PDA

Grafik Görünüm : hani...



gonca
02-09-2005, 09:19
HANİ;

Yıllar önce görmüşsündür onu – bir an için, tek bir kez: Ufacık. Belirsiz. Uçucu. Yalnızca, içinden, “ ne güzelsin” demişsindir; “kalsan ya biraz” bile diyemeden – zaten bilmiyorsundur bu deyimi o zamanlar.
Bir karışıklık ve geçip gidicilik içinde yalnızca: anlık bir görüntü. Bir görünüm, bir yüz, bir çehre – birkaç renk içinde. Esintili bozkır tepesinde ( bir tür bahardır ) ak bir kızıllık. Kötü bir çivit mavisi ve yapışkan bir beyaz içinde. Yanında sapsarı bir şey...
Geçip gitmiş, silik hep de silinen bir anı. Küçücük. Zorlukla anımsadığım ( o gün niye orada olduğun bile belirsizdir ), hiçbir anlam veremediğin; kavramak bir yana, daha nereye – hangi yerine – koyacağını bile bilmediğin bir an – ani bir anı olacak bir şey...

* * *

İşte, pencerenin camında yavaştan biriken buğu gibidir – gözünü tamamiyle kapayacak körlük - : görüşünü tamamiyle örtmeye yöneltmiştir; ama açık bakışının da hangi noktada olanaklı olduğunu ( baharın ne zaman ve nasıl geleceğini ) sana bildiren, yine O’ dur...

Sonra, işte yıllar sonra gelir; “İşte o benim” der – “bendim o işte...”



O’ dur işte: -
Birden parıldayıverir o eskimiş anı gözlerinin önünde; nasıl, nereden, sen bilmeden – niçin gittiğini bile anımsayamadığım o tepede ( aslında yıllar yıla orada oturmuşsundur ); aşağıda uzanan şehrin önünde, o’dur işte aydınlanıveren.

O anıyı da aslında epey sonra anımsarsın – pek de inanamadan : olguları saptamaya, ‘uygun gerçekliğe’ ulaşmaya çalışırsın her zamanki tavrınla: hayal mi kuruyorum? dersin. – Oysa , işte, o, tek, biricik, gerçek anındır; senin – kendini de – yeniden kurmanı gerektiren; ancak senin kurmanla ‘olgu’, ‘asıl’ ve gerçek olabilecek...

Gerçek olması, senin kurmanı gerektiren –

- en baştan; yeniden – yepyeni olmanı gerektiren.

Bilmediğimiz o yerler, o noktalar, dokunamadıklarımız...

<span style='color:purple'>Dokunamadığın noktalardan gelir yaşamının anlamı.


* * * En iç, en içten, en içteki sesine bile aykırı düşebilir mi kişi?- Düşer...</span>