PDA

Grafik Görünüm : Marduk



doktor
09-01-2005, 19:25
NASA'nın 2001 KX76 olarak katalogladığı gezegen) güneş etrafındaki 3657 yıllık her dönüşünde dünya'ya yakın olarak gelip geçerken dünya üzerinde türlü felaketlere sebep olmaktadır. Bunun diğer adı, Nibiru, Wormwood, Marduk, Nemesis, 10th Planet (l0. Gezegen), Celestial Quetzalcoat diye bilinir. Çapının 1200-1400 km olduğu belirtilen bu astroid, dünyamızda 2012 yılında felaketlere sebep olabilir mi? Ne dersiniz?



Nibiru'nun 32 ismi: Eski çağlardan itibaren astronomide Planet-X'in pekçok ismi mevcuttur. Sümerler gezegeni "12. Gezegen" veya "Nibiru" (geçen gezegen olarak çevrilebilir) olarak isimlendirmişlerdir. Babilliler ve Mezopotamyalılar 3 isim daha kullanmışlar: "Marduk", "Cennetlerin Kralı" ve "Büyük Cisim". Eski çağ yahudileri yıldızların arasındaki uzun yörüngesi sebebiyle ona "Kanatlı Dünya" demişlerdir. Mısırlılar iki isim kullanmışlar: "Apep" veya "Seth". Yunanlılar "Typhon" ismini koymuşlar ayrıca yazılı olarak çok sık geçen "Nemesis" ismini de kullanmışlardır. Diğer eski uygarlıklar "Göğün Lordu Şiva" ve "Yıkım Tanrısı" ismini kullanmışlar. Eski Çin halkı "Gung-gung", "Büyük Siyah" veya "Kızıl Ejder" ismini kullanmışlar. Finikeliler "Büyük Phoenix", Yahudiler "Yahweh", Mayalar "Göksel Quetzalcoatl" veya "Tzoltze ek'". Nibiru Latince "Lucifer" olarak kullanılmış. İncil'de 8:10-12 kısmında "Wormwood" olarak geçer. Diğer isimler ise: "Kırmızı veya Mavi Yıldız". Ramala'da "Fiery Messenger" olarak geçer. "Büyük Yıldız" olarak İncil'de sözü edilir. "O'nun Yıldızı" olarak Edgar Cayce değinmiştir. "Büyük Kuyrukluyıldız" ve "Kıyamet Kuyrukluyıldızı" olarak Grail'in mesajında geçer. İlk çağlara ait ingiliz yazılarında "Shipton Anne", "Kızgın Ejder" olarak geçer. Güneş Sistemimizle ilgili en son bilgilere göre "X", "10. Gezegen" olarak isimlendirilmiştir. NASA tarafından "2001KX76" ismi verilmiş, bu isim daha sonra "Ixion" olarak değiştirilmiştir.

Nibiru, Wormwood, Marduk, Nemesis, 10th Planet, Celestial Quetzalcoatl

Teorilere göre 10. gezegen denen Nibiru (NASA'nın 2001 KX76 olarak katalogladığı gezegen) güneş etrafındaki 3657 yıllık her dönüşünde dünya'ya yakın olarak gelip geçerken dünya üzerinde türlü felaketlere sebep olmaktadır. Bu seferki geçiş ise çeşitli kaynaklara göre 2012 yılında gerçekleşecektir. Güneş sistemimizdeki elemanlar olarak Zecheria Sitchin Güneş'i ve Ay'ı da cisim olarak ele aldığında 11 cisim söz konusu olmaktadır. Nibiru'yu bu sisteme eklediğinde Sümer tabletlerini çeviren Sitchin'e göre 12 sayısına ulaşılmaktadır. Güneş ve Ay'ı saymazsak 9 gezegenden oluşan güneş sistemimizde Nibiru 10. Gezegen olmaktadır. Zecheria Sitchin'in kitabında anlatılan 12. Gezegen ile bugün tartışılan 10. Gezegen aynı gezegendir. Son zamanlardaki, Güneş sistemimizdeki gezegenlerin parlaklıklarındaki artış, Jüpiter'in uyduları ile arasında iyonize bir bağlantı oluşması, gezegenlerin manyetik çekim güçlerindeki artış ve değişimler, Jüpiter, Uranüs ve Neptün atmosferlerindeki sıradışı değişiklikler dünya üzerinden teleskoplarla izlenmektedir. Son aylarda tüm dünya'da görülen atmosferik anormallikler ve çeşitli büyüklükteki depremlerin yoğunluk kazanması ile ilgili açıklamalar 10. gezegenin gelişi ile ilgilidir. Pioneer 10 ve 11'in dünyada'dan uzaklaşma hızlarındaki azalmaların da 10. Gezegen etkisi ile olduğu ileri sürülmektedir. Gezegenin gelişi ile ilgili Internet'ten toplanan bilgiler bu sayfada toplanılmaya çalışılmıştır.

