "Bulutlara Köprü", "Düşler ve Ötesi".
2001 - İlhan İrem uzun süredir üzerinde çalıştığı, yeni şarkılardan oluşan albümünü yedi yılda tamamlayıp yayımladı: "Seni Seviyorum". Bu albüm sanatçının anlatımlarının gelecekte ulaşacağı boyutlara dair derin işaretler taşımaktadır.
2002 - Şalamar (rock versiyon), sadece radyolarda çalınmak üzere dağıtıldı.
2003 - "Bir Meleğe Aşık Oldum / Best Of 4" le birlikte tüm diskografisi ulaşılabilir hale geldi.
2004 - "Işık ve Sevgiyle 30 Yıl" albümüyle 30. sanat yılını kutladı ve "HERŞEY ŞİMDİ BAŞLIYOR" dedi.
2006 - "Cennet İlahileri" albümünü yayınladı ve �üretimlerimin şahikası bir albüm oluşturdum.� diye nitelendirdi.
2006 - 14 yıllık hasretin ardından 29 Eylül İstanbul konseri ile başlayan, İzmir ve Ankara ile devam edecek konser organizasyonu düzenlendi.
İlhan İrem�le ilgili bazı önemli linkler :
http://www.ilhaniremkonserleri.com
http://kopru.fisek.com.tr
http://www.ilhanirem.net
http://www.ilhaniask.com
http://www.melektozlari.com (İlhan İrem Forumları)
http://www.kanatsesleri.com
http://www.iirem.com
xx
HAKKINDA YAZILANLAR
Hikmetinden sual olunmaz
Naim Dilmener
Radikal / Radikal İki 18 Haziran 2006
Müzik dünyasının geleneksel standartlarına hiçbir zaman yüz vermemiş olan İlhan İrem, yeni albümü Cennet İlahileri ile piyasa kurallarını hiçe sayıyor.
İlhan İrem'in yeni albümü 'Cennet İlahileri' nihayet yayınlandı. Sanatçının uzun süredir üzerinde çalıştığı bilinen, duyulan bu albümü birkaç anlamda yeni bir 'dönem' ya da 'çağ'ın işareti.
Bu albümle birlikte, İlhan İrem uzun süredir birlikte çalışıyor olduğu EMI'den ayrıldı, 2000'li yılların nitelikli ve çalışkan firmalarından TMC'ye geçti. Bu, yeni başlamış dönem ya da çağ ile ilgili 'teknik' bir ayrıntı ama basit ya da o kadar da sözü edilmeye değmez bir ayrıntı değil. Çünkü 'gönderme' ve 'simge'lerin adamı İlhan İrem, aynı zamanda sık sık 'yeni bir beyaz sayfa' açmanın da peşinde oldu ve muhtemelen bu firma değişikliği de, özellikle (ya da bile isteye) bu 'ilahi' son albüme denk getirdi. ama yeni dönemin asıl belirleyici unsuru hiç şüphesiz İrem'in müzikal anlamda geldiği 'son nokta' ya da yanaştığı yeni 'liman, 1973 yılından beri bizi değişmeye zorlayan, her şeyi olduğu ya da göründüğü gibi değil de sağını, solunu, altını, üstünü kurcalayarak kavramamızı öğütleyen İlhan İrem 'Cennet İlahileri' yeni bir tepe noktasında! Yola 1973 yılında "bütün ellerin birleşmesi" gibi naif ötesi bir duygu ile yola çıkmış, geçen zaman içinde hem kendisi değişmiş hem de dinleyicisini eğitmiş ve değiştirmiş (ve bir 'bilge adam' olarak kabul edilip bağırlara basılmış) sanatçı, artık bir parça daha 'sakin'. İlhan İrem müzikal yaşamının kırılma noktası, 80'li yılların başına denk gelir. İrem o yıllarda, yeni bir başlangıç yapmak için eski defterleri dürmek gerektiğini düşünmüş ve hesabı 'Bezgin' albümünün üzerinden görmüş, halletmişti. Müzik dünyasının geleneksel standartlarına hiçbir zaman yüz vermemiş olan İrem, bu albüm sonrası kendisi için piyasa tarafından çizilmiş 'kabul edilebilir' limitleri de kollamaktan vazgeçmiş, ardına dahi bakmadan bildiğini okumaya başlamıştı. 'Patlarsa patlasın' deyip mayınlara basmış, işin 'Ve Ötesi'ne geçmişti. 'Işık ve Sevgiyle' beslenmiş düşünce ve duyguların daha kapalı, daha simgesel bir biçimde dile getirildiği bir dönem başlamıştı 'Bezgin' sonrası. "Beni tanıyan anlayacaktır" diye düşündü İrem ve yanılmadı. Açılan yeni 'pencere', geniş çok geniş bir kapı gibi kabul edildi, zaman içinde İrem'in ardından yürüyenlerin sayısı yüz binleri buldu. Onu bir 'bilge' olarak kalbine basanların sayısı günümüzde de çok fazla.
