PDA

Grafik Görünüm : 31.07.2006



Manga
31-07-2006, 14:51
Artık Duygu da yok

Selçuk YAŞAR/İSTANBUL

http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1939637.jpgTürkiye’de kadın hareketinin öncülerinden gazeteci-yazar Duygu Asena, dün saat 04.45’te tedavi görmekte olduğu VKV Amerikan Hastanesi’nde, beyin tümörüne bağlı solunum durması nedeniyle yaşama gözlerini yumdu. Asena için salı günü saat 10.00’da Vatan Gazetesi’nde, saat 11.00’de de Atatürk Kültür Merkezi’nde tören düzenlenecek. Asena’nın cenazesi, öğle vakti Teşvikiye Camii’nde kılınacak namazın ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

DUYGU Asena’nın doktoru ve arkadaşı Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşe Fidan Baturalp, basına "Tümörle yaşam süresi yaklaşık dört aydı. Fakat Duygu Hanım umudunu ve inancını kaybetmediği için mucizevi bir şekilde iki yıl yaşadı. Öldüğünde yanında ablası İnci Asena ve yeğeni Berfu Çapın vardı" açıklamasını yaptı. İnci Asena, önceki gün de aynı hastanede tedavi gören eski eşi ve kızının babası Halit Çapın’ı kaybetmişti.

KADININ ADI YOK

Türkiye, Duygu Asena’yı feminist düşüncenin ateşli savunucusu olarak tanıdı. Asena, köşe yazılarında ve kitaplarında sürekli kadın haklarını gündeme getirdi. Adı bir özdeyiş haline gelen "Kadının Adı Yok" kitabı, 1987’de yayımlandı ve bir yılda 40 baskı yaptı. 40’ıncı baskı sırasında Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu tarafından muzır bulunarak satışı yasaklanan kitap, mahkemede aklandı ve 53 baskıya ulaştı. Almanca, Hollandaca ve Yunanca’ya çevrildi. Yunanistan’da "best seller" oldu. Kitap, filme çekildiğinde de gişe rekoru kırdı.

Asena’nın ikinci kitabı "Aslında Aşk Da Yok", "Kadının Adı Yok"un devamı niteliğindeydi. 36 baskı yaptı, Almanya, Hollanda ve Yunanistan’da yayımlandı. 1992’de yayınlanan "Kahramanlar Hep Erkek" adlı 14 öyküden oluşan üçüncü kitabı ise 18 baskı yaptı. Asena, Kadınca Dergisi’ndeki yazılarını "Değişen Bir Şey Yok" adıyla 1994’te kitaplaştırdı. Gazete bayiilerinde de satılan kitap ilk hafta 70 bin sattı. Beşinci kitabı olan "Aynada Aşk Vardı" 4 ayda 12 baskı yaptı. Asena’nın ölüm haberini, AP ve AFP ajansları dünyaya "Türk kadın hakları savunucusu öldü" başlığıyla duyurdu.

O BİR SİMGEYDİ

Duygu Asena’nın vefatı CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı derinden etkiledi. Baykal "Cumhuriyeti savunmak, kadın hakkı ile kadınlarımızın özgürleşmesi mücadelesini artık Duygu’suz vereceğiz" dedi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç de şunları söyledi: "Duygu Asena, kadın sorunları konusunda simgeleşmiş ve ilk akla gelen gazetecilerden biriydi. Kendisine ve kadına bakış açısına yönelik haksız eleştiriler, onu inandıklarından geri döndürmedi. Sağlık sorunları bile onun dik duruşunu engelleyemedi. Duygu Asena’nın kaybıyla, basın dünyasında doldurulması zor bir boşluk daha oluştu."

Gazeteciliğe Hürriyet’te ’Şirin’ imzasıyla başladıhttp://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1939639.jpg

Duygu Asena, 19 Nisan 1946’da İstanbul’da doğdu. Kadıköy Özel Kız Koleji’ni ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Pedagoji Bölümü’nü bitirdi. İki yıl pedagog olarak çalıştı. 1972 yılında Hürriyet’te gazeteciliğe başladı. Yazılarında "Şirin" imzasını kullandı. Ayrıntılı Haber Gazetesi’nde muhabirlik yaptı. 1976-78 yılları arasında Man Ajans’ta metin yazarıydı. 1978’de Gelişim Yayınları’nda çalışmaya başladı. Kadınca ile birlikte Onyedi, Ev Kadını, Bella Bayan, First gibi pek çok dergiyi yönetti. Bu dönem içinde Söz, Sabah, Güneş, Milliyet, Cumhuriyet ve Vatan gazetelerinde köşe yazarlığı, yöneticilik ve röportaj yazarlığı yaptı.