Neler oldu?
1976: Zecheria Sitchin'in 12. Gezegen kitabı piyasaya çıktı.
1979: Zecharia Sitchin'in kitabının piyasaya çıkmasından 3 yıl sonra Amerikan Astronomi Birliği "Planet X" projesini başlattı.
1981: Pluto'nun yörüngesinde saptanan düzensizlikler üzerine 10. gezegenin var olup olmaması üzerine araştırmalar başlatıldı.
1982: NASA resmi olarak 10. gezegenin varlığını kabul etti.
1983: Nibiru NASA'ya ait IRAS (Infrared Astronomical Satellite) uydusu ile 10. gezegen ilk defa görüldü
1992: Kuiper Kuşağı üzerinde ilk çalışmalar David Jewitt ve Jane Luu tarafından Hawaii Üniversitesinde başlatıldı. O tarihten günümüze değin Kuiper Bölgesinde 400 kadar nesne saptandı.
1998: 1970'li yılların başında gönderilen uzay araçlarının uzaklaşma hızlarındaki azalmalar dikkat çekti (Pioneer 10, Pioneer 11). 90'lı yılların başında bunun nedeni anlaşılamadı. Bu sene ise bunun 2001 KX76'nın çekim gücünden kaynaklandığı öne sürülüyor.
2000: NEOS (Near Earth Objects) projesi kapsamında 2001 KX76 dahil olmak üzere dünya yaşamını tehlikeye sokabilecek olası cisimler üzerinde çalışmalar başlatıldı.
Şubat 2001: Kuiper Kuşağı çevresinde dolanan CR105 isimli kuyrukluyıldızın yörüngesindeki belirgin düzensizlikler üzerinde çalışmalar başlatıldı. Düzensizliklere orada büyük bir gezegenin sebep olacağı sonucuna varıldı.
4 Nisan 2001: Gezegen, Arizona Lowell Gözlem Merkezince 2001 KX76 olarak Robert Millis ve arkadaşları tarafından resmi olarak kataloglandı.
7 Ocak 2001: İsviçre'deki Neuchatel gözlem evinde de gözlendi. Bilimadamları keşiflerini basına duyurduktan bir hafta sonra haberin asılsız olduğunu belirttiler.
11 Nisan 2001: National Optical Astronomy Observatory (NOAO) tarafından 10. gezegen, Trans Neptunian Object (TNO) 28976 = 2001 KX76 olarak onaylandı.
23 Ağustos 2001: ESO 2001 KX76'nın Ceres'ten daha büyük olduğunu duyurdu.
2001: Deep Ecliptic Survey isimli proje kapsamında Nibiru'nun ilk dijital resimleri çekildi (Tucson yakınlarındaki (AZ) Kitt Peak Ulusal Gözlemevi ve Şili'deki Cerro Tololo Inter-American Gözlemevi).
2001: Nibiru'nun albedosu, rengi ve diğer özellikleri 6.5-metrelik Magellan Teleskopu ile Las Campanas'taki gözlemevinde (Şili) saptandı (Magellan Instant Camera (MagIC).
2003: 10. Gezegenin yaklaşmasının etkisiyle dünyanın her tarafında çeşitli büyüklüklerde depremler olmaya başladı. Can kaybına yol açmayan hafif depremlerin sayıları artmaya başladı.
2003: 1980'li yılların ortalarından itibaren meydana gelen Güneş'teki anormallikler sebebi anlaşılamamıştı. Nibiru'nun etkisi ile Güneş'teki değişiklikler dünyadaki tüm güneş gözlemevlerinde ve uzaydaki SOHO uydusu ile incelenmeye başlandı.
17 Nisan 2003: 2001 KX76'nin ismi “Ixion” olarak değiştirildi.
15 Mart 2004: NASA, Kuiper kuşağında yeni bir büyük cisim saptadığını duyurdu. 2003 VB16 olarak kataloglanan bu yeni cisme SEDNA ismi verildi.


Neden 12. ya da 10. gezegen deniyor? Madem Güneş Sistemimizde 9 Gezegen var Nibiru'nun 10. Gezegen olması gerekmiyor mu?
1. Merkür
2. Venüs
3. Dünya
4. Mars
5. Satürn
6. Jüpiter
7. Uranus
8. Neptün
9. Pluto
10. ?
11. ?
12. Nibiru
1. Merkür
2. Venüs
3. Dünya
4. Mars
5. Satürn
6. Jüpiter
7. Uranus
8. Neptün
9. Pluto
10. Nibiru
Sayıların değişmesinin sebebi Güneş'i ve Ay'ı da dikkate alıp almamak yüzünden.

doktor
09-01-2005, 19:27
.: 2003 mü 2012 mi?
Maya takviminin sonu olan 21 Aralık 2012, bazılarına göre Gregoryen takviminde Mayıs 2003'e tekabül ediyordu. Bu konuda iki görüş vardı. Şu an 2012 görüşü elde kaldı sadece.



