PDA

Grafik Görünüm : Emin Değilim



ısık
15-12-2004, 12:58
:doh:
herkeze merhaba
Bende bir deneyimimi anlatmak istiyorum ama ne olduğa hala emin değilim: :(

reiki 1 alalı daha üç gün olmuştu , bir arkadaşıma davet edildim. Yedi bayan 3 çocuk kargaşa şamata tel le konuşanlar birde tv açık şamatalı bir ortam yani.

Sol yanımdaki bayanla sohbet etmeye çalışıyoruz karşıdaki bayanda bana birşey sordu onu cevaplamaya çalışıyorum yanımdaki bayan arada 1.5 yaşındaki torunuyla ilgileniyor, yine karşımdaki 1 yaşındaki çocuk çiçeği yoluyor annesi onu terbiye temeye çalışıyor ben sıkıldım, içimden şu tv nin sesini bari kıssak olmaz mı ya diye geçirdim; :doh:
inanın bir kaç saniye sonra tv de kanallar değişti 13, kanal açıktı aşağıya doğru 9 a kadar indi sonra yine yükseldi, sonrada ses aşırı yükseldi takibende düştü benim istediğim seviyeye.
Herkez birbirine bakıyordu hangi bebekde kumanda diye :cry:
ama kumanda tv önündeki sehpa üzerinde duruyordu.
Neler olduğunu anlamadık üzerindede durmadık açıkçası herhalde voltajdan kaynakalanıyor diye düşündük.

İki gece sonra benim evimde 3 arkadaş oturduk sohbet ediyoruz. Konu çok güzel ama tv dede güzel bir filim var kumanda nerde ya diye düşündüm baktım uzakta arkadaşın yanında kalkıp yanına gidip almak ona saygısızlık diye düşündüm çünki konuşuyordu anlatmaya çalıştığı birşey vardı;
hoppppppppp tv sesi yine yükseldi hemde görüntüde ses yarları görünerek yanımdaki arkadaş ne oluyor dedi bende bilmem dedim....
Elektronik aletler kendi kendine harekete geçiyor !
Haydi hayırlısı diyerek gülüştük!!!


Neler oluyor arkadaşlar????

Ben gerçekten birşeyler yaşadımmı ??

Yoksa bir raslantımıydı?????
Voltajın oyunumuydu ? Ama bugüne kadar hiç olmamıştı!!!!!!!!! :doh: :doh: :doh:

doktor
15-12-2004, 19:36
Sevgili Işık,

Sana naçizane yardımcı olabiliriim.. Belki de kendini daha sık topraklaman gerekiyor.
Ama olanlar, senin istediğin gibi olmuş , bunun açıklaması zor..

Yalnız sana şunu aktarmalıyım.. Telaşlı, koşturmalı, içimde enerjinin acaip yükseldiği ama yoğunlaşınca, aktaramadığım için , negatif yük taşıdığım hallerde etrafımdaki elektrikli makineler bozulur( pc, durup dururken açılır kapanır, lambalar yanar, ve en beteri arabam çalışmaz. )

Böyle durumlar, beni derhal kendime getirir.. 1-2 dakika topraklanırım.. Sonra herşey düzelir..

Aurik alanlarımız 7 katmandan oluşuyor .Bu katmanlardaki engeller, etkileşimler, zayıflıklar , denge ve dengesizlikler sonucu fizik bedenimiz bozunabileceği gibi, bu katmanlardaki enerji yüklenmeleri, yayıldıkları alanda, sadece elektrikli aletleri değil, nefes alan almayan ne varsa , hangi boyutta olduğunu göremediğimiz, bilemediğimiz varlıkları da etkileyebiliyor

Biz Reiki ile, sadece kendi öz gelişimimizi sağlamıyoruz, aynı zamanda, bu etkileşimleri de dengeleyebiliyoruz..Çünkü her boyuttaki canlı cansız varlıklar nesneler enerjidir.

Holografik evreninbir parçası olduğumuza göre , evrenin en ucundaki herşey ile bağlantıdayız, bırak tv kumandasını ....

Düşündüğümüz, uygulamaya soktuğumuz herşeyde, bireysel sorumluluklarımız olduğu gibi , evrensel sorumluluklarımız da var. Düşüncemiz asla yok olmaz .Ne düşünürsek, yapmaya muktediriz.. Yeter ki ÖZden gelsin bu düşünce.

Ancak Reiki ile asla kara aktivitelerde bulunamayız.. Yoksa Reiki olamazdık zaten.

Reiki olmak, sürekli yanmaktır sevgili Işık.

:wave:

ısık
15-12-2004, 22:36
Çok teşekkür ederim Dr hanım
Bana bilgi ve tecrübenizle ısık tuttuğunuz için.

