Tunç
10-12-2004, 15:20
Dünyanın en az icat yapılan ülkesi Türkiye’dir. Zaten "başımıza icat çıkarma şimdi!" diye bir deyimin üretildiği bir ülkede sonuç başka türlü olamazdı. Ama şu açık ki pek çok şeye ihtiyacımız var, bunların bazılarını kendimiz bulsaydık fena mı olurdu?
Çünkü bunun gelişmeyle ilgisi yok. En büyük buluşlar mum ışığında yapıldığına göre? Biliyorsunuz mesela Edison ampulü bulana kadar henüz ampulü bulamadığı için mum ışığında çalışmıştır. Yani ampulü mumla aramıştır. Ve hep ironi ironi dedikleri işte budur. Çünkü icat dediğin patent hakkı demektir ve kayda değer bir buluş insanın yedi ceddini zengin eder. Ama ülkende sağlam bir telif hakları yasası yoksa insanın içinden icat yapası da gelmez herhalde. Yani demem o ki en azından bir vantilatör filan icat edebilirdik. Ya da tost makinesi. Bunlar atla deve değil diye söylüyorum. Yani MR cihazı demiyorum mesela. O zor tamam ama herhalde bir teflon tava yapabilirdik. Ama kendi icatçılarımıza deli muamelesi yapınca uygarlığa katkı sağlanamıyor tabii. Her mahallede vardır kendisi hakkında "Bu mu? Manyağın teki mucit o! Kendi kendine acayip şeyler icat eder.." diye bahsedilen biri. Dünyadaki icatlar döneminin kapandığı söylenir ama bu doğru değildir. Hala insan pek çok şeyi yapamamaktadır. Mesela uçamamak, ışınlanamamak, yeteri kadar sık sevişememek, aya gidebilmek ama orada henüz para aklayamamak, zaman tünelinin sadece filmini yapabilmiş olmak, hiçbir zaman doğru partiye oy verememek gibi daha çoğaltabileceğimiz pek çok eksiği vardır.
Düşünsenize dünyanın yuvarlak olduğunu öğreneli kaç sene oldu ki şunun şurasında. Yani insanoğlu binlerce yıl üstünde yaşadığı gezegenin bırak detaylarını şeklini bile bilmeden yaşadı. Batı bile bu işte iyi değilken bizim durumumuzu düşünmek bile istemiyorum. Bir tek uluslararası ismimiz Behçet Bey'dir. Kendisini tanımıyorum ama Behçet Hastalığı dünya tıp literatürüne girmiştir. Tabii gönül isterdi ki hastalığı değil ilacını bulsaydı ama zamanla o da olacaktır. Yani koca tarihe baktığınızda bula bula bir hastalık bulmuşuz. O da tam bir icat sayılmaz aslında. Hastalığı Behçet Bey üretmediğine göre. Mesela matbaayı biz bulmadığımız gibi bulanı da ciddiye almamışız. O yüzden hala büyük harfleri ya da küçük harfleri ya da hiçbirini tanımayan insanlar yaşıyor aramızda. Söylememe gerek yok ama onun da sizin gibi bir oy kullanma hakkı var. Tarih boyunca bilime hiç katkıda bulunmamış bir topluma birçok icattan yararlanma imkanı verdiği için dünyaya şükran borçluyuz. Adamlar telefonu buldu, biz de bari en azından jetonu bulaydık.. gabi ayıp yani. Çünkü bizim orta öğretimimizde akılda kalan cümle şudur Yahu bu matematiğin günlük hayatımızda bize ne faydası olacak? Hemen herkes matematikten nefret eder ve faydasız bir şey olduğunu düşünürler. E bir toplum ya dayak yememiş ya da hesap bilmiyor durumundaysa batar tabii. Matematik insanoğlunun bulduğu (ki herhangi bir rakkamı dahi biz icat etmiş değiliz. En azından sıfırı bul bari değil mi? Hayır onu da bulan bir Arap alimidir ama şimdi isim ver deseniz verecek durumda değilim.) en yararlı derstir. Matematikten anlamamak bir kusurdur. Ama bununla övünmek eşekliktir. Çünkü bu başarısız öğrenciler arasında