.: Dünya'nın uydusu Ay, Asterod Kuşağı ve Satürn'ün halkasının kökeni nedir? Pluton'un yörüngesi diğer gezegenlerden neden farklı?
Sümer tabletlerindeki bilgilere göre "AB.ZU" ismindeki ilk sistemde sadece Güneş ve 4 grup gezegen vardı. Gruplarda toplam 8 gezegen vardı. Yani "AB.ZU" ismindeki ilk Güneş sisteminde toplam 8 gezegen vardı. Bunlar:
Grup 1. Merkür ve Tiamat (Maldek)
Grup 2: Venüs ve Mars
Grup 3. Jüpiter ve Satürn
Grup 4. Uranüs ve Neptün

Tiamat (Maldek) yok edildi. Tiamat'ın yarısı Dünya'mızı diğer yarısı asteroid kuşağını oluşturdu. Bugünkü asteroid kuşağını oluşturan parçalar bir zamanlar Tiamat'a (Maldek) aitti. Maldek, Galaktik Federasyon tarafından 18 milyon yıl önce neden yokedildi? Çünkü Maldek (Tiamat) üzerindeki yaşayan reptoid/dinoid (ejder) uygarlığı tehlike arz ediyordu. Bu medeniyeti ortadan kaldırmak için Maldek (Tiamat) yokedildi. Daha ayrıntılı açıklama:

Gezegenlerin dönüş yönlerinin aksi yönden 4 uydusu ile birlikte gelen Nibiru (Marduk) ilk önce Neptün ile karşılaştı. Çekim gücü ile onun yüzeyini tümsekleştirdi ve sonunda bu tümsek o kadar büyüdü ki gezegenden koptu. Böylece Neptün'ün uydusu Triton oluştu (Triton tüm gezegenlerin tersi yönünde döner). Daha sonra Nibiru Uranüs'e yaklaştı ve çekim kuvveti ile onun kendi etrafındaki dönüş eksenini eğdi ve ayrıca çekim kuvveti ile Uranüs'ün 4 tane uydusunun olmasına yolaçtı. Bu uydulardan üçünü Nibiru kendisi aldı ve geride Triton'u olduğu gibi bıraktı. Böylece Nibiru'nun 4+3 yedi uydusu oldu. Nibiru Jüpiter ve Satürn'e yaklaşarak Güneş ekseni etrafındaki yörüngelerini çarpıttı. O anda Satürn'ün yörüngesinde bulunan Satürn'ün uydusu Gaga, Nibiru'nun etkisi ile Satürn'den uzaklaştı ve bugünkü Plüto halini aldı (Plüto'nun bugünkü yörüngesindeki anormallikler ve diğer gezegenlerin yörünge düzlemi ile olan büyük fark). Nibiru'nun izlediği daha sonraki yolun üzerinde bulunan Jüpiter'in çekimi sebebi ile Nibiru, 11 uydusu olan Tiamat'a çok yaklaştı ve Tiamat çekim kuvvetleri ile ikiye bölündü. Bu olay öncesi Tiamat son derece sulak bir gezegendi (Asteroid kuşağındaki şu andaki donmuş bol miktarlardaki buz). Ayrıca Nibiru'nun yörüngesindeki 7 uydunun tamamı Tiamat'a çarptı. Küçük parça çekim kuvvetleri ile paramparça oldu ve diğer buz vs. parçalarla birlikte çarpışma sonrasında Güneş'e doğru çekildiler ve bir kısmı Güneş'e düşerek yokoldu ama bunların büyük kısmı ise Güneş'e düşmeyip bugünkü asteroid kuşağı bölgesinde (Bir zamanlar Tiamat'ın yörüngesinin olduğu yerde) bir araya geldiler. Böylece bugünkü Asteroid kuşağını oluştu. Büyük parça (Gaia) ise Güneş etrafında yeni bir yörüngeye oturdu ve bugünkü Dünya'mızı oluşturdu. Tiamat'ın bu çarpışma öncesi 11 uydusu vardı ve bunlardan en büyüğü olan Kingu Dünya'nın uydusu Ay olacak şekilde Dünya'nın yörüngesine düzgün bir şekilde kondu (Ay'ın fiziksel ve elemental yapısı Dünya ile uyuşmamakta). Yani bugünkü uydumuz Ay bir zamanlar Tiamat'ın uydusuydu. Titius-Bode kanununa göre bugünkü asteroid kuşağının bulunduğu yerde bir zamanlar Tiamat gezegeni vardı. Nibiru, Tiamat'ın 7 uydusunu alarak yoluna devam etti.