Zaten İrem'i ayakta tutan da, peşinden gelen, onu takip eden kitlenin derin bağlılığı, sevgisi, desteği. O söylüyor, anlatıyor, onlar da dinliyor ve her söylenenden feyz alıyorlar. 'Cennet İlahileri' belki de en çok onlara bir şeyler söylüyor olacak.
Ama bu sefer İrem, sanki bundan fazlasını istiyor ya da bekliyor gibi. Bu bilinen, çok iyi tanınan kitlenin dışına taşmak, şarkılarını daha geniş bir kesime yaymak istiyor sanki. Belki de bu nedenle ya da bu ve başka nedenlerle o alıştığımız 'kapalı' ya da 'simgesel' dünya (çoğu unsuruyla baki kalmak şartıyla) biraz daha anlaşılır, biraz daha içine kolay girilebilir olmuş. "Işık ve sevgi" unsurları elbette hala baki ama şu netlikte, açıklıkta dizeler de var. "Allahım aç kapılarını" ya da "Hikmetinden sual olunmaz, sıfatların saymakla bitmez..." 'Aşk Kapıları' ve 'Hu' şarkılarının içinden çekip aldığımız bu dizeler, Hansu İrem'e ait. Belki de Hansu İrem kaç yıldır İlhan İrem ile birlikte söylüyor, söylemeye çalışıyor olduklarının adını koymuş oldu böylelikle. Belki. Ama emin değiliz! Belki de, Hansu ve İlhan İrem yalnızca "Bir parça daha..." açık olmaya karar verdiler, tamamen değil de bir parça daha açık. Bu 'bir parça daha açık olma' tahmini yalnızca 'söz' ya da anlatılanlarla ilgili değil. Müzikal yapı (ya da 'sound') da, İrem'in daha önceki albümlerine göre daha 'sade' ya da daha anlaşılır. Hatta İrem'in bu albümdeki vokal biçimi de hesaba katıldığında, 80 başındaki 'Bezgin' günlerine (geriye dönüş değil de) bir köprü atıldığı da söylenebilir. Şüphesiz İrem'in dünyasında artık "Giderken bıraktığım, asmalar üzüm olmuş!" açıklık ya da netliğinde dizeler hiç olmayacak... Ama öyle ya da böyle, açık ya da kapalı, anında anlaşılır ya da içine asla sirayet edilemez, yani nasıl olursa olsun, (bu satırların yazarı, "Boşver boşver arkadaş, başka bulursun..." günlerinden beri sıkı bir ilhan İrem hayranı hatta fanatiği olduğu için bu sözleri büyük bir inançla sarf etmekte) her türlü İlhan İrem şarkısı yaşamı zenginleştirir, dinleyenin önünde başka 'yarın'lar, başka 'dünya'lar açar. Bu sefer de öyle olacak! Büyüklüğü gerçekten hak etmiş 'büyük ve çelebi bir üstad'ın kaç yıldır üzerinde çalıştığı, binbir emek ve zorlukla, yaratıcılık kriziyle tamamladığı bu albüm, bu şarkılar; nerede duruluyorsa durulsun, hangi pencereden bakılıyorsa bakılsın, herkesi ama herkesi etkileyebilecek, dönüştürebilecek bir güce sahip. Yeter ki kulak verilebilsin.
Bulursanız kaçırmayın
İlhan İrem'in (başta ilk dönem 45'likleri olmak üzere) nesi var, nesi yoksa. Ama en çok en çok "Birleşsin Bütün Eller", "Anlasana", "Son Selam" ve "Sensiz de Yaşanıyor" şarkıları "Pencere...Köprü...Ve Ötesi..." kitabı.
Sakın yaklaşmayın
Bu toprakların gördüğü en 'hesaplı kitaplı korsan projesi' olan İlham İren ve Gerçekler Orkestrası'nın "Elveda Sevgilim" 45'liği.
Keşke olsa
(Mesela "Havalar Nasıl Sizin Şehirde" adlı şarkıda) bir İlhan İrem-Göksel düeti.
xxxxxxxxxxxxx
İlhan İrem - 'Cennet İlahileri'ni anlatıyor
Türk pop müziğinin özel sanatçısı, her ürettiği şarkıda ayrı bir duygu ve ayrı bir dünya yaratan bir vokal. �Cennet İlahileri� adlı albümünden medyaya, Türk pop müziğinden şarkısı �Anlasana�yı seslendirmek isteyen Sibel Can�a kadar her şeyi konuştuk.
- Cennet İlahileri albümü nasıl oluştu? Bu albümün çalışmalarına ne zaman başladınız, albümün üretim aşaması nasıl geçti?
2001 Yılındaki, �Seni Seviyorum� albümünden sonra, �Cennet İlahileri� albümü Hansu İrem�le birlikte düşüncelerimizde filizlenmeye başladı. Bu arada �Best Of� serilerine devam ettim.
Albümün çalışmaları iki yılda tamamlandı. İlk sene bestelerin ve şiirlerin yazımı ile geçti. Daha sonraki stüdyo aşaması ise bir yıl sürdü.
Garo Mafyan�ın ev stüdyosunda altı ay devam eden düzenleme ve alt yapı kayıtlarının ardından, Marşandiz Stüdyosunda akustik enstrümanlar, ses kayıtlarım ve miksaj çalışmaları altı aylık bir sürece yayıldı. Alt Yapı kayıtları ve miksajla birlikte toplam 820 saat stüdyo çalışması yaptık.
Stüdyoda olduğumuz süre içersinde, onlarca pop müzik albümünün kayıtları başladı ve bitti !
Xxxxxx
"KÖRLER ÇARŞISINDA AYNA SATIYORUM."
Olcay Ünal Sert
Kral Müzik Dergisi 26 Temmuz - 1 Ağustos 2006
- Cennet İlahileri nasıl oluştu? Fikir ilk kimden geldi?
Cennet İlahileri, iç sesimizle kainatın sesinin birleştiği �Sis�li bir girdapta yaratıldı.
- Cennet İlahileri kaçıncı albümünüz?
23.cü
- Tasavvuf müziğine yönelmenizin özel bir sebebi var mı? Mevlana felsefesini mi benimsediniz?
Tasavvufi, Mevlevi, İlahi, mistik, metafizik, efsanevi, mitolojik�
Işığın içinde her renk vardır. Önce ruh, sonra gözler görür.
Siz beyazı görmüşsünüz.
- İlahi okuduğunuz için eski hayranlarım farklı anlar diye düşündüğünüz oldu mu?
�Havada uçuyordu,
Duvarlardan geçiyordu
Elverdi Şatlup,
Işıktan geçti.�
Körler çarşısında ayna satıyorum.
