bahar967
27-08-2009, 11:37
Sevgili Dostlar,
Bugün çok eski bir şarkıyı ve çarpıcı öyküsünü paylaşacağım sizlerle...
Anadolu Rockunun önemli isimlerinden Cem Karaca ' nın sınıf farkını, zengin kız -fakir erkek ayrımını ve toplumsal bazı yara ve açmazları anlatan gerçeklerin acı tadını anımsatan içli hazin ve buruk bir şarkısı : "Tamirci Çırağı"
Bu şarkıda Cem Karaca sanayide çalışan bir tamirci çırağının, arabasını yaptırmaya gelen bir bayana olan platonik aşkını anlatır... Anlatırken öyle cümleler kullanır ki, defalarca dinlenmesine rağmen, her dinlenişinde
ayrı bir tad bırakır...
http://www.youtube.com/watch?v=rtGpYYyGOkI
“Gönlüme bir ateş düştü, yanar ha yanar yanar / Umut gönlümün ekmeği, umar ha umar umar” sözleriyle başlar.
“Elleri ak yumuk yumuk, ojeli tırnakları”yla otomobilini tamire getiren kıza vurulur bizim çırak ve avuçlarındaki nasırları nereye saklayacağını bilemez. ..
" ...Gönlüme bir ateş düştü yanar ha yanar yanar / ümit gönlümün ekmeği umar ha umar umar / elleri ak yumuk yumuk, ojeli tırnakları / nerelere gizlesin şu avcum nasırları .."
Kız şahanedir: “Ayağında uzun etek dalga dalga saçları” diyerek tarif eder bizim çırak ...
" ...otomobili tamire geldi dun bizim tamirhaneye, / gorur gormez vurularak, basladim ben sevmeye, /ayaginda uzun etek, dalga dalga saclari, /ustam seslendi uzaktan "oglum al takimlari".
Arabayı geri verecekleri gün heyecanlıdır ve “cildi parlak, kağıt kaplı pahalı bir kitap”ta okuduğu hikayenin gerçek olmasını dileyerek süslenir:
" ...bir romanda okumuştum buna benzer bir şeyi / cildi parlak kağıt kaplı, pahalı bir kitaptı / ne olmuş nasıl olmuşsa aşık olmuştu genç kız / yine böyle bir durumda, tamirci çırağına .."
Tulumunu giymez, saçlarını “arkası kuşlu” aynasında tarar. Kızın kapıdan girişiyle yeni bir dönemin başladığına inanmaktadır.
" ...ustama dedim ki, bugün giymeyim tulumları / arkası kuşlu aynamda taradım saçlarımı / gelecekti bugün geri, arabayı almaya / o romandaki hayali, belki gerçek yapmaya "
Lakin girmesi için arabanın kapısını açtığında “hilal kaşlar” kalkar ve kızın dudaklarından o yıkıcı soru dökülür: “Kim bu serseri?”
" ....durdu zaman, durdu dünya, girdi içeri kapıdan / öylece bakakaldım, gözümü ayırmadan / arabanın kapısını açtım, açtım girsin içeri /kalktı hilal kaşları, sordu "kim bu serseri?" .."
Bizim çırak, gözündeki “tomurcuk yaşlar”ı saklamadan ağır ağır doğrulur. Ustası gelip sırtına vuracak, “unut romanları” diyecek ve ekleyecektir: “İşçisin sen, işçi kal! Giy tulumları…”
"....cekti gitti arabayla, egzozuna boguldum, / gozumde tomurcuk yaslar, agir agir dogruldum, / ustam geldi sirtima vurdu, unut dedi romanlari, /iscisin sen isci kal, giy dedi tulumlari..."
Bugün çok eski bir şarkıyı ve çarpıcı öyküsünü paylaşacağım sizlerle...
Anadolu Rockunun önemli isimlerinden Cem Karaca ' nın sınıf farkını, zengin kız -fakir erkek ayrımını ve toplumsal bazı yara ve açmazları anlatan gerçeklerin acı tadını anımsatan içli hazin ve buruk bir şarkısı : "Tamirci Çırağı"
Bu şarkıda Cem Karaca sanayide çalışan bir tamirci çırağının, arabasını yaptırmaya gelen bir bayana olan platonik aşkını anlatır... Anlatırken öyle cümleler kullanır ki, defalarca dinlenmesine rağmen, her dinlenişinde
ayrı bir tad bırakır...
http://www.youtube.com/watch?v=rtGpYYyGOkI
“Gönlüme bir ateş düştü, yanar ha yanar yanar / Umut gönlümün ekmeği, umar ha umar umar” sözleriyle başlar.
“Elleri ak yumuk yumuk, ojeli tırnakları”yla otomobilini tamire getiren kıza vurulur bizim çırak ve avuçlarındaki nasırları nereye saklayacağını bilemez. ..
" ...Gönlüme bir ateş düştü yanar ha yanar yanar / ümit gönlümün ekmeği umar ha umar umar / elleri ak yumuk yumuk, ojeli tırnakları / nerelere gizlesin şu avcum nasırları .."
Kız şahanedir: “Ayağında uzun etek dalga dalga saçları” diyerek tarif eder bizim çırak ...
" ...otomobili tamire geldi dun bizim tamirhaneye, / gorur gormez vurularak, basladim ben sevmeye, /ayaginda uzun etek, dalga dalga saclari, /ustam seslendi uzaktan "oglum al takimlari".
Arabayı geri verecekleri gün heyecanlıdır ve “cildi parlak, kağıt kaplı pahalı bir kitap”ta okuduğu hikayenin gerçek olmasını dileyerek süslenir:
" ...bir romanda okumuştum buna benzer bir şeyi / cildi parlak kağıt kaplı, pahalı bir kitaptı / ne olmuş nasıl olmuşsa aşık olmuştu genç kız / yine böyle bir durumda, tamirci çırağına .."
Tulumunu giymez, saçlarını “arkası kuşlu” aynasında tarar. Kızın kapıdan girişiyle yeni bir dönemin başladığına inanmaktadır.
" ...ustama dedim ki, bugün giymeyim tulumları / arkası kuşlu aynamda taradım saçlarımı / gelecekti bugün geri, arabayı almaya / o romandaki hayali, belki gerçek yapmaya "
Lakin girmesi için arabanın kapısını açtığında “hilal kaşlar” kalkar ve kızın dudaklarından o yıkıcı soru dökülür: “Kim bu serseri?”
" ....durdu zaman, durdu dünya, girdi içeri kapıdan / öylece bakakaldım, gözümü ayırmadan / arabanın kapısını açtım, açtım girsin içeri /kalktı hilal kaşları, sordu "kim bu serseri?" .."
Bizim çırak, gözündeki “tomurcuk yaşlar”ı saklamadan ağır ağır doğrulur. Ustası gelip sırtına vuracak, “unut romanları” diyecek ve ekleyecektir: “İşçisin sen, işçi kal! Giy tulumları…”
"....cekti gitti arabayla, egzozuna boguldum, / gozumde tomurcuk yaslar, agir agir dogruldum, / ustam geldi sirtima vurdu, unut dedi romanlari, /iscisin sen isci kal, giy dedi tulumlari..."