Hastalığı okurlarına kendisi duyurmuştu

Duygu Asena, teşhis konulduğunda, Vatan Gazetesi’ndeki köşesinde hastalığını okurlarına şu yazıyla duyurmuştu: "Bir gün birisi size, o birisi bir doktordur elbette, beyninizde bir şeyler olduğunu söyleyebilir. Evet bir beyin MR’ı çektirmişsinizdir ve beyninizde bir şeyler vardır. İşte o andan itibaren hayatınız tamamen değişecektir. Mesela beyninizdeki o şeye biyopsi için girip, bir lokmacık şey alıp baksınlar mı, yoksa ciddi bir ameliyat gibi girip ne varsa alsınlar mı? Buyurun bakalım, bu kararın ne kadar ciddi olduğunun farkındasınız herhalde."

Sövdürme kız beynindeki tümörlere!..

Önceki gün yaşama veda eden Türk basının en sevilen kalemlerinden Halit Çapın, Duygu Asena’nın eski eniştesiydi. Çapın, Duygu Asena’nın hastalığına karşı verdiği mücadeleyi 25 Eylül 2005 tarihli Takvim Gazetesi’ndeki köşesinde "Sıçra Gel Kız Duygu" başlıklı yazısıyla dile getirmişti. Halit Çapın, duyguların bütün tellerinde ustaca dolaşan kalemiyle şunları yazmıştı:

"Sıçra gel kız Duygu!.. İhalelere girip sana şaraplar alayım... Hamamcı Faris’e söyleyeyim, sana Cunda’dan ıstakozlar, denizkestaneleri, deniz börülceleri, papalinalar getireyim...

Yine güldü kıkır kıkır... Şimdi bekliyorum, Duydu, İnci, Berfu koalisyonu bana gelecekler... Son sevgilisi de yanında olursa hiç beis yok... Hey kızımın kızıl saçlı "Duydu"su... Benim eski baldızım; "Balkızım"... "Kadının adı yok" bir yerlerde duradursun... Sen hallet bakalım şu hastalığını... Hadi bekliyorum kalk gel... Sövdürme beynindeki tümörlere!.."



*****
Yeter artık yaa!!!Ne zaman olucaz biz! Ne zaman! :doh:
Bu haberi buraya koymam gerekiyordu.. Görüntüler için üzgünüm..Canlar gidiyor..Her 3 saniyede bir çocuk ölüyor dünyada..Hepimiz birimiz birimiz hepimiz içinken, birbirimize ne kadar düşmanız..İnsan isyan etmeden çok zor duruyor. Dünya ne yapsın bu durumda? !
Katliam



http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1941043.jpgİsrail’in dün Lübnan’ın Kana köyüne hava saldırısında, 37’si çocuk en az 60 sivilin can vermesi dünyanın sabrını taşırdı. Lübnan’daki ölü sayısı 750’ye çıktı. İsrail’e kınama yağıyor. Lübnan, İsrail’in "savaş suçu" işlediğini söylüyor ve ateşkes istemeyen ABD’yi katliamdan doğrudan sorumlu tutuyor. Olay üzerine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acilen toplandı.

ABD fena sıkıştı: İsrail’den Lübnan’a geçecek olan ABD Dışişleri Bakanı Rice, Kana’daki katliamın ardından Beyrut’tan "Buraya gelme" mesajı aldı ve ziyaretini iptal etti. Ortadoğu’daki misyonu tehlikeye düşen Rice "Ateşkes zamanı geldi" dedi, ancak "acil" demekten kaçındı.

Üzgünüz ama, suçlu Hizbullah: İsrail sivil ölümlerden ötürü üzgün olduğunu açıklasa da, sorumluluğu sivil yerleşimlere silah yerleştiren Hizbullah’a yükledi. Ateşkes için acelesi olmadığını da ilan eden İsrail, 10-14 günü daha ihtiyaçları olduğunu Rice’a bildirdi.

İSRAİL’in, Hizbullah’a karşı Lübnan topraklarında sürdürdüğü operasyonda dün 60 sivilin birden can vermesi, http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1939570.jpgdünyada ABD ile İsrail’e yönelik öfkeyi doruk noktasına çıkardı. Lübnan, 12 Temmuz’da başlayan operasyonda tam 750 kişinin öldüğünü açıklarken, dünkü katliam üzerine BM Güvenlik Konseyi acil toplantı kararı aldı. Lübnanlı bir milletvekili, Kana köyüne yönelik hava saldırısında ölen 37’i çocuktan 15’inin fiziksel veya zihinsel engelli olduğunu belirtti.