yaygındır. Onlar akılları sıra matematikten anlayanı ve başarılı notlar alanı marjinal yapmak isterler... Yani onlara göre matematikten kalmak değil ondan geçmek tuhaftır. Çalışkan öğrenciye inek derler ama tembel ve sorumsuz öğrenciye takılmış herhangi bir hayvan ismi yoktur. Matematik bütün bir hayatı, bir hayatta başa gelebilecek tüm ihtimalleri, sadeleştirmeleri, basitleştirme ya da karmaşıklaştırma eylemlerini, özetle tüm detaylarıyla insan hayatını anlatan bir şifredir. Sıfır hiçbir şey değil aslında herşeydir. Sonra çokluk vardır azlık vardır. Bir rakam diğerinden büyüktür ama sıfırı neyle çarparsan çarp sonuç yine sıfır olur. Sizin zekanız karsınızdakinin zekasıyla sınırlıdır. Yani hiç kimsenin karsısındakinin kendinden daha zeki olduğunu anlamasına imkan yoktur. Herhalde o yüzden herkes kendini zeki zannediyor, hiçbir salak, salak olduğunun farkında değil. Matematik felsefenin de temelini oluşturur. Herhangi bir sayfada gördüğünüz iksler yeler, abuk sabuk işaretler filan size hayattaki çok karmaşık bir durumu formüle eder ve size bilinmeyeni yani X'i sorarlar. Anlasana be şapşal o X dediği sensin. İleride yolunu kaybettiğinde nasıl bulacağını bilmen için bu formül. Matematikteki problemler hayattaki problemlerin aynısıdır. Yani iki kere
iki her zaman dört eder. Matematik bunu bize garanti ediyor. Ya her zaman iki kere iki dört etmeseydi? Ticaret çok riskli bir hale gelmez miydi? Sen hala de ki "Ulan bu karekök alma da neyin nesi?" Ya da "Integral mi? delirdi bu herhalde.!" Matematikten hoşlanmayan öğrenciler sonraki hayatlarında genellikle tercihlerini hep yanlış yapan insanlar olurlar. Sanırım ülkemizdeki seçim sonuçları buna kanıt oluşturmaya yeter. Evet matematik zordur ama hayat da öyledir. Matematiği seviniz çünkü fazla seçeneğiniz kalmadı. Siz matematiği gereksiz buldukça enflasyon yükseliyor. Birbiriyle satranç oynayan karı koca sayısı artmadıkça bu işler düzelmez.
:whistling: :whistling:
Çünkü bunun gelişmeyle ilgisi yok. En büyük buluşlar mum ışığında yapıldığına göre? Biliyorsunuz mesela Edison ampulü bulana kadar henüz ampulü bulamadığı için mum ışığında çalışmıştır. Yani ampulü mumla aramıştır. Ve hep ironi ironi dedikleri işte budur. Çünkü icat dediğin patent hakkı demektir ve kayda değer bir buluş insanın yedi ceddini zengin eder. Ama ülkende sağlam bir telif hakları yasası yoksa insanın içinden icat yapası da gelmez herhalde. Yani demem o ki en azından bir vantilatör filan icat edebilirdik. Ya da tost makinesi. Bunlar atla deve değil diye söylüyorum. Yani MR cihazı demiyorum mesela. O zor tamam ama herhalde bir teflon tava yapabilirdik. Ama kendi icatçılarımıza deli muamelesi yapınca uygarlığa katkı sağlanamıyor tabii. Her mahallede vardır kendisi hakkında "Bu mu? Manyağın teki mucit o! Kendi kendine acayip şeyler icat eder.." diye bahsedilen biri. Dünyadaki icatlar döneminin kapandığı söylenir ama bu doğru değildir. Hala insan pek çok şeyi yapamamaktadır. Mesela uçamamak, ışınlanamamak, yeteri kadar sık sevişememek, aya gidebilmek ama orada henüz para aklayamamak, zaman tünelinin sadece filmini yapabilmiş olmak, hiçbir zaman doğru partiye oy verememek gibi daha çoğaltabileceğimiz pek çok eksiği vardır.