Asteroid kuşağındaki parçalar bugün bir araya gelseler bir gezegeni oluşturacak çoklukta değiller. Ayrıca Jüpiter'in varlığı da bunların bir araya gelip bir gezegen oluşturmasını engelliyor (çekim kuvvetleri sebebiyle). Bunlar aynen Nibiru'nun aksi yöndeki dönüşü ile aynı yönde olmak üzere Mars ile Jupiter arasındaki boşlukta kaldılar ve bir kuşak oluşturdular. Bu parçaların bir kısmı Satürn tarafından da yakalandı ve Satürn'ün bugünkü bilinen kuşağının bir kısmını oluşturdu (diğer parçalar Nibiru'nun çekimi ile yüzeyinden kopanlar).

Günümüzde Mars ile Jüpiter arasında yer alan ve bir zamanlar Tiamat'a (Maldek) ait olan materyalden oluşan asteroid kuşağı sınır alınarak İç Güneş Sistemi ve Dış Güneş Sistemi olarak güneş sistemimizi gruplandırdık. Buna göre Güneş ile Asteroid kuşağı arasındaki iç güneş sisteminde sırası ile Merkür, Venüs, Dünya ve Mars olmak üzere 4 gezegen; Asteroid kuşağından itibaren de Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün, Plüto ve Nibiru olmak üzere 6 gezegen (dış güneş sistemi) toplam 10 gezegen bugünkü güneş sistemini oluşturdu. Tüm bu olayların sonunda Nibiru (Marduk) 3600 küsur yıllık basık elips şeklindeki yörüngesini takip etmeye başladı.

.: Böylece Güneş sistemimizle ilgili cevaplanamayan aşağıdaki sorular SÜMER tabletleri tarafından cevaplanmış oldu:
1. Triton'un dönüş yönünün gezegenlerinin dönüş yönüne ters dönmesinin nedeni
2. Asteroid kuşağının kökeni
3. Asteroid kuşağında bulunan bol miktarda donmuş olarak bulunan buz'un kökeni
4. Asteroid kuşağını oluşturan kalıntıların dönüş yönünün gezegenlerin dönüş yönünün aksi yönde dönmesinin sebebi
4. Ay'ın (Kingu) kökeni
5. Dünya'nın kökeni
6. Satürn'ün halkaları
7. Plüton'un (Gaga) yörüngesindeki anormallikler
8. Satürn'ün halkalarının kökeni
.: Gezegenler ve Ay'ın kökeni ile ilgili bir çalışmayı buraya tıklayarak görebilirsiniz.
.: Güneş ve gezegenler (Güneş'imizin büyüklüğünü göstermek için hazırlanmış bir çalışma)
.: Güneş Sistemimizdeki gezegenler ve Nibiru'nun kendisinin orantılı olarak büyüklüğü ile ilgili bir çalışma



Ay'ın yapay olarak Dünya'nın yörüngesine yerleştirildiği söyleniyor?
Ay'ın dünya çevresindeki yörüngesinin mükemmele yakın bir daire olması (Güneş sistemindeki gezegen yörüngeleri hep elipstir), dünya'daki toprak elementleri ile uyuşmayan bir yapısı olması, dünya'nın dönüşü ile tam olarak aynı olarak kendi etrafında dönmesi (bu yüzden hep bir yüzünü görürüz), dünya ile mesafesinin normale göre çok yakında olması (güneş sistemimizde ve dışında gözlenen gezegenlerin uydularının hem bu büyüklükte hem de bu yakınlıkta olması) ve daha pek çok sebepten Ay dünya'nın çevresine yapay olarak yerleştirilmiştir deniliyor. Jüpiter'in uydusu Phobos'un ve Pluton'un da yapay olarak yerleştirildiği söyleniyor. Pekçok farklı kaynağa göre yapay bir uydu olan Ay'ın ve Phobos'un içinde bir uygarlık var. Bir zamanlar Satürn'ün uydusu olan Pluton'un Güneş sisteminizi gözlemek ve korumakla görevli bir karakol olduğu belirtiliyor. Pekçok kaynakta yazılanlara göre bu üçünün amacı Dünya'yı yakından izlemek ve kötü niyetli istilacılar gibi dışarıdan gelecek tehlikelere karşı korumak. Phobos ve Pluto gibi Nibiru'nun kendisinin de yapay ama çok büyük bir uydu olduğu belirtilenler arasında. Galaktik Federasyon tarafından Dünya'yı tehlikelere karşı korumak amacı ile yapay olarak yerleştirilmişlerdir bilgisi Internet'te pekçok yerde mevcut. Bunlardan dünyamıza en yakın konumda olan uydumuz Ay ise apayrı bir inceleme konusu. Gerek NASA'nın gerek astronotların birebir gözlemledikleri, gerek Dünya üzerinden teleskoplarla sürekli görülen Ay anomalileri (Ay üzerinde görülen ışıklı cisimler, büyük iş makinaları benzeri cisimler, görünüp kaybolan dev yapılar) hakkında çok fazla yazılmış kaynak mevcut. "Lunar Anomalies", "TLP" (veya "Transient Lunar Phenomena") anahtar kelimelerini kullanarak bunlara ulaşabilirsiniz.