Saldırının ardından Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora, "İsrail savaş suçu işliyor" dedi ve dünya kamuoyuna derhal ateşkes sağlanması çağrısında bulundu. Lübnan Cumhurbaşkanı Emil Lahud ise dünkü katliamdan, "ateşkes için erken" politikası izleyen ABD’yi doğrudan sorumlu tuttu.

Lübnan Başbakanı Sinyora, cumartesi günü İsrail’de Başbakan Ehud Olmert ile yemek yedikten sonra dün Beyrut’a geçmesi beklenen ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’a "Buraya gelme" diye mesaj gönderdi. Rice da, Kana’daki masum sivillerin ölümünden ötürü büyük üzüntü duyduğunu belirterek, Beyrut’a gitmeyeceğini söyledi ve ilk kez "Artık ateşkes zamanı geldi" diye konuştu. Ancak "ivedilikle" sözcüğünü sarf etmekten kaçındı.

Dünkü olay, Rice’ın Ortadoğu’daki barış misyonunu zora soktu. Lübnan Başbakanı Sinyora, koşulsuz ateşkes http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1939572.jpgolmadan ve katliamla ilgili soruşturma açılmadan hiçbir şekilde görüşme yapılmayacağını söyledi ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ı telefonla arayarak, Güvenlik Konseyi’ni acil toplantıya çağırdı.

12 Temmuz’da başlayan Lübnan operasyonu için ABD’den tam destek alan İsrail ise Kana’daki felaketten ötürü üzgün olduğunu açıklasa da, "Fakat esas sorumlu silahlarını sivil yerleşimlere yığan Hizbullah’tır" dedi. BM’nin, insani yardım için 72 saatlik ateşkes önerisini reddeden İsrail, ateşkese toptan karşı. Ancak İsrail ordusu, kanlı Kana saldırısıyla ilgili soruşturma başlattı.

İsrail Başbakanı Ehud Olmert, İsrail’in ateşkes için acelesi olmadığını belirterek, "Olaydan ötürü derin üzüntü duyuyoruz. Ancak biz bölgedeki sivilleri, evlerini terk etmeleri için uyarmıştık. Herşeye rağmen Hizbullah’a karşı operasyona devam edeceğiz" dedi. Olmert, Kana’daki sivillere yardım ulaştırılmasında işbirliği sözü de verdi.

Hz. İsa’nın suyu şaraba çevirdiği köy KANAhttp://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1939574.jpg

Bir rivayete göre Hz. İsa’nın suyu şaraba dönüştürdüğü yer olan Kana köyü, daha önce de İsrail saldırısına hedef olmuştu. İsrail, 1996’da da BM üssünü bombalamış, 105 kişi ölmüştü.

Çıplak ellerle enkaz kazıyorlar

Sur kenti yakınlarındaki Kana köyüne yönelik dünkü İsrail hava akınında en az 60 kişi enkaz altında kaldı. Yardım ekipleri, çıplak elleriyle enkazı kazarak cesetleri çıkardılar.:closedeyes:


***Dünyadan öfke yağıyor



İsrail’in Kana köyündeki katliamı dünyada büyük infial yarattı. Hatta ABD’nin en yakın müttefiki İngiltere’den bile kınama geldi. Başbakan Tony Blair, "Bu durum kesinlikle böyle süremez. BM’den ateşkes kararı çıkarıp çatışmaları durdurmalıyız" dedi.

Annan: Korkunç katliam

BM Genel Sekreteri Annan, olayı "korkunç bir katliam" diye tanımlarken, temsilcisi aracılığıyla Kana’da sivillerin ölümünü kınadı; "Bu trajik olay, derhal ateşkes gerektiğini göstermiştir" dedi.

Fransa: Adaletsiz eylem

Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, masum sivillerin ölümünden ötürü İsrail’i kınadı ve derhal ateşkes istedi. Dışişleri Bakanı Philippe Douste-Blazy, ateşkesi reddettiği için ABD’yi eleştirdi. Fransa’nın, BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu karar tasarı, "Lübnan’da acil ateşkes ilan edilmesini, ülkenin güneyinde oluşturulacak tampon bölgeye uluslararası güçlerle Lübnan ordusunun yerleşmesini" içeriyor.

AB: Mazeretleri yok

AB Komisyonu da Kana’daki katliamı kınadı ve dış politika şefi Javier Solana, "Hiçbir mazeret bu eylemi meşru gösteremez" dedi.

Türkiye: Şiddetle kınıyoruz

Ankara, saldırıda masum insanların ölmesinden "derin üzüntü" duyulduğunu belirterek, saldırıyı şiddetle kınadı. Dışişleri Bakanlığı, "bir an önce ateşkes yapılması" çağrısı yaptı.

Mısır: İsrail sorumsuz

Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek, İsrail’i kınadı ve "sorumsuzlukla" suçladı.

