PDA

Grafik Görünüm : Kendini Gerçekleştiren İnsan



bahar967
01-12-2009, 16:56
"İnsanın özgürlüğü, kendisine yapılanlara karşı takındığı tavırda gizlidir."JEAN-PAULSARTRE

Adımını attığımız 21. yüzyılda insanların önemli sorunlarından bir tanesi de kendilerini tam olarak gerçekleştirememesidir. İnsanların psikolojik ve ruhsal sorunlarının kaynağı da bu olsa gerek. Hümanistik (İnsancı) yaklaşımın önde gelen psikologlarından, Maslow ve Rogers insanı ve insanın kendini gerçekleştirmesini çok iyi izah etmiştirler.

İnsancı psikologlar, insanı; temelde iyi, akılcı, sosyal ve ileri doğru gelişmeye istekli bir varlık olarak görürler. Rogerd (1951-1959)psikoterapiden, Maslow (1970) antropolojik verilerden, hayvanlar ve çocuklar üzerinde yapılan araştırmalardan örnekler vererek, insanın aslında uyumlu, akılcı ve iyiye yönelik olduğunu; düşmanlık kıskançlık gibi eğilimlerin mutlaka kontrol altına alınması gereken; insan cinsine özgü aslî, spontan tepkiler olmayıp, sevgi ve güvenlik gibi daha temel isteklerin engellenmesi sonucunda ortaya çıkan tepkiler olduğunu ileri sürmektedir(Kuzgun, 1992: 121-122).

Rogers'a (1959) göre; insan kendini yönetme, yön verme ve denetleme gücüne, kapasitesine sahiptir. Psikoterapi sadece bireyde doğuşta mevcut bu iyileşme ve gelişme gücünü harekete geçirir. Bireye seçme özgürlüğü sağlandığında, iyiyi, doğruyu ve gelişmeye götüren davranışları seçer; uygun bir gelişme ortamı sağlandığında gizil gücünü yapıcı biçimde geliştirir. Toplumsal kurallar bireyin doğal gelişimini engellediğinde ruhsal rahatsızlıklar ortaya çıkar(Kuzgun, 1992: 122).

Maslow'a (1959) göre; insanın doğası, öz yapısı (inner nature) değişmez, yok olmaz. Engelleyici, geriletici koşullarda bazı gelişme eğilimleri ortaya çıkamayabilir, ama bu onların tamamen yok olduğu anlamına gelmez. Özellikle gelişme güdüleri daha zayıf bir yapıya sahiptirler ve olumsuz ortamlarda çabucak örtülürler, ancak uygun ortamlarda yeniden ortaya çıkarlar(Kuzgun, 1992: 122).

Cüceloğlu (1993), gelişmiş insan paradigmasının temel ilkelerini; hakkaniyet, kişisel bütünlük, tutarlılık, dürüstlük olarak dört başlık altında topluyor. Bu temel ilkelerin her kültür ve çağda geçerli olacağını ve uygulanabilirliğini ifade ediyor. Yani ister cahil, ister eğitim görmüş; ister Müslüman, ister Budist; ister kadın, ister erkek; ister Türkiye'de, ister Japonya'da büyümüş olsun, bu temel kuralların tüm insanlar için her zaman geçerli olduğunu belirtiyor. Hakkaniyet ilkesinden eşitlik ve adalet kavramlarının doğduğunu, hakkı olana hakkını vermeyi gerektirdiğini belirtir. Kişisel bütünlük(integrity), kişinin kendi kendini aldatmaması, inandığı değer ve ilkeler çerçevesinde yaşamını oluşturması; Tutarlılık ilkesi, kişinin düşündüğünü, hissettiğini davranışlarına aktarırken bir zamandan diğerine, bir ortamdan diğerine değiştirmeden süreklilik göstermesini ifade eder. Eğer kişi, insanı bir araç olarak değil bir amaç olarak görüp tutarlı biçimde davranabiliyorsa; dürüsttür (Cüceloğlu, 1993: 137.

Rogers'a (1961) göre kendini gerçekleştirmiş insanların belli başlı özellikleri şunlardır:

1.Yaşantılara Giderek Daha Fazla Açık Olma:Bir kimse eğer organizmadan veya çevreden gelen her türlü uyaranı, hiçbir sansüre tâbi tutmadan, yani bozmadan, çarpıtmadan veya ayıklamadan, olduğu gibi alabiliyorsa, o zaman yaşantılara açık bir kimsedir. Yaşantılara açık insan, kendini anlamaya ve tanımaya daha yatkındır. Kendinde neler olup bittiğini farkedebilir, korku, çaresizlik, ıstırap gibi duygularını rahatça yaşayabilir.

