doktor
18-03-2005, 23:50
Bu kim?
Bir universite profesoru ogrencilerine su soruyu sorar: "Var olan herseyi Tanri mi yaratti?"
Cesur bir ogrenci ayaga kalkar ve yanitlar: "Evet herseyi Tanri yaratti!"
Profesor sorusunu yineler ve ogrenci yine "evet efendim" diye
yanitlar. Profesor devam eder: "Eger herseyi yaratan Tanri ise ve seytan var olduguna gore seytani da Tanri yaratmis olur ve calismalarimizda uyguladigimiz 'kesinlestirme' prensibine gore de Tanri şeytandir. "
Ogrenci boyle bir onerme karsisinda sasirir ve yerine oturur. Profesor ise ogrencilerine bir kez daha Tanri'nin icindeki kaderin bir efsane oldugunu kanitlamaktan oturu oldukca mutludur.
Bu arada bir ogrenci ayaga kalkar ve: "Bir soru sorabilirmiyim profesor?" der.
Profesorde sorabilecegini soyler.
Ogrenci ayaga kalkar ve "Soguk var midir?" diye sorar.
Profesor: "Nasil bir soru bu boyle, tabi ki vardir" diye yanitlar.
"Sen hic soguktan usumedin mi?"
Ogrenci: "Aslinda, fizik yasalarina gore soguk yoktur.Yasamda/realitede biz sogugu sicakligin yoklugu olarak dusunuruz.Herkes veya nesneler o enerji oradaysa veya bir sekilde enerji iletiyorsa onu deneyimler.
Ornegin, Absolute 0 (-460 derece F) sicakligin kesin yoklugudur (hic
olmadigi seviyedir). Tum maddelerin bu seviyede reaksiyon verme
ozellikleri bozulur ve degisir. Soguk yoktur, o yalnizca sicakligin
yoklugunda duyumsadiklarimizi tarif etmek icin yarattigimiz bir
kelimedir" der ve devam eder; "Profesor, karanlik var midir?"
Pofesor: "Tabiki vardir".
Ogrenci yanitlar: "Korkarim gene yaniliyorsunuz efendim. Cunku,
karanlik da yoktur.Yasamda/realitede karanlik isigin yoklugudur. Biz isik uzerinde calisabiliriz ama karanligi calisamayiz.Gercekte, biz Newton'un
prizmasini kullanarak beyaz isigi kirar ve renklerin cesitli dalga
uzunluklari uzerinde calisabiliriz. Ama karanligi olcemeyiz. Bir basit
isik isini karanlik bir mekani aydinlatarak karanligi kirmis olur yani
karanligi gecersiz kilar. Siz belli bir mekanin/uzayin ne kadar
karanlik oldugundan nasil emin olursunuz? Isigin miktarini
olcersiniz! Bu dogrudur degil mi? Karanlik insanlik tarafindan, isigin
olmadigi yer/mekan icin kullanilan bir kelimedir.
Son olarak ogrenci profesore gene sorar: "Efendim seytan var midir?"
Bu kez profesor pek emin olamamakla birlikte yanitlar:
"Tabi ki, acikladigim gibi, biz onu her gun, her yerde onu
goruruz.Seytan/kotuluk bir kisinin baska bir kisiye her gun
sergiledigi insaniyetsizliginin bir ornegidir. O , dunyadaki islenmis
tum suclarda, siddette yer alir. Bunlarin tumu seytanin kendisinden
baska bir sey de degildir." der.
Ogrenci devam eder: "Seytan yoktur efendim.Yani o kendi basina
yoktur. Seytan basit olarak Tanrinin yoklugudur. O aynen karanlik ve
soguk ta oldugu gibi insanin tanrinin yoklugunu tarif etmek uzere
yarattigi bir kelimeden ibarettir. Tanri seytani yaratmadi.Seytan/kotuluk insanin tanrisal sevgiyi yureginde duyumsamadigi zaman deneyimlediklerinin bir sonucudur.O aynen sicakligin olmadigi yere gelen soguk ya da isigin olmadigi
yere gelen karanlik gibidir.
Profesor yerine oturur. Genc ogrencinin adi Albert Einstein'dir.
