Bluerain
29-01-2005, 13:27
Arkadaslar uzun zamandır milliyete takip etiğim astrolog hakan kırkoglu nun bugunki yazısı cok hosuma gitti sizinlede paylaşmak istedim umarım hosunuza giderr :wave:
-----------------------------------------------------------------------
Ruhsal olanla buluşma
Kendi ruhsal gelişimimiz yönünde gitmedikçe, labirentte bir parça peynirin peşinden koşan fareler gibi, o koridordan bu koridora gitmek zorunda kalacağız
Mucizelere inanır mısınız? İnanabilmek için aklınızın sınırlarının kalkması, olağan akan dünyanızın bir anda çözülmesi ve bir gerçek gibi sıkı sıkıya sarılı olduğunuz dünyanın aslında rasyonel aklınızla kavradığınızdan çok daha farklı bir dünya olduğunun farkına varmanız gerekir. Ben inandım, bu alacakaranlık kuşağından geçtim ve hâlâ geçiyorum. Aslında bu süreç ne bir anda gerçekleşti ne de sadece bilinçli seçimlerin ürünüydü. Sanki yüksek bir çağlayana doğru sürüklenen bir sandal içinde aktım, ona doğru yöneldim doğal biçimde. Çağlayanla birlikte aşağı doğru kendiliğinden zahmetsizce aktım, akıyorum...
Hayatınızda kimi olaylar vardır, önce gizli gizli işaretler verir. Aslında her olay bir dizi başka olayın tetikçisidir; ilk başlarda sanki birbiriyle ilişkisi yokmuş gibi görülebilir ama sezgi sahibi kişiler kendi derinliklerinde neler aktığını bilir ama dillendiremeyebilirler, ta ki çağlayanın eşiğine gelinceye kadar. Kimi zaman bu işaret bir kitap olabilir ya da arkadaşlarınız veya ilginç karşılaşmalar. Olaylar birbirini, kişiler birbirini tetikler. Tıpkı Sare'nin de beni tetiklediği gibi.
Bundan 10 yıl önce bana astroloji hakkındaki düşüncelerimi sormuş olsaydınız, tüm bilgi birikimimle size, sadece bu dünyaya ait, ayakları yere basan, psikolojik ağırlıklı bir tanım yapardım. 1997'de Faculty of Astrological Studies'den diploma aldıktan sonra, astrolojinin tarihsel kökleri, bu kadim bilginin köşe başlarında oturan astrologlar ve uyguladıkları pek çok teknikle ilgilenmeye başladım. Aslında tüm bu uğraşlar doğal olarak bana yeni kapılar açmaya başladı ve son yıllarda astrolojiyi evrendeki yaratıcı zekanın, yaratıcının sembolik bir dizaynı olarak görmeye başladım. İlmek ilmek işlenen bu hazırlık beni ruhsal konularla ilgili çalışmalar yapan Sare ile tanışmaya götürdü.
Yüksek bir amaca hizmet etmeliyiz
Sare ruhsal gelişimini üst düzeylere taşımış bir insan. Onunla sohbetimde, deneyimlerini aktarırken, kendi durumumun da aydınlandığını fark etmeye başladım. Astrolojiyi ilişkiler, para kazancımız ya da kariyerimiz gibi dünyevi, günlük streslerimiz dışında görmemiz gerektiğini yeniden keşfettim. Kendi ruhsal gelişimimiz yönünde gitmedikçe, labirentte bir parça peynirin peşinden koşan fareler gibi, o koridordan bu koridora gitmek zorunda kalacağımızı anladım. Eğer astroloji bizler için bir "iyilik" olarak kullanılacaksa, çok daha yüksek bir amaca hizmet etmeli. Farkında olmadan maddi dünyanın çok daha fazlasını yaşıyoruz. Son derece sönük, varla yok arasında da olsa bu ışığı görebildiğimiz anda, peynire değil, ona doğru yönelmemiz, çok daha yukarılara bakabilmemiz gerekir. Bu yazıyı nasıl bitirebileceğimi bilmiyorum ama size Prof. Toshihiko Izutsu'nun "Ibn Arabi'nin Fusüs'undaki Anahtar Kavramlar" kitabından, Ibn Arabi'nin kendisinden bir alıntı yapmak istiyorum.
"Alem bir vehimden (kuruntu) ibarettir, onun gerçek bir varlığı yoktur. Bu ise 'hayal' ile kastedilen şeydir. Yani sen hayalinde zannetin ki bu alem kendi başına buyruk, kendi kendine oluşmuş bir gerçektir, mutlak Gerçek'ten (Hakk'tan) hariç bir varlıktır. Halbuki hiç de böyle değildir... Bil ki senin kendin de bir hayalsin, idrak ettiğin her bir şey ve 'bu ben değilim' dediğin her bir nesne de bir hayaldir. Şu halde bütün varlık alemi de hayal içinde hayaldir." (Fususü'l Hikem, Ibn Arabi, Kaşani tefsiri ve Henri Corbin, L'imagination Créatrice Dans Le Soufisme d'Ibn Arabi, Paris, 1958).