AY'IN ÖZELLİKLERİ
Kütle (kg) 7.349e+22
Ekvator Çapı (km) 1,737.4
Ortalama Yoğunluk (gm/cm3) 3.34
Dünya'dan otalama uzaklığı (km) 384,400
Kendi etrafında önüş süresi (gün) 27.32166
Dünya etrafında dönüş süresi (gün) 27.32166
Ortalama Ay günü 29.53059
Yüzeyden kaçış hızı (km/saniye) 1.03
Orbital eccentricity 0.0549
Eksen eğimi (derece) 1.5424
Orbital inclination (derece) 5.1454
Ekvatordaki yerçekimi (m/sec2) 1.62
Ekvatordaki kaçış hızı (km/sn) 2.38
Albedo 0.12
Magnitude (Vo) -12.74
Yüzeydeki ortalama sıcaklık (gündüz) 107°C
Yüzeydeki ortalama sıcaklık (gece) -153°C
Yüzeydeki en fazla sıcaklık 123°C
Yüzeydeki en düşük sıcaklık -233°C



Ay olmasaydı ne olurdu?
Dünya bugünkü gibi olmazdı. Hayat bile olmazdı. Ay olmasa idi günler daha kısa olurdu. Şiddetli fırtınalar ve kasırgaların hiç kesilmediği bir dünya olurdu. Atmosfer bugünkü gibi olmazdı. Daha kalın bir atmosfere sahip olurduk. Ay olmasaydı, gel-git olayları %70 oranında azalırdı. Ay ışığında etkinliğini sürdüren canlılar gelişmezdi ve mevsimler olmazdı. Gel-gitler olamayacağı için Dünya'da yaşam oluşmazdı. Sadece Güneş'in varlığı ile olan mevsimler, rüzgarlar ve yağmurların var olduğu bitkilerden ibaret boş bir gezegen olurdu Dünya. Ay'ın varlığı yaşamı açıklıyor. Kadınların menstürasyonun 28 günlük bir periyotta olması da Ay'ın varlığı ile ilgilidir.



Nibiru'nun uyduları neyi ifade ediyor?
Başlangıçta 4 olan uydu sayısının şu an 7 kadar olduğu söyleniyor. Başka bir teoriye göre de uydumuz Ay bir zamanlar Tiamat'ın uydusuymuş. Ay'dan gelen ay taşlarının mineral kompozisyonunun dünyadakilerle hiçbirşekilde uyuşmaması, dünya'nın bu büyüklükteki bir uyduyu kendi başına yakalama şansının olmaması, dünyaya çarpan bir meteorun dünyadan kaldırdığı materyalin bir halka şeklinde dünyanın etrafında yörüngede birikmesi ve bu materyalin zamanla birleşerek Ay'ı oluşturduğu teorisinin geçerliliğini yitirmesi, Ay'ın dünya çevresindeki yörüngesinin elips olmayıp mükemmele yakın bir daire olması, dünya'ya hep aynı yüzünü gösterdiği için dünya'nın dönüşü ile (24 saat) kendi dönüşünün aynı olması (24 saat) gibi gerçekler kimilerine göre bu düşünceyi destekliyor. Nibiru'nun kendisi üzerinde hayat yok, zeki yaşam Nibiru'nun yüzeyinin altında ve uyduları üzerinde olduğu söyleniyor.



Nemesis Teorisi nedir?
Güneş'in görünmeyen karanlık (karadelik) ikizinden bahseder. İsmi Nemesis'tir. Bir elips'in iki odağı vardır. Bu teoriye göre Nibiru'nun elips olan yörüngesindeki odaklardan birisi Güneş, diğeri Nemesis'tir. Ayrıca Nibiru'ya Sümerler "Gelip geçip giden", Babil'liler ve Mezopotamya'lılar "Marduk, Cennetlerin kralı", Eski Yahudiler "Kanatlı dünya", Yunanlılar ise "Nemesis" demişlerdir.



Albedo nedir?
En basit anlatımıyla albedo, Güneş'ten gelen ışın ile gezegenin yüzeyinden uzaya yansıyan ışığın oranıdır. Bilinen en yüksek albedo dünya yüzeyinde kar'a aittir ve 1'e yakındır. Albedo'su sıfır olan bir yüzey karanlık demektir. Dünya'nın albedosu 0.38'dir. Albedo'nun daha teknik bir tanımı için buraya tıklayın.



Titius-Bode kanunu nedir?
18. yüzyılda Johann Daniel Titius and Johann Elert Bode gezegenlerin Güneş'ten uzaklıklarının belli bir orana göre olduğunu öngören bir kanun keşfettiler (1772). Onlara göre gezegenlerin uzaklıkları belli bir sırayı izliyordu. Onlara göre sıfır ile başlayan bu sayılar şu şekilde sıralanıyordu: 0, 3, 6, 12, 24, 48, 96, 192, 384, 768. Daha sonra herbir sayıya 4 ekleyip 10'a böldüler.