Yaşantılara açık kişi gerçeği olduğu gibi algılayabilir. Olanı olduğu gibi görür, olmasını istediği gibi değil. Çevreyi istek, ümit, beklenti, korku, kaygı, ön yargı gibi duygulardan etkilenmeden, saf gözlerle inceler ve gerçeği olduğu gibi görebilir.Bu özelliğe sahip kimseler insanları doğru olarak değerlendirebilmekte, sanatta, bilimde, politikada ve diğer toplumsal işlerde gerçeği daha açık olarak görebilmektedirler.

2. Giderek Daha Varoluşsal BirBiçimde Yaşama: Anı yaşama, duyguları anında keşfetmektir. Anı yaşamayı bilen bir kimse "Gelecekte ne olacağı ancak o zaman belli olur. Geçmiş ise olup bitmiştir. Şimdi bunları düşünmektense bu anı yaşamak daha iyidir" diyen kimsedir.Varoluşsal hayat sürme; yaşantı sürecine katılmaktır, onu kontrol etmek değildir.

3. Organizmaya Daha Fazla Güvenme: İyi hayat sürecini yaşayan ve tam olarak fonksiyonda bulunan kimsenin bir başka özelliği, herhangi bir durumda organizmasından gelen uyarıcılara önem vermesi ve en iyi davranışa götürecek bir yol olarak organizmasına güvenmesidir. Örneğin:"Üçüncü bardak çayı içsem mi içmesem mi?", "Tıp Fakültesi'ne mi gitsem yoksa,Eğitim Fakültesi'ne mi gitsem?". İçinden gelen organizmik yaşantılara açık, yani isteklerini doğru bir şekilde algılayabilen bir kimse böyle bir karar anında doğru ve zengin bilgiye sahip olacağı için kendisine uygun gelen seçeneği bulabilecektir.

4. Daha Tam Olarak Fonksiyonda Bulunma: Rogers'a göre psikolojik bakımdan özgür olan kimse giderek daha tam olarak fonksiyonda bulunmaya başlar, daha tam olarak yaşar. Yani duyu organlarını mümkün olduğu kadar zengin duyum almak için tümüyle işe koşar, sinir sisteminin sağladığı bütün bilgiyi kullanır ve bilgiyi bilinçte tutar. Kısacası tam kapasite ile yaşar, duyar, algılar, düşünür.

Maslow'a (1970) göre kendini gerçekleştirmiş insanların özellikleri şunlardır:

1. Kendini, Başkalarını, Doğayı Kabul Etme: Kendini kabul, hatalardan dolayı aşırı derecede suçluluk duymamak, gereksiz yere günah korkusu içinde yaşamamak, kendinden utanmamak demektir. Kendini kabul ile yakından ilişkili bir diğer özellik de başka insanları ve varlıkları olduğu gibi kabul etmek, onların neden başka türlü değil de böyle olduklarını tartışmamaktır.

2. İçten Geldiği Gibi Davranma,Sadelik,Tabiilik:Psikolojik bakımdan sağlıklı insanlar, doğal, sade ve içten geldiği gibi davranırlar; yapmacıktan, sun'ilikten, ikiyüzlülükten, aşırı merasimden ve etiketten hoşlanmazlar.

3. Bir Probleme Yönelme: Kendini gerçekleştiren insanlar kendileri ile değil, kendileri dışındaki bazı sorunlarla ilgilenirler. Kendilerini, çözmekle yükümlü saydıkları evrensel nitelikte bir soruna adarlar; bakış açıları geniştir, ilgileri yerel değil evrenseldir.

4.MahremiyettenHoşlanma,Başkalarına Bağlantısız Olabilme: Kendini gerçekleştiren insanlar yalnız kalabilirler, mahremiyetten hoşlanırlar, ille de insanlarla birlikte olmak, onların desteğini sağlamak ihtiyacını duymazlar. Herhangi bir insanda önemli sarsıntılar yaratan olaylar karşısında sakin ve soğukkanlı davranabilirler, kişisel felâketler karşısında ölçülü ve ağırbaşlı olabilirler. Başkalarının telkinlerinin, reklâm ve propagandalarının etkisinde kalmadan özgürce karar verebilirler.

5.Takdir Edebilme: Kendini gerçekleştiren insanlar, hayattaki iyilikleri ve güzellikleri, zevkle, coşku ve hayranlıkla değerlendirme gücüne sahiptirler. Bir çiçeğin açışını, bir çocuğun gülümseyişini, güneşin doğuşunu her seferinde sanki ilk kez görüyormuşcasına coşku ve heyecanla karşılarlar. Yeniliklere daima açıktırlar.

6. İnsanlıkla Özdeşim Kurabilme: Kendini gerçekleştirmiş insanlar, insanlara içten bir sempati duyar ve insanlıkla derin bir özdeşim kurabilirler. Bazen insanları yavaş ve bencil bulsalar ve bu yüzden öfke duysalar bile yine de insanları sever ve onlara hoşgörülü davranırlar.

7. Başkaları ile Yoğun İlişkiler Kurabilme: Sağlıklı insanlar başkaları ile yoğun ve derin ilişkiler içinde bulunabilirler. Bu insanların çevresi çok geniş değildir, ama bu çevre içinde derin ve yoğun duygusal ilişkiler kurabilirler.

8. Demokratik Karakter Yapısına Sahip Olma: Kendini gerçekleştirmiş insanların bir başka özelliği de insanlarla ilişkilerinde sosyal sınıf, ırk, inanç ayırımı yapmamak ve karakterine uyan herkesle dost olabilmektir.

9. Araç ile Amacı,İyi ile Kötüyü Birbirinden Ayırtedebilme: Kendini gerçekleştiren insanlar, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü ayırt etmede güçlük çekmemektedirler. Bu kimseler belli bir durumda amaç ile ona götüren aracı doğru bir biçimde ayırt ederler ve çok kere amacı daha önemli bulurlar.Onlar için amaç, araçtan daha önemlidir.

10. Nüktedanlık: Kendini gerçekleştiren insanların kendilerine özgü bir espri anlayışları vardır. Sıradan insanlara gülünç gelen, saldırgan nüktelere, başkalarını inciten şakalara gülmezler.Onlara göre nükte bir düşünce ile ilgili olmalıdır. Spontan, yani kendiliğinden olmalı, plânlı olmamalı.

11. Kültürlenmeye Karşı Direniş: Kendini gerçekleştiren insanlar her ne kadar bulundukları toplumla özdeşleşmiş ve insanı benimsemiş kişilerse de, her türlü kültürel etkiyi hemen kabullenmezler. Örneğin merasime, etikete, kalıp davranışlara uymaya çok önem vermezler; giyimde modayı, düşünce hayatında yeni akımları yakından izleme zorunluluğu duymazlar. Yani bir ölçüde kültürden bağımsız kalmaya çalışırlar.

12. Yaratıcılık: Kendini gerçekleştiren insanlar yaratıcıdır.Ancak bu yaratıcılık sanat alanında görülen yaratıcılıktan farklıdır. Sanatta yaratıcılık çok kere üstün bir yeteneğin kendini ortaya koymasıdır ve kişiliğin diğer yönleri ile, ruh sağlığı ile ilgili olmayabilir. Kendini gerçekleştiren insanların yaratıcılığı ise henüz kültür kalıpları ile bozulmamış saf bir çocuğun evrensel bir yaratıcılığına benzer. Bu yaratıcılık insan doğasının ortak bir özelliği olup, herkeste var olan gizil güç anlamında bir yaratıcılıktır (Kuzgun 1992: 128-130).

Abraham Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisine baktığımızda; insan, fizyolojik ihtiyaçlarını ve güvenlikte olma ihtiyacından sonra, psikososyal ihtiyaçlardan "ait olma", "sevme", "sevilme", "sosyal etkileşimler" gibi ihtiyaçlarını gidermektedir. Daha sonra "saygı ihtiyacı yani öz saygı, başarı, yeterlik ve bağımsızlık, başkaları tarafından tanınma ve saygı duyulma" gelmektedir.Bütün bu ihtiyaçlar doyurulduktan sonra, en tepede "kendini gerçekleştirme" yani bireyin sahip olduğu tüm potansiyeli etkili bir biçimde kullanabilme ihtiyacı gelmektedir (Senemoğlu 2000: 106). Maslow'a göre eğitimin hedefi kendini gerçekleştirmeyi ya da büyümeyi başaran sağlıklı ve mutlu öğrenciler oluşturmak olmalıdır (Demirel 1997: 48).

Sonuç olarak; yaşantılara daha fazla açık, her zaman varoluşsal bir biçimde yaşayan, kendine daima güvenen, kendini, başkalarını ve doğayı olduğu gibi kabul eden, insanlıkla özdeşim kurabilen, amacı araçtan daha önemli gören, müktedan, yaratıcı ve demokratik karakter sahibi insan; kendini gerçekleştirmiş insandır. Bizim eğitimciler olarak; eğitimin hedefi olan, kendini gerçekleştirmiş, sağlıklı ve mutlu insanlar yetiştirmemiz gerekir.
Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi
Temmuz 2001, Yıl 2 Sayı 17



KAYNAKÇA

Cüceloğlu, D. (1993) İyi Düşün Doğru Karar Ver,İstanbul:Sistem Yayıncılık.

Demirel, Ö.(1997) Eğitimde Program Geliştirme, Ankara:Usem Yayınları.

Kuzgun,Y.(1992)Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık,Ankara:ÖSYM Yayınları.

Senemoğlu N. ve Diğerleri (2000)Öğretmenlik Mesleğine Giriş,Ankara:Anı Yayınları.