Bir universite profesoru ogrencilerine su soruyu sorar: "Var olan herseyi Tanri mi yaratti?"
Cesur bir ogrenci ayaga kalkar ve yanitlar: "Evet herseyi Tanri yaratti!"
Profesor sorusunu yineler ve ogrenci yine "evet efendim" diye
yanitlar. Profesor devam eder: "Eger herseyi yaratan Tanri ise ve seytan var olduguna gore seytani da Tanri yaratmis olur ve calismalarimizda uyguladigimiz 'kesinlestirme' prensibine gore de Tanri şeytandir. "
Ogrenci boyle bir onerme karsisinda sasirir ve yerine oturur. Profesor ise ogrencilerine bir kez daha Tanri'nin icindeki kaderin bir efsane oldugunu kanitlamaktan oturu oldukca mutludur.
Bu arada bir ogrenci ayaga kalkar ve: "Bir soru sorabilirmiyim profesor?" der.
Profesorde sorabilecegini soyler.
Ogrenci ayaga kalkar ve "Soguk var midir?" diye sorar.
Profesor: "Nasil bir soru bu boyle, tabi ki vardir" diye yanitlar.
"Sen hic soguktan usumedin mi?"
Ogrenci: "Aslinda, fizik yasalarina gore soguk yoktur.Yasamda/realitede biz sogugu sicakligin yoklugu olarak dusunuruz.Herkes veya nesneler o enerji oradaysa veya bir sekilde enerji iletiyorsa onu deneyimler.
Ornegin, Absolute 0 (-460 derece F) sicakligin kesin yoklugudur (hic
olmadigi seviyedir). Tum maddelerin bu seviyede reaksiyon verme
ozellikleri bozulur ve degisir. Soguk yoktur, o yalnizca sicakligin
yoklugunda duyumsadiklarimizi tarif etmek icin yarattigimiz bir
kelimedir" der ve devam eder; "Profesor, karanlik var midir?"
Pofesor: "Tabiki vardir".
Ogrenci yanitlar: "Korkarim gene yaniliyorsunuz efendim. Cunku,
karanlik da yoktur.Yasamda/realitede karanlik isigin yoklugudur. Biz isik uzerinde calisabiliriz ama karanligi calisamayiz.Gercekte, biz Newton'un
prizmasini kullanarak beyaz isigi kirar ve renklerin cesitli dalga
uzunluklari uzerinde calisabiliriz. Ama karanligi olcemeyiz. Bir basit
isik isini karanlik bir mekani aydinlatarak karanligi kirmis olur yani
karanligi gecersiz kilar. Siz belli bir mekanin/uzayin ne kadar
karanlik oldugundan nasil emin olursunuz? Isigin miktarini
olcersiniz! Bu dogrudur degil mi? Karanlik insanlik tarafindan, isigin
olmadigi yer/mekan icin kullanilan bir kelimedir.
Son olarak ogrenci profesore gene sorar: "Efendim seytan var midir?"
Bu kez profesor pek emin olamamakla birlikte yanitlar:
"Tabi ki, acikladigim gibi, biz onu her gun, her yerde onu
goruruz.Seytan/kotuluk bir kisinin baska bir kisiye her gun
sergiledigi insaniyetsizliginin bir ornegidir. O , dunyadaki islenmis
tum suclarda, siddette yer alir. Bunlarin tumu seytanin kendisinden
baska bir sey de degildir." der.
Ogrenci devam eder: "Seytan yoktur efendim.Yani o kendi basina
yoktur. Seytan basit olarak Tanrinin yoklugudur. O aynen karanlik ve
soguk ta oldugu gibi insanin tanrinin yoklugunu tarif etmek uzere
yarattigi bir kelimeden ibarettir. Tanri seytani yaratmadi.Seytan/kotuluk insanin tanrisal sevgiyi yureginde duyumsamadigi zaman deneyimlediklerinin bir sonucudur.O aynen sicakligin olmadigi yere gelen soguk ya da isigin olmadigi
yere gelen karanlik gibidir.
Profesor yerine oturur. Genc ogrencinin adi Albert Einstein'dir.