Gönül gözüyle görebilenler, canımdan can verdiğimi anlayıp alkışlarlar.
Ben Venedik Aynaları satıyorum. Büyülü kristal aynalar. Dokununca kırılıveren.
- Eşiniz Hansu İrem'in daha önceden fanatik hayranınız olduğunu duydum doğru mu?
Bir rüyada karşılaştık. Seslenişimi duydu. Ve geldi.
- Son çalışmanızda eserlerin sözleri çoğunlukla Hansu İrem'e ait, bestelerse çoğunlukla sizin, nasıl bir kombinasyon oluşturdunuz?
Aşkın metafiziği
- "Allah'ım Aç Kapılarını" derken "Cennet Kapıları"nı mı aç demek istediniz, yoksa daha çok iman mı istediniz?
O an ne dilediğimi kim bilebilir ?
- Melih Kibar'ın bestesine sözler yazdınız... "Tüm aydınlık ruhlara" diyerek.... Melih Kibar'ı birde sizin ağzınızdan dinleyebilir miyiz? Özel bir anınız varsa bizimle paylaşır mısınız?
Melih Kibar benim çok eski bir yol arkadaşım. Birlikte çok güzel şarkılar yaptık.
Ayrıca �Pencere� ve �Köprü� albümlerimin düzenlemelerini yapmıştı.
Özel ve değerli bir müzisyendi. Hatıralar sayısız�
Işık içinde olsun.
- Müzik hayatına nasıl atıldınız?
1973 Yılında, �Birleşsin Bütün Eller� adlı şarkıyla başladığım yolculukta bugüne dek,
10 single, 23 albüm yaptım. 33 Işık yılında, 33 yapıttan sonra, herşey şimdi başlıyor.
- Pek çok başarılı albümden sonra inzivaya mı çekildiniz?
İnzivaya çekilmedim. Yalnızca bilinen anlamda tanıtım yapmıyorum.
Dinleyenlerim beni her koşulda arayıp buluyorlar.
- Yazık Oldu Yarınlara, İşte Hayat, Anlasana, gibi klasikleşmiş, sizinle özdeşleşen şarkılara imza attınız... Uzun bir aradan sonra İlahilerle geri döndünüz... Bu değişim nasıl başladı...?
Bütün şarkılarım benim için ilahidir. Hepsi bütünün parçalarıdır. Hazırlayıcı, habercidir.
Cennet İlahileri ise bir şahikadır. Bir sonraki albüme kadar�
- Bir sonraki albümünüz nasıl olacak?
Şu anda cennet İlahileri dinleniyor. Sonrasını daha sonra konuşuruz.
- Sezen Aksu, Selda Bağcan, Ersen, Ahmet Özhan, Samime Sanay gibi sanatçılarda ilahiler okudu... Gülden Karaböcek'in de bir tane ilahi yaptığını biliyorum. Günümüzde maneviyata bir açlık mı var?
Sanal alemde farelerle sörf yaparken üzerimize yapışan virüslere metalik imparatorluklar
Armağan eder, polifonik kahkahalarla insan olduğumuzu sanıp, avunuruz.
- Günümüzde sanat ve sanatçı kavramı çok tartışılıyor... Size göre kimler sanatçı, sanatçı olmanın kriterleri nelerdir?
Sanatçı büyücüdür. Hem cellattır hem kurban. Küllerinden doğan Zümrüdü Ankadır.
Kaf dağının ardındaki ejderhayı bulan herkes sanatçı olabilir.
- Teşekkür ederim...
Işık ve sevgiyle�
fantastic
22-10-2007, 09:30
İlhan İrem ve "Cennet İlahileri"
http://www.anlamak.com/xbtu/anlatmak/ilhan-irem.jpgİki haftadır, bıkmadan usanmadan dinlediğim tek bir albüm var : “Cennet İlahileri”.
Albümü ne yazık ki gazete ropörtajıyla tanıma fırsatı buldum. Lisedeyken özellikle, defalarca dinlediğim ‘Koridor” ve “İlhan- Aşk” albümlerinden sonra bu değerli insanın hâlâ bir yerlerde nefesleniyor olduğunu bilmek son derece sevindirdi beni. Nefeslenmekle kalmayıp bizlere nefes dahi veren İrem, Cennet İlahileri’nde bizlere bunu ziyadesiyle yaşatıyor. Albümü dinler dinlemez ney sesinin rüzgârına veriyor insan kendini. Bir müddet sonra da o ılık ve gizemli alemde kendinizden geçiyorsunuz.
Yıllardır, medyadan ve rutinin keşmekeşinden uzakta ruhunu zenginleştiren İlhan İrem 5 yıl gibi uzunca bir aradan sonra dinleyicilerine şiirsel ve mistik esintilerle dolu bir albüm hazırlamış. Bu durum İlhan İrem tanıyanlar için hakikaten bir devrim özelliği taşımakta.
Sevgili İlhan İrem’in albümünün adının neden Cennet İlahileri sorusuna verdiği cevaptan da albümün ne denli manevi bir zenginlik taşıdığını görmek zor olmuyor.
“Cennet İlahileri müzikal yolculuğumun bugün vardığı doruktur. İnsanlık onurunun, hoşgörünün, sevginin yitirildiği karanlık dünyaya, birer saatlik dinleyiş sürelerince yaktığımız sonsuz ışıktır. Medeniyetlerin ve dinlerin buluşması. "Cennet İlahileri" ruhları ve beyinleri boş olmayanlar için, düşüncesi ne olursa olsun, gözlerini dolduracak, yüreğimizden kopmuş bir yapıt. Cennet İlahileri'nde, duru, saf sevgiyi, İlahi Aşk'ı anlatıyorum.”
1 yılda hazırlıkları tamamlanan albümde, İlhan İrem’in “Masalsı bir rüyada karşılaştık” dediği eşi Hansu İrem’in yazmış olduğu sözlerle birlikte, seslendirdiği de bir parça ile albümün tamamiyle birlik ruhundan doğduğu anlaşılıyor.
Dinlemekten pişmanlık duymayacağınızı düşündüğüm ve dilediğim albüm için çok fazla söze gerek olduğunu düşünmüyorum. Zira İlhan İrem’in duruşu da yıllardır hep bu yönde olmadı mı? Bir an önce albümünü edinip, o tarifsiz atmosfere ruhunuzu bırakmanızı öneririm.
Şuh sesiyle ruh dünyamıza ilahi sesler fısıldayan sevecen insana tekrar hoşgeldin diyorum. Bu albümle, şarkı sözünde de değindiğin gibi “Aşk Kapıları” bu tevazu ve derinlik barındıran ruh için aralanmış görülüyor…Yolunuz daima ışık ve sevgiyle olsun…
Sözü şimdi, o esrarlı ve huzurlu müzik yolculuğunuza çıkmadan önce müziğin sahibine, sevgili İlhan İrem’e verip, sizleri 7 haziran 2006 tarihinde sayın Mevlüt TEZEL’in kendisiyle yapmış olduğu ropörtajla başbaşa bırakıyorum.
http://www.anlamak.com/xbtu/anlatmak/ilhan-irem--cennet-ilahileri.jpg“Bir tapınak kurmak için ötekini yıkmak gerekir.”
Uzun süren sessizliğini "üretimlerimin şahikası" olarak nitelediği "Cennet İlahileri" albümüyle bozan İlhan İrem, yıllar sonra ilk kez Kelebek'e konuştu. Sorularımızı kendi şiirsel üslubuyla yanıtlayan İrem, "Engizisyon hücrelerinde çığlıklar hâlâ çarmıha gerili... Bir tapınak kurmak için, ötekini yıkmak gerekir" gibi Da Vinci Şifresi'ni anımsatan mesajlar verdi.
33 yıllık sanat yaşamına 23 albüm ve 10 da 45’lik sığdıran müziğimizin yaşayan efsanesi İlhan İrem, yıllardır medyanın gündeminden uzakta yaşıyor. Ne bir konser veriyor ne de televizyona çıkıyor. Yüz yüze röportaj bile vermiyor. Ancak popüler kültürden kendini tamamen soyutlayan İrem’in geri dönüşünü hasretle bekleyenlerin sayısı da çok fazla. İlhan İrem ile "Cennet İlahileri" albümü vesilesiyle röportaj yapmak istediğimde yüz yüze konuşabileceğini belirtmişti. Ancak onun ailevi sağlık sorunları, röportajın ancak e-mail aracılığıyla yapılabilmesine neden oldu. İrem’e dair merak edilen birçok şeye açıklık getirmek adına kendisine detaylı 30 soru yolladım. Öne sürdüğü nedenlerden dolayı röportajımız 12 soruyla sınırlı kaldı. Röportajdaki yanıtlar kısa, ama hepsi derin ve mistik anlamlar içeriyor. Kısacası İlhan İrem Şifresi’ni çözmek size kalıyor.
-Öncelikle birçok hayranınızın merak ettiği soruyla başlamak istiyorum. İlhan İrem neden yıllarca gündemden uzak kaldı?
Gündem, kumdan kaleler gibi. Dalgaların gelgitleriyle bir anda yok oluyor. Duru görülerini yitirmiş ucubeler, kendi çukurlarında alkış tutuyorlar pisliklerine.
- Popüler hayata karşı ördüğünüz duvarın arkasında hep mutlu mu kaldınız? Hiç pişmanlık yaşamadınız mı?
Vazgeçme maliyeti hep vardır. Doğum sancıları hayatın ilk ipuçlarını verir. Işık ve sevgi yolculuğunda, pişmanlık ardınızdan bakakalmış kara delikler kadar uzak.
- Bir röportajınızda "Bütün felsefeleri, dinleri, politikaları aşan bir özel düşünce sisteminde ütopik görüntülü bir çatı inşa etme uğraşındayım" dediniz. O çatıya ulaştınız mı?
Bir tapınak kurmak için, ötekini yıkmak gerekir.
- Baskılar yüzünden toplatılan, Tanrı’yı sorguladığınız metafizik bağlamdaki ilk yapıtınız "Bir Varmış Bir Yokmuş (Kuklacı Amca)" adlı 45’liğinizden bugüne yani Cennet İlahileri’ne kadar geçen sürede neler değişti?
"Sevgiliye", "Bezgin", "Pencere", "Köprü", "Ve Ötesi", Dünden Yarına", "Uçun Kuşlar Uçun", "İlhan-ı Aşk", "Koridor", "Sevgililer Günü", "Aşk İksiri", "Cadı Ağacı", "Hayat Öpücüğü", "Seni Seviyorum", "Bir Meleğe Aşık Oldum", "Işık ve Sevgiyle 30 Yıl" ve "Cennet İlahileri"... Hayat yükselen bir daire, hep aynı noktalardan geçiyoruz, farklı yüksekliklerde.
-İnsanlar hakkında oluşturulan genel yargılar hep akılda kalır. Sizin için de "Metafiziğe, tasavvufa kaptırdı kendini", "O artık başka alemlerde yaşıyor" dendi. Bunları duyduğunuzda neler düşünüyordunuz?
Bu alemde öyle mucizeler var ki! Yalnızca görmek gerek. İnsanlığını yitirmiş boş bedenler, rüyalarını, ruhlarını satmış kabuklar. Silikon hayatlarda plastik çiçekler. Kokmuyor, yaşamıyor, sevmiyor, görmüyorlar.
- Bu tasavvuf anlayışı, 1989 yılında çalınması yasaklanıp "Uçun Kuşlar Uçun" albümünden çıkartılan
Blues For Molla" şarkısını içine alıyor mu?
Engizisyon hücrelerinde çığlıklar hálá çarmıha gerili. Tüm dogmalardan azade hissedebiliyor musunuz? Ve ne yazık ki hálá Dünya öküzün boynuzunda dönüyor.
- Cennet İlahileri kapak tasarımından şarkı sözlerine kadar çözülmeyi bekleyen bilmecelerle dolu. Ön kapakta yatan genç kız, arka kapakta görkemli bir edayla yürüyen tavus kuşu ve CD’nin üzerindeki 12 melek (Belki de 12 Havari)... Bu figürler hakkında yaratıcısından ipuçları alabilir miyim?
Yanıtlar, zaten sorunuzun içinde gizli. "Cennet İlahileri"ni bir kez daha dinlerseniz?
- İlhan İrem albümlerinin kuytu köşelerinde gizli mesajların yer aldığına ve defalarca dinlendikten sonra bu mesajların ortaya çıktığına dair şehir efsaneleri dilden dile dolaşıyor. Bu noktadan yola çıkarak "Cennet İlahileri"nde yer alan "Şatlup" ve "Sekiz Bulut Dağının Prensesi" şiirlerindeki sis perdesini aralayabilir misiniz? Google’da araştırma yaptığımda ilginçtir "Cennet İlahileri"nden başka bir veri çıkmadı.
Yanlış yerde aramışsınız. Google’da aramak beyhude çaba. Maya ağacının kökleri arasındaki melaikeler size fısıldardı.
- Eserlerinizde yarattığınız derin ve mistik dünyanın, her şeyin ışık hızıyla tüketildiği çağımızda anlaşıldığını düşünüyor musunuz?
Her şeyi ışık hızıyla tüketenlerin karşısında, ışık hızında algısal boyutta seyahat eden binlerce Sevecen. Yalnızca ölümcül bir iskelet olmadığının bilincinde, varlığının en kadim sırlarında, sessizliğin sesi öyle bir kalabalık var ki! İşte İnsan!
- Hansu İrem ile evlenmeden önce birbirinizi rüyalarınızda gördüğünüz ve daha sonra da bir konserinizde tanıştığınız doğru mu?
Masalsı bir rüyada karşılaştık.
Yıllar sonra Ankara’daki konserimde, göründüğü an kayboldu.
"Sözcüklerin büyütülmesinin bazen sessizlik olduğunu..... ve neşenin büyütülmesinin bazen gözyaşları..."Magnafantagna yazılı bir kitap kalmıştı elimde. Sindrella’nın sihirli cam pabucu gibi.
- 80’li yılları her şeyiyle özetleyen Sevecen adlı fotoromanda deniz kenarında piyano çalan halinizi şu anda aklınıza getirdiğinizde neler düşünüyorsunuz? Çok mu masumduk o yıllarda ya da şimdi çok mu profesyoneliz? 80’li yıllar size ne hatırlatıyor?
Sevecen’de reenkarne olmuş platonik aşk anlatılıyordu. Sanatımda profesyonel, Dünyevi hayattaysa amatörüm. Işık ve sevgiyle...
- Psikologlar şarkılarınızın yatıştırıcı etkisi olduğunu söylüyormuş. Hatta Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları’nda tedavi görenlere sizin şarkılarınız dinletiliyormuş... Doğru mu?
Müziğimin ruh hastalıkları tedavisinde rehabilitasyon amaçlı kullanıldığını biliyorum. Bu bana kainatın hediyesi. Evrendeki pozitif enerji, şarkıların titreşimleriyle ruhlara akıyor... Şifacı bir sinerji oluşuyor.
Mevlüt TEZEL
Hürriyet / Kelebek Eki
7 Haziran 2006
Forum Sağlayıcı: vBulletin™ Sürüm 4.1.12 Copyright © 2012 vBulletin Solutions, Inc. Tüm Hakları Saklıdır.