PDA

Grafik Görünüm : Tantra



Tunç
24-03-2005, 11:32
Kişi aydınlanmak için vücudundaki tüm enerjileri, bunların kaynaklarını, hislerini ruhsal yapısı ile mükemmel bir denge içinde harekete geçirir. Aydınlanma, insanın kendi varoluş nedenini kavramasıyla gelecektir. Yaşamın tamamı bir ritüeller zinciridir tabii ki cinsel ilişki de bu ritüellerin bir parçasıdır, TANTRA'da potansiyel ve kuvvetli cinsel yapıya ait enerjiler uyarılarak transforme edilir ve buradan üstün seviyelere ulaşılır . TANTRA'da bu türlü yaşantıya SAMADHİ adı verilir.

"Tantralar, Hindistanın büyük bir bölümünde Vedaların dahi üzerine çıkmıştır önem bakımından. Hint menşeli dinsel ritüeller (hinduizm ve buddhizmdeki)'in üçte ikisiyle , ayurvedik ilaçların en az yarısı tantrik prensipler çerçevesindedir. Birçok değişik okul ve öğretisi olan Tantranın basit anlamda iki türü olduğu söylenebilir:

Güney Hindistan Menselli olan Dakshinacarina sistemi genelde Vedalarla uyum içinde olduğu söylenir ve toplumun kabul edebileceği çalışmaları öğütlediği için daha yaygındır, bunun yanında Vamacarina metotları oldukça tehlikeli ve pek de hoş karşılanmayan ritüel ve teknik çalışmalardan oluşur.

Tantra doktrinleri Sankhya felsefesinden alınmıştır, temel olarak Purusa (insan) , Prakriti (Doğa) ve yoga çalışmalarının bazı mistik yönleri. Brahma yani tanrıyı niskalpa (tanımlanmamış) ve sakalpa (tanımlanmış) olarak tanımlamışlardır. Tantra tanımlanmış yani şekillenmiş formuyla ilgilenir. Beş ana yaklaşımını Bijamantra (kok sesi), Yantra (Araç), Shree Chakra (Konsantrasyon kaynağı, aslında birçok şekilde çevrilebilir dilimize) ve Mudra (Duruş, hareket hatta el hareketi). Her iki düşünce sistemi de (Panch Makar) Beş M'den faydalanmaktadır, bir başka yazıya ayrıntılarını bıraktığım bu kavramın önemini gerçekten anlatmak için kitaplar doldurmak lazım; iki okulun ayrıldığı nokta bu kavramın yorumlanmasındadır. Kimilerine göre söylendiği şekilde alınması gereken bu kavram, bazılarına göre ise Hatha Yoga'daki bazı çalışmaların alegorik isimleridir.

Tantra'ya Gore gerçek realitenin iki yönü vardır: Erkek (Siva) saf bilinci simgelemekte ve dişi (sakti) enerji ve aktiviteyi simgelemektedir. Eril ve dişil prensiplerin bir araya gelip yarattıkları evrenin gerçek doğası insan bedenindeyken yani halen hayattayken anlaşılabilir (JivanMukti); bu açıdan diğer mistik öğretiler gibi ölümden sonrası ile alakalı sözlerde ve vaatlerde bulunmaz belki daha da önemli bir noktasıysa bedeni reddedip, anthromorfik bir tanrı imajından gelen buyruklara göre yaşama zorunluluğu getirmez. Bir anlamda sonsuz özgürlüğü simgeler. Bunu ise insan bedenini mikrokosmos ve evreniyse makrokosm olarak niteleyerek başarır: bir anlamda simya’nın temel anahtarlarından zümrüt tabletinde yazan ayni prensip yani "Burada olan her yerde var, burada olmayansa hiçbir yerde yok." (Yad ihasti tad anyatra yannehasti na tat kvacit) "Yani göktekiyle yerdeki birdir." Bu yaklaşım bir anlamda "En El Hak" olarak değerlendirilebilir.

Martinmyst