Grafik Görünüm : Kundalini Deneyimi
1-12-2004 tarihinde sevgili Turgay Köyağasıoğlu'n dan Kundalini Reiki 1 inisiasyonu aldım. Kendisine sonsuz teşekkürlerimi tekrar iletiyorum. Ayrıca onun vasıtasıyla, bana böyle bir armağan veren yüce RABB ime minnettarım.
Gelelim Kundalini Reiki şifa deneyimlerine.
Bugün ilk kez ihtiyacı olan 2 doktor arkadaşıma öğlen tatilinde Kundalini Reiki aktarımı yaptım.
Bunlardan birisi bu yöntemlere göz kırpan ama pek de inanmayan Dr.S ,
Diğeri ise dünya ile, kendisi ile son derece barışık , yardımcı tedavi yöntemlerine inanan Dr. M.
Dr. S ye geçen hafta, ağrıyan dizleri nedeniyle kısa süre Reiki aktarmıştım. Bu hafta rahatladığını söyledi. Daha önce ilk kez konjuktivit olan gözüne Reiki aktarımı yapmıştım.. Bu yüzden, artık neresi ağrısa benden şifa talep eder, sanki inanmaya başladı. Dr. S ye Kundalini R. aktarımı sırasında hiçbir şey hissetmediğini söyledi , ardından daha enerjik olduğunu ve yarınki tenis eğitimine gidebileceğini söyledi. Ayrıca yüzü kızarmıştı ve terlemişti.Onunla ilgili izlenimim bu kadarla kalmadı tabii ki.. Daralmış olan kalp merkezini, çok genişlemiş olan solar pleksüsü , başının tepesinde toplanmış olan bulutları dengelemek gerekiyordu..
Dr. M ise Kundalini R. şifası için can attı. Ayrıca sağ bileğinde higroma dediğimiz, bir çeşit el bileği fıtığı vardır. Henüz omuz başlarına ellerimi koyduğumda aradan 30 saniye geçer geçmez sevinçle şunları söyledi. " Aaaa heryerim titreşmeye başladı , şimdi kalbim çarpmaya başladı. Ohhh ne kadar ferahladım. Bu ne güzel rahatlatıcı enerji bu, kalbim çok rahatladı, şimdi eklemlerim rahatlıyor, şimdi bu titreşimler dizlerimde ve en son olarak tekrar başıma geldi toplandı , o kadar güzel birşeymiş ki kendimi çok iyi hissediyorum. Terledim ve sıcak bastı. Çok iyiyim"
Dr. M 'a aktarımdan sonra, gözleri parlamış, kızarmış ve terlemiş ama çok rahatlamıştı. Öyle söyledi.Daha sonra sağ bileğindeki higromaya çalıştım.Bakalım neler olacak.
Bu aktarımlar sırasında , ne de sonra, bu iki dr arkadaşıma hiçbir yorum sormamama rağmen, onlar kendiliklerinden bu izlenimlerini anlattılar.
Yani bunlar onların yorumları.
Bana düşen de büyük bir sevinç, aşk ve mutluluk.
:banana: :pepper: :banana: :pepper: :flowers:
Sevgili Doktor,
Ben de sana teşekkür etmek istedim. :flowers: Deneyimlerini paylaştığın için ayrıca teşekkür ederim.
Kundalini Reiki'nin hem sana hem de tüm yakınlarının şifasına fayda sağlamasını diliyor, senin ve bütünün en yüksek hayrına olması temennilerim ile sevgilerimi gönderiyorum.
Sevgiyle kal, şimdilik hoşçakal :wave:
Hayırlı olsun sevgili Doktor :)
Not: Sen ödülünü aldın... ama ben "açılmayan kavanoz" sorusunu bildiğim için kazandığım ödülü hala alamadım :whistling:
Herhalde yazın İzmir'e geldiğinde yemek ısmarlıyacaksın !
Sevgili Tunç,
Yazın geldiğimde size hepinize Şirince de kabak çiçeği dolması ısmarlamaya söz veriyorum.
Oldu mu? :banana: :pepper: :P
:wave:
Teşekkürler :) Evsahibi olarak tabiiki yemeği biz ısmarlıyacağız :pepper:
Sizinde engin tecrübelerinizi dinlemekten büyük keyif alacağız :)
Görüşmek üzere !
Kundalini Reiki aktardığım Dr. M adlı arkadaşım, bana bugün çok ilginç birşey söyledi.. Oğlu 27 yaşında, hemen hemen yeni evli..Dr. M nin oğlu ve eşi sanat dünyasında.. Kısa süre çalışıp iyi para kazanıyorlar.Ancak hiç tasarruf yapmadıkları için, sürekli parasızlarmış.Ama Dr. M nin söylediğine göre, meğer düne kadar oğlu ve eşinin ev kiralarını bile, kendisi veriyormuş. Bu ona sıkıntı veriyormuş zaten.. Demek ki sağ el bileğindeki higroma bu yüzden olmuştu.
Dün oğluna ve gelinine, artık bundan böyle hiçbir maddi yardım yapmayacağını söylemiş.Bu konuda çok kararlı.
Acaba, kundalini deneyimi sırasında yaşadığı o heyecan, o hisler, üzerinde çok uzun zamandır düşündüğü ama oğlu ve gelinine bir türlü söyleyemediği "artık kendi ayaklarınızın üstünde durun " demek için, ona bir fırsat mı olmuştu?
Ne dersiniz sevgili Turgay, Tunç , Betül ve diğer dostlar? :wacko:
Benim kafam karıştı bu meselede.
Yorumuna kesinlikle katlıyorum sevgili Doktor,
Reiki bize "hayır" diyebilmeyi öğretiyor. Neden kabullenmediğiz şeylere yıllarca hayır diyemedik? Hep başkalarını düşünüp kendi mutluluğumuzu unuttuğumuz için. Peki biz mutlu olamazsak, çevremize mutluluğu, pozitif enerjiyi nasıl yayacağız? Artık "hayır" diyebiliyoruz.. ne güzel :)
Sevgiyle kalın :wave:
Lalecim, reiki inisyasyonunu almaya karar verdigim zamanlarda cok ønemli 1-2 konuda kararsizlik yasiyordum. Insan kime sorucagini, nasil dusunecegini, neyin dogru oldugunu gøremiyor. Ayrica insanlara kolay hayir diyemeyen bir yapim var, beni stres ediyor birine hayir demek... Reiki inisyasyonu alinca cok guclu bir sekilde degisime ugradim. Mutasyon gecirdim galibam.... Ama cevaplar gøzume cok net gørunmeye basladi. kararlilik konusunda da epey adim attim. Ilk kez,aile disindan bir arkadasima reiki verirken pek cok problemi olan arkadasimin, iki gun gecmeden o meseleleri hallettigini soyleyince sasirmistim. Yani bu cesareti nerden nasil bulabilmisti??? :unsure:
Bence kisilik gelisiminde buyuk adimlar atiliyor hem uygulayici hem alici olarak ... Bundan suphen olmasin... :up:
Senin bukadar modern bilimcinin icinde, cikip reiki teklif etmen cok buyuk cesaret bence... :flowers2:
Biz cok tutucu bir millet olarak, øøøle her onumuze gelene kendimizi dokundurtmayiz ne de olsa.... Illa ki bi skeptiklik yapariz... Nasil samandik bi zamanlar hayret bisiy? :blink:
( s nin altinda cengeli var :red_smile: )
Sevgiyle kal
:heart:
Betul
Sevgili Betül'cügüm,
Of of aklımda yazacak çok şey var şimdi..İyisi mi bir yerinden tutup yazmaya başlayayım. :wacko:
Modern bilimciden kastın şu mu acaba.. "Teknoloji modernizm" dir.. Bu mu.?( Şimdi Betül sana hitaben konuşmuyorum, sesli düşünüyorum, sakın birşeyleri üstüne alınma.. Sesli düşünmek zorundayım çünkü ....)
Teknoloji ilerliyor deniyor.. Bana kalırsa, ilerleyen hiçbirşey yok.. Farkedilen Tanrı yasaları bunlar.
Bir tıp hizmetlisi olarak , 6 yıllık tıp eğitimim, 4 yıllık mecburi hizmetim, 5 yıllık uzmanlık eğitimim ve onun ardından bu güne kadar gelen hizmetlerim( 14 yıl) de , çoğunlukla, bana ne gösterilirse, onu iyileştirme adına kullandım, öğrendim, öğrettim, uyguladım. Branşımın cerrahi tarafı da var biliyorsun. Bunu da bol miktarda uyguladım, uyguluyorum. Benim branşta, bazen acil kararlar ve soğukkanlılık gerektiren durumlar da vardır. Haydi hop ameliyata alırsın mesela. Buz gibi soğukkanlı, kaya gibi olmak gerektiği anlardır bunlar.
80 öncesi hocalarımız, bize şunu derdi.. "Hastalık yoktur, hasta vardır".. Bu çok güzel bir öğretidir.. Beden üzerinde , yanlışlıkla yapılan fazladan kesilerde, az mı zılgıtı yemişizdir. Bir insan hücresi bile çok ama çok değerli.Ben böyle yetiştirildim.
Tek bir hücreden şimdilerde klonlama çalışmaları yapılıyor biliyorsun.
Uzatmayayım, gelelim bugünlere nasıl geldim.
Bu hiç bitmeyen ve bitmeyecek zorlu tıp öğretisi sırasında( Turgay ve sen bilirsin..)
herşey çok mu tamamdı acaba. Neyi farkedemiyordum. İyi tamam, ver ilacı, yatır hastaneye, doğurt, doğmazsa ameliyata al, myomu var, rahmini al yok ettiğini san, kist olmuş , aman polikistik over nedeniyle midir diabet insidansı var mıdır, hormonları bozulmuş mu, testler testler, onu del, bunu iste, bitmeezzzzz..
Ama niye, niye oluyor tüm bu hastalıklar.. İyi tamam Myom diye birşey var.. Kaynağını biliyoruz, tedavisini de, o halde neden myom oluyor.. Myomlu Ayşe hanımın yaşamı nasıldır, bilen soran var mı? Bu kadıncaazın aldık rahmini attık, sonra ne olacak?
Koruyucu tıp hizmeti var bilirsiniz.. Steriliteyi koruyun , sigara içmeyin, güneşte kalmayın, yağlı yemeyin., et yemeyin, aşı olun, şu edin bu edin.. İyi ettik.. Adam ölene kadar sigara içiyor, 80 yaşında göçüyor akciğer kanseri olmuyor da, hiç sigara içmeyen bazısı kanserden ölüyor.. Niye Ahmet bey öyle de, Hasan bey böyle..
Tamam hastalık yoktur, hasta vardır hakikaten..
Haaa işte o zaman bir gün anladım ki, insanlar hastalıklarının kaynaklarıymış.. O halde bugün myomdan opere olan Ayşe hanım, aynı derin içsel meseleleri nedeniyle, yarın memesinde kitleye sahip olamaz mı?
Bir zamanlar, neymiş o metafizik bilmemnefizik ruh muh dediğim aslında hep var olan da, benim inkar ettiğim öğretilerle karşılaştım böylece. Kolay olmadı anlayacağın.. Hiç birşeyden korkmadığını sanan ben, hastalıkların içsel kaynaklarını araştırdıkça, karşıma çıkan nedenleri görüp buz kestim.. Olmaz böyle şey canım, neymiş o çakralar enerjiler, auralar, derin şuur vs , saçmalık, şarlatanlık, büyücülük, göz boyamacılık, ne o öyle elle şifa., biz kafayı yiyorduk tıp öğrenirken , elin adamı ne o iki okus pokus yapıp iyileştirdim diyor, yemezler , biz hakiki cerrahız, öyle diplomalı filan, gece gündüz çalışırız inceleriz, çakraymış pehhh :nono: elinde değnek, maden mi aramaya çıkmış bunlar aaaaaaaa :angry: :angry: fena halde.. Gözüm görmesin bakiim. Derkennnn, inkar ederkennn , şimdi tövbe etmiş durumdayım.
İşte şimdi, bir zamanlar inkar ettiklerimden oldum.Ne iyi ettim. Ne çok şanslıyım, hem bilim, hem yardımcı tedavi metodları ellerimin içinde.. Boşuna korkmuşum. :doh:
Şimdi hastalıkların gerçek içsel nedenlerini öğrenme yolundayım.Böylece , iyileşme yolu daha da kısalıyor.
Bir başka forumda, bu iyileştirme yöntemleri ile ilgilenen kişilerin, kafayı yemiş, sorunlu deli kategorisinde olduklarını yazmış birisi.
Kim sorunsuz, kim çok normal, kim kimi zaman kafayı yememiş. :wonk:
Gelelim son olarak Kundalini Reiki nin nelere yol açacağına.. Sevgili Turgay şunu dedi "Kundalini reiki enerjisi, nerede engel varsa, oraya gider orada çalışır"
Benim de çeneme vurdu galiba... :wonk: :banana: :pepper: :banana: :P
Pardon, pardon biraz geciktim.Bir iki gündür sohbetlere katılamadım özür :flowers2:
Konu "hayır" diyebilmeye gelmişken, hayır diyebilmenin pek de hayırlı birşey olmadığını hatırlıyorum, çocukluğumuzdan bu yana.
Tunç ve ben küçüklüğümüzde bayram günleri zoraki götürüldüğümüz büyük teyzemizin bize israrla sunduğu tatlı ve yiyecekleri her zaman yer ve kusardık. :pfft:
Çünkü çok kötüydüler. :wonk:
Ama asla hayır denmezdi.Çünkü çok ayıptı. Bize ayıp olabilirdi tabi ama şimdi rahmetli olan sevgili Leman teyzemize olamazdı.Çünkü üzülebirdi, darılabilirdi hatta küsebilirdi.Bu yüzden yıllarca o tatlıyı yedik ve her seferinde kustuk.
Hazmedemediğimizin tatlı değil o konum ya da durum olduğunu ancak şimdi anlayabiliyorum.Biz de hep tatlıya çamur attık yıllar boyu. :doh:
Başkalarını sözde "kırmamak" adına nasıl kırıldığımızı hatırlayalım hepimiz.Tabi bu küçücük zannedilen travma kristalleri bir gün bir şekilde ortaya çıkıyor ve "merhaba benim adım ülser ya da benim adım allerji ya da fıtık ya da vs vs " diyerek kendilerini tanıtıyorlar.
Sevgili doktorun da dediği gibi gelsin gastroentrologlar gitsin nörologlar gelsin ilaçlar gitsin perhizler.
Hem hasta dertli hem de doktor.
Çünkü sevgili Doktorun dediği gibi hastalık arıyoruz, hastayı değil.Hastanın sadece bir birey olarak ne olduğunu değil.Hangi hastalık grubuna dahil olduğuna bakıyoruz sadece.
Ülserler sola kardiovaskülerler sağa geçsin gibi.
Tabi hekim olarak tıkanıyoruz bir çok durumda.Ben diş hekimi olarak tıkanınca da sizi bir de nöroloji görsün diyorum doğal (!) olarak.Ya da bir antidepresan önerebiliyorum bir "Bruksizm" (diş gıcırdatma) vakasında.
Bilmiyorum ki onun bayramlarda ne yemek zorunda olduğunu....
Hepinizi seviyorum, hoşçakalın. :wave:
Forum Sağlayıcı: vBulletin™ Sürüm 4.1.12 Copyright © 2012 vBulletin Solutions, Inc. Tüm Hakları Saklıdır.