web: www.hakankirkoglu.com
Faks: 287 74 37
e-mail: hkirkoglu@superonline.com
-----------------------------------------------------------------------
Ruhsal olanla buluşma
Kendi ruhsal gelişimimiz yönünde gitmedikçe, labirentte bir parça peynirin peşinden koşan fareler gibi, o koridordan bu koridora gitmek zorunda kalacağız
Mucizelere inanır mısınız? İnanabilmek için aklınızın sınırlarının kalkması, olağan akan dünyanızın bir anda çözülmesi ve bir gerçek gibi sıkı sıkıya sarılı olduğunuz dünyanın aslında rasyonel aklınızla kavradığınızdan çok daha farklı bir dünya olduğunun farkına varmanız gerekir. Ben inandım, bu alacakaranlık kuşağından geçtim ve hâlâ geçiyorum. Aslında bu süreç ne bir anda gerçekleşti ne de sadece bilinçli seçimlerin ürünüydü. Sanki yüksek bir çağlayana doğru sürüklenen bir sandal içinde aktım, ona doğru yöneldim doğal biçimde. Çağlayanla birlikte aşağı doğru kendiliğinden zahmetsizce aktım, akıyorum...
Hayatınızda kimi olaylar vardır, önce gizli gizli işaretler verir. Aslında her olay bir dizi başka olayın tetikçisidir; ilk başlarda sanki birbiriyle ilişkisi yokmuş gibi görülebilir ama sezgi sahibi kişiler kendi derinliklerinde neler aktığını bilir ama dillendiremeyebilirler, ta ki çağlayanın eşiğine gelinceye kadar. Kimi zaman bu işaret bir kitap olabilir ya da arkadaşlarınız veya ilginç karşılaşmalar. Olaylar birbirini, kişiler birbirini tetikler. Tıpkı Sare'nin de beni tetiklediği gibi.
Bundan 10 yıl önce bana astroloji hakkındaki düşüncelerimi sormuş olsaydınız, tüm bilgi birikimimle size, sadece bu dünyaya ait, ayakları yere basan, psikolojik ağırlıklı bir tanım yapardım. 1997'de Faculty of Astrological Studies'den diploma aldıktan sonra, astrolojinin tarihsel kökleri, bu kadim bilginin köşe başlarında oturan astrologlar ve uyguladıkları pek çok teknikle ilgilenmeye başladım. Aslında tüm bu uğraşlar doğal olarak bana yeni kapılar açmaya başladı ve son yıllarda astrolojiyi evrendeki yaratıcı zekanın, yaratıcının sembolik bir dizaynı olarak görmeye başladım. İlmek ilmek işlenen bu hazırlık beni ruhsal konularla ilgili çalışmalar yapan Sare ile tanışmaya götürdü.
Yüksek bir amaca hizmet etmeliyiz
Sare ruhsal gelişimini üst düzeylere taşımış bir insan. Onunla sohbetimde, deneyimlerini aktarırken, kendi durumumun da aydınlandığını fark etmeye başladım. Astrolojiyi ilişkiler, para kazancımız ya da kariyerimiz gibi dünyevi, günlük streslerimiz dışında görmemiz gerektiğini yeniden keşfettim. Kendi ruhsal gelişimimiz yönünde gitmedikçe, labirentte bir parça peynirin peşinden koşan fareler gibi, o koridordan bu koridora gitmek zorunda kalacağımızı anladım. Eğer astroloji bizler için bir "iyilik" olarak kullanılacaksa, çok daha yüksek bir amaca hizmet etmeli. Farkında olmadan maddi dünyanın çok daha fazlasını yaşıyoruz. Son derece sönük, varla yok arasında da olsa bu ışığı görebildiğimiz anda, peynire değil, ona doğru yönelmemiz, çok daha yukarılara bakabilmemiz gerekir. Bu yazıyı nasıl bitirebileceğimi bilmiyorum ama size Prof. Toshihiko Izutsu'nun "Ibn Arabi'nin Fusüs'undaki Anahtar Kavramlar" kitabından, Ibn Arabi'nin kendisinden bir alıntı yapmak istiyorum.
"Alem bir vehimden (kuruntu) ibarettir, onun gerçek bir varlığı yoktur. Bu ise 'hayal' ile kastedilen şeydir. Yani sen hayalinde zannetin ki bu alem kendi başına buyruk, kendi kendine oluşmuş bir gerçektir, mutlak Gerçek'ten (Hakk'tan) hariç bir varlıktır. Halbuki hiç de böyle değildir... Bil ki senin kendin de bir hayalsin, idrak ettiğin her bir şey ve 'bu ben değilim' dediğin her bir nesne de bir hayaldir. Şu halde bütün varlık alemi de hayal içinde hayaldir." (Fususü'l Hikem, Ibn Arabi, Kaşani tefsiri ve Henri Corbin, L'imagination Créatrice Dans Le Soufisme d'Ibn Arabi, Paris, 1958).
web: www.hakankirkoglu.com
Faks: 287 74 37
e-mail: hkirkoglu@superonline.com