Düşünsenize dünyanın yuvarlak olduğunu öğreneli kaç sene oldu ki şunun şurasında. Yani insanoğlu binlerce yıl üstünde yaşadığı gezegenin bırak detaylarını şeklini bile bilmeden yaşadı. Batı bile bu işte iyi değilken bizim durumumuzu düşünmek bile istemiyorum. Bir tek uluslararası ismimiz Behçet Bey'dir. Kendisini tanımıyorum ama Behçet Hastalığı dünya tıp literatürüne girmiştir. Tabii gönül isterdi ki hastalığı değil ilacını bulsaydı ama zamanla o da olacaktır. Yani koca tarihe baktığınızda bula bula bir hastalık bulmuşuz. O da tam bir icat sayılmaz aslında. Hastalığı Behçet Bey üretmediğine göre. Mesela matbaayı biz bulmadığımız gibi bulanı da ciddiye almamışız. O yüzden hala büyük harfleri ya da küçük harfleri ya da hiçbirini tanımayan insanlar yaşıyor aramızda. Söylememe gerek yok ama onun da sizin gibi bir oy kullanma hakkı var. Tarih boyunca bilime hiç katkıda bulunmamış bir topluma birçok icattan yararlanma imkanı verdiği için dünyaya şükran borçluyuz. Adamlar telefonu buldu, biz de bari en azından jetonu bulaydık.. gabi ayıp yani. Çünkü bizim orta öğretimimizde akılda kalan cümle şudur Yahu bu matematiğin günlük hayatımızda bize ne faydası olacak? Hemen herkes matematikten nefret eder ve faydasız bir şey olduğunu düşünürler. E bir toplum ya dayak yememiş ya da hesap bilmiyor durumundaysa batar tabii. Matematik insanoğlunun bulduğu (ki herhangi bir rakkamı dahi biz icat etmiş değiliz. En azından sıfırı bul bari değil mi? Hayır onu da bulan bir Arap alimidir ama şimdi isim ver deseniz verecek durumda değilim.) en yararlı derstir. Matematikten anlamamak bir kusurdur. Ama bununla övünmek eşekliktir. Çünkü bu başarısız öğrenciler arasında yaygındır. Onlar akılları sıra matematikten anlayanı ve başarılı notlar alanı marjinal yapmak isterler... Yani onlara göre matematikten kalmak değil ondan geçmek tuhaftır. Çalışkan öğrenciye inek derler ama tembel ve sorumsuz öğrenciye takılmış herhangi bir hayvan ismi yoktur. Matematik bütün bir hayatı, bir hayatta başa gelebilecek tüm ihtimalleri, sadeleştirmeleri, basitleştirme ya da karmaşıklaştırma eylemlerini, özetle tüm detaylarıyla insan hayatını anlatan bir şifredir. Sıfır hiçbir şey değil aslında herşeydir. Sonra çokluk vardır azlık vardır. Bir rakam diğerinden büyüktür ama sıfırı neyle çarparsan çarp sonuç yine sıfır olur. Sizin zekanız karsınızdakinin zekasıyla sınırlıdır. Yani hiç kimsenin karsısındakinin kendinden daha zeki olduğunu anlamasına imkan yoktur. Herhalde o yüzden herkes kendini zeki zannediyor, hiçbir salak, salak olduğunun farkında değil. Matematik felsefenin de temelini oluşturur. Herhangi bir sayfada gördüğünüz iksler yeler, abuk sabuk işaretler filan size hayattaki çok karmaşık bir durumu formüle eder ve size bilinmeyeni yani X'i sorarlar. Anlasana be şapşal o X dediği sensin. İleride yolunu kaybettiğinde nasıl bulacağını bilmen için bu formül. Matematikteki problemler hayattaki problemlerin aynısıdır. Yani iki kere
iki her zaman dört eder. Matematik bunu bize garanti ediyor. Ya her zaman iki kere iki dört etmeseydi? Ticaret çok riskli bir hale gelmez miydi? Sen hala de ki "Ulan bu karekök alma da neyin nesi?" Ya da "Integral mi? delirdi bu herhalde.!" Matematikten hoşlanmayan öğrenciler sonraki hayatlarında genellikle tercihlerini hep yanlış yapan insanlar olurlar. Sanırım ülkemizdeki seçim sonuçları buna kanıt oluşturmaya yeter. Evet matematik zordur ama hayat da öyledir. Matematiği seviniz çünkü fazla seçeneğiniz kalmadı. Siz matematiği gereksiz buldukça enflasyon yükseliyor. Birbiriyle satranç oynayan karı koca sayısı artmadıkça bu işler düzelmez.
:whistling: :whistling: