PDA

Grafik Görünüm : Servet



Tunç
02-12-2004, 07:56
Bir gün Avrupa’nın ünlü sanat merkezi kentlerinden birinde gezen çocuğun biri bir sergide çok hoş bir tablo görür. Tablo bedeli oldukça yüksektir. Çocuk bu tabloyu abisinin doğum gününe almayı ister ve bir iş bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdiği tüm para ile 3 ay sonra tekrar sergiye gider. Şanslıdır tablo hala satılmamıştır. İçeri girer ve tabloyu bir süre yakından izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve "Abimin doğum günü için bu resmi satın almak istiyorum, tüm paramda bu kadar" der. Ressam bir süre düşündükten sonra. Resmi paketler ve resmi satar. Çocuk paketini alır ve teşekkür ederek çıkar. Sergide ressamın arkadaşları da vardır ve şaşkın sorarlar: "Sen ne yaptın o resmin değeri milyonlar ederdi. Neden bu kadar cüzi bir rakama sattın?"
Ressam cevap verir:
"Evet ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan bulabilirdim, ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kişi bulabilirdim ?"

Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyor, fakat hiç bir şeyin değerini bilmiyorlar.
Oscar Wilde

bahar967
21-05-2009, 10:58
Zamanın birinde bir hükümdar varmış, Zenginliği tüm dünyaca
bilinirmiş. Hükümdar her gittiği yere hazinesinin bir bölümünü götürür
ve bunları sergilemekten büyük onur duyarmış.

Etrafında bir sürü insan olmasına rağmen, hükümdarın en çok güvendiği
ve yegane dostu bir bilge kişi varmış. Bir gün otururlarken, hükümdar
bilge kişiye şöyle bir soru sormuş:

- " Sen ki göğün gizemine ermiş, bilime yön vermiş bir adamsın.
İnsanlar ister hükümdar kadar güçlü, ister savaşçılar kadar onurlu
olsun sana danışır ve ağzından çıkacak bir sözü beklerler. Şimdi senin
gibi bilge bir adamın fikrini merak etmekteyim, benim hükümdarlığım ve
servetim hakkında ne düşünüyorsun?"

Bilge bu soru karşısında hükümdarın gözlerinin içine bakarak şu
sözleri söylemiş:

- " Diyelim ki hükümdarım uçsuz bucaksız kızgın bir çöldesiniz.
Ölmemek için, size uzatacağım bir bardak suya servetinizin yarısını
verir miydiniz?"

- " Verirdim tabii."

- "Zaman geçti diyelim ki susuzluğunuz arttı, size uzatacağım bir
sonraki bardağa servetinizin öteki yarısını da verir miydiniz?"

Hükümdar biraz düşünmüş ve ardından "Ölmemek için evet" demiş. Bunun
üzerine bilge kişi gülerek şu sözleri söylemiş:

- "Madem öyle, o zaman düşünmeye gerek yok fazlaca. Çünkü haşmetlim,
sizin servetiniz yalnızca iki bardak sudan ibarettir."



Hepimiz hayatın içerisinde birtakım unvanlara, kimliklere veya
servetlere sahip olabiliriz. Doktor, avukat, iş adamı, ev hanımı,
memur, işçi, işveren, öğretmen, öğrenci, anne veya baba v.s. birtakım
rollerimiz olabilir. Belki bir hükümdar gibi unvanımız olmayabilir
ancak hepimizin kendimizce birtakım varlıkları veya servetleri mevcut.

Hepimizin algıladığı servet kendi zihin haritalarımıza veya hayata
bakış açımıza göre değişkenlik göstermektedir. Kimisi için
pırlantalara, yakutlara, zümrütlere v.s. sahip olmak büyük servet
iken, kimisi için dünya klasikleri, Türk klasikleri, sanat tarihi,
felsefe, biyografiler v.b. ile bir kütüphane dolusu kitapları okumuş
olmak ve o kütüphaneye sahip olmak büyük bir servettir. Kimisi için
yalı dairesine sahip olmak ve orada yaşamak büyük bir servet iken,
kimisi için doksan yıllık iki göz evinde çocukları, torunları ile
oturmak çok büyük bir servet olabilir.

Profesyonel sporcular için kendi dallarında rekorlar kırmak ve
muhtelif madalyalara sahip olmak bir servet iken, bir çocuk için kendi
ilgi alanındaki oyuncak serisine (actionman, barbi bebekler, spider
man, kart oyunları, puzzle gibi) sahip olabilmek büyük bir servet
olabilir.

Ünlü işadamları veya cumhurbaşkanı, başbakan gibi unvanlara sahip olan
insanlar için zaman fukarası olmamak bir servet sayılır iken, bazısı
için çimlerde, kumlarda çıplak ayak dolaşabilmek, cırcır böceklerinin
sesi eşliğinde uykuya dalabilmek, güneşin doğuşu ile bakir bir ortamda
köy kahvaltısı yapabilmek büyük bir servet olabilir.

Peki gerçekte servet sahibi olmak ne demektir? Gerçek zenginlik nedir?
Zenginlik aslında sadece iki bardak sudan ibaret olabilir mi?

Zenginlik, servet sahibi olmak bir doyum işidir. Zenginlik, ölçüsü ve
miktarı kişiden kişiye değişen ve zihnimizde başlayıp yine zihnimizde
sona eren bir doygunluktur. Çünkü doyum zihinde varolan bir şeydir.
Zenginlik, servet sahibi olmak bolluk bilinci ile yaşayabilmektir.
Önemli olan zihnimizde tatmin olabilmektir. Bir insan zihninde tatmin
olduğu müddetçe, hem yüreğinde, hem bedeninde, hem ruhunda, her
koşulda her alanda tatmin olabilir.

New NLP der ki; gerçek zenginlik çok şeye sahip olmak değil, az şeye
ihtiyaç duymaktır.

Mesele ne kadar az şeye ihtiyaç duyarak yaşıyoruz. Hayatın içerisinde
ne kadar az şey ile doyumu yakalayabiliyoruz. Gerçek zenginlik gözünün
gönlünün tok olabilmesidir. Mesele tok hissedip aç yaşayabilirken
huzur içerisinde olabilmektir.

Aslı akşam bir davette giymek için yeni bir elbise almayı çok
istemişti. Birkaç gündür bunun planını ve bütçe hazırlığını yapmıştı.
Ancak bir an her şey değişti. O gün sokakta gördüğü herhangi bir
çocuktan etkilenmiş ve aniden elbise almaktan vazgeçmişti. Birkaç saat
sonra, elbise almak için ayırdığı para ile ihtiyacı olan o çocuğa okul
gereçleri, okul kıyafetleri almıştı. İşte Aslı o an müthiş bir doyum
yaşamıştı zihninde. Beş saat kendince önemli saydığı bir davette şık
olmak yerine, bir çocuğu mutlu etmek, bir aileyi bir sıkıntıdan bir
dertten kurtarmış olmaktı onu huzura kavuşturan, ona doyum sağlayan
şey.

Sahip olduğumuz unvanları, varlıkları veya servetleri görmeden ve
hissetmeden yaşayabilmektir gerçek zenginlik. Hayatın her alanında
yukarıdakileri değil, aşağıdakileri görerek yaşayabilmektir gerçek
zenginlik. Hayata teşekkür edebilmek, hayata şükredebilmektir en büyük
servet.

İnsanoğlunun yaşamını devam ettirebilmesi için, sudan başka hiçbir
içeceğe ihtiyacı yoktur. Mesele yaşamı devam ettirebilmek ise, servet
sadece iki bardak sudan ibarettir aslında.

Doyum içerisinde bir ömür geçirmeniz dileğiyle.

Sevgiyle ve Sağlıcakla Kalın.

Mutlu_TEKIR
24-05-2009, 22:30
Oscar Wild a yakışan bir söz işte. teşekkürler Tunç abi.