Gezegenlerin Güneş'ten uzaklıkları

Sonuç standart astronomik birim ile çakışınca da buluşlarını açıkladılar. Yıllar sonra başka türlü yaklaşımlarla gezegenlerin güneşe uzaklıkları için (daha çok keşfedilmemiş gezegenleri bulabilmek amacıyla) katsayılar buldular. Bunlardan en sonuncusu ise Fibonacci yaklaşımıdır. Titius-Bode kanunu duyurulduktan sonra bu dağılımlara göre dünyanın heryerinde gezegen avcılığı başlamıştı. Ayrıca Titius-Bode bu kanunu keşfettiklerinde Asteroid kuşağı, Uranüs ve Neptün daha keşfedilmemişti. 1781 yılında William Herschel Uranüs'ü ve 1801'de Giuseppe Piazzi Ceres'i, 1846'da Johann Galle Neptün'ü ve 1930'da Clyde Tombaugh Plüto'yu keşfettiklerinde bunların uzaklıklarının Titius-Bode kanuna uyduğu görüldü:

doktor
09-01-2005, 19:29
Titius-Bode Kanunu
Gezegen AU
(Astronomical Unit) Titius-Bode
Teorik Uzaklık Gerçek Uzaklık (km) Uydu
Sayısı Ekvator
Eğimi Kendi ekseni
etrafında
Dönüşü
(saat) Çap
(km)
Merkür 0,3871 0,3 57,910,160 0 2 1408 2439
Venüs 0,7233 0,7 108,205,680 0 177,3 5832 6052
Dünya 1 1 149,600,000 1 23,45 23,93 6378
Mars 1,524 1,6 227,990,400 2 25,19 26,42 3397
Asteroid Kuşağı 2,77 2,8 414,392,000
Jüpiter 5,203 5,2 778,368,800 >28 3,12 9,92 71490
Satürn 9,539 10 1,427,034,400 30 26,73 10,66 60268
Uranüs 19,19 19,6 2,870,824,000 21 97,86 17,24 25559
Neptün 30,06 38,8 4,496,976,000 8 29,6 16,11 25269
Plüto 39,48 77,2 5,906,208,000 1 122,46 153,3 1160
Planet X 1,541,483,008 2,306,800,000,000 7

Bazı Asteroidler: (parantez içerisindekiler kilometre cinsinden çapları):
Ceres (940), Vesta (576), Pallas (538), Hygeia (430), Interamnia (338), Davida (324), Cybele (308), Europa (292), Sylvia (282), Patientia (280), Euphrosyne (270), Eunomia (260), Bamberga (252), Juno (248), Psyche (246), Doris (246), Eugenia (244), Hector (232), Themis (228), Arethusa (228).

AU (Astronomical Unit, Astronomik Birim) = 149.598.000 kilometre (Dünya'nın Güneş'ten uzaklığı 1 AU ya da AB)



Nuh Tufan'ına sebep olan su nereden geldi?
Internet'te yer alan pekçok kaynağa göre çok uzun bir zaman önce dünyanın etrafında buz kristallerinden oluşmuş bir kuşak vardı. Bu kuşak sayesinde dünyada fırtınalar, mevsimsel anormaliler ve afetler görülmüyordu. Dünya'nın her yerinde ılıman bir iklim mevcuttu. Dünya'da cennete benzer bir yaşam sürülüyordu. Bu kuşağı bilinmeyen bir ırk inşa etmişti ve onu yerinde tutan enerji üreten yapılar dünyanın değişik yerlerinde gizlenmişti. Daha sonra bu yapıların birkaçının insanlar tarafından yokedilmesi ile buz kristallerinden olan kuşak dünyaya parçalar halinde düşerek büyük tufanı oluşturacak miktarda suyu meydana getirdi. Bugün Nuh Tufanı'nı meydana getirecek kadar bol miktarda suyun nereden geldiği ile ilgili pekçok görüş ortaya atılmaktadır. Enerji üreten yapılardan bazıları hala dünyanın çeşitli yerlerinde sağlam olarak bulunmaktadır iddiasını kanıtlamak amacıyla bunların yerleriyle ilgili pekçok araştırma yapılmış fakat başarısız olunmuştur. Bu kadar bol miktarda suyun bir anda ortaya çıkışı ile ilgili teorilerden birisi olan buz kristalleri kuşağı teorisi bu teorilerden birisidir. Küresel ısınma ile ilgili projelerden birisinde, kutuplardaki buzların tamamının eriyerek okyanus su seviyesini ne kadar yükselteceği ile ilgili çalışmalar yapılmıştı. Çalışmaların sonucunda yeryüzünün tamamını etkileyecek büyüklükteki bir tufanın meydana getireceği suyun yağan yağmurlarla açıklanamayacağı sonucuna varıldıktan sonra bu suyun nereden geldiği ile ilgili varsayımlar ileri sürülmüştü. Internet'te "canopy" ve "flood" anahtar kelimeleri ile bu konuda pekçok araştırmaya ulaşılabilmektedir. Virginia Essene'nin "Galaktik İnsan" kitabında bu kuşaktan bahsedilmektedir.