Daha dikkatli olacağım topraklanma konusunda, dikkat ediyordum ama yeterli değilmiş demekki. :red_smile:

Turgay
16-12-2004, 08:01
Sevgili Işık,
Deneyimlerini paylaştığın için çok teşekkürler. :flowers:
Ve sevgili Doktor cevabi yazın için sana da :thumbsup: :flowers2: :bravo:
Başka söyleyecek birşey yok.

ısık
16-12-2004, 10:32
:spor:
Günaydın Arkadaşlar


Yeni bir güne Merhabaa

Sİzlerle akşam yaşadıklarımı paylaşmak istiyorum.
Akşam uzun süredir görmediğim bir arkadaşımla buluştuk sohbet ettik.
Ayrılırken; geçmişte benim bazı sorunlarım vardı bunun üzerinde konuştuk, bana nasıl olduğumu sordu,

Bende çok iyi olduğumu herşeyi atlattığımı ve toparlandığımı söyledim,
Kendim bile bu soğuk kanlılığıma inanamamıştım çünki aklıma her gelişte elimde olmadan duygusallaşır ve ağlardım

Oysa akşam bunu yaşamamıştım sonucada sevindim aslında kendimi kandırmıyorum diye.

Sabahleyin müthiş bir baş ağrısıyla ve sol gözümde batmayla uyandım,sorun etmedim sabah temizliğinden sonra reiki uygulamasına geçtim,

İnanın gözlerime reiki veriken sol gözüm nasıl ağlıyor şıpır şıpr göz yaşları akıyor
uygulamam bitti topraklandım az sonra farkettimki gözümdeki batma kaybolmuştuuuuuuuu. :doh:

Demekki benim duygusallık bildiğim şey vücudumun savunma mekanizmasıymış....

DOğrumu düşünüyorum DR hanım

Herkeze yaşam enerjili mutlu günler. :heart:

doktor
16-12-2004, 19:24
İnsan yapısına iki mekanizma olarak bakıyorum. Birbirinden ayrı olmayan, ayrılmayan bu mekanizmaları metafizik ve materyalist olarak adlandırıyorum.

Metafizik yapımız RUH ve onu oluşturanlar, materyalist yapımız da BEDEN..

Boyutsal mekanizmaları da devreye sokarsak, ikisinin arasındaki bağlantıyı oluşturan AURA enerji sistemi.

Auramız 7 katmandan oluşuyor. Bu bilineni. Bu katmanlarda oluşabilecek zayıflıklar, delinmeler, iletişim aksaklıkları, şekil bozuklukları en son olarak bedenimize yansıyor.

Gelelim savunma mekanizmalarına.. Buna EGO, NEFS de diyebiliriz.

"Çok şişmanım"
"Aptalın tekiyim"
"İsterdim AMA şu şu mazeretim var, ( işim var, vaktim yok, vs vs)
"Çok talihsizim"
"Bütün bunlar neden bir tek benim başıma geliyor ki..."
"O kadar uğraştım şu mereti bırakamıyorum, çok iradesizim"
"Neden benimle uğraşıyorlar"
"O şöyle yapmasaydı, başıma bunlar gelmezdi"
"Yalancının teki, beni aldattı"
Ben böyleyim, değişemem sevgilim :wonk: "
" O olmazsa ölürüm..( mesela tatlı, sevgili, :wink_smile: )
"Kaşının üstünde gözü var, beğenmedim adamı "
"Arabam olsun, evim olsun, akşama yemekte tatlı olsun, mücevherlerim olsun , hep bana hep bana"
"of offfffff..

Sizler de isterseniz bu listeyi artırabilirsiniz.

İnsanın bu dünyadaki tüm isteklerine, maddeyi elde etmek için yaptığı tüm uğraşılarına,elindekini kaybetmeme savaşlarına , NEFS/ EGO /SAVUNMA MEKANİZMALARI diyorum ben.

Evet, nesneler de holografik sistemin birer enerji parçaları.. Böyle düşünürsek, onlara zaten sahibiz.. Biz zaten dünyanın sahibiyiz .

Duygu ise savunma mekanizmalarının biricik kaynağı.

Nefret, kin, öfke, kötülük hissi , hatta materyalist sevgi , bağımlılık tamamen savunma mekanizmaları.

Savunma mekanizmalarına neyin kaynak olduğunu bildiğimize göre, aurik sistemimizde yapacağımız bu çalışmalar , sistemdeki defektleri su yüzüne çıkartabilir.. Nedir bunlar :

Örneğin , sevgi yoksunu, katı bir insan, bence kalp ve damar hastalıklarına yakalanmaya adaydır.

Ya da, çok hırslı bir insan, solar plexus un idare ettiği organlarda ( böbrek , pankreas gibi) tahribata yol açabilir.. Diabetik bir insan gördüğümde , ona hemen şunu soruyorum." Neyi kaybetmekten korkuyorsun?" Ya da böbrek taşı olana..

Bir şekilde cinsel hayattan keyif almayan, karşı cinsten tiksinen ( sexuel herşeyden hoşlanmayan) bir kadında, çok çeşitli üreme organlarına ait hastalıklar ortaya çıkabiliyor.

Örneğin, ailesine bakmakla yükümlü olduğunu iddia eden, bu yüzden iyi bir eş bulamadığını söyleyen, ayrıca erkeklere güvenmeyen 36 yaşındaki bir hastam, az daha kendini menopozun kollarına teslim etmek üzereydi.. Şimdi evinde istirahatte, ona bakıyorlar, kilo aldı ve menopozdan döndü, iyi bir eş arıyor.

Bütün bunlar olurken, ne yani istemeyecek miyiz, şöyle sıcacık bir çorba, başımızı sokacak bir ev vs vs.. Tabii ki isteyeceğiz.. Ama bileceğiz ki bu dünyada güzelce yaşamak için, herkese pay var.. Onun haline, malına, cesaretine göz dikmeden önce, önce ona ve tüm insanlığa iletebileceğimiz en güzel dilekleri yollayıp, böylece payımıza düşeni alacağız.

Bu akşam, komşunun çocuklarının sofradan doyarak kalktığını biliyor muyuz?Bilmiyoruz.. Pek çok komşumuz var.. O halde, sofradan tıka basa doymuş, hepsinden fazla fazla yemiş olarak kalkmayacağız.. Önce gözümüz doyacak. Yani NEFS imiz doyacak.

"Dün başıma şunlar geldi, gelmeseydi neler neler olurdu, bugün çok daha iyi durumda olurdum" ( İYİ DURUM ne demekse..) diyenler, düne değil, dönüp arkalarına bakmalılar.. Nerede fazla yaptım, nerede eksik yaptım diye.. İşte NEFS,EGO, SUÇLAMA savunma mekanizması..

Gözyaşı, evet, bedenin bir reaksiyonu.. Çok çeşitli hallerde gözyaşı döküveriyoruz.. Canımız acıdığında, kendimize acıdığımızda, birisini, bir şeyi kaybettiğimizde, bazen aşırı sevindiğimizde , bir nedenle çok üzüldüğümüzde... Eğer gözyaşını dışarıya akıtmazsak , bu negatif enerji, kimbilir nereye gidip , bedenin orasında bir eğriliğe sebep olacaktı..

Kadın çok güzeldi.. Ama yoksuldu.. Çok öfkeliydi, bağırıyordu kalabalıkda ayağını sürüyerek giderken.. Muayene odasına dalmıştı aynı bağırtı ile.. Başımda 3 hasta, 4 m2 lik odada 2 hemşirem, sırada bekleyen 3 kişi, bir de bu kadın.. Boyu uzundu, dalıverdi içeri, ama ayağının üstüne basamıyordu, böyle gördüm onu.. Öfkeli. "Ne istiyorsunuz ? " dedim.Öfke oklarını savurarak" İlacımı yazın banaaaa" diyordu.. Yanlış gelmişti.. Burası ortopedi değildi.. Ama anlayacak durumda da değildi.. "Gel sedyeye yat" dedim. Şaşırdı ama yattı.. Bir ohhhh da çekti.. Elimi kırık ayak kemiklerinin üzerine koydum.. Bekledim. Biliyordum çok ağrısı vardı.. Onun için, ilacını yazmaya kimse gelememişti, karnesi ile tek başına, kırık ayağı sürüyerek gelmiş ama yazdıramamıştı.. Vah talihsiz başıydı.. Ne çok yalnızdı.. Burası rezalet biryerdi, nereden düşmüştü buraya elinde yeşil karne ile , ah gözü kör olsundu fakirliğin... Elim kırık ayağında.. Birden sarsılmaya başladı.. Epilepsi nöbeti mi geçirmek üzere eyvah başıma iş aldım diye düşünürken, meğerse, o bağırarak ağlama hazırlığı yapmaktaymış. Öyle bir ağladı ki , herkes öylece baktı kaldı odada.. Sonra teşekkür etti.. Gülerek kalktı gitti.

Öfff öf.




:unsure:

ısık
21-12-2004, 09:07
:spor: Herkeze Günaydınnn

Birkaç gündür giremiyordum sizlerden uzak kaldım :blink:

Cevabi yazınız için çok teşekkürler Dr hanım

Umarım yanlış anlaşılmamışımdır
Yazdıklarınıza bende katılıyorum vede uygulamaya çalışıyorum elimden geldiğince.

Bol güneşli mutlu umutlu günler diliyorum.

Sevgiler.....