Ürdün: Çirkin bir suç

Kral Abdullah, İsrail’in çirkin bir suç işlediğini, bütün uluslararası kuralları ihlal ettiğini belirterek derhal ateşkes istedi.

Suriye: Devlet terörizmi

Devlet Başkanı Beşar Esad, "Kana’daki olay saldırganın barbarlığını göstermiştir. Dünyanın gözleri önünde devlet terörizmini sürdürmektetir" dedi.

Chavez-İran: Terörizm ve faşizm

Tahran’da bulunan Venezüela Devlet Başkanı Hugo Chavez, İsrail’i Filistin ve Lübnan’a karşı terörizm ve faşizm uygulamakla suçladı. İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad da, "İsrail bu gibi eylemlerle kendi sonunu hazırlıyor" dedi.


***Şimdi de seksomniyak hastalığı yaygınlaşıyor

Kasım CİNDEMİR/WASHINGTON

http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1938794.jpgABD’de yaygınlaşan "seksomniyak" hastalığı, giderek adından daha çok söz ettirmeye başladı. Uyurgezerlik gibi bir rahatsızlık olan seksomniyak hastası bir kişi, uzmanların belirttiğine göre "yürür gibi seks de yapıyor". ABD’de bazı tecavüz vakalarında bu hastalık dikkate alınmaya başladı.

VANESSA Otts, sık sık ve gecenin orta yerinde, "uyku halindeki" kocası Tyson Otts’ı zor ve cebir kullanarak kendisiyle seks yapmaya çalışırken buluyor. Tyson ise uyandığında bunların hiçbirini hatırlamıyor. Tyson Otts, uyumaya başladıktan sonra seks yapmayı seviyor, uyandığında ise "Ben böyle birşey yapmam, olamaz" diye diretiyor.

DERİN UYKU SIRASINDA

Uzmanlar, bu duruma "seksomniyak hali" adını veriyorlar. Ünlü Cleveland Kliniği’nden Nancy Foldvary, "Bu durum çok ciddi" diyor ve sorunun giderek yayıldığına işaret ediyor. nancy Fodvary, derin uyku durumda olan birinin "yürüdüğü gibi seks de yaptığını" ve mahkemelerin bazı tecavüz vakalarında bunu dikkate aldığını ifade etti. New Hampshire Üniversitesi’nden Mike Mangan da, "İnsanlar uyku halinde her türlü çılgınlığı yapabilir" dedi.

KORTEKS KAPALIYKEN

Uzmanlara göre bu ciddi sorun, "vücut" ile "beyin" arasındaki bağlantının kopmasından kaynaklanıyor. Mike Mangan, "Seks arzusuyla hareket eden vücut, beynin korteks bölümü kapalı durumdayken harekete geçiyor ve kişiyi yönlendiriyor" diyor. Korteks, beynin insan davranışlarının rasyonel denetiminden sorumlu bölümü.

KADINLARDA DA VAR

Kadın erkek çok sayıda kişinin bu sorunu doktora götürmekten kaçındığı ifade ediliyor. Lori ve Bob Norman çifti, gündüzleri çok mutlu ve barışçıl bir yaşam sürdürüyorlar. Ancak gece oldu mu hayat değişiyor. Lori, sık sık kocasını kendisine vururken durdurmak zorunda kalıyor. Bob Norman, uyurken eşini tekmeliyor ya da yastıkla vuruyor. Norman çifti, önce yataklarını değiştirdi, sonra da ayırdı. Gündüzleri meditasyon yapan Bob, geceleri "Eşi için dehşet verici bir yaratık" haline geliyor.

PARKİNSON HABERCİSİ

Doktorlar, Bob Norman’ın sorununa "RBD" tanısı koydu. Uykunun "REM" diye adlandırılan kesitinde insanlar paralize oluyor. Ancak, RBD sorunu olanlarda bu mekanizma çalışmıyor ve gördükleri rüya ya da kábusu hareket ederek yaşama geçirebiliyorlar. Nancy Foldvary, "Bu bir uyku hastalığı. Uyanmıyor. Rüyasına göre eşini düşman gibi görebiliyor" dedi. RBD’nin çok daha ciddi olan Parkinson hastalığına giden yolda "bir durak" olduğu da belirtiliyor.

Nancy Fodvary, uyku halindeki şiddetin diğer hastalıkların habercisi olduğunu kaydetti. Uyku halinde seks ve şiddet sergileyenler için bazı ilaçlar mevcut, ancak bu ilaçların etkileri hálá çok sınırlı. Öyle ki, yataklarını ayırmış olmalarına rağmen, gündüzlerin barış dolu adamı Bob Norman, uykusu sırasında, eşi Lori’nin yatağına kadar gidip karısını tekmelemeye devam ediyor.