Uzayın derinliklerini gözlemlemek için yapılan teleskoplar neden çoğunlukla güney yarımkürede?
Güneş sistemimizin de içinde olduğu samanyolu galaksimizin merkezi ile ilgili çok merak var. Ayrıca, gökyüzündeki pekçok önemli nebula, galaksi vs. çoğunlukla güney yarımküreden izlenebiliyor. Hem galaksi merkezi hem de önemli gök cisimleri hep dünyanın güney yarımküresinden daha rahat izlenebildiğinden, çok büyük ebatta yeni bir teleskop (ya da gözlemevi) kurulacağı zaman bunun için genellikle uygun yer hep güney yarımküreden seçilir. Ama, hem havada toz olmaması, hem de berrak gökyüzü sebebi ile kuzey kutbunda ve kutba yakın yerlerde de teleskoplar kurulmuştur. Hubble ilk yörüngeye oturtulduğunda (merceğindeki hata giderildikten sonra) ilk iş olarak derhal güney yarımküredeki ilginç cisimlere kaçınılmaz olarak odaklanmıştır.


.: Birbirleri ile büyüklüklerine göre gezegenler ve Planet X [BluePoint için özel hazırlanmış büyük ebatta bir çalışma]
.: Güneş Sistemimizdeki Gezegenler ve Planet-X [BluePoint için özel hazırlanmış büyük ebatta bir çalışma]
.: Gezegenler ve Ay'ın kökeni ile ilgili bir çalışma [BluePoint için özel hazırlanmış büyük ebatta bir çalışma]
.: Foton kuşağı ile ilgili kısa bilgi
.: Nibiru ile ilgili çeşitli linkler

Resimleri orijinal boyutlarıyla görmek için Internet Explorer / Araçlar / Internet Seçenekleri / Gelişmiş kısmından "Otomatik resim boyutlandırmayı etkinleştir" seçeneğini iptal etmelisiniz.

Nibiru'nun 32 ismi: Eski çağlardan itibaren astronomide Planet-X'in pekçok ismi mevcuttur. Sümerler gezegeni "12. Gezegen" veya "Nibiru" (geçen gezegen olarak çevrilebilir) olarak isimlendirmişlerdir. Babilliler ve Mezopotamyalılar 3 isim daha kullanmışlar: "Marduk", "Cennetlerin Kralı" ve "Büyük Cisim". Eski çağ yahudileri yıldızların arasındaki uzun yörüngesi sebebiyle ona "Kanatlı Dünya" demişlerdir. Mısırlılar iki isim kullanmışlar: "Apep" veya "Seth". Yunanlılar "Typhon" ismini koymuşlar ayrıca yazılı olarak çok sık geçen "Nemesis" ismini de kullanmışlardır. Diğer eski uygarlıklar "Göğün Lordu Şiva" ve "Yıkım Tanrısı" ismini kullanmışlar. Eski Çin halkı "Gung-gung", "Büyük Siyah" veya "Kızıl Ejder" ismini kullanmışlar. Finikeliler "Büyük Phoenix", Yahudiler "Yahweh", Mayalar "Göksel Quetzalcoatl" veya "Tzoltze ek'". Nibiru Latince "Lucifer" olarak kullanılmış. İncil'de 8:10-12 kısmında "Wormwood" olarak geçer. Diğer isimler ise: "Kırmızı veya Mavi Yıldız". Ramala'da "Fiery Messenger" olarak geçer. "Büyük Yıldız" olarak İncil'de sözü edilir. "O'nun Yıldızı" olarak Edgar Cayce değinmiştir. "Büyük Kuyrukluyıldız" ve "Kıyamet Kuyrukluyıldızı" olarak Grail'in mesajında geçer. İlk çağlara ait ingiliz yazılarında "Shipton Anne", "Kızgın Ejder" olarak geçer. Güneş Sistemimizle ilgili en son bilgilere göre "X", "10. Gezegen" olarak isimlendirilmiştir. NASA tarafından "2001KX76" ismi verilmiş, bu isim daha sonra "Ixion" olarak değiştirilmiştir.

--------------------------------------------------

Sevgili Dostlarım,

Aşağıdaki yazıya göre, Marduk'un (KX76) capi = 1200-1400 km dir ve bir astroid'dir. Bu durumda Dünya ya yaklaştığı 2012 yılında büyük felaketler beklemek mümkün müdür?

memojoe
09-01-2005, 23:11
Bavullarınızı toplamaya başlayın :)

Sanırım 2012 ciddi anlamda yeni bir başlangıç olarak gibi görünüyor. Malum bilimsel olarak da 10. gezegen, sıklaşan felaketler, kutsal kitaplardaki bilgiler, birçoğu birbiriyle örtüşür gibi.

Bunun yanısıra takip edenleriniz var mı bilmiyorum, ama bir konu da son yıllarda oldukça sıklaşan UFO ve USO olayları.

Evrenin yasası ne diyor: Gelişmiş uygarlıklar gelişmekte olanlara yardım edecek. Tabii biz böyle onların kafasına taş atıp kovaladıkça ne kadar yardım edecekler bilemiyorum :D

Son birkaç günde okuduklarımdan, -birisi sevgili Bluerain'in infosundaki site, kadim uygarlıklar, ezoterizm, bir süredir bulabildiğim başmeleklerin gönderdiği aylık mesajlar vs. vs. (Buna dün akşam Şavaş Ay'ın programında tartışılan, bir kısmını incelediğim Bilgi Kitabı denen saçma şey dahil değil :) )- çıkan özet kısaca şudur:

21 Aralık 2012 tarihi, Altınçağ'a girilecek olan tarihtir. Bu tarihte 10. gezegenin gelişiyle birlikte, dünyanın manyetik alanları bir süreliğine değişiyor, yine buzullar vs. eriyor, bu arada dünyaya bir şeyler düşüyor -ki kur'an da da dünyaya fırlatılacak bir şeyden bahsediliyor-. Dünya 6 günlük bir karanlığa gömülüyor, yeni tufanlarla birçok kıta batıyor ve 6 gün sonunda dünya 1.5 milyar insanın hayatta kalacağı bir toplumla tertemiz, bilinci açık yeni bir cennet oluyor.

Bu karanlığa girilmeden önce, sevgili dünya dışı dostlarımızın ana gemisi yeryüzüne iniyor ve İsa inerek "Melabaa, ben döndüm" :flowers: diyor. Evrensel bilince sahip olanlar bu karanlık geçinceye kadar uyutularak dünya dışına götürülüyor ve her şey olup bittikten sonra yeni dünyaya bırakılıyor.

Bir de şu var ki, 2012'yi beklemeden, sanırım 2008 yılı civarlarında dünya dışı akıllı varlıkların toplu olarak sık sık dünyayı ziyaret edecekleri ve artık insanlığa kendilerini gösterecekleri söyleniyor.

Bu sıralar zaten dünyanın resmen çivisi çıkmış durumda. Gerçekten bir temizlik gerekiyor galiba, ne dersiniz? :)

Örneğin ABD'nin de bu varsayımlara katıldığı ve bu yüzden kıtası batacağı için şu an kendine yeni topraklar aramak üzere diğer ülkelere anlamsız sebeplerle savaş açtığı söyleniyor. Yani petrol, kimyasal silahlar filan bahane. Irkını devam ettirecek bir yer arıyor. Hoş ne ırk ama, Amerikalı diye bir şey yok ki zaten, toplama bir millet orası sonuçta, topu topu 200 senelik bir tarih geçmişleri var.

Bu yazı bitmez... :) Kısacası görünen, anlatılanlar bunlar gibi... Bakalım neler olacak :)

Sevgiler

arwen
10-01-2005, 15:34
burak eldem'in kitabında anlatığına göre çok tanrılı dinler zamnanında insanların çığrında çıktığı bir dönemde felaketler başlamış çok az bir insan kalmış dünya yüzünde şu anda dünyanın durumuda farklı değil hani... :angry:
ayrıca olan felaketlerde yer yüğzünde diğerlerine göre daha az zarar gören yer ise türkiyenin doğusundan itibaren orta asya olarak anlatılıyor... :rolleyes: amerikanın yaptığı savaşların altında böyle bir şey yatıyor olabilir.
ben buna inanıyorum açıkçası tarihteki yazıtlarda insanlar bundan bahsetmişler en çok dikkatimi çeken şeyse mayaların kullandığı kırmızı gezegen olmuştu.
marduk etkileri yaklaşık 10 yıl önce başlayıp geçip gittikten 10 yıl sonrada devam ediyormuş kesin rakam değil ama yaklaşık değerleri böyleymiş. bakacak olursanız son 1 yıl içindeki olaylara bunları zaten gözle görmekte mümkün şu anda.
normal şartlarda dünyada yılda bir kere 8 üstü beprem oluyor busene 48 saat içinde ve bundan 3ay önce 8 üstü 3 deprem oldu birinde olan olayları medya sayesinde çok yakından gördün bu daha bitmedi sadece başladı. ne yapılabilir bilinmez doğa karşısında ama olaylar normal değil.

